“Yenidoğan”da K vitamini neden bu kadar önemli?

Her şey NTV muhabiri Melike Şahin’in Ankara’da yenidoğan bebeğe ailesi tarafından K vitamini uygulamasının reddedilmesi nedeniyle bebeğin yoğun bakıma girdiğini haberleştirmesiyle başladı. Habere göre Ankara Etlik Şehir Hastanesi’nde iki aylık bir bebek beyin kanaması nedeniyle entübe edildi. Bebeğin klinik geçmişi incelendiğinde yenidoğan bebeklerde kanamayı önleyen K vitamininin ailesinin kararıyla yaptırılmadığı belirlendi. Modern tıp ve aşı karşıtlığının geldiği nokta hem bebeklerin sağlığını hem de toplum sağlığını ciddi anlamda tehlikeye atan bir noktaya ulaştı. Üstelik sosyal medyada bu karşıtlığın körüklenmesi nedeniyle muhabir Melike Şahin ile ilgili yalan haber yaptığı iddiasıyla “tutuklansın” yazanlar bile ortaya çıktı. Sağlık Bakanlığı sosyal medya hesabından açıklama yaparak “K vitamini uygulaması, olası sağlık risklerini önleyerek bebeklerin sağlığını korumak için doğumdan hemen sonra veya ilk birkaç saat içinde yapılır. K vitamini bebeklerin sağlığı için kritik öneme sahiptir” ifadelerini kullandı. Ayrıca Ankara İl Sağlık Müdürlüğü de aileyle ilgili suç duyurusunda bulundu.
K vitamini bebekler için hayati önemde!
Peki K vitamini neden bebekler için bu kadar önemli? K vitamini vücutta kanın pıhtılaşmasına ve kanamanın durmasına yardımcı olan kritik bir vitamin. Ancak bebekler doğduklarında K vitamini depoları yeterli olmuyor ve bağırsaklarında kendi başına bu vitamini üretebilmek için de yeterli bakteri bulunmuyor.
Ankara Tabip Odası konuyla ilgili yazılı açıklama yaparak “Bazı anne-babalar, K vitamini enjeksiyonunun gereksiz olduğunu veya yan etkileri olabileceğini düşünerek bu uygulamayı reddetmektedir. Ancak bilimsel araştırmalar, bu uygulamanın güvenli olduğunu ve hiçbir önemli yan etkisinin olmadığını defalarca ortaya koymuştur” ifadelerini kullandı.
Sağlık Bakanlığının verdiği bilgiye göre K vitamini eksikliği kanama, pıhtılaşma bozuklukları ve buna bağlı olarak birçok doku ve organda sorunlara yol açabiliyor. Bebeklerde ise K vitamini eksikliği “yenidoğanın kanamalı hastalığı” adı verilen önemli kanama bozukluklarına neden oluyor. İç ve dış kanamalara yol açabilen hastalıkta özellikle iç kanamalar fark edilmesi daha zor olan ağır sonuçlara yol açıyor. Bunlardan en önemlileri beyin, mide-bağırsak sistemi, deri altı ya da kas içi kanamaları…
Ancak riskler bununla sınırlı değil. Bebek bu kanamaları atlatsa bile bu kez kalıcı beyin hasarlarına neden olabilir. Bunların neticesinde de zeka geriliği ve felç gibi sorunlar ortaya çıkabilir.
Bebekler yenidoğan döneminden 6 aylık süreye kadar K vitamini eksikliği nedeniyle kanama riski altında olabiliyor. Bunun nedeni 6 aydan sonra bebeklerin katı gıdalara geçerek yeteri kadar K vitaminini edinebiliyor olması. Yenidoğan döneminde olunacak K vitamini aşısı ile tüm bu risklerin önüne geçilebiliyor. Kasım 2021’den yayımlanan bir genelge kapsamında doğum ağırlığı 1500 gramın altında olan bebeklere K vitamini dozu, 0,5 mg intramusküler (IM) şeklinde yapılıyor.
Aşı karşıtlığı toplum sağlığını tehdit ediyor
K vitamini yalnızca son haberle gündeme geldi. Ancak toplum sağlığını tehdit eden önemli bir sorun aşı karşıtlığı. Uzmanlar yıllardır aşıların hayat kurtardığını söylese de aşıların sağlık sorunlarına neden olduğunu söyleyerek çocuklarını aşısız büyütmekle övünen aileler git gide çoğalıyor. Tüm bunlar nedeniyle ülkemizde yıllardır görülmeyen kızamık vakaları yeniden görülmeye başlandı.
Yine bebeklerin doğar doğmaz alınan topuk kanı ile spinal musküler atrofi, fenilketonüri, konjenital hipotiroidizm, biyotinidaz eksikliği, kistik fibrozis ve konjenital adrenal hiperplazi gibi sağlık sorunları erken teşhis edilerek hastalıkların hem tedavisi erken dönemde düzenlenebiliyor ve ailelerin çocuklarını daha bilinçli büyütmeleri sağlanabiliyor. Ancak bazı aileler topuk kanı ile DNA’ların işlendiği ileri sürüyor ve buna da karşı çıkıyor. Oysa şimdiye dek tarama ile tespit edilen fenilketonuri hastası yüzlerce çocuk erken dönemde beslenme düzeni ile kalıcı beyin hasarından korundu ve korunmaya da devam ediliyor.
Enfeksiyonlardan çok komplikasyonlarından korkuyoruz
Editörün Gözünden programına katılan Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Başak Namdar Çelikkan, “Aşılarla kanseri dahi önleyebilir bir noktadayız. Rahim ağzı kanserini önleme anlamında kız ve erkek çocuklarını 9 yaşından itibaren aşılama dünyada öneriliyor. Avustralya düzgün aşılamayla beraber rahim ağzı kanseri riskini % 1’in altına indirdi. Menenjit aşısı her ülkenin aşılama takvimlerinde farklı. Koruyucu hekimlik işte bu noktada çok önemli çünkü hastalandıktan sonra maliyetlerde artıyor. Tedavi maliyetleri devletler için büyük yük. Artı biz enfeksiyonlardan daha çok yaratacağı komplikasyonlardan korkarız. Kızamığın oluşturacağı komplikasyonlardan korkuyoruz. Onkoloji servisinde lösemi olan bir çocuğun saatler içinde ölümüne denk geldim ve çocuk lösemiden ölmedi, su çiçeğinden öldü. Aşısı olsaydı o çocuk yaşayacaktı. Mesela Rota virüsü çok ciddi sıvı kayıplarına neden oluyor. Hastanede kalmaya sebep oluyor. “İshal olacak alt tarafı” diye düşünebilirsiniz ama rotavirüs aşısı olmayan çocuğun bir ay sıvı kayıplarını kontrol etmekte zorlandığımı biliyorum” diye konuştu.




