Sezaryen yasaklandı mı?

Geçtiğimiz haftalarda Süper Lig maçına Sivassporlu futbolcular ellerinde “Doğal olan normal doğum” pankartı ile çıkarak sezaryen doğum yapanlar ötekileştirilmiş ve her kesimden tepki çekmişti.

Çok geçmeden Sağlık Bakanlığı, “Sağlıklı Türkiye Yüzyılı” programı kapsamında Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik’i güncelledi. Resmi Gazete’de 19 Nisan’da yayımlanan yönetmelikte “Tıp merkezinde planlı sezaryen yapılamaz” ifadesi yer aldı. Peki bu ne anlama geliyor? Sezaryen doğum özel hastanelerde yasaklandı mı?

Sağlık Bakanlığı “Doğum Yönetmeliği”ni değiştirdi
Sağlık Bakanlığı’nın 19 Nisan tarihinde değişiklik yaptığı yönetmelik Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları’nı kapsıyor. Bu kuruluşlar hali hazırda Tıp Merkezi olarak geçiyor. Yani özel hastanelerde planlı sezaryenin yasaklanması durumu söz konusu değil. Yönetmelik “normal doğum” tartışmalarının akabinde değiştirildiği için sezaryen doğumun yasaklanması gibi bir algı ortaya çıkmış olsa da gerçek biraz farklı. Burada “biraz” ifadesini aşağıdaki satırlarda daha iyi anlayacaksınız.
Sağlık Bakanlığının kendi sitesinde yer alan tıp merkezleri kılavuzuna göre tıp merkezlerinde zaten hali hazırda planlı sezaryen yapılamıyor. Özel tıp merkezleri ancak acil durum söz konusu olduğunda sezaryen doğum yaptırılabiliyor. Peki değişen yönetmelik ne getirdi? Buna göre tıp merkezlerinde ameliyathane bulunmuyorsa doğum ünitesi de yer alamayacak, doğum ünitesi bulunmayan tıp merkezinde haliyle normal doğum da yapılamayacak.

Sağlık Bakanlığı’nın 2019 verilerine göre Türkiye’de faal 629 tıp merkezi, 571 faal özel hastane, 899 Sağlık Bakanlığı hastanesi ve 69 üniversite hastanesi bulunuyor. Dolayısıyla özel hastanelerde sezaryenin yasaklanması gibi bir yaklaşık söz konusu olmadığı gibi düzenleme ile çok küçük bir kesimde doğum eyleminin kaliteli ve sağlıklı hale getirilmesi hedefleniyor. Uzmanlara göre gece yatış imkanı olmayan tıp merkezi gibi yerlerde doğum eyleminin gerçekleştirilmesi zaten önerilmiyor.
Türkiye’de sezaryen doğum neden yüksek?
Türkiye’de sezaryenle doğum oranı, pek çok Avrupa ve OECD ülkesinin üstünde. 2017’de Türkiye bu alanda dünya birincisiydi. Ancak bu sadece ülkemize özgü bir artış değil. Tüm dünyada sezaryen doğum oranı artış eğiliminde. Dünya Sağlık Örgütü’nün 2021 tarihli araştırmasına göre doğumların yüzde 21’ini sezaryen oluşturuyor. Bu oranın gelecek 10 yılda da artmaya devam edeceği öngörülürken Dünya Sağlık Örgütü 2030’a kadar doğumların yaklaşık 3’te 1’inin sezaryenle gerçekleşeceğini tahmin ediyor. Üstelik bilinenlere göre sezaryenlerin hiç biri şu an için gereklilikten tercih edilmiyor.
Hangi durumlarda sezaryen gerekli?
– Kadının plasentasında sorunlar olması ve bu sorunların doğum sırasında tehlikeli kanamalara yol açma ihtimali,
– Bebeğin ters gelmesi,
– Göbek kordonunun sıkışması,
– Fetal distres belirtileri (fetüsün kalp hızında değişiklikler),
– Annenin yüksek tansiyon veya diyabet gibi bazı tıbbi rahatsızlıkları olması,
– Annede HIV veya herpes gibi bir enfeksiyon olması,
– Doğumun çok yavaş olması veya tamamen durması.
Bunun yanı sıra annenin bir önceki doğumunun sezaryen olması durumunda ikinci doğumun da planlı sezaryen yapılması daha güvenli.
Anne sezaryen istiyorsa doktor zorla vajinal doğum diyebilir mi?
Doğum eylemi her şeyden önce kadının ya da anne adayının kontrolünde olan bir süreç. Vajinal doğum ile ilgili korkuları olan, kötü deneyimleri olan ya da istemeden hamile kalmış bir kadının vajinal doğumdan korkması ve sezaryeni tercih etmek istemesi çok doğal. Dolayısıyla doğum eylemi hamile kalma, kalabilme, bebeği sağlıkla taşıyabilme gibi süreçlerin en sonunda gelinen nokta. Bu aşamalarda anne adayının yaşadıkları da doğum şeklinin belirlenmesinde tıbbi koşulların yanı sırada değerlendirilmeli. Keza İngiltere’deki Central Lancashire Üniversitesi Ebelik Çalışmaları Profesörü Soo Downe ve Liverpool Üniversitesi’nden Kadın ve Çocuk Sağlığı Araştırmacısı Carol Kingdon, The Conversation‘da kaleme aldıkları bir yazıda; “Bu operasyonlar ihtiyaç duyan ve isteyen kadınlara ve bebeklere fayda sağlar. Gerçekten de ihtiyaç duyulduğunda veya istendiğinde sezaryen yapmamak kabul edilemezdir ve anne veya bebek için ciddi olumsuz sonuçlar doğurabilir” uyarısında bulunuyor.
Bu noktada anne adaylarına ve kadınlara doğum süreçleri hakkında daha fazla bilgilendirmede bulunmak, merkezler açmak, eğitimler düzenlemek öncelikli seçenek olarak ve uzun vadede aksamadan yürütülmesi gereken süreç olarak değerlendirilmeli. Çiftlere ve kadınlara vajinal doğum ile sezaryen doğumun faydaları ve riskleri anlatılmalı.
Örneğin, planlı vajinal doğumda idrar kaçırma ve vajinal yırtık olasılıkları daha yüksek. Ancak hakemli tıp dergisi The Lancet’te 2018’de yayınlanan bir araştırmaya göre, hem histerektomi (rahmin alınması) hem de anne ölümleri (nadir de olsa) planlı sezaryende daha yüksek. İngiltere Ulusal Sağlık ve Bakım Mükemmelliği Enstitüsü, sezaryende daha yüksek yenidoğan ölüm oranları olduğunu ve çocukluk astımı riskinin de arttığını bildiriyor.




