Genel Sağlık

Ailede Kanser Varsa Risk Artıyor mu?

Kalıtsal kanser riski taşıyan kişilerde erken tarama hayat kurtarıyor, uzmanlar özellikle genç yaşta görülen kanser öykülerine dikkat çekiyor

Prof. Dr. Okan Kuzhan

Kanserde ailesel risk ve kalıtsal kanser belirtileri son yıllarda en çok araştırılan sağlık başlıkları arasında yer alıyor. Uzmanlara göre her ailede görülen kanser vakası doğrudan genetik geçiş anlamına gelmese de, bazı aile öyküleri ciddi risk sinyalleri taşıyabiliyor. Özellikle genç yaşta ortaya çıkan kanser vakaları, aynı ailede birden fazla kişide benzer kanser türlerinin görülmesi ya da nadir tümörlerin ortaya çıkması durumunda erken tarama programları büyük önem taşıyor.

Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Okan Kuzhan, her 10 kanser vakasından yaklaşık birinin kalıtsal özellik taşıdığına dikkat çekerek, aile öyküsünün doğru değerlendirilmesinin erken tanı açısından kritik rol oynadığını belirtiyor.

Her Ailede Görülen Kanser Kalıtsal mı?

Kanser, dünya genelinde en sık görülen sağlık sorunlarından biri olmaya devam ediyor. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre her yıl milyonlarca kişiye yeni kanser tanısı konulurken, Türkiye’de de her yıl yüz binlerce yeni vaka ortaya çıkıyor. Ancak uzmanlara göre tüm kanserlerin nedeni yalnızca genetik faktörler değil.

Prof. Dr. Okan Kuzhan, çevresel etkenlerin ve yaşam tarzının kanser gelişiminde önemli rol oynadığını belirtirken, bazı kişilerde genetik yatkınlığın belirleyici olabileceğini ifade ediyor. Kuzhan’a göre özellikle meme kanseri, kolon kanseri, yumurtalık kanseri, prostat kanseri, mide kanseri ve tiroit kanseri gibi bazı türlerde ailesel geçiş daha sık görülebiliyor.

genetik, aile, kanser,Ancak uzmanlar, ailede kanser öyküsü bulunmasının her zaman kalıtsal kanser sendromu anlamına gelmediğini de vurguluyor.

Kalıtsal Kanser Riskinin 5 Kritik İşareti

“Kanser aileden geçer mi?” sorusu özellikle birinci derece yakınlarında kanser öyküsü bulunan kişiler tarafından sık araştırılıyor. Uzmanlara göre bazı belirtiler genetik risk açısından daha dikkat çekici kabul ediliyor.

Prof. Dr. Okan Kuzhan, kalıtsal kanser riskine işaret edebilecek durumları şöyle sıralıyor:

  • Aynı ailede birden fazla kişide kanser görülmesi
  • 35 yaş altında ortaya çıkan kanser vakaları
  • Aynı kişide birden fazla farklı kanser türü gelişmesi
  • İki taraflı organ kanserleri görülmesi
  • Nadir tümörlerin ortaya çıkması

Kuzhan, bu tür durumlarda genetik danışmanlık ve kişiye özel tarama planlarının önem kazandığını belirtiyor.

Erken Tarama Kalıtsal Kanserlerde Hayat Kurtarıyor

Uzmanlara göre kalıtsal risk taşıyan kişilerde erken yaşta başlayan taramalar, kanserin henüz belirti vermeden saptanabilmesini sağlayabiliyor.

Prof. Dr. Okan Kuzhan, ailesel kanser riski bulunan kişilerde taramaların genellikle ailede hastalığın görüldüğü yaştan 5 ila 10 yıl önce başlatıldığını ifade ediyor. Bu yaklaşım sayesinde özellikle meme, kolon ve prostat kanserlerinde erken tanı şansının ciddi şekilde arttığını söylüyor.

Uzmanlara göre erken tanı yalnızca tedavi başarısını artırmıyor, bazı kanser türlerinde hastalığın ortaya çıkmasını da önleyebiliyor.

Meme Kanseri Taraması Ne Zaman Başlamalı?

Ailesinde meme kanseri bulunan kadınlarda risk değerlendirmesi büyük önem taşıyor. Özellikle anne veya kız kardeş gibi birinci derece yakınlarda meme kanseri öyküsü bulunuyorsa tarama programları daha erken yaşta başlayabiliyor.

Prof. Dr. Okan Kuzhan, risk grubundaki kadınlarda mamografi taramalarının genellikle 30-35 yaş aralığında planlandığını belirtiyor. Bazı kişilerde meme MR görüntülemesinin de sürece eklenebileceğini ifade ediyor.

Kolon ve Prostat Kanserinde Aile Öyküsü Önemli

Kolon kanseri aile öyküsü bulunan kişilerde kolonoskopi taramalarının daha erken yaşta yapılması öneriliyor. Uzmanlara göre özellikle ailede 50 yaş altında kolon kanseri görülmüşse risk artabiliyor.

Prof. Dr. Okan Kuzhan, kolon kanseri taramalarının çoğu zaman ailedeki en erken vakadan yaklaşık 10 yıl önce başlatıldığını belirtiyor. Kolonoskopinin risk durumuna göre belirli aralıklarla tekrarlandığını ifade ediyor.

Prostat kanserinde de benzer bir yaklaşım uygulanıyor. Babasında veya erkek kardeşinde prostat kanseri bulunan erkeklerde PSA testi ve rektal muayene gibi kontroller daha erken yaşlarda başlayabiliyor.

Genetik Test Herkes İçin Gerekli mi?

Son yıllarda genetik testlere olan ilgi artsa da uzmanlar bu testlerin herkes için gerekli olmadığını belirtiyor.

Prof. Dr. Okan Kuzhan, BRCA1, BRCA2 ve benzeri gen mutasyonlarının bazı kişilerde kanser riskini artırabileceğini ancak bunun kesin hastalık anlamına gelmediğini vurguluyor. Kuzhan’a göre yalnızca merak nedeniyle yapılan testler bazen gereksiz kaygıya yol açabiliyor.

Uzmanlar bu nedenle genetik test kararının mutlaka hekim değerlendirmesi ve genetik danışmanlık eşliğinde verilmesi gerektiğini ifade ediyor.

Çevresel Faktörler de Risk Oluşturabiliyor

Uzmanlara göre bazı ailelerde sık görülen kanserlerin nedeni genetik değil, ortak çevresel maruziyetler olabiliyor. Özellikle sigara, sağlıksız beslenme, hava kirliliği ve bazı kimyasal maddeler uzun vadede kanser riskini artırabiliyor.

Youtube Editörün Gözünden LinkProf. Dr. Okan Kuzhan, asbest maruziyetine bağlı gelişen mezotelyoma örneğini vererek aynı çevrede yaşayan bireylerin benzer risklerle karşı karşıya kalabileceğini söylüyor.

Uzmanlara göre ailesinde kanser öyküsü bulunan kişilerin paniğe kapılmadan, bilinçli şekilde risk değerlendirmesi yaptırması ve düzenli kontrollerini aksatmaması erken tanı açısından büyük önem taşıyor.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu

Reklam Engelleyici Algılandı

Lütfen reklam engelleyiciyi devre dışı bırakarak bizi desteklemeyi düşünün