Yaz Aylarında Migren Atakları Neden Artıyor?
Uzmanından Baş Ağrısını Azaltan 7 Etkili Öneri


Yaz aylarında migren, baş ağrısı, migren atakları, sıcak havalarda baş ağrısı, migren belirtileri ve migren tedavisi yaz mevsiminde en çok araştırılan sağlık konularının başında geliyor. Hava sıcaklıklarının yükselmesiyle birlikte birçok kişi yalnızca bunaltıcı sıcaklarla değil, giderek sıklaşan baş ağrılarıyla da mücadele etmek zorunda kalıyor. Özellikle migren hastalarında dehidratasyon, yoğun güneş ışığı, ani sıcaklık değişimleri ve hava basıncındaki dalgalanmalar atakların hem sıklığını hem de şiddetini artırabiliyor. Memorial Antalya Hastanesi Nöroloji Bölümü’nden Uzm. Dr. Özden Yener Çakmak, yaz döneminde görülen migren ataklarının yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürebildiğini belirtirken, doğru önlemler ve uygun tedavi planlamasıyla bu sürecin büyük ölçüde kontrol altına alınabileceğini ifade ediyor.
Yaz aylarında migren neden daha sık görülüyor?
Migren yalnızca genetik yatkınlıktan kaynaklanan bir hastalık değil; çevresel faktörlerden de güçlü şekilde etkileniyor. Yaz mevsiminde yükselen hava sıcaklığı, güneş ışınlarının yoğunluğu ve terlemeye bağlı sıvı kaybı migreni tetikleyen en önemli nedenler arasında yer alıyor.
Uzm. Dr. Özden Yener Çakmak, sıcak havalarda damarların genişlemesiyle birlikte migren ataklarının daha kolay ortaya çıkabildiğini belirtiyor. Vücudun susuz kalması ise beyin dolaşımını etkileyerek baş ağrısını tetikleyen mekanizmaları harekete geçirebiliyor.
Özellikle günün sıcak saatlerinde uzun süre dışarıda kalan kişilerde migren ataklarının daha sık görülmesi bu nedenle şaşırtıcı değil.
Migren belirtileri sıcak havalarda daha şiddetli olabiliyor
Yaz döneminde yaşanan migren atakları çoğu zaman klasik baş ağrısından farklı seyrediyor.
Uzm. Dr. Özden Yener Çakmak’a göre migren sırasında görülebilen belirtiler arasında;
- Tek taraflı ve zonklayıcı baş ağrısı,
- Işık hassasiyeti,
- Ses hassasiyeti,
- Bulantı ve kusma,
- Baş dönmesi,
- Aura olarak adlandırılan görme bozuklukları,
- Halsizlik,
- Konsantrasyon güçlüğü,
- Boyun ve omuz kaslarında gerginlik yer alıyor.

Özellikle daha önce migren tanısı bulunan kişilerde yaz aylarında bu belirtiler daha uzun sürebiliyor ve günlük yaşamı önemli ölçüde etkileyebiliyor.
Baş ağrısını sıradan bir yaz sorunu sanmayın
Sıcak havalarda gelişen her baş ağrısı masum olmayabiliyor.
Uzm. Dr. Özden Yener Çakmak, migren ataklarının normalden daha sık görülmeye başlaması, ağrıların şiddetlenmesi veya görme kaybı, konuşma güçlüğü, uyuşma gibi nörolojik belirtilerin eklenmesi halinde mutlaka nöroloji uzmanına başvurulması gerektiğini vurguluyor.
Çünkü bu belirtiler yalnızca migrene değil, farklı nörolojik hastalıklara da işaret edebiliyor.
Yaz aylarında migren tedavisi değişebilir
Migren tedavisinde yalnızca atak sırasında kullanılan ilaçlar yeterli olmayabiliyor.
Uzm. Dr. Özden Yener Çakmak, özellikle kronik migren hastalarında yaz döneminde koruyucu tedavilere daha fazla ihtiyaç duyulabildiğini belirtiyor.
Doktor kontrolünde planlanan koruyucu ilaç tedavileri ya da botulinum toksin (botoks) uygulamaları, yaz aylarında sıklaşan atakların belirgin şekilde azalmasına katkı sağlayabiliyor.
Tedavinin kişiye özel planlanması ise başarılı sonuç alınmasında en önemli kriterlerden biri olarak öne çıkıyor.
