Genel Sağlık

Bel ve Boyun Fıtığı Ameliyatsız Tedavi Edilebilir mi?

Her Fıtık Ameliyat Gerektirmiyor

Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Bülent Bozyiğit

Bel ve boyun fıtığı, günümüzde masa başı çalışma, hareketsiz yaşam tarzı ve yanlış duruş alışkanlıklarının artmasıyla birlikte her yaş grubunda daha sık görülmeye başlayan sağlık sorunları arasında yer alıyor. Özellikle uzun süre devam eden bel ve boyun ağrıları yaşayan birçok kişi ameliyat olmak zorunda kalacağını düşünse de, uzmanlar her fıtığın cerrahi müdahale gerektirmediğine dikkat çekiyor. Son yıllarda gelişen ameliyatsız bel fıtığı tedavisi, ameliyatsız boyun fıtığı tedavisi, girişimsel ağrı tedavileri ve minimal invaziv yöntemler sayesinde uygun hastalarda başarılı sonuçlar elde edilebiliyor. Özel Sağlık Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Bülent Bozyiğit, doğru hasta seçimi yapıldığında algolojik yöntemlerin yaşam kalitesini önemli ölçüde artırabildiğini ifade ediyor.

Bel ve boyun fıtığında her hasta ameliyat olmak zorunda mı?

Bel veya boyun fıtığı tanısı alan pek çok kişinin ilk aklına gelen soru ameliyat gerekip gerekmediği oluyor. Ancak uzmanlara göre bu düşünce her zaman doğru değil.

Bel ve Boyun FıtığıDoç. Dr. Bülent Bozyiğit, günümüzde bel ve boyun fıtığı tedavisinde birçok farklı seçeneğin bulunduğunu belirterek, hastanın klinik durumu, nörolojik muayene bulguları ve görüntüleme sonuçlarının birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ifade ediyor. Her hastaya aynı tedavinin uygulanmasının doğru olmadığını söyleyen Bozyiğit, öncelikle cerrahi gerekliliğin belirlenmesi gerektiğini, ameliyat gerektirmeyen hastalarda ise girişimsel ağrı tedavilerinin önemli bir alternatif oluşturduğunu dile getiriyor.

Ameliyatsız bel ve boyun fıtığı tedavisi nasıl uygulanıyor?

İlaç tedavisi ve fizik tedaviden yeterli fayda görmeyen ancak ameliyat gerektirecek düzeyde sinir hasarı bulunmayan hastalarda girişimsel algoloji yöntemleri uygulanabiliyor.

Doç. Dr. Bülent Bozyiğit, halk arasında “nokta atışı tedavisi” olarak bilinen sinir kökü blokajı yönteminin bu hastalarda etkili sonuçlar verebildiğini belirtiyor. Tedavide ağrıya neden olan sinir kökü görüntüleme eşliğinde tespit edilerek ilgili bölgeye özel enjeksiyon uygulanıyor.

Bozyiğit, bu işlem sayesinde sinir çevresindeki ödemin azaltıldığını, sinire uygulanan basının hafiflediğini ve buna bağlı olarak hastanın ağrılarında belirgin rahatlama sağlanabildiğini ifade ediyor. Minimal invaziv olarak uygulanan bu yöntemin deneyimli ekipler tarafından gerçekleştirilmesinin tedavi başarısı açısından büyük önem taşıdığını da sözlerine ekliyor.

Nükleoplasti hangi hastalar için uygun?

Ameliyatsız tedavi seçenekleri arasında yer alan nükleoplasti de uygun hasta grubunda başarılı sonuçlar sağlayabiliyor.

Doç. Dr. Bülent Bozyiğit, özellikle güç kaybı bulunmayan ve cerrahi gerektirmeyen bel fıtığı hastalarında bu yöntemin tercih edildiğini belirtiyor. Lokal anestezi altında gerçekleştirilen işlemde özel bir iğne yardımıyla fıtıklaşmış diskin içine ulaşılıyor ve disk merkezindeki jel kıvamındaki bölüm kontrollü şekilde küçültülüyor.

Bozyiğit, disk hacminin azaltılmasıyla sinir üzerindeki baskının hafiflediğini, bunun da ağrının azalmasına katkı sağladığını ifade ediyor. Doğru hasta seçimi yapıldığında nükleoplasti uygulamalarında başarı oranlarının yüzde 90’lara kadar ulaşabildiğini belirtiyor.

