Ruh Sağlığı

Şiddet Eğiliminin İlk İşareti: Hayvanlara Eziyet!

Empati eksikliği çocuklukta başlıyor, görmezden gelinen her davranış yetişkinlikte şiddete dönüşebiliyor.

Uzman Klinik Psikolog İpek Erol

Şiddet eğilimi uzun yıllardır psikoloji dünyasının en çok araştırdığı konulardan biri. Uzmanlara göre bu davranış biçimi, yalnızca doğuştan gelen özelliklerle açıklanamayacak kadar karmaşık. Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog İpek Erol, şiddetin hem biyolojik hem çevresel faktörlerin etkileşimiyle geliştiğini belirterek, “Kimi insanlar doğuştan daha yüksek öfke eğilimine sahip olabilir, ancak bu potansiyelin davranışa dönüşmesi çevrenin, yetişme tarzının ve toplumsal tutumların etkisiyle olur,” diyor.

Şiddetin Kaynağı Beyinde mi, Çevrede mi?

Erol’a göre şiddet eğilimini anlamak için beyin yapısı ve çevresel koşulların birlikte ele alınması gerekiyor.
“Prefrontal korteks yani dürtü kontrolüyle ilişkili beyin bölgesi yeterince etkin çalışmadığında, kişi öfkesini düzenlemekte zorlanır. Amigdalanın aşırı uyarılması da tehdit algısını artırır ve birey, sıradan bir tartışmayı bile saldırı olarak yorumlayabilir. Bu biyolojik eğilimler; aile içi şiddet, ekonomik sıkıntılar, travmalar ya da toplumsal şiddet modelleriyle birleştiğinde davranış kalıcı hale gelebilir,” diyor Erol.

Bu nedenle şiddet yalnızca bireysel bir öfke sorunu değil; toplumsal, psikolojik ve nörolojik bileşenleri olan çok yönlü bir olgu olarak ele alınmalı.

empati, çocuk,En Erken Uyarı: Hayvanlara Zarar Verme Davranışı

Çocuklukta hayvanlara eziyet etme davranışı, şiddet eğiliminin en erken ve en güçlü göstergelerinden biri olarak kabul ediliyor. Erol, bu durumun altında yatan psikolojik mekanizmaları şöyle açıklıyor:

“Bazı çocuklar öfke veya çaresizliklerini kendilerinden güçsüz gördükleri varlıklara yönelterek kontrol duygusunu yeniden kazanmaya çalışırlar. Kimi zaman çevresinde gördüğü şiddeti taklit eder, kimi zaman da empati gelişimindeki eksiklik nedeniyle karşısındaki canlının acısını anlayamaz.”

Araştırmalar, hayvana şiddet uygulayan bireylerin empatiyle ilişkili ayna nöron sistemlerinin daha düşük çalıştığını gösteriyor. Bu da kişinin karşısındaki varlığın acısını hissedememesine ve şiddeti meşrulaştırmasına neden olabiliyor.

Erol’a göre yalnızca hayvanlara zarar verme değil; akran zorbalığı, kuralları hiçe sayma, otoriteyle çatışma ve sık öfke patlamaları da yetişkinlikte görülecek saldırgan davranışların habercisi olabilir. “Bu davranışlar ‘çocuktur yapar’ denilerek geçiştirilmemeli,” diyor Erol.

Şiddet Eğilimli Kişiler Empati Kurmakta Zorlanıyor

Günlük hayatta da şiddet eğilimi taşıyan kişilerin ipuçları fark edilebilir. Erol, bu kişilerin ani öfke patlamaları, aşırı kontrol etme isteği ve hakaret içeren iletişim biçimleri ile kendilerini belli ettiklerini söylüyor.

“Normalde karşımızdakinin yüz ifadesi, ses tonu veya ağrısını gösteren tepkiler bizde durup düşünme refleksi yaratır. Ancak şiddete eğilimli bireylerde bu süreç neredeyse hiç çalışmaz. Empati mekanizması zayıftır, karşısındakinin acısını fark etmez. Böylece davranışını haklı gösterir ve çoğu zaman pişmanlık duymaz.”

Bazı durumlarda şiddet, bireyin gözünde güçlülük veya üstünlük göstergesi olarak bile algılanabilir. Bu bakış açısı zamanla ilişkilerde manipülasyon, baskı ve kontrol davranışlarını da beraberinde getirir.

Uyarı Sinyallerini Görmezden Gelmek Şiddeti Besliyor

Uzman Klinik Psikolog İpek Erol, şiddet eğilimi gösteren kişilerin çevresindekilere önemli bir çağrıda bulunuyor:

“Bu tür davranışlar asla küçümsenmemeli. Görmezden gelmek, şiddetin büyümesine zemin hazırlar.”

Erol’a göre çevresindekiler, bu kişilere karşı yargılayıcı olmayan ama kararlı bir tavır sergilemeli; “Davranışının kabul edilemez olduğunu belirtmek, kişiyi profesyonel destek almaya yönlendirmek” en etkili adımlardan biri.

Şiddet riski arttığında kişisel güvenliğin önce gelmesi gerektiğini hatırlatan Erol, “İş yerlerinde mobbing ve psikolojik şiddete karşı net politikalar geliştirilmeli, okullarda zorbalık erken fark edilip profesyonel ekiplerle müdahale edilmeli. Çünkü toplumsal düzeyde şiddeti görmezden gelen ya da meşrulaştıran tavırlar, şiddetin yeniden üretilmesine yol açar,” diyor.

Youtube Editörün Gözünden LinkErken Farkındalık, Toplumsal İyileşmenin Anahtarı

Şiddet eğilimiyle mücadele bireysel bir terapi konusu olduğu kadar, toplumsal bir sorumluluk alanı. Erken farkındalık, bilinçlendirme çalışmaları ve profesyonel psikolojik destek, hem bireylerin hem toplumun şiddetin yıkıcı sonuçlarından korunmasını mümkün kılıyor.

Uzman Klinik Psikolog İpek Erol’un da vurguladığı gibi:

“Şiddet, yalnızca fiziksel zarar değil; bir toplumun ruhunu zedeleyen görünmez bir travmadır. Fark etmek, konuşmak ve destek almak ise değişimin ilk adımıdır.”

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu

Reklam Engelleyici Algılandı

Lütfen reklam engelleyiciyi devre dışı bırakarak bizi desteklemeyi düşünün