Sinir blokajı tedavisi hangi hastalarda uygulanıyor?
Son yıllarda migren tedavisinde öne çıkan yöntemlerden biri de sinir blokajı uygulamaları.
Uzm. Dr. Özden Yener Çakmak, klasik tedavilere rağmen yeterli fayda göremeyen kronik migren hastalarında bu yöntemin etkili bir seçenek oluşturduğunu ifade ediyor.
Tedavi sırasında ense ve baş bölgesindeki belirli sinirlere lokal anestezik ilaç uygulanarak ağrı sinyallerinin beyne iletilmesi geçici olarak engelleniyor.
Poliklinik şartlarında gerçekleştirilen bu işlem sonrasında birçok hastada migren ataklarının hem sıklığında hem de şiddetinde belirgin azalma görülebiliyor. Bazı kişilerde ise rahatlama haftalar hatta aylar boyunca devam edebiliyor.
Yazın migren ataklarını azaltmak için bu önerilere dikkat edin
Yaz sıcakları tamamen kontrol edilemese de migreni tetikleyen birçok faktör önlenebiliyor.
Uzm. Dr. Özden Yener Çakmak’ın önerileri şöyle sıralanıyor:
1. Gün boyunca düzenli su tüketin
Migrenin en önemli tetikleyicilerinden biri sıvı kaybı. Susamayı beklemeden gün boyunca yaklaşık 2,5-3 litre su tüketmek vücudun sıvı dengesini korumaya yardımcı oluyor.
2. Güneşten korunmayı ihmal etmeyin
Özellikle saat 11.00 ile 16.00 arasında doğrudan güneş altında kalmamak gerekiyor. Şapka ve UV korumalı güneş gözlüğü kullanmak da migren ataklarının tetiklenmesini azaltabiliyor.
3. Öğün atlamayın
Kan şekerindeki ani düşüşler migreni tetikleyebiliyor.
Uzm. Dr. Çakmak, düzenli beslenmenin önemine dikkat çekerken; işlenmiş gıdalar, aşırı kafein, çikolata ve alkol gibi kişisel tetikleyicilerin mümkün olduğunca sınırlandırılmasını öneriyor.
4. Atak başladığında uygun ortam oluşturun
Migren atağı başladığında sessiz, karanlık ve serin bir odada dinlenmek birçok hastada ağrının hafiflemesine katkı sağlayabiliyor.
Soğuk kompres uygulaması da destekleyici yöntemlerden biri olarak öneriliyor.
5. Uyku düzeninizi bozmayın
Yaz tatillerinde değişen uyku saatleri migren hastaları için önemli bir risk oluşturuyor.
Her gün benzer saatlerde uyuyup uyanmak, beynin biyolojik ritmini koruyarak atakların azalmasına yardımcı olabiliyor.
6. Ani sıcaklık değişimlerinden kaçının
Klimalı ortamdan doğrudan kavurucu sıcaklığa çıkmak ya da tam tersi ani sıcaklık geçişleri migreni tetikleyebiliyor.
Bu nedenle ortam değişikliklerinin mümkün olduğunca kontrollü yapılması öneriliyor.
7. Ağrı kesicileri bilinçsiz kullanmayın
Sık ağrı kesici kullanımı zamanla “ilaç aşırı kullanımına bağlı baş ağrısı” gelişmesine neden olabiliyor.
Bu nedenle migren ilaçlarının mutlaka nöroloji uzmanının önerdiği şekilde kullanılması gerekiyor.
Yazın baş ağrınızı önemseyin
Yaz aylarında ortaya çıkan her baş ağrısını sıcak havaya bağlamak doğru olmayabilir. Özellikle migren hastalarında sıklaşan ataklar yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürebiliyor. Uzm. Dr. Özden Yener Çakmak, düzenli sıvı tüketimi, güneşten korunma, kaliteli uyku ve dengeli beslenmenin migren kontrolünde temel basamaklar olduğunu belirtirken; atakların şiddetlenmesi, yeni nörolojik belirtilerin eklenmesi veya günlük yaşamı belirgin şekilde etkilemesi halinde vakit kaybetmeden nöroloji uzmanına başvurulmasının büyük önem taşıdığını ifade ediyor. Erken değerlendirme sayesinde hem doğru tedavi planlanabiliyor hem de migrenin yaşam üzerindeki olumsuz etkileri önemli ölçüde azaltılabiliyor.



