Genel SağlıkÖzel İçeriklerSpor

Oturarak çalışmak fıtık nedeni!

Bel ya da boyun ağrısı hayatımız boyunca sıklıkla karşılaştığımız sorunlardan ve bu nedenle ilk aklımıza gelen sıklıkla “fıtık” oluyor. Peki bu ağrıların ne kadarı gerçekten bel ya da boyun fıtığına işaret ediyor. Editörün Gözünden’den konuk ettiğimiz Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Melih Üçer her ağrıyı fıtıkla karıştırdığımızı ifade etmesinin yanı sıra fıtığın nedenlerine ilişkin önemli bir bilgi de verdi. 20 yıl önce ağır kaldırmanın sıklıkla fıtık nedeni olduğunu ancak günümüzde en sık fıtık nedeninin oturarak çalışmak olduğunu söyledi.

Sinir Cerrahisi Nedir?

Beyin ve sinir cerrahisi denildiğinde ilk akla gelen beyin olsa da beynin tüm görevlerini eksiksiz yerine getirmesi için sinir bağlantılarına da ihtiyaç duyar. Başımızın ayak parmağımıza kadar tüm vücudumuz sinir ağlarıyla örülüdür ve bu ağlarla beyin komutlarını uzuvlara iletir. Fıtıkta da sinirlere olan baskı neticesinde ilk belirtilerin ortaya çıktığını söyleyen Doç. Dr. Melih Üçer, “Sinirlerde oluşan baskı neticesinde uyuşukluk ortaya çıkıyor. Bizlerde tedavide sinire oluşan bu baskıyı ortadan kaldırmaya çalışıyoruz” diye konuştu.

fıtık, beyin ve sinir cerrahisi, melih üçer,
Gazeteci Elif Nur Güder ve Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Melih Üçer

Özellikle bel ve boyun ağrısının toplumda çok sık görüldüğünü söyleyen Doç. Dr. Melih Üçer, ” Toplumun %80’i yaşamı boyunca bir defa muhakkak bel ağrısı ya da boyun ağrısıyla karşılaşıyor. Bunların tabii ki hepsi bel fıtığı ya da boyun fıtığı değil. Yapılan çalışmalarda bu tür ağrıların en fazla yapılan %10 kadarının bel fıtığı ya da boyun fıtığına bağlı olduğu gösterilmiş” diye konuştu.

Fıtık neden ve nasıl oluşuyor?

20 yıl önce fıtık şikayetiyle gelen hastalara ilk önce “ağır mı kaldırdın, ters mi hareket ettin” diye sorduklarını, ancak bugün “oturarak mı çalışıyorsunuz” diye sorduklarını belirten Doç. Dr. Melih Üçer, “Ters bir hareket yapmak, egzersiz yapmamak, kasların zayıf olması, sürekli oturarak çalışıyor olmak ve genetik bir yatkınlık da fıtık riskini artırabiliyor. Omurganın bir dizilimi var, bir ahengi var. Boyunda ve belde bir çukurluğu var. Sırtta hafif bir kamburluğumuz var. Normal olması gereken bu. Biz bu ahengi bozduğumuzda, özellikle çok uzun süre oturduğumuzda bu ahenk bozuluyor ve omurgaya normalden çok daha fazla yük biniyor. Fıtıklar omurga kemiklerinin arasındaki kıkırdak dokudan oluşuyor. Kıkırdak dokuların total hacmine baktığımızda vücutta kanlanması olmayan en büyük doku. Aslında kanlanmasının olmaması demek oranın iyi beslenememesi demek. Bu da orada eğer fazla yük bindiğinde harabiyetin çok hızlı bir şekilde gelişmesine neden oluyor” dedi.

Fıtık en çok kalp ve prostatla karıştırılıyor

Omurganın disklerden oluştuğunu ve diskler arasında yüzde 80’i su olan yastıkçıkların olduğunu belirten Doç. Dr. Melih Üçer, “Bu yastıkçıklar bizim arkaya, öne doğru eğilmemizi sağlıyorlar. Omurgaya binen yükü emiyorlar. Ama orada bir harabiyet oluştuğu zaman, kıkırdak dokunun zarında bir yırtılma oluştuğu zaman sinirlere baskı yapmaya başlıyorlar. Bu da ağrıyla kendini gösteriyor. İlk belirti ağrı, ileri evrelerde de uyuşukluk ortaya çıkıyor. Özellikle boyun fıtığında sıklıkla kol uyuşması ileri evrelerde ortaya çıkar. Hastaların önemli bir kısmı önce sol kol uyuşmasında kardiyoloji hekiminden bize gelebiliyor. Çünkü kalp hastalığıyla karıştırılıyor. Ya da erkeklerde bel fıtığında sıklıkla idrar kaçırmayı sinire olan baskı neticesinde görebiliyoruz. Bu da prostatla karıştırılabiliyor. Sonraki aşamalarda artık güç kayıpları belirmeye başlar tedavi edilmediğinde” dedi.

