Ruh Sağlığı

Şizofrenide En Büyük Tehlike Hastalık Değil, Damgalama!

Uzmanlardan Damgalamaya Karşı Kritik Uyarı

Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Hüsnü Erkmen

Şizofreni belirtileri, şizofreni tedavisi ve şizofreni neden olur soruları son yıllarda internette en çok araştırılan psikiyatrik konular arasında yer alırken, uzmanlar toplumda hastalığa dair çok sayıda yanlış bilgi bulunduğuna dikkat çekiyor. Özellikle “şizofreni hastaları tehlikeli mi?”, “şizofreni tamamen iyileşir mi?” ve “şizofreni genetik mi?” gibi sorular sıkça gündeme gelirken, uzmanlara göre hastalık hakkında oluşan damgalayıcı yaklaşım tedavi sürecini olumsuz etkileyebiliyor. Şizofreninin yalnızca bir ruhsal durum değil, beynin işleyişini etkileyen ciddi bir sağlık sorunu olduğunu belirten uzmanlar, erken tanı ve düzenli tedaviyle hastaların sosyal yaşamlarını sürdürebileceğini ifade ediyor.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Hüsnü Erkmen’e göre şizofreni, toplumda çoğu zaman yanlış anlaşılan hastalıkların başında geliyor. Prof. Dr. Erkmen, halk arasında sıkça “kişilik bölünmesi” ya da “akıl hastalığı” olarak tanımlanan şizofreninin aslında düşünce, algı ve davranış bütünlüğünü etkileyen bir beyin hastalığı olduğunu ifade ediyor.

Şizofreni Nedir, En Sık Hangi Belirtilerle Ortaya Çıkar?

Şizofreni, kişinin gerçeklik algısında bozulmaya neden olabilen kronik psikiyatrik hastalıklar arasında yer alıyor. Prof. Dr. Hüsnü Erkmen’e göre hastalık; hezeyan olarak adlandırılan gerçek dışı inançlar, çevresel algı bozuklukları ve işlev kaybıyla kendini gösterebiliyor. Özellikle kişinin takip edildiğini düşünmesi, çevresindeki insanlardan zarar göreceğine inanması ya da kendisini aşırı önemli biri olarak görmesi en sık karşılaşılan belirtiler arasında bulunuyor.

PsikiyatriUzmanlara göre süreç ilerledikçe sosyal hayattan uzaklaşma, içe kapanma, okul veya iş performansında belirgin düşüş gibi belirtiler ortaya çıkabiliyor. Ancak toplumdaki yaygın inanışın aksine, şizofreni hastalarının büyük çoğunluğu saldırgan davranış göstermiyor. Prof. Dr. Hüsnü Erkmen, araştırmaların şizofreni hastalarının sanıldığı kadar yüksek oranda şiddet eğilimli olmadığını ortaya koyduğunu belirtiyor.

Şizofreni Genetik Mi? Erkeklerde Daha Sık Görülüyor

Şizofreninin kesin nedeni halen tam olarak bilinmese de genetik yatkınlığın önemli risk faktörlerinden biri olduğu kabul ediliyor. Prof. Dr. Hüsnü Erkmen’e göre ailede şizofreni öyküsü bulunan bireylerde hastalığın görülme riski daha yüksek seyrediyor. Bunun yanında travmatik yaşam olayları, yoğun stres ve çevresel faktörlerin de hastalığın ortaya çıkışını tetikleyebildiği düşünülüyor.

Prof. Dr. Erkmen, şizofreninin erkeklerde kadınlara oranla daha sık görüldüğünü de ifade ediyor. Ona göre bunun nedenlerinden biri, kadınlarda menopoz dönemine kadar koruyucu etkisi olduğu düşünülen östrojen hormonu olabilir. Menopoz sonrası dönemde bu koruyucu etkinin azalmasıyla birlikte kadınlarda risk artabiliyor.

