Umudunuza izin verin, Sizin Elinizde…

“Umutsuzluk nedeniyle korkup kaçma. Umut umutsuzluğun ötesindedir. Aş, yürü, geç onu. Karanlık geçidin ötesinde ışık bulacaksın.” Andre Gıde
İnsan ilginç ve kendine has bir canlı, öleceğini bilip sanki hiç ölmeyecekmiş gibi yaşayan… Yaşarken sanki hiçbir şey sona ermeyecek, hiç ölmeyecek, etrafımızdaki bütün bu düzen ve kâinat hiç bozulmayacakmışçasına yaşıyoruz. Diğer yandan da biraz daha derine baktığımızda “anlam arayışında” olan bir canlı türüyüz.
Umut kavramı ile ilgili olarak yüzyıllardır birçok disiplinde birçok araştırma yapılmıştır. Sevdiğim tanımlarından biri de şöyledir: “İnsanın kişisel yaşamındaki olay ve durumlarla ilgili olumlu sonuçlar çıkabileceği ihtimaline dair duygusal inancı”. Bana göre “umut” akıl, hayal, duygu ve inancın birleşimidir. Kansas Üniversitesi araştırmacılarından C. R. Snyder umudun bir duygu değil bir düşünce biçimi, düşünsel bir süreç olduğunu söyler. Duygular destekleyici rol oynar ancak umut düşünsel prosestir ki kendisi bunu, “hedef – yol – vasıta” üçlemesi ile açıklamıştır. Buradan bakıldığında umudu, gerçekçi ve ulaşılabilir hedefler koyma becerisi; hedefe varmada esnek olmak, alternatif yöntem ve yollar geliştirebilmek ve nasıl yapabileceğine dair bir planımızın olması, en önemlisi de kendimize olan inancımızın güçlü olması diye özetleyebiliriz. Umut, hayal kurma, hedefler koyma, azimli olma ve onlara ulaşmada ısrarlı olmanın birleşiminden oluşmaktadır. Bence bu birleşimin orkestra şefi de beyindir.
Umut ve Beyin İlişkisi
Biz insanlar olarak maalesef çoğunlukla “şikayet” ile haşır neşir olma tuzağına çokça düştüğümüz için inat ediyor, bahaneler buluyor, saplanıp kalıyor, kurduğumuz konfor alanlarında debelenip, kısır döngülerin içine hapsediyoruz kendimizi… Bu durum zehir gibi aslında, yavaş yavaş bizi öldürebiliyor. Ancak görmemiz gereken durum bence beyin dediğimiz organımızın gücü…
Umut tanımlarının çoğunda varılan nokta duygusal inanç olduğu için beynin duygu devresinden de kısaca bahsedebiliriz. Beynin duygu devresi son derece karmaşık olup prefrontal kortex, amygdala, hipokampus, anterior singulat korteks ve insuler korteks yapılarını içerir. Tüm bu yapılar duygusal bilgi ve davranışları üretmek ve işlemek için çalışır. Beynin limbik sistemi, duyguların biçimini belirlemede büyük etkiye sahiptir. Bütün bunlara ek olarak olumlu ve olumsuz ruh halleri beyin kimyasallarından da etkilenmektedir. Yapılan çalışmalar bazı hormonların (kortizol, adrenalin, oksitosin) mutluluk ve ruh hali üzerinde etkili olduğunu ileri sürmektedir. Bu bağlamda mutluluk, büyük ölçüde kimyasal bir deneyimdir. Umut ve mutlu olma ilişkisine baktığımızda, mutlu olmanın yolu umut ile paralel diyebiliriz. O yüzden olumlu bakış açısı ve mutlu olmak için, “umut” öğrenilebilir, geliştirilebilir ve yönetilebilir bir duygu durumudur. Hatta son yıllarda pozitif psikoloji de umut terapisi metodu yer almaya başlamıştır. “Daha önce yaptım, yine yapabilirim” çıkış noktası ile üzerinde çalışılarak, kişinin geçmiş deneyimlerinden yola çıkılarak geleceğe yönelik bir bakış, inanç ve bunları geçekleştirebilecek irade disiplini oluşturulabilir. Onun için geçmişte, neleri başardık, neleri iyi yapabildik, bunlara odaklanmak, motivasyonu yüksek tutmak gerekir.
Umut Boş ve Eylemsiz Bir Hayalperestlik Değildir!
