Çocukluk Obezitesi Sanıldığı Kadar Masum mu?
Çocuklarda şirinlik gibi görünen tombulluk, önlem alınmazsa ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor


Çocukluk çağı obezitesi, yalnızca tartıdaki kilo üzerinden değerlendirilmesi gereken bir durum olmayıp çocuğun büyüme ve gelişme sürecinin bütünüyle ele alınmasını gerektirebiliyor. Günlük hareketin azalması, ekran karşısında geçirilen sürenin artması ve değişen beslenme alışkanlıkları, çocuklarda fazla kilo ve obezite gelişiminde rol oynayan faktörler arasında yer alıyor.
Batıgöz Sağlık Grubu Balçova Cerrahi Tıp Merkezi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Fikret İşbilir, çocukların kilo gelişiminin yaş, boy, büyüme hızı ve gelişim süreciyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirtiyor.
Çocuklarda kilo nasıl değerlendirilir?
Çocukluk döneminde kilo artışının büyümenin doğal bir parçası olarak görülebileceğini belirten Uzm. Dr. Fikret İşbilir, değerlendirmede tek bir ölçümün yeterli olmadığını ifade ediyor:
“Çocukluk döneminde kilo artışını değerlendirirken tek başına tartıdaki rakama bakmıyoruz. Çocuğun yaşı, boyu, büyüme hızı ve gelişim süreci birlikte ele alınmalıdır. Önemli olan tek bir ölçümden çok, büyümenin zaman içerisindeki seyridir.”
Çocukların boy ve kilo gelişiminin yaşa ve cinsiyete göre değiştiğini aktaran İşbilir, çocuklarda yetişkinlere yönelik kilo değerlendirmelerinin doğrudan kullanılmaması gerektiğine dikkat çekiyor:
“Çocuklarda boy, kilo ve yaşa göre vücut kitle indeksi gibi ölçümler büyüme eğrileri, diğer adıyla persentil eğrileri üzerinden takip edilir. Burada yalnızca çocuğun bulunduğu persentil değil, büyüme eğrisinin zaman içerisindeki seyri de önem taşır.”
Büyüme çizgisinde daha önce kendi seyrinde ilerleyen bir çocukta kilo eğrisinin belirgin biçimde yükselmesi ya da kilo artışının boy uzamasından daha hızlı gerçekleşmesi durumunda daha ayrıntılı değerlendirme yapılması gerektiğini belirten İşbilir, ailelerin yalnızca çocuğun görünümüne veya tartıdaki rakama göre karar vermemesi gerektiğini vurguluyor.
“Tombul çocuk sağlıklıdır” düşüncesi neden yanıltıcı olabilir?
Çocukların dış görünümünün tek başına sağlık durumunu göstermediğini ifade eden Uzm. Dr. Fikret İşbilir, büyümenin zamana yayılan seyrinin dikkate alınması gerektiğini kaydediyor:
“Daha önce kendi büyüme çizgisinde ilerleyen bir çocuğun kilo eğrisinde belirgin bir yükselme görülmesi veya kilo artışının boy uzamasından daha hızlı seyretmesi, büyüme sürecinin daha ayrıntılı değerlendirilmesini gerektirebilir.”
Bu nedenle ailelerin yalnızca tartıya ya da çocuğun fiziksel görünümüne odaklanmak yerine büyüme eğrisindeki değişimleri takip etmesi önem taşıyor.
Ekran karşısında yemek yemek kilo artışını etkiler mi?
Çocukların günlük yaşamında ekran kullanımının artması, hareket için ayrılan zamanın azalmasına neden olabiliyor. Televizyon, tablet veya telefon karşısında yemek yeme alışkanlığının da çocuğun ne kadar ve ne hızda yemek yediğini fark etmesini güçleştirebildiği belirtiliyor.
Beslenme ve günlük yaşam düzenindeki değişikliklerin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini aktaran İşbilir, şöyle konuşuyor:
“Yüksek enerji içeren atıştırmalıkların sık tüketilmesi, şekerli içeceklerin günlük beslenmede fazla yer alması, öğün düzeninin bozulması ve fiziksel aktivitenin azalması kilo artışını etkileyebiliyor.”
Çocukların beslenme alışkanlıklarının aile ortamından bağımsız düşünülemeyeceğini vurgulayan İşbilir, değişimin yalnızca çocuktan beklenmemesi gerektiğini belirtiyor:
“Beslenme alışkanlıkları çocukluk döneminde büyük ölçüde aile ortamında şekilleniyor. Bu nedenle yalnızca çocuğa ‘bunu yeme’ ya da ‘daha az ye’ demek yerine, ailenin birlikte uygulayabileceği sürdürülebilir bir beslenme ve hareket düzeni oluşturmak daha doğru bir yaklaşım.”
Çocukluk çağı obezitesinde aile düzeni neden önemli?
Çocuğun beslenme alışkanlıklarını değiştirmeye çalışırken evdeki diğer aile bireylerinin aynı alışkanlıkları sürdürmesinin süreci zorlaştırabileceğine dikkat çeken Uzm. Dr. Fikret İşbilir, düzenlemelerin mümkün olduğunca aile yaşamının tamamına yayılması gerektiğini ifade ediyor:
“Çocuğa sürekli ‘yeme’ demek yerine evdeki beslenme ortamını birlikte düzenlemek daha sağlıklı bir yaklaşım olacaktır. Çocuğun kendisini diğer aile bireylerinden farklı veya kısıtlanmış hissetmemesi de önemlidir.”