Doğru tedavi için muayene neden büyük önem taşıyor?

Bel veya boyun ağrısı yaşayan herkesin aynı hastalığa sahip olmadığını vurgulayan Doç. Dr. Bülent Bozyiğit, tedavi planının ayrıntılı muayene sonrasında oluşturulması gerektiğini söylüyor.

Uzman isim, yapılan nörolojik değerlendirme sırasında hangi hastanın ameliyat gerektirdiğinin, hangi hastanın fizik tedaviye yönlendirilmesi gerektiğinin ya da girişimsel ağrı tedavisinden fayda görebileceğinin belirlendiğini ifade ediyor.

Bozyiğit ayrıca bazı hastalarda bel ve boyun ağrısının altında farklı nörolojik hastalıkların da bulunabileceğini belirtiyor. Muayene ve ileri tetkikler sayesinde multipl skleroz (MS), ALS ya da tümör gibi farklı sağlık sorunlarının da erken dönemde tespit edilebildiğini dile getiriyor.

Girişimsel ağrı tedavilerinde hangi yöntemler uygulanıyor?

Teknolojideki gelişmeler sayesinde girişimsel ağrı tedavileri her geçen gün daha fazla seçenek sunuyor.

Doç. Dr. Bülent Bozyiğit, kendi kliniklerinde sinir kökü blokajı, nükleoplasti ve radyofrekans uygulamaları gibi birçok minimal invaziv yöntemin başarıyla gerçekleştirildiğini ifade ediyor. Bu uygulamaların ortak amacının hastanın yaşam kalitesini artırmak, ağrıyı azaltmak ve mümkün olduğunca cerrahi ihtiyacını geciktirmek veya ortadan kaldırmak olduğunu belirtiyor.

Ameliyat hangi durumlarda kaçınılmaz hale geliyor?

Her ne kadar günümüzde ameliyatsız yöntemler ön plana çıksa da bazı hastalarda cerrahi tedavi kaçınılmaz olabiliyor.

Doç. Dr. Bülent Bozyiğit, girişimsel tedavilere rağmen şikayetleri devam eden, görüntüleme bulgularında ciddi sinir basısı bulunan veya ilerleyici güç kaybı gelişen hastalarda cerrahinin gündeme geldiğini ifade ediyor.

Bu hastalarda günümüzde kapalı yani endoskopik bel fıtığı ameliyatlarının tercih edildiğini söyleyen Bozyiğit, küçük kesilerden gerçekleştirilen bu operasyonların çevre dokulara daha az zarar verdiğini ve iyileşme sürecini hızlandırabildiğini belirtiyor.

Bel ve boyun fıtığının belirtileri nelerdir?

Bel ve boyun fıtıkları yalnızca ağrıya neden olmuyor. Sinirlerin baskı altında kalması farklı nörolojik belirtilerle de kendini gösterebiliyor.

Doç. Dr. Bülent Bozyiğit’e göre bel ağrısı, boyun ağrısı, kola veya bacağa yayılan ağrı, uyuşma, karıncalanma, his kaybı ve kas gücünde azalma en sık görülen belirtiler arasında yer alıyor.

Bu şikayetlerin uzun süre devam etmesi veya giderek artması halinde zaman kaybetmeden beyin ve sinir cerrahisi uzmanına başvurulması gerektiğini belirten Bozyiğit, erken tanı sayesinde hem ameliyatsız tedavi seçeneklerinden yararlanma şansının arttığını hem de kalıcı sinir hasarının önlenebildiğini ifade ediyor.

Doç. Dr. Bülent Bozyiğit, bel ve boyun fıtığında tedavinin kişiye özel planlanması gerektiğini vurgulayarak, her hastanın ameliyat olmak zorunda olmadığını, uygun hastalarda girişimsel algoloji yöntemlerinin başarılı sonuçlar sağlayabildiğini ifade ediyor. Ancak güç kaybı, ilerleyici nörolojik bulgular veya ciddi sinir basısı geliştiğinde cerrahi tedavinin geciktirilmemesi gerektiğini belirten Bozyiğit, doğru tedaviye ulaşmanın ilk adımının ayrıntılı uzman değerlendirmesinden geçtiğini sözlerine ekliyor.Youtube Editörün Gözünden Link

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu

Reklam Engelleyici Algılandı

Lütfen reklam engelleyiciyi devre dışı bırakarak bizi desteklemeyi düşünün