Hepimizin hayatında zor virajlar, zor yollar, zor dönemler olmuştur beki olmaya da devam ediyordur. Hayatımda ilk defa böyle bir zorlu virajdan geçerken “umudun” beni nasıl güçlü kıldığını, nasıl dimdik tuttuğunu deneyimliyorum. Ve bu öyle bir hal ki, sanki genlerimde varmış gibi doğal, sakin, dingin ve güven verici… Bir durup baktım, “nasıl oldu bu?” diye… Geldiğim noktada kendime yanıtım, “deneyimlerim” oldu. Geriye dönüp umut ettiğim şeylere ve sonuçlarına baktım. Kendime şu soruları sordum: Umut ettiklerin gerçekleşti mi? (Hayır, hepsi elbette gerçekleşmedi.) Umut etmekten vazgeçtin mi? (Hayır, nasıl olduysa umuda hiç küsmemişim.) Umut hiç tükendi mi? (Hayır, nasıl bir kaynağı varsa, sonsuz bir kaynak bile denilebilir.) Tabii bir de hayallerim vardı. Umut eylemsiz bir hayalperestlik değildir ancak hayal kurmayı da gerektirir. Peki nasıl? Bunu şöyle özetleyebilirim: Luc Bovens, umudun bilinçli pozitif düşünceler veya arzu edilen sonuca dair “zihinsel bir hayal etme” gerektirdiğini de savunur: Yani; istenilen sonucun gerçekleştiğine dair “hayal kurmayı”.
Umut İnsanın İradesinde ve Bilincinde Gizlidir.
Psikanilst Erich Fromm, “Umut, istemek, istekleri gerçekleştirmek için yeni yollar bulmak ve vazgeçmemektir. Bu nedenle yaşamda karşılaşılan güçlüklerle baş etmede, olumsuz koşulları iyileştirmede ve hayalleri gerçek kılmada umutlu olmak çok önemlidir. Umut etmek, bir var olma durumudur. Yoğun, ancak henüz harcanmamış etkin olma durumunun içsel olarak hazır olmasıdır. Umut, yaşamaya ve büyümeye eşlik eden, onunla birlikte bulunan bir ruhsal öğedir. Umut yok olduğunda, yaşam olgusal ya da potansiyel olarak sona ermiştir. Umut, yaşamın doğasında, insan ruhunun dinamiğinde var olan bir öğedir.” der.
Yani umut dediğimiz şey pasif şekilde bir şeyleri beklemek değildir. İçinde aktif olmayı ve hedefine ulaşmayı barındırır. İçindeki sıkıntılardan kurtulmak için yol arama, yolu bulma ve bu yolun sona varabileceğine inanmak önemlidir. Dolayısıyla da umut dediğimiz şey hem bir düşünce hem de duygudur. Aynı zamanda da inançtır. O sıkıntıdan kurtulacağımıza ya da istediklerimize ulaşacağımıza inanmadır. Umut ciddi bir enerji kaynağıdır. Umut varsa çabalamak ve cesaret vardır. Umut aslında bir eyleme geçişin anahtarıdır, hayallerimiz için..
Umut, yaşama karşı bir inanç ifadesidir ve sabır, kararlılık ve cesaret gibi daha pratik eğilimlerin temelidir. Bize yalnızca hedefleri değil, aynı zamanda o hedeflere ulaşmak için gerekli olan motivasyonu da sağlar. Tanrıbilimci Martin Luther’in dediği gibi, “Dünyada elde edilmiş olan her şey, umutla elde edilmiştir.” Umut, yalnızca geleceğe işaret etmekle kalmaz, ayrıca, zor zamanlarımız süresince bizi ayakta tutarak, güçlükleri baş etmesi kolay hale getirir.
Aslında umut, cesarettir. İnandığın ihtimalin sonucunu görmek için harekete geçmek gerekir. Bu noktadan bakılırsa umut kavramı, ister felsefenin, ister psikolojinin konusu olarak irdelensin, en net ve somut biçimiyle bence inanmak ile ilgilidir. Umut etmek, gücün tümden yittiği bir noktada yeniden ayağa kalkmak için insanın taşıdığı güç anlamına gelir. Umut, birçok insanın insanlığın evriminden bu yana anlamakta zorlandığı ve günlük yaşamların içinde uygulamak için mücadele ettiği bir kavramdır. Umut temel olarak bilişseldir ancak gelecekte elde etmek istediğimiz şeylerin peşinden gitme motivasyonunu sağlayan duygusal bir yanı da vardır. Umduğumuz sonucun gerçekleşmeme ihtimalinin korkusu olsa bile umuttan kendimizi alıkoyamıyoruz.
