Özel İçerikler

Günümüzün ve geleceğin tek tedavi yöntemi “kök hücre” mi?

Kök hücre araştırmaları bilim dünyasında son 25-30 yıldır ağırlık kazanan ve her araştırmada tabir-i caizse farklı bir mucizenin keşfedildiği bir alan. Aslında her birimiz sadece tek bir kök hücreden oluştuk, ancak oluşum aşamalarımızda o bir kök hücre milyarlarca değişik kök hücrenin kaynağı oldu. Kök hücreler değişkenlik gösterdi, hücrelere ayrıldı, kimi hücreler bölündü, kimi hücreler öldü ve ortaya mucize yaşamlar çıktı. Bilim insanları da bu mucizevi kök hücreyi araştırmayı sürdürüyor. Ana soru şu: Acaba hastalıkların tedavisi kök hücrelerde mi gizli?

Prof. Dr. Erdal Karaöz’ü öğrencilik yıllarımdan bu yana tanıyorum. Kocaeli Üniversitesi İletişim Fakültesi Uygulama Radyosu Radyo Kİ’de program yaptığım dönemde Prof. Karaöz, Kocaeli Üniversitesi’nde Türkiye’nin ilk Kök Hücre ve Gen Tedavileri Araştırma ve Uygulama Merkezi’ni kurmuş ve laboratuvarda günlerini geçiren bir bilim insanıydı. Ben de radyo programımda onu konuk etmiş ve çalışmalarını bizzat dinleme fırsatı bulmuştum. Prof. Karaöz tabir-i caizse hayatını kök hücreyi araştırmaya adamıştı.

Liv Hospital Rejeneratif Tıp, Kök Hücre Üretim Merkezi Sorumlusu ve İstinye Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Erdal Karaöz Editörün Gözünden’de konuğumuz oldu.

 

kök hücre, stem cell, erdal karaöz
Prof. Dr. Erdal Karaöz

Hepimiz bir kök hücreden oluştuk

Her birimizin babamızın sperm hücresinin annemizin yumurta hücresini dölledikten sonraki o muhteşem bizim zigot diye bilimsel olarak adlandırdığımız ya da başka bir deyişle döllenmiş yumurta hücresi dediğimiz bir hücreden meydana geldiğimizi belirten Prof. Dr. Erdal Karaöz,Düşünebiliyor musunuz? O tek bir hücreden yaklaşık 50 ila 100 trilyona yakın hücreden oluşan bir canlı meydana geliyor. Bizim bütün organlarımızı o tek bir hücre yapıyor. İşte aslında buna biz totipotent hücre diyoruz bilimsel adıyla ve bu hücre daha sonra bölünüyor, bölünüyor, çoğalıyor işte embriyonik periyot dediğimiz ilk 9 hafta anne rahminde geçiriyor ve işte bu dönem aslında çok çok önemli. İşte bu dönemde bu hücreden dokular, organlar gelişmeye başladığı zaman sistem, her doku ya da organın içerisine rudimenter yani ilkel, farklılaşmamış hücreleri bırakıyor. İşte bunlara biz bugün artık kök hücre demeye başladık. Neden böyle bir şeye ihtiyaç duymuş sistem? Şundan dolayı; bizler doğduktan sonra yaşamımız boyunca birçok zararlı etkene maruz kalıyoruz. İşte alkol alıyoruz, karaciğerimizde hasarlar meydana geliyor, sigara içiyoruz akciğerlerimizde hatta beynimizde hasarlar meydana geliyor. Bu sistemde o kök hücrelerin organlarda bulunan az sayıda ilkel hücresi işte bu küçük hasarları tamir ediyor” ifadelerini kullandı.

Kök hücrelerimiz organlarımızdaki hasarları nasıl tamir ediyor?

Kök hücrelerin bu görevlerinin sonradan fark edildiğini belirten Prof. Dr Karaöz, “Sonra dedik ki acaba biz bu kök hücreleri laboratuvarda çoğaltıp da hastalıkların tedavisinde kullanabilir miyiz? Çünkü o az sayıda kök hücreler bizim organlarımızdaki hasarı artık tamir edemez olduğu zaman iş işten geçmiş oluyor. “Başta omurilik yaralanmaları ya da hemen hemen bütün nörodejeneratif hastalıklar, otoimmün hastalıklar gibi bugün modern tıbbın gerçekten tedavi edemediği ya da % 100 tedavi edemediği hastalıkları tedavi edebilir miyiz” düşüncesi ortaya çıktı. Son 30 yıldır bilim dünyası, bilim insanları “bu hücreleri, bu hastalıkların tedavisinde kullanabilir miyiz?” sorusunun yanıtını aramakla meşgul. Nitekim gelinen nokta şu ki; tabii laboratuvarda çalışmalar yapıldı, sonra birçok yüzlerce deneysel hayvan modellerinde hastalık oluşturuldu, işte hayvanlar diyabet yapıldı, omuriliklerinde hasarlar oluşturuldu, Alzheimer modeli oluşturuldu ve hayvanlarda kullanıldı bu hücreler ve gerçekten kök hücrelerin bu organlarda meydana gelen hasarları tamir etme yeteneğinin olduğunu keşfetmeye başladık” diye konuştu.