Şizofreni Tedavisi Bırakılırsa Hastalık Tekrarlayabiliyor

Şizofreni tedavisinde en önemli noktalardan biri düzenli ilaç kullanımı olarak öne çıkıyor. Prof. Dr. Hüsnü Erkmen, belirtiler düzelse bile tedavinin kişinin kendi kararıyla bırakılmasının ciddi risk oluşturduğunu belirtiyor. Çünkü tedavinin aksatılması durumunda hastalık yeniden alevlenebiliyor.

Günümüzde uzun etkili enjeksiyon tedavilerinin de tedavi sürecini kolaylaştırdığına dikkat çeken Erkmen, aylık, üç aylık hatta altı aylık iğne tedavileri sayesinde ilaç takibinin daha düzenli yapılabildiğini ifade ediyor. Ancak her hastanın tedaviye verdiği yanıt farklı olduğu için kişiye özel planlama yapılması gerektiğini de vurguluyor.

Şizofreni Hastaları Çalışabilir mi?

Toplumda en sık merak edilen konulardan biri de şizofreni hastalarının normal yaşamlarını sürdürüp sürdüremeyeceği oluyor. Prof. Dr. Hüsnü Erkmen’e göre uygun tedavi ve güçlü sosyal destek sayesinde birçok hasta eğitim hayatına devam edebiliyor ve çalışma yaşamında aktif rol alabiliyor.

Bazı ülkelerde şizofreni hastaları için özel destek programları uygulandığını belirten Erkmen, kısa çalışma saatleri ve destekleyici iş ortamlarının hastaların üretkenliğini artırabildiğini ifade ediyor. Türkiye’de de benzer şekilde çalışan ve sosyal yaşamını sürdüren çok sayıda şizofreni hastası bulunduğunu söylüyor.

Şizofrenide Aile Desteği Tedavinin En Kritik Parçası

Şizofreni tedavisinde yalnızca ilaçların yeterli olmadığına dikkat çeken Prof. Dr. Hüsnü Erkmen, aile desteğinin sürecin en önemli parçalarından biri olduğunu belirtiyor. Özellikle hastanın düzenli doktor kontrolüne gitmesini sağlamak ve ilaç kullanımını takip etmek ailelerin temel sorumlulukları arasında yer alıyor.

Erkmen’e göre ailelerin dikkat etmesi gereken erken belirtiler arasında kişinin giderek içine kapanması, çevresine karşı aşırı kuşkucu hale gelmesi, okul veya iş performansında ani düşüş yaşaması bulunuyor. Bu belirtiler görüldüğünde zaman kaybetmeden uzman desteği alınması büyük önem taşıyor.

Şizofreni Hastaları Toplumdan Dışlanmamalı

Prof. Dr. Hüsnü Erkmen, toplumda “şizofreni” kelimesinin çoğu zaman yanlış ve aşağılayıcı biçimde kullanıldığını belirterek bunun hem hastaları hem de ailelerini olumsuz etkilediğini ifade ediyor. Ona göre psikiyatrik hastalıkların bir etiket gibi kullanılmaması gerekiyor. Çünkü damgalama, hastaların tedaviye erişimini zorlaştırırken toplumsal uyumu da ciddi şekilde etkileyebiliyor.

Uzmanlara göre şizofreni tamamen umutsuz bir tablo değil. Erken tanı, düzenli tedavi, rehabilitasyon çalışmaları ve güçlü aile desteği sayesinde birçok hasta sosyal yaşamına devam edebiliyor. Güncel psikiyatri yaklaşımı da hastalığı tamamen yok etmekten çok, bireyin yaşam kalitesini artırmayı ve işlevselliğini korumayı hedefliyor.Youtube Editörün Gözünden Link

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu

Reklam Engelleyici Algılandı

Lütfen reklam engelleyiciyi devre dışı bırakarak bizi desteklemeyi düşünün