Umut Geçmişte Öğrenilir, Şimdi de Doğar, Yetkileri Yaratımda ve Gelecektedir.
Umut, pek çok farklı tanım ve ifade ile ortaya konulan bir olgu olarak, yaşamın her noktasında her anında; sanatın içinde, doğanın özünde ham haliyle yer alır. Doğada karmaşa, mutluluk, huzur, sakinlik, derinlik gibi pek farklı duygular tek bir bakış ile hissedilebilir. Umut geçmişte öğrenilir, anın şartları içerisinde geleceği işaret eder. Şu an için kişiye belli bir yön verir, motivasyonunu canlı tutar, yapmak istediği şey için harekete geçirir. Mevcut duruma dair hoşnutsuzluğu, rahatsızlığı ortadan kaldırmak, geleceğe dair kararlar vermek üzerine kuruludur. Bir bakıma umut kavramı ile gelecek inşa edilir. Victor Frankl’ın, “İyi olma duygusu veren ve kişiyi harekete geçirmek için güdüleyen bir özellik” olarak tanımladığı umut duygusu, insanı hayata bağlayan en önemli unsurlardan biridir. Bir insan ancak umudu olduğu sürece hayata bağlı kalabilir. Ne zamanki umudu biter, insan hayatının da bir niteliği kalmamış olur.
Umudu, hayatımıza daha işlevsel katkı sunacak şekilde nasıl geliştirebiliriz?
Yazımın girişinde de bahsettiğim Umut Teorisi’ni ortaya atan Snyder’e göre umut, geçmiş, şimdi ve gelecek için hedefler belirleme, hedefe ulaşabilmek için uygun yolları planlayabilme ve belirlenen hedeflere ulaşabilme olmak üzere birbiriyle ilişkili üç bileşenden oluşmaktadır. Umut teorisi, umutlu insanların hedeflerine erişmede izleyebilecekleri birçok yol inşa ettiklerini, farklı bakış açıları ve alternatif yollar geliştirebildiklerini öne sürmektedir. Teoriye göre bu insanlar karşılarına engellerin çıkabileceğinin farkında olmakla birlikte engellerle karşılaştıklarında hedeflerine farklı yollarla nasıl ulaşabileceklerine dair alternatif eylem planları da çıkarmaktadır.
Hedeflerinizi belirleyin: Neyi başarmak istiyorsunuz, amacınız, isteğiniz ne bu soru üzerinde düşünün. Umut teorisine göre ulaşılmak istenen hedefler net, ölçülebilir ve bir son tarihe sahip olmalı. Gerçekçi hedefler belirleyip bunları yazdıktan sonra bu hedefe ulaştığınızda nasıl hissedeceğinizi de yazmalısınız. Bu, size aynı zamanda o hedefe ulaşmada ne kadar istekli olduğunuzu gösterecek ve motivasyonunuzu kaybettiğinizde bu isteğinizi size yeniden hatırlatacaktır.
Yol haritanızı çıkartın: Hedefe giderken izleyeceğiniz bir pusulanızın, yol haritanızın olması sizi harekete geçirmek için oldukça önemli. Ana hedeflerinizi, ikincil hedeflerinizi, nasıl bir yol izleyeceğinizi, A planınız olmazsa B,C,D… planlarınızın neler olacağını tek tek yazın. Tıpkı hedefler gibi yol haritanızın da gerçekçi ve uygulanabilir olmasına dikkat etmelisiniz. Unutmayın, “eylem planı bulunmayan bir hedef, ancak bir hayal olur.”
İç ve dış engellerin farkında olun: Engeller, pürüzler, sorunlar hep olacaktır. Önemli olan bu engellere farkındalıkla bakabilmeniz. Bu engeller iç ve dış kaynaklardan gelebilir burada önemli olan tek kural umutlu insanların ihtimal dahilinde olan bu engelleri zihinlerinde canlandırmaları ve bunlarla başa çıkmak için planlar yapabilmeleridir.
Umudunu öğrenebilir, ona izin verip eyleme geçmekten korkmadığımızda, şikayet kıskacına düşmez, zorlukları belki de daha kolaylıkla aşabiliriz.
“Umut, geliştirilebilir ve bulaşıcı bir duygudur. Umudun tersi umutsuzluk değil korkmaktır.”
(Orval Hobart Mowrer)




Yazını okurken sanki o güzel sesinle karşılıklı sohbet ediyoruz gibi hisettim. Yine o kadar yalın, net ifadeler ile anlatmışsın ki, yazılarını okumak çok keyifli. Zihnine ve parmaklarına sağlık diliyorum.