Organ ve doku kaybı tarihe karışabilir

İnternette “stem cell” şeklinde yapılan aramalarda kök hücre ile ilgili araştırmaları rahatlıkla görebileceğimizi söyleyen Prof. Dr. Erdal Karaöz, “Artık iş öyle bir noktaya geldi ki bir çok hastalıkta faz dediğimiz aşamalarda klinikte rutin olarak kullanma evresinin bir önceki aşamasındayız. Bugün “tıbbın tedavi edemediği hastalıkları tedavi edebilir miyiz” ile yola çıkıldı ve gelinen noktada her ne kadar kök hücre tedavileri “hayal satıyorsunuz” şeklinde eleştirilse de gümbür gümbür geliyor. Öncelikle bunun bir bilim olduğunu söyleyelim. Eğer bu bilim olmasaydı bugün Amerika’da Silikon Vadisi’nin yanında bir Kök Hücre Merkezi kurulmazdı. Japonya bu alanda inanılmaz yatırımlar yapıyor. Kyoto’da Güney Kore’de milyar dolarlık yatırımlar yapılıyor. Tek bir amaç var; hastalıkları kök hücre temelli tedavilerle tedavi etmek. Doku organ mühendisliğiyle kaybolan organlarımızı laboratuvarda yapıp 3 boyutlu, 4 boyutlu yazıcılarla- önce doku parçacıkları ile sonra organa doğru ilerleyecek süreçlerle – organ ve doku kaybının önüne geçilecek. Ne zaman olur bilmiyoruz ama illa ki olacak. Gen tedavileri yine gümbür gümbür geliyor” dedi.

kök hücre, kanser, erdal karaözProf. Dr. Erdal Karaöz kongrelerde ve konferanslarda sıklıkla tıbbın geleceğinde şüphesiz yapay zekanın çok önem kazanacağını, gelecekte cerrahların ellerini kullanmayacağını robotların ameliyatları gerçekleştireceğini, kimyasal ilaç tedavilerinin artık sonunun yaklaştığını sıklıkla vurguladığını belirtti.

KANSER DAVETÇİSİ 10 ETKEN

Kanser bir kök hücre hastalığı mı?

Kanserinde bir kök hücre hastalığı olduğu hipotezine değinen Prof. Dr. Erdal Karaöz,1994 yılından bu yana bu çalışmalar yapılıyor. Hipotezi ilk ortaya atan Hematoloji Uzmanı John Dick’tir. Kanserin bir kök hücre hastalığı olduğunu ifade ettiğinde çok eleştirildi ama zaman içerisinde özellikle hematolojik kanserlerin bazılarının bir kök hücre hastalığı olduğu kanıtlandı. Bütün kanserler için bunu söylemek mümkün değil ama kanserin ortaya çıkma mekanizmaları farklı olabilir. Normalde hücrelerimizde kanser yapıcı genler vardır. Doğal olarak bir de kanseri engelleyici genler vardır. Genetik faktörler söz konusu olabilir ya da dış faktörler, çevresel ya da epigenetik dediğimiz faktörler söz konusu olabilir. Eğer bizim kanser yapıcı genlerimiz yukarı doğru çıktıysa hücrelerimiz yavaş yavaş kansere dönüşüyor. Bu dönüşme sırasında immün sistemimiz bunu tanıyor ve ilk anda bunu bastırıp öldürüyorsa – ki aslında yaşamımız boyunca yaklaşık 200 defa kanser atlatıyoruz farkında olmadan- kanser olmuyoruz. Ancak bir nedenden dolayı bu hücreler bağışıklık sistemimizin kontrolünden kaçıyor ve çoğalıyorsa iş işten geçmiş oluyor. Önce primer organı işgal ediyorlar, sonra da yayılmaya başlıyorlar. Buna metastaz deniyor zaten” diye konuştu.

