Yapay zeka da bağımlılık yapıyor!


Yapay zekâ ve teknoloji hayatımızın ayrılmaz bir parçası haline geldi. Ancak bu teknolojilerin bilinçsiz ve kontrolsüz kullanımı çeşitli riskler barındırıyor. İstinye Üniversitesi İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi Veri Bilimi Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Şebnem Özdemir, yapay zekânın bağımlılık yapma potansiyeline dikkat çekerek, çocukların eleştirel düşünme ve sorgulama becerileri kazanmalarının önemini vurguluyor.
Bağımlılık Yapan Yapay Zekâ Tehlikesi
Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nün (MIT) 2024 yılı üçüncü çeyreğinde yayımladığı rapora göre, “bağımlılık yapan yapay zekâ” dönemi hızla yaklaşıyor. Özellikle sosyal çevresi tarafından yeterince desteklenmemiş çocuklar, kendilerini yargılamayan ve her sorularına yanıt veren yapay zekâ ile sosyalleşmeyi tercih edebilir. Bu durum, çocukların insani ilişkilerden uzaklaşmasına ve yapay zekâya bağımlı hale gelmesine yol açabilir.
Doç. Dr. Özdemir, ebeveynlerin bu konuda bilinçli olması gerektiğini vurgulayarak, çocukların teknolojiyle kontrollü ve bilinçli bir şekilde tanışmalarının sağlanması gerektiğini belirtiyor. Ebeveynler, çocuklarını yapay zekâ kullanımında doğru yönlendirmeli, bu teknolojinin yanlış bilgiler içerebileceğini ve her zaman sorgulanması gerektiğini öğretmelidir.
Yapay Zekânın Öğrenme Süreçlerine Etkisi
Özdemir’e göre, çocuklara merak duygusu kazandırılmadığı takdirde yapay zekâ öğrenme süreçlerini baltalayabilir. Çocuklar sorularını doğrudan yapay zekâya sormaya alıştığında, eleştirel düşünme ve bilgiye ulaşmak için çaba gösterme yetileri zayıflayabilir. Yapay zekâ, çocukların öğrenme alışkanlıklarını değiştirdiği gibi, kalıcı hafıza gelişimini de olumsuz etkileyebilir.
Bu noktada, eğitimcilerin ve ebeveynlerin çocukları yönlendirme rolü büyüktür. Çocuklar, yalnızca ezberlenebilecek bilgiler yerine, yaratıcı ve analitik düşünmeyi teşvik eden sorularla yönlendirilmelidir. Bilgiyi araştırma, doğrulama ve sorgulama alışkanlığı kazandırılmalıdır.
Yapay Zekâ ve Kültürel Yabancılaşma Riski
Yapay zekânın kültürel etkileri de göz ardı edilmemelidir. Özdemir, yapay zekâ sistemlerinin genellikle Batılı kültürel normlara göre geliştirildiğini belirtiyor. Bu durum, çocukların kendi kültürlerine yabancılaşmasına ve yerel değerlerden uzaklaşmasına neden olabilir.
Ayrıca, yapay zekâ sistemleri veriye dayalı olduğu için, cinsiyet ve sosyal önyargılar barındırabilir. Özellikle kadınlar hakkında yanlış algılar oluşturabilir. Bu noktada, kız çocuklarının teknolojiye yönlendirilmesi ve teşvik edilmesi gerektiği belirtiliyor. Kadınların yapay zekâ dünyasında yeterince temsil edilmemesi, gelecekte cinsiyet eşitsizliğini daha da derinleştirebilir.
Yapay Zekâ Okuryazarlığı Şart
Yapay zekâyı doğru anlamak ve bilinçli bir şekilde kullanmak için yapay zekâ okuryazarlığının yaygınlaştırılması gerekiyor. Çocuklara, yapay zekânın mutlak doğrular sunmadığı, yanılabileceği ve verdiği bilgilerin mutlaka doğrulanması gerektiği öğretilmelidir.
Özdemir, yapay zekânın basit bir araç olmadığını, öğrenen ve gelişen bir sistem olduğunu vurguluyor. Bu nedenle çocukların, karşılarında yalnızca bir makine olmadığını, etkileşim halinde oldukları sistemin veri kaydettiğini ve öğrendiğini anlamaları gerekmektedir.
Yapay zekâ, doğru kullanıldığında insan yaşamını kolaylaştıran ve birçok alanda fayda sağlayan bir teknoloji olsa da, bilinçsiz kullanım ciddi riskler doğurabilir. Özellikle çocukların yapay zekâya bağımlı hale gelmemesi için ebeveynler ve eğitimciler bilinçli hareket etmeli, eleştirel düşünme ve sorgulama becerilerini geliştirmelerine yardımcı olmalıdır. Kültürel ve toplumsal önyargıların farkında olunarak, çocukların teknolojiyle sağlıklı bir ilişki kurmaları sağlanmalıdır.



