Genel SağlıkGüncelÖzel İçerikler

Uzun yaşamın 6 önemli adımı

Longevity mi? Uzun yaşam mümkün mü?

Longevity… Son zamanların popüler kavramlarından biri. Peki longevity ne demek? Longevity’nin kelime anlamı uzun ömürlülük demek. Türkiye’de de kliniklerde artık hekimlerin unvanlarının başlarında kullanmaya başladığını belirtelim.

Uzun yaşam derken neyi kastettiğimiz önemli aslında. Sadece yaş aldığımız bir uzun ömür mü yoksa yaş ile birlikte sağlıklı ve dinç kaldığımız bir süreyi uzattığımız ömür mü? Bu konuyu Editörün Gözünden programında konuğumuz olan Genetik Uzmanı Prof. Dr. Kadir Demircan’a sorduk. Demircan, kanserden longevitye, kolajenlerden Japonların uzun yaşam sırlarına kadar önemli bilgiler verdi. Programı izlemek isterseniz aşağıda videoyu seyredebilirsiniz. Okumak isterseniz satırlarımıza devam edelim.

 

“DNA’ya bakarak son yediğiniz yemeği söyleyebilir, mevcut ya da gelecekteki hastalıklarınızı okuyabiliriz”

Ötzi ve alp dağları DNA’nın bir parmak izi olduğunu belirten Prof. Dr. Kadir Demircan, “Siz bir yerde iseniz canlı olarak oraya bir iz bırakıyorsunuz. Bu tükürük olabilir, saç olabilir, ter bezlerimizden dökülen bir iz olabilir. Dolayısıyla kişi oraya kendinden iz bırakıyor. Antik DNA uzmanları şunu söylüyorlar; “Biz o DNA’yı oradan alırsak, laboratuvarda elde edersek olay yerindeki kişiyi aday kişilerle eşleştirebiliriz. Mantık bu.  DNA normal koşullarda 500 yıl sağlam kalabiliyor. Farklı etkenler bu süreyi kısaltsa da genel olarak 500 yıl kullanım ömrü var diyebiliriz. Peki biz DNA’dan neler öğrenebiliriz? Ben önceki kitabımda yazmıştım. Meşhur mumya ÖTZİ var. 5000 yıl önce İtalya Alp Dağları’nda buzların altında kalan bu adamın DNA’sına bakarak son akşam yemeğinde ne yediğini, hangi hastalıklarını geçirdiğini, kronik hastalıkları olup olmadığını söyleyebiliriz. DNA araştırmaları bu yüzden çok önemli” dedi.

Bir hücremizin içinde 2 metrelik bir DNA var. Vücudumuzdaki 40 trilyon hücrenin içindeki DNA’yı açtığımızda onların toplam uzunluğuyla güneşe 2 kere gidip gelebiliriz.

Longevity bir DNA istatistiği mi?

İnsana dair her şeyin DNA’sında yazılı olduğunu söyleyen Prof. Dr. Kadir Demircan, “Orada ansiklopedik bilgi var ama dilini çözebilirseniz, doğru okuyabilirseniz. DNA analizi aslında bir mikro dünya. Tabii ki bunu gözümüzle göremiyoruz. Biz bilim insanları olarak şunu yapıyoruz; DNA bir defter ve biz o defteri açıp okuyoruz. DNA’yı kişiye ait hücre barındıran herhangi bir dokudan elde edebiliyoruz. Sonra laboratuvarda DNA’nın çevresindeki proteini yıkıyoruz. Bir anlamda kale kapılarını kırıyoruz. O zarı kırdığımız zaman içeri girmeye bir adım daha yaklaşıyoruz ama tamamen değil. Sonra karşımıza protein çıkıyor, proteini de ayıkladıktan sonra saf DNA kalıyor geriye. DNA ne proteindir, ne karbonhidrattır ne de yağdır. Bilim insanlarını yıllarda meşgul etmiştir bu soru. DNA özel bir nükleik asittir. Eskiden bir günde süren bu işlemler bugün 45 dakikada tamamlanıyor ve makineler size dakikalar içinde saf DNA’yı veriyor. Biz işte bu DNA’ya bakarak kişinin ırkını, yapısal özelliklerini, genetik hastalık riski olup olmadığını, 20 yıl sonra romatizma riski olup olmadığını, Alzheimer riski olup olmadığını anlayabiliyoruz” diye konuştu. dna araştırmaları

Cell Genomics ile Kişisel Tıp Çağı

Her hücrenin ayrı bir DNA’sının olduğunu belirten Prof. Dr. Kadir Demircan, “Buna Single Cell Genomics” diyoruz. Bu yeni bir bilim alt dalı. Hücre genetiği anlamına geliyor. Yanir her organın haritası çıkarılıyor. Mesela biz karaciğer hücresi diyoruz. Her organdan ayrı doku ya da örnek almak gerekiyor. Single Cell Genomics şunu yapıyor. Organdaki tek hücreyi alıyor, inceliyor, kanser metastaz yapar mı, ilaç etkisi ne kadar sürer gibi kişisel detaylara ulaşılıyor” dedi.

