Her 10 Gençten 4’ü Siber Zorbalığa Uğruyor


Siber zorbalık, gençler arasında hızla büyüyen bir sorun haline geldi. Araştırmalar her üç gençten birinin akran zorbalığına uğradığını, siber zorbalıkta ise bu oranın yüzde 40’a kadar çıktığını gösteriyor. Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü ve Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, bu tabloyu “küresel bir ruh sağlığı tehdidi” olarak nitelendiriyor ve ailelerden eğitimcilere kadar geniş bir kesimi sorumluluk almaya çağırıyor.
Siber Zorbalık Masum Bir “Atışma” Değil
Tarhan’a göre siber zorbalık, artık sosyal medyada basit bir tartışma ya da atışma olmaktan çıktı. O, bu sürecin kasıtlı, organize ve sistematik bir “psikolojik savaş” aracına dönüştüğünü söylüyor. Zorbalığın tanımı için sistematik olması, kasıt barındırması, tekrarlanması ve taraflar arasında güç dengesizliği bulunması gerektiğini hatırlatarak, bu kriterler gerçekleştiğinde ortada net bir suç olduğunu vurguluyor. Böyle durumlarda cezai yaptırım uygulanmadığında, güçlü olanın zayıfı ezdiği bir “siber anarşi”nin ortaya çıkacağını düşünüyor.
Organize Troll Orduları ve Psikolojik Savaş
Tarhan, günümüzde siber zorbalığın bireysel olmaktan çıkarak organize bir hal aldığını ifade ediyor. Hedef alınan kişiyi itibarsızlaştırmak için troll ordularının devreye girdiğini, bunun politik projelerin ya da psikolojik savaşın bir parçası olabileceğini söylüyor. İngiltere’nin 2015 yılında sosyal medya için “tugay” adını verdiği özel birim kurduğunu hatırlatarak, devletlerin bu konuyu ne kadar ciddi gördüğüne dikkat çekiyor.
Gençler İçin Büyük Risk: Depresyon ve Başarıda Düşüş
Akran zorbalığının gençlerin üçte birini etkilediğini belirten Tarhan, siber zorbalık söz konusu olduğunda bu oranın %40’a ulaştığını aktarıyor. Onun gözlemlerine göre bu durum gençlerde okul reddi, ders başarısında düşüş, içe kapanma, depresyon ve kaygı bozukluklarına yol açıyor. Akademik zekâsı yüksek ancak sosyal ve duygusal becerileri zayıf olan gençlerin daha savunmasız kaldığını, bu nedenle özellikle bu çocukların sosyal iletişim yönünden desteklenmesi gerektiğini düşünüyor.
Zorbalığın Kökü Evde Atılıyor
Tarhan, zorbalığın temelinde çoğu kez aile içinde öğrenilen yanlış davranışların bulunduğunu söylüyor. Evde “vurdum mu oturturum” kültürüyle büyüyen çocukların sorun çözme yöntemi olarak zorbalığı öğrendiğini, şiddet ve baskının ise çocukları ileride ya zorbalığa eğilimli ya da zorbalığa açık hale getirdiğini ifade ediyor.
Çocuklara İyilik Öğretmek En Etkili Yöntem
Zorbalıkla mücadelede sadece kötülüğü engellemeye odaklanmanın yeterli olmadığını belirten Tarhan, “Karanlıkla mücadelenin en iyi yolu bir mum yakmaktır” diyerek paylaşımı ve yardımlaşmayı artıran eğitim programlarının önemine dikkat çekiyor. ABD’de uygulanan “Rastgele İyilik Projeleri”ni başarılı bir örnek olarak gösteriyor ve Türkiye’de de benzer uygulamaların eğitim sistemine dahil edilmesi gerektiğini düşünüyor.
Aile İçi İletişimde Diyalog Esas Olmalı
Tarhan, zorbalıkla mücadelede ailenin rolünü öne çıkarıyor. Ona göre “su büyüğün, sus küçüğün” anlayışı artık çağın gerisinde kaldı. Çocuklara hayır deme becerisi ve girişkenlik kazandırılması, monolog yerine diyalogla yetiştirilmeleri gerekiyor. Ders odaklı “proje çocuk” yetiştirmenin büyük hata olduğunu da ekliyor ve sosyal-duygusal zekânın en az akademik başarı kadar önemli olduğunu söylüyor.
Medya Şirketlerine Yasal Sorumluluk
Siber zorbalığın yayılmasında sosyal medyanın rolüne dikkat çeken Tarhan, Avrupa’da olduğu gibi medya şirketlerine çocukları korumaya yönelik yasal zorunluluklar getirilmesi gerektiğini savunuyor. Bu adımlar atılmazsa bir neslin kaybedilebileceğini düşünüyor.
Çözüm Empati ve Topluma Hizmet Cezaları
Zorbalık yapan gençler için cezalandırmadan çok eğitici yöntemler öneren Tarhan, haftada birkaç gün bir yaşlı bakımevinde çalışma gibi topluma hizmet uygulamalarının empati kurmayı öğrettiğini ve gençleri topluma yeniden kazandırdığını ifade ediyor.
Ortak Sorumlulukla Mücadele
Siber zorbalığın gençlerin hayatında derin izler bıraktığını söyleyen Tarhan, bu tehdidin yalnızca ailelerin değil, okulların ve devletin de ortak sorumluluğu olduğunu hatırlatıyor. Ona göre en güçlü çözüm, çocuklara iyiliği, empatiyi ve sosyal becerileri öğretmekten geçiyor.