İşbilir, günlük yaşamda uygulanabilecek değişiklikleri de şöyle aktarıyor:
“Öğünlerin mümkün olduğunca ekran olmadan yenmesi, yemek sırasında telefon ve tabletlerin masadan uzak tutulması, yüksek enerjili atıştırmalıkların günlük rutinin merkezinde yer almaması ve hareketin yalnızca ‘spor yapma’ zorunluluğu olarak görülmemesi uygulanabilecek düzenlemeler arasında yer alıyor. Birlikte yürüyüş yapmak, açık havada zaman geçirmek veya çocuğun sevdiği hareketli etkinliklere alan açmak da günlük hareketin artırılmasına katkı sağlayabilir.”
Çocuğa sürekli “ye” ya da “yeme” demek doğru mu?
Çocuğun kilosuna sürekli vurgu yapılmasının, yiyeceklerin ödül veya ceza haline getirilmesinin ve porsiyon konusunda sürekli baskı kurulmasının beslenmeyle kurulan ilişkiyi olumsuz etkileyebileceği belirtiliyor.
Bu noktada kilo üzerinden iletişim kurmak yerine sağlıklı beslenme, düzenli uyku ve günlük hareket gibi alışkanlıklara odaklanılması gerektiği aktarılıyor. Çocuğun kilosuyla ilgili küçümseyici ifadeler kullanılmaması ve başka çocuklarla karşılaştırma yapılmaması da önem taşıyor.
Uzm. Dr. Fikret İşbilir, bu yaklaşımın çocuğun kendisini aile içinde farklı veya kısıtlanmış hissetmemesi açısından da önemli olduğunu vurguluyor.
Fazla kilo çocuklarda hangi sorunlarla birlikte görülebilir?
Çocukluk çağındaki obezitenin yalnızca görünümle ilgili bir durum olmadığını belirten İşbilir, fazla kilonun farklı sağlık sorunlarıyla birlikte görülebileceğini ifade ediyor:
“Çocukluk çağındaki obezite, vücudun farklı sistemlerini etkileyebilen bir sağlık sorunudur. Fazla kilo ile birlikte kan şekeri düzeninde değişiklikler, insülin direnci, kan yağlarında bozulma, karaciğer yağlanması, tansiyon yüksekliği ve kas-iskelet sistemiyle ilişkili sorunlar görülebilir.”
Boyun ve koltuk altı gibi deri kıvrımlarındaki koyulaşmanın da bazı çocuklarda insülin direnciyle ilişkili olabilen bulgulardan biri olabileceğini aktaran İşbilir, tek bir belirti üzerinden tanı konulamayacağını belirtiyor:
“Boyun ve koltuk altı gibi deri kıvrımlarında ortaya çıkan koyulaşma bazı çocuklarda insülin direnci ile ilişkili olabilen bulgulardan biri olabilir. Bununla birlikte tek bir belirti üzerinden insülin direnci tanısı konulamaz; değerlendirme çocuğun genel sağlık durumu ve gerekli görülen tetkiklerle birlikte yapılır.”
Aileler hangi değişimlere dikkat etmeli?
Çocuğun kıyafet bedeninin kısa sürede belirgin şekilde değişmesi, kilo artışının boy uzamasına göre hızlanması, hareket sırasında daha çabuk yorulmaya başlaması veya büyüme eğrisindeki seyrin önceki ölçümlere göre belirgin biçimde değişmesi, ailelerin gözlemleyebileceği değişiklikler arasında bulunuyor.
Uzm. Dr. Fikret İşbilir, bu bulguların tek başına herhangi bir hastalığın tanısını koydurmadığını özellikle vurguluyor:
“Bu belirtilerin hiçbiri tek başına obezite, insülin direnci veya başka bir hastalığın tanısını koydurmaz.”
Çocuğun büyüme sürecinde belirgin bir değişiklik fark edilmesi halinde yapılacak değerlendirmenin kapsamını da şöyle açıklıyor:
“Çocuğun büyüme sürecinde belirgin bir değişiklik fark edildiğinde değerlendirme; boy, kilo ve büyüme eğrisinin yanı sıra beslenme alışkanlıkları, fiziksel aktivite, uyku düzeni, aile öyküsü ve genel sağlık durumunu da kapsar. Gerekli görülmesi halinde yapılacak tetkikler ise çocuğun yaşına, muayene bulgularına ve bireysel özelliklerine göre hekim tarafından belirlenir.”
Çocukların büyüme süreci nasıl takip edilmeli?
Çocukların birbirleriyle karşılaştırılmaması, kendi büyüme süreçlerinin takip edilmesi gerektiğini vurgulayan İşbilir, değerlendirmede tek bir kilo değerinden çok zaman içerisindeki değişimin önem taşıdığını belirtiyor:
“Her çocuğun büyüme süreci farklıdır. Burada önemli olan tek bir kilo değerinden çok, çocuğun zaman içerisindeki gelişimidir. Belirgin değişiklikler olduğunda nedenini anlamak için çocuğu bütüncül olarak değerlendirmek gerekir.”
Çocukluk çağı obezitesinin değerlendirilmesinde bu nedenle yalnızca tartıdaki rakama odaklanmak yerine çocuğun boyu, kilosu, büyüme eğrisi, beslenme alışkanlıkları, fiziksel aktivitesi, uyku düzeni ve genel sağlık durumunun birlikte ele alınması gerektiği belirtiliyor.