Longevity ile kaç yaşımızı göreceğiz?

Longevity’nin Türkiye’de doğru anlamda kullanılmadığına dikkat çeken Prof. Dr. Kadir Demircan, “Longevity son 10 yılda biraz popüler oldu. Herkes mesleğinin önüne “longevity” yazmaya başladı ama bunu tartmak lazım kim longevity tıbbının gerçekten eğitimini almış ve yapıyor diye… Longevity uzun ömür demek, ömrü uzatmak demek. Şu anda dünya ortalamasında bir kişinin ortalama 75 yıl ömrü var. Longevity tıpçıları diyor ki bunu 120 yapalım. Ama bazıları da longevity tıbbında amacın ömrü sağlıklı ve ayakta geçirilecek gün sayısını artırmak olduğunu söyleyerek eleştiride bulunuyorlar. Ancak şunun özellikle altını çizmek lazım ki longevity ölüme çare değildir. Böyle bir amaç olamaz. Bu noktada sadece DNA’nızı analiz ediyoruz ve bir istatistik çıkarıyoruz” diye konuştu.

“Kolajen maskeleri işe yaramaz”

Yüzümüze kolajen maskesi sürmenin ya da kolajen takviyesi almanın yaşlılık etkilerini gidermekte etkisiz olduğunu ve işe yaramadığını belirten Prof. Dr. Kadir Demircan, “Çünkü yaptığınız eylemler yüzeysel kalıyor. Hücre bazında bir gençleşme sağlamadığınız zaman etkisi olmuyor. O hücre de DNA’da saklı. Çünkü bu yuttuğunuz takviye mideye iniyor, orada sindiriliyor, parçalanıyor. Bağırsaklardan emiliyor mu, ne kadar emiliyor, kanallar açılıyor mu, ne kadarını içeri alıyor, hücre bunu kabul ediyor mu vs. Ya da vücutta 210 hücre var hepsi kolajen kullanıyor. Dolayısıyla nereye gittiğini bilmiyorsunuz . Yani siz alıyorsunuz belki psikolojik olarak rahatlıyorsunuz ama aslında yaşlılık etkilerini geciktirmek için, yaşlılığı geri çevirmek için dışarıdan aldığınız kolajen takviyesi sizin pek bir işinize yaramıyor” dedi.

İnsanın Genetik Ayarları (İGA) nedir?

“Epigenetik”in gen ötesi anlamına geldiğine dikkat çeken Prof. Dr. Kadir Demircan, “Bu kavram 2012’den sonra daha popüler olmaya başladı. Değişen genlerimiz anlamına geliyor. Çünkü içtiğimiz suyla, dumanlı dumansız ortamlarla, hatta yeni edindiğimiz bilgilerle bile genetiğimizi değiştirebiliyoruz. Yeni bir bilgi öğreniyoruz. beyinde bir kıvılcım çakıyor. O gen diyor ki “bu yeni bir bilgi”. Kök hücreleri harekete geçirebiliyor. Bu değişim ömrü bir kaç saat ya da bir kaç gün uzatabiliyor. Epigenetik bir 20-30 yılda herhalde konuşulur gibi sürüyor. Çünkü yeni başladı, daha emekleme aşamasındayız. Biz buna İGA diyoruz. İnsanın Genetik Ayarları yani kişinin kendi ayarları. Ayarlarımızla sigara içerek oynuyoruz, olumlu olumsuz düşüncelerle oynuyoruz. Mesela bir kişiye 40 gün deli derseniz o kişi 40 günün sonunda deli olur. Siz kendinizi hasta görürseniz hasta olursunuz. Genlerle bu şekilde oynuyoruz. Mesela meditasyon çok güçlü bu değişimlerde ve de sanat. Biliyoruz ki sanat ömrü uzatıyor. Epigenetik gençleşme sağlıyor” diye konuştu.