Kanser kök hücresi hipotezini anlatırken arı kovanına benzetmesini kullanan Prof. Dr. Erdal Karaöz , “Bu kovanın içinde milyonlarca işçi arı var. Ama bir de kraliçe arı var. Diyorlar ki tıp şimdiye kadar hep bu işçi arılarla uğraştı. Kemoterapi, radyoterapi vs diyerek işçi arıları öldürdü. Ama ne yazık ki kullandığımız silahlar kraliçe arıyı öldüremedi. Çünkü bu zeki ve akıllı. Örneğin siz bütün silahlarla saldırıyorsunuz ama kraliçe arı endosteum dediğimiz kemikteki iç membranların arasına girip saklanabiliyor, bu saldırılardan korunuyor. Sonra hekimler bakıyor her şey tertemiz ama bir süre sonra kanser yeniden ortaya çıkıyor. Buradan yola çıkarak birçok bilim insanı diyor ki kanser kök hücrelerden kaynaklandığı için tekrarlayan kanserlerle karşılaşıyoruz” ifadelerini kullandı.

Omurilik hasarında kök hücre hangi hastalara uygulanıyor?

Omurilik hasarında günümüz koşullarında geleneksel tedavi yöntemlerinin işe yaramadığının sorulması üzerine Prof. Dr. Erdal Karaöz, “Kök hücre temelli bütün tedavi modellerinde 5 tane doğru vardır; bir kere hastayı doğru seçmemiz gerekiyor. Örneğin omurilik hasarından yola çıkarsak; omuriliğimiz bizim beynimizin devamı olarak kuyruk sokumuna kadar giden bir organ. Eğer tamamen koptuysa buna şu an için yapılabilecek hiçbir şey yok. (Tabi ilerde tam kopma durumunda da neler yapılabilir çalışılıyor. Tıpkı kopmuş elektrik kablosunu perçinlemek gibi araya doku mühendisliğiyle ek koyarak bağlantı sağlanabilecek mi, çalışılıyor. Muhtemelen 5 yıl içerisinde bunun klinik sonuçlarını görmeye başlayacağız. ) Bir nedenden dolayı travma olabilir; trafik kazası vs. Hasar görmüş omuriliğin tamiri söz konusu olabilir fakat burada kurallar vardır. Doğru hücreyi kullanacaksınız, doğru hastaya kullanacaksınız, doğru ellerle kullanacaksınız ve hastanın rehabilitasyonu çok önemlidir bu tip hastalarda. Hastanın yaşı genç olmalı, hasar yeni olmalı. Yani travmanın üzerinden maksimum 6 ay – 1 yıl geçmiş olmalı. Nörologlar, beyin cerrahları, fizik tedavi uzmanları vs hepsinin incelemesi sonucu kök hücre uygulanabilir denildikten sonra gerekli kurallar, prosedürlerin ardından kök hücre tedavileri uygulanabilir” uyarısında bulundu.

Kök hücre tedavilerinin gelecek vaad etmesi yönüyle pek çok kişi tarafından haksız kazanç kapısı haline getirilebildiği uyarısında da bulunan Prof. Dr. Erdal Karaöz, “Duyuyoruz başka ülkelerde uygun olmayan hastalara, uygun olmayan hücrelerle, uygun olmayan yöntemlerle ve uygun olmayan ellerle kök hücre uygulanıyor. Ben özellikle halkımızın dikkatini çekmek istiyorum bu konuda. Çok dikkatli olmaları gerekiyor” dedi.

Prof. Dr. Erdal Karaöz’ü kök hücre araştırmalarına iten neden…

24 yılını bilfiil laboratuvarda kök hücre araştırmalarıyla geçiren Prof. Dr. Erdal Karaöz’ü kök hücre alanına iten nedenin sorulması üzerine Karaöz, “Bir yakınıma tanı kondu, bu tanı konulduğu zaman 24 yıl önce yani araştırma yaptığımda “bu hastalık nasıl tedavi edilebilir” diye karşıma hep stem cell yani kök hücre çıktı. Bunun tedavisinin mümkün olmadığını ben biliyordum ama o zaman karşıma çıkan “kök hücre”ler o günden sonra hayatım oldu. O günden beri kök hücrelerle yatıp kök hücrelerle kalkıyorum. Türkiye’de bir çok ilkte imzamız vardır diye düşünüyorum benim ve ekip arkadaşlarımın. KÖGEM’i kurdum, geldim İstinye Üniversitesi’nde benzer merkezi kurduk vs. ” diye konuştu.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu

Reklam Engelleyici Algılandı

Lütfen reklam engelleyiciyi devre dışı bırakarak bizi desteklemeyi düşünün