Özel İçerikler

Kırık kalpte kriz riski daha yüksek!

Kalp öyle bir organ ki hem bedenimizin tüm yükünü üstleniyor hem de yaşadıklarımızın ya da yaşayamadıklarımızın pişmanlıklarını, ‘keşke’lerini de üzerine alıyor. Prof. Dr. Bengi Başer yıllarını kardiyolojiye adamış bir hekim. Yılların deneyimini kaleme alarak “Zaferin kalbi mücadelede atar” kitabını yazdı.

Editörün Gözünden programında konuğumuz olan Prof. Dr. Bengi Başer ile kalp hastalıklarını, yaşadığımız stresli hayatın, beklentilerin ve beklenmediklerin kalbin üzerindeki yükünü nasıl artırdığını, kalp hastalıklarının tedavi prosedürlerini ve güncel tıbbi tartışmaların kalp hastalarının tedavi rutinlerini nasıl etkilediğini konuştuk.

Gazeteci Elif Nur Güder ve Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Bengi Başer

Prof. Dr. Bengi Başer, kalp doktoru olmanın ötesinde bir insan hakları savunucusu olarak kaleme aldığı kitabında kendi yaşamından derin kesitler sunuyor ve bireysel\toplumsal mücadelelerin insanı nasıl şekillendirdiğini ele alıyor. Hayatta karşınıza çıkan zorlukların aslında birer zafer fırsatı olduğunu göstererek içsel gücünüzü ortaya çıkarmaya yönelik size rehberlik ediyor.

“Öyle bir çağdayız ki insan çürüdü”

Felsefeyi hep çok sevdiğini belirten Prof. Dr. Bengi Başer, “İşin açıkçası kalp dediğiniz şey tıpkı Uzakdoğu felsefesindeki gibi her organ, her beden sadece etten, kemikten, kandan ibaret değil; sadece bir doku topluluğu değiliz biz. Enerji kitlesiyle varız, sevinçlerimiz var, mutluluklarımız, paylaştıklarımız, paylaşamadıklarımız, aşklarımız, yaslarımız… O kadar çok şey var ki ama biz insanlara baktığımız hele de bizler gibi hekim karşısına gelen insanlar ya da bizler gibi hekimleri kodlamış insanlar mesleğiyle bunların olabileceğini hiç düşünmüyorlar. Bizler göz önündeyiz ama göz önündeyken sadece mesleki mesajlar vermenin ötesinde ben belki de bir Türk aydını olarak farklı mesajların da verilmesi gerektiğini hissettim kendimce. Çünkü öyle bir çağdayız ki insan bozuldu, çürüdü, toplumlar çürüdü, dünya çürüdü. Ülkemizde de bunu çok net olarak görüyoruz ve bu çürümüşlüğün içinde taze kalmaya çalışan, o çürümenin içine girmemeye çalışan ve dışında kalmaya çalışan insanlar olarak bunu bir yerde durdurmak, bir yerde insanlara kendimizi de örneklem olarak mesaj gibi sunabilmek ve aslında dünyada başka güzelliklerin olabileceğini ve o çürümüşlüğün bir aparatı olmadan da hayatı sürdürebileceğini anlatmak istedim” dedi.

Kırık kalp sendromu

Kalbi en çok üzüntülerin, streslerin yorduğunu söyleyen Prof. Dr. Bengi Başer, ” Hani hep diyorlar ya şimdi niye kalp hastalıkları artıyor? Ben aslında hep bunu söylüyorum; yediklerimiz toksik, soluduğumuz hava toksik, içtiğimiz su bile toksik. Hatta insanlar toksik, ilişkiler toksik, her şey o kadar sevimsiz ve zorlayıcı ki sonuç itibariyle kalp bütün bu stresi üstlenen organ. Stres ve bununla birlikte salınan bir takım hormonlar hem damar yapısını bozuyor ve tabii ki kalbi besleyen damarları da bozuyor. Stres oldukça önemli bir unsur, üzüntüler, kederler, hatta bizim mesleğimizde hastalıklarımız arasında takatsubo yani kırık kalp sendromu dediğimiz bir hastalık vardır. Elbette ki bu herkesi bulmaz ama genetik olarak eğilimli olanlarda aşırı üzüntüler ve anlık üzüntüler insanlarda hiçbir damar problemi olmasa da kalp krizi bile yapabilir” diye konuştu.

