Gençlerde Öfke Patlamaları Neden Artıyor?
Okullarda Şiddet Neden Artıyor? Ergenlik, Madde Kullanımı ve Siber Zorbalık Gençleri Nasıl Etkiliyor?


Okullarda şiddet, ergenlik dönemi, madde kullanımı ve siber zorbalık günümüzde gençlerin karşı karşıya kaldığı en önemli risk alanları arasında yer alıyor. Uzmanlar özellikle ergenlik döneminde yaşanan nöropsikolojik değişimlerin, aile ve okul ortamındaki iletişim sorunlarıyla birleştiğinde şiddet davranışlarını artırabileceğine dikkat çekiyor. Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, gençlerin yaşadıkları sorunların çözülebileceğine inanmasının şiddet davranışını azaltan önemli bir koruyucu faktör olduğunu belirtiyor. Ona göre gençler kendilerini güvende ve anlaşılmış hissettiklerinde öfke ve saldırganlık yerine iletişimi tercih etme eğiliminde oluyor.
Güncel araştırmalar okul şiddetinin yalnızca bireysel bir problem olmadığını, aynı zamanda sosyal, kültürel ve psikolojik birçok faktörle ilişkili olduğunu gösteriyor. Dünya genelinde yapılan çalışmalar siber zorbalık vakalarının hızla arttığını ortaya koyarken bazı ülkelerde fiziksel şiddet olaylarında da artış gözleniyor. Türkiye’de de okullarda yaşanan şiddet olaylarının son yıllarda daha sık gündeme gelmesi, bu konunun eğitim politikaları ve aile yapısı açısından yeniden değerlendirilmesini gerekli kılıyor.
Ergenlik Dönemi Neden Riskli Bir Süreçtir?
Ergenlik dönemi yalnızca fiziksel değişimlerin yaşandığı bir süreç değil; aynı zamanda beynin gelişimi açısından da kritik bir dönem olarak kabul ediliyor. Prof. Dr. Nevzat Tarhan, ergenlik döneminde beynin karar verme ve dürtü kontrolünden sorumlu bölgesi olan prefrontal korteksin henüz tam olgunlaşmadığını belirtiyor. Planlama, risk değerlendirme ve davranış kontrolü gibi işlevlerin yönetildiği bu bölge gelişimini ancak 20’li yaşların ortalarına doğru tamamlıyor.
Bu nedenle ergenler bazen mantık dışı görünen davranışlar sergileyebiliyor. Bedensel gelişimin ruhsal gelişimin önüne geçmesi, ergenlerin duygularını yönetmesini zorlaştırabiliyor. Tarhan, bu nedenle bazı psikoloji literatürlerinde ergenlik döneminin “normal şizofrenik dönem” olarak tanımlandığını ifade ediyor. Ancak bu nöropsikolojik özelliklerin tek başına şiddeti açıklamadığını da vurguluyor. Aile ve okul ortamında adalet duygusunun korunması, açık iletişim ve güven ilişkisi gibi faktörlerin gençlerin davranışlarını önemli ölçüde şekillendirdiğini belirtiyor.
Adalet Algısı Bozulduğunda Şiddet Riski Artıyor
Gençlerin şiddete yönelmesinde en önemli psikolojik faktörlerden biri adalet algısı olarak gösteriliyor. Prof. Dr. Nevzat Tarhan, hem ailede hem de okulda adaletsizlik hisseden çocukların kendilerini güvende hissetmediğini ve bu durumun şiddet davranışlarını tetikleyebildiğini ifade ediyor.

Açık, şeffaf ve hesap verebilir bir sistemin olmadığı ortamlarda öğrencilerin aidiyet duygusunun zayıfladığını belirten Tarhan, öğretmenlerle kurulan güven ilişkisinin de zarar görebileceğini dile getiriyor. Öğrenciler kendilerini haksızlığa uğramış hissettiklerinde öfke biriktirebiliyor ve zamanla bu duygular saldırgan davranışlara dönüşebiliyor.
Tarhan’a göre gençlerin sorunlarının çözülebileceğine inanması, şiddet davranışını azaltan en güçlü psikolojik mekanizmalardan biri. Kendini ifade edebileceği güvenli bir alan bulan gençler, öfke yerine iletişimi tercih edebiliyor.