Genetik Uzmanı Prof. Dr. Kadir Demircan ve Gazeteci Elif Nur Güder

“İçimizde her gün fosur fosur sigara dumanları yükseliyor”

Vücudumuzu bir yangın yerine benzeten Prof. Dr. Kadir Demircan,” Bu yangın mitokondrilerden kaynaklanıyor. Hücrenin içinde bulunan ve görevi enerji üretmek olan mitokondrilerimiz nasıl ki bir arabaya benzin koyduktan sonra egzozdan dumanlar çıkar, bizde de mitokondrilerimiz her saniye duman çıkarıyor. Buna oksidatif stres diyoruz. Bizim bildiğimiz stresten daha tehlikeli. Nasıl ki hiç sigara içmeyen biri akciğer kanseri oluyorsa orada anlıyoruz ki bu kişinin egzoz borusu dar ve dumanı yavaş çıkarıyor. Başka biri sigara içiyor ama egzoz dumanı geniş, dumanları rahat çıkarıyor ve detoks sağlanıyor. Bizim yanlış bildiğimiz DE-TOKS aslında bu. Detoksifikasyon sistemi deniyor buna. O Detoks suları değil yani. Mesela detoksun aşamaları vardır. Buna faz aşamaları denir, faz1, faz 2, faz 3, faz 4 aşamaları. Biyokimyasal basamaklardan geçen karaciğer hücrelerinin yaptığı işte o egzoz dumanını atma sürecidir detoks” dedi.

Gerçek detoks nasıl yapılır?

Detoksu dışardan kolaylaştırabilir miyiz sorusunu yanıtlayan Prof. Dr. Kadir Demircan,”Beslenmemiz, seçimlerimizle genetiğimizi değiştirebiliyoruz. Dolayısıyla kendimizi yaşlandırabiliyoruz. Bu soruya yeni bir bilim dalı olan LifeStyle Genomics ile cevap verilebilir. Buna Yaşam Tarzı Genetiği deniyor. Birinci yol kişinin kendini tanıması, kendi genetik mizacını tanıması, biyolojik iç yapısını tanımasıdır. İkincisi eğitimini almış uzmanlara danışıp DNA’nızı doğru okuyacak kişilerdir, ekiptir. Tüm dünyada kabul görmüş 6 adım vardır” diye konuştu.

Uzun yaşamın 6 sırrı

  1. Stres Yönetimi
  2. Zararlı Alışkanlıklardan Uzak Durmak
  3. Güçlü Sosyal Bağlar ve İlişkiler
  4. Hareket
  5. Beslenme
  6. Kaliteli Uyku

Prof. Dr. Kadir Demircan; “Bu altı noktaya hayatımızda dikkat edeceğiz, özen göstereceğiz ve bu şekilde yaşlılık etkilerini azaltıyor olacağız; masrafsız, bedava, kolay, takviyesiz, ilaçsız. Bunlar öyle laf olsun diye de söylenmemiştir. Hepsi için yıllardır bilimsel araştırmalar yapılmıştır. Tüm bunlara dikkat ederek ömrünüzü 7 ile 13 yıl uzatmak mümkündür” dedi.

japonyada haftada bir shirin yoku orman banyosu yapılıyor“Japonya bizden 20-30 yıl ilerde yaşıyor”

Uzun yıllar Japonya’da yaşayan Prof. Dr. Kadir Demircan; “Japonlar mümkün olduğunca minimalist yaşarlar. Evlerinde fazla eşya yoktur. Yataklarını yuvarlayıp köşeye koyarlar, akşam açarlar. Beslenmeleri de minimalisttir. Bizdeki gibi kahvaltı sofraları uzun uzadıya olmaz. Her zaman yeşil çayları vardır. Yağsız, tuzsuz pirinç, yanında da havuç haşlaması kahvaltılarıdır. 80 yıl yaşarlar bu şekilde. Uzun yaşam sadece beslenme değildir. Mesela orman banyosu yaparlar. Shinrin Yoku deniyor buna. Haftada bir yapan kişiler 3-4 yıl uzun yaşıyor. Sonbaharda orman banyosu turları var. Japonya’da O kırmızı, sarı renkler var ya onlar gözden girip beyinde yenilenme yaptığına inanılıyor” dedi.

 

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu

Reklam Engelleyici Algılandı

Lütfen reklam engelleyiciyi devre dışı bırakarak bizi desteklemeyi düşünün