Boyun fıtığından bir adım öncesi boyun düzleşmesi!

Özellikle son yıllarda telefon kullanımına bağlı olarak boyun düzleşmesinin sık görüldüğüne dikkat çeken Doç. Dr. Melih Üçer, “Bu durum bilimsel makalelerde de artık Text Neck diye geçiyor. Boyun düzleşmesini bu nedenle son yıllarda çok sık görüyoruz. Bunun için de diyoruz ki mutlaka ekranları göz hizanızın karşısında tutun” ifadelerini kullandı.

Ameliyatsız fıtık çözümlerinde felç riskini unutmayın!

Ameliyatın fıtık tedavisinde her zaman son çare olduğunu belirten Doç. Dr. Melih Üçer, “Burada hasta seçimi çok önemli. MR’ile birlikte muayene bulguları çok önemli. Eğer hastanın bir güç kaybı, çok şiddetli ağrısı varsa o zaman çok ameliyatı ertelememesi lazım. Eğer omurgadaki harabiyet ilerlerse, oradaki hasar ilerlerse geriye dönüşümü olmayan problemlerle karşılaşıyoruz. Onun için eğer son noktadaysa hasta o zaman ameliyatı tabii geciktirmemek lazım. Bizler de ameliyat öncesinde ilaç tedavisi, fizik tedavi gibi ameliyatsız seçenekleri sıklıkla değerlendiriyoruz. Toplumda her zaman kırıkçı, çıkıkçıya gidilir. Burada o kırıkçı çıkıkçıların yaptığı uygulamalar da aslında orada eklemleri açmaya yönelik, bel kaslarını rahatlatmaya yönelik yapılan tedaviler. Ancak burada geri dönülmez problemlerle karşılaşabiliyoruz. Bu tür hastalarım oldu maalesef. Kol ağrısı, bacak ağrısı olup çekmeciye giden hastalarımızda güç kaybıyla gelen hastalar oldu” diye konuştu.

Endoskopik fıtık ameliyatı nedir?

endoskopik fıtık ameliyatı, fıtık, melih üçer, Eskiden fıtık ameliyatlarının çok büyük ve açık ameliyatlar olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Melih Üçer, “Neredeyse bir fıtığı olan hastada 10 cm’lik bir yara açılıyordu. Bu da hastanın 2-3 ay çalışamaması, günlük hayattan uzaklaşması ve sonraki süreçte oradaki kas harabiyetine bağlı tüm ömrünü etkileyen problemlerle karşılaşması demek. Sonraki yıllarda mikrocerrahiye geçtik. Mikro cerrahi ile bu 10 cm’lik yara 3-4 cm’lik yaraya düştü. Son yıllarda artık uyguladığımız endoskopik ameliyatlar var. Endoskopik ameliyatlarla direkt o bölgeye bir kamerayla, özel kamera sistemleriyle fıtığa ulaşmamız mümkün oluyor. Bu da ancak sadece 1 cm’lik bir kesiyle, kaslara zarar vermeden, kemik dokusu almadan yapıyoruz. Bu tabii hastaya çok büyük bir konfor sağlıyor” ifadelerini kullandı.

Fıtık tekrar eder! Ama nasıl?

Ameliyatla fıtığın sinire taşan kısmının temizlendiğini, kişinin günlük hayatında dikkat etmezse fıtığın tekrar etme riskinin her zaman olduğunu söyleyen Doç. Dr. Melih Üçer, “Eğer siz bazı şeylere dikkat etmemeye devam ederseniz, kaslarınızı güçlendirmezseniz, ters hareket yaparsanız tabii ki böyle
bir risk var. Bilimsel çalışmalarda bu maksimum %3 tekrarlama riski. Bu zamana kadar hasta konforu açısından hareket etmesinin erken hareket etmeye başlaması
açısından endoskopik cerrahinin ciddi bir avantajı var. Endoskopik cerrahi sonrasında hastalar eğer ağır bir işte çalışmıyorsa sıklıkla 15 gün sonra işe dönebiliyor” dedi.

Fıtık ameliyatından sonra kaslarınızı güçlendirin

Toplum olarak en büyük eksikliğimizin egzersiz olduğunu ifade eden Doç. Dr. Melih Üçer, “Burada sorun sırt kaslarımızın güçsüz olması, sadece sırt kasları da değil, karın kaslarının güçsüz olması omurgaya desteğin zayıf olmasını sağlıyor. Omurga vücudun kolonu. Oraya eğer destek olursa o kas grubu oradaki problemlerin daha az yaşanmasını sağlar. Biz onun için herkese şunu öneriyoruz; yani ameliyat olsun olmasın ilk önce bu kas gruplarına yönelik spora gidebilir, zaman ayırabilir, en azından evde 5-10 dakikalık yapacağı egzersizlerle o kasları aktif tutmak ileriki dönemde omurga sağlığı için çok önemli” dedi.

 

 

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu

Reklam Engelleyici Algılandı

Lütfen reklam engelleyiciyi devre dışı bırakarak bizi desteklemeyi düşünün