Madde Kullanımı Şiddet Davranışını Nasıl Etkiliyor?
Ergenlik döneminde riskli davranışları artıran faktörlerden biri de alkol ve madde kullanımı. Prof. Dr. Nevzat Tarhan, bağımlılık yapan maddelerin beynin “fren mekanizması” olarak tanımlanan sistemlerini baskıladığını belirtiyor.
Beynin dürtü kontrolünden sorumlu bölgesi zayıfladığında kişinin düşünmeden hareket etme ihtimali artıyor. Bu durum özellikle öfke kontrolünü zorlaştırabiliyor. Tarhan, madde kullanımının beynin ön bölgesindeki kontrol mekanizmasını devre dışı bırakarak kişinin düşünmeden konuşmasına veya hareket etmesine neden olabildiğini ifade ediyor.
Madde kullanımı aynı zamanda beynin ödül sistemiyle de yakından ilişkili. Dopamin salgısının artması kısa vadeli haz duygusunu güçlendirirken uzun vadeli düşünme becerilerini zayıflatabiliyor. Bu nedenle özellikle ergenlik döneminde madde kullanımının şiddet davranışı riskini artırdığı belirtiliyor.
Siber Zorbalık Gençlerde Şiddeti Normalleştirebilir
Dijital teknolojilerin yaygınlaşmasıyla birlikte siber zorbalık da gençler arasında hızla artan bir sorun haline geldi. Sosyal medya ortamında anonimlik hissi, bazı bireylerin gerçek hayatta sergilemeyecekleri davranışları daha kolay göstermesine neden olabiliyor.
Prof. Dr. Nevzat Tarhan, çevrimiçi ortamda oluşan anonimlik duygusunun gençlerde bir tür “cesaret etkisi” oluşturduğunu belirtiyor. Bu durum şiddetin ve saldırgan davranışların normalleşmesine yol açabiliyor. Yüz yüze iletişimde kullanılan “dur, düşün, sonra harekete geç” mekanizmasının dijital ortamda zayıflaması, siber zorbalığın yayılmasını kolaylaştırabiliyor.
Sosyal medya üzerinden yapılan hakaret, tehdit ve dışlama gibi davranışların gençlerin psikolojik sağlığını olumsuz etkilediği ve depresyon riskini artırdığı da birçok araştırmada ortaya konmuş durumda.
Travmaya Duyarlı Okul Modeli Nedir?
Okullarda şiddet olaylarının artmasıyla birlikte bazı ülkelerde yeni eğitim modelleri geliştirilmeye başlandı. Prof. Dr. Nevzat Tarhan, özellikle ABD’de “travmaya duyarlı okul” modelinin giderek yaygınlaştığını ifade ediyor.
Bu modelde yalnızca akademik başarı değil; öğrencilerin sosyal ve duygusal gelişimi de eğitim sisteminin bir parçası olarak ele alınıyor. Mindfulness uygulamaları, empati eğitimi ve duygusal farkındalık çalışmaları öğrencilerin psikolojik dayanıklılığını artırmayı hedefliyor.
Tarhan, psikolojik sağlamlığı yüksek olan bir çocuğun hem kendi içindeki öfkeyi yönetebildiğini hem de başkalarının şiddetine karşı daha dirençli olabildiğini belirtiyor.
Şiddetin Önlenmesinde Aile ve Okul İş Birliği
Uzmanlara göre okul şiddeti yalnızca eğitim kurumlarının çözebileceği bir problem değil. Aile ortamındaki iletişim biçimi, ebeveynlik tutumları ve toplumsal normlar da gençlerin davranışlarını doğrudan etkiliyor.
Prof. Dr. Nevzat Tarhan, özellikle sıcak, tutarlı ve sınır koyabilen ebeveynlik tarzının çocukların dürtü kontrolünü geliştirdiğini ifade ediyor. Açık iletişimin bulunduğu aile ortamlarında çocukların öfke ve stresle başa çıkma becerileri daha güçlü oluyor.
Gençlerin sosyal ve duygusal becerilerini geliştiren eğitim programlarının yaygınlaşması, empati eğitimi ve psikolojik sağlamlık çalışmalarının müfredata dahil edilmesi ise uzun vadede şiddetin azaltılmasında önemli rol oynayabiliyor.