kırık kalp, kriz, kalp krizi, bengi başerKalbin bazen yükü taşıyamadığını ama kalbin sanki yükleri taşımak için görevlendirilmiş bir organ olduğunu belirten Prof. Dr. Bengi Başer, “Onun için en büyük şey aslında yaşadıklarımız, üzüntülerimiz, kederlerimizdir” dedi.

Kalp bir işçi, durma hakkı yok!

Kalbin bir işçi olduğunu söyleyen Prof. Dr. Bengi Başer, “Anne karnında başlıyor görevi, ölene kadar çalışıyor. Durmak gibi bir hakkı yok. Ben kitabı yazarken aslında kalpten de pay çıkardım. Durma hakkımız yok hiç birimizin. Kalp de her şeyi üstleniyor ve bazen başa çıkamıyor. Çıkamadığında işte, tıkladığında ya hayatın sonu oluyor ya da hatırlatıyor size hayatı. Bazen çok acı hatırlıyorsunuz bir kriz geçirebiliyor, sizi alıp götürebildiği gibi o kriz sonrası yaşadığınızda kalbinizin büyük hasarıyla nefes darlıklarıyla, kalp yetmezliğiyle acı çekerek yaşayabiliyorsunuz. Onun için aslında çok da fazla kederi üstlenmek ne kadar doğru” dedi.

Kalbin yükünü hafifletmeyi bilmiyoruz

Bizlerin toplum olarak destek almayı bilmediğimizi ve dolayısıyla kalbin yükünü hafifletmediğimizi söyleyen Prof. Dr. Başer, “‘Bir  psikiyatriste gitmeniz lazım, bir psikoloğa gitmeniz lazım’ deyince ‘ben deli miyim’ diyor hastalar. Halbuki delilikle hiç alakası yok. Ruhsal problemleri herkesin olabilir; bir kanser gibidir bir şizofren olmak, bir bipolar bozukluk, bir siroz gibi olabilir. Yani sonuçta bedensel problemleriniz ruhsal da olabilir. Sonuçta bir destek almak hiçbir zaman acınası, aciz bir durumda değildir ama bunu yapmayı bilemiyoruz” diye konuştu.

TÜRK CERRAH ANNESİNİ KAYBETTİĞİ HASTALIĞIN ÇARESİNİ BULDU

A tipi kişilik kalp hastası oluyor

Kırık kalp sendromu dışında uzun dönem streslerin kortizol hormonunun artmasıyla kiloyu tetikleyebileceğini, kilo ile birlikte diyabet, diyabetle kilo alımı kısır döngüsüne girilebileceğini belirten Prof. Dr. Bengi Başer, “Bütün bunlar aynı zamanda kolesterolü yükseltebilir,
sempatik sistem aktivasyonlarıyla ve yine tüm bunlar bir araya gelerek tansiyon, kilo, diyabet… Tümünü tetikleyen bir sistemin içinde siz kendinizi kalp hastası olarak bulabilirsiniz” dedi.

Kalp hastalıklarında kişiliğinde önemli olduğunun altını çizen Prof. Dr. Bengi Başer, “A tipi kişilik deriz mesela. Agresif, mükemmelliyetçi, sabırsız… Hani ‘keskin sirke küpüne zarar’ misali olan insanlarda kalp hastalığı işte bu nedenlerle daha fazla ortaya çıkıyor.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu

Reklam Engelleyici Algılandı

Lütfen reklam engelleyiciyi devre dışı bırakarak bizi desteklemeyi düşünün