Erkek

Genç Erkeklerde Cinsel İşlev Bozuklukları Neden Olur?

Sertleşme bozukluğu, erken boşalma ve cinsel isteksizlik yalnızca ileri yaşlarda görülmüyor. Erkeklerde cinsel işlev sorunları 20’li yaşlardan itibaren farklı nedenlerle ortaya çıkabiliyor.

Erkeklerde cinsel işlev bozuklukları için belirlenmiş tek bir başlangıç yaşı bulunmuyor. Sertleşme bozukluğu, erken boşalma ve cinsel isteksizlik gibi sorunlar genç yaşlarda da görülebilirken, bazı cinsel fonksiyon bozukluklarının görülme sıklığı yaş ilerledikçe artabiliyor. Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Berkan Reşorlu’nun uzmanlık alanı kapsamında değerlendirilen erkek cinsel sağlığı sorunlarında, yaşın tek başına belirleyici olmadığı; fiziksel ve psikolojik etkenlerin birlikte ele alınması gerektiği önem taşıyor.

cinsel işlev bozukluğu,

Erkek cinsel sağlığı; hormonal denge, damar fonksiyonları, sinir sistemi, psikolojik durum ve yaşam tarzı alışkanlıklarının etkilediği bir süreç olarak değerlendiriliyor. Bu nedenle cinsel işlevlerdeki değişiklikler her yaş grubunda aynı nedenlerle ortaya çıkmıyor.

Erkeklerde cinsel işlev bozuklukları kaç yaşında başlar?

Erkeklerde cinsel işlev bozukluklarının ortaya çıkması için kesin bir yaş sınırı bulunmadığını belirten Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Berkan Reşorlu, sorunun farklı yaş dönemlerinde görülebileceğine dikkat çekiyor.

“Erkeklerde sertleşme bozukluğu, erken boşalma ve cinsel isteksizlik gibi cinsel işlev sorunları 20’li yaşlardan itibaren ortaya çıkabilir. Bu sorunlar ilk kez 40, 50 veya 60 yaşından sonra da görülebilir. Dolayısıyla cinsel işlev bozukluklarını yalnızca ileri yaşlarla ilişkilendirmek doğru değildir.”

Cinsel fonksiyon bozukluklarının görülme sıklığının problemin türüne göre değiştiğini aktaran Prof. Dr. Reşorlu, sertleşme bozukluğunun yaş ilerledikçe daha yaygın hale gelebildiğini, erken boşalmanın ise genç erkeklerde de görülebildiğini ifade ediyor.

“Yaşın ilerlemesi, her erkeğin mutlaka cinsel işlev bozukluğu yaşayacağı anlamına gelmez. Sağlıklı yaşam alışkanlıklarına sahip ve kronik hastalıkları kontrol altında olan erkekler ileri yaşlarda da tatmin edici bir cinsel yaşam sürdürebilir. Bu nedenle değerlendirmede yalnızca kişinin yaşı değil, şikâyetin nedeni ve yaşam kalitesi üzerindeki etkisi de dikkate alınmalıdır.”

20’li yaşlarda sertleşme bozukluğu görülür mü?

Sertleşme bozukluğu yalnızca ileri yaş grubunda karşılaşılan bir sorun değil. Genç erkeklerde görülen sertleşme güçlüğünün doğrudan psikolojik nedenlere bağlanmasının her hasta için doğru bir yaklaşım olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Berkan Reşorlu, farklı etkenlerin değerlendirilmesi gerektiğini belirtiyor.

“20’li yaşlarda performans kaygısı, yoğun stres, depresyon, ilişki sorunları ve uyku düzensizlikleri sertleşme fonksiyonlarını olumsuz etkileyebilir. Bununla birlikte hormonal bozukluklar, bazı ilaçların yan etkileri, sigara kullanımı ve metabolik hastalıklar da sertleşme sorunlarının ortaya çıkmasında etkili olabilir.”

Genç yaşta zaman zaman sertleşme güçlüğü yaşanmasının tek başına kalıcı bir cinsel fonksiyon bozukluğu anlamına gelmediğini kaydeden Prof. Dr. Reşorlu, şikâyetlerin tekrarlaması veya uzun süre devam etmesi halinde ürolojik değerlendirmenin önem taşıdığını ifade ediyor.

“Genç erkeklerde görülen sertleşme sorunlarının tamamını psikolojik nedenlerle açıklamak mümkün değildir. Şikâyetlerin başlangıç zamanı, tekrarlama durumu ve kişinin mevcut sağlık koşulları birlikte değerlendirilmelidir.”

30’lu yaşlarda cinsel performans sorunları neden ortaya çıkar?

30’lu yaşlarda günlük yaşamın getirdiği sorumluluklar, iş hayatı ve stres gibi etkenler cinsel fonksiyonlarda değişikliklere eşlik edebiliyor. Bu dönemde uyku düzeninin bozulması ve fiziksel aktivitenin azalması da değerlendirilmesi gereken faktörler arasında yer alıyor.

Prof. Dr. Berkan Reşorlu, bu yaş grubunda cinsel performansı etkileyebilen etkenleri şöyle sıralıyor:

“Düzensiz uyku, fazla kilo, sigara kullanımı ve hareketsiz yaşam tarzı damar sağlığını olumsuz etkileyerek sertleşme kalitesinde değişikliklere neden olabilir. Bazı erkeklerde 30’lu yaşlarda hipertansiyon, insülin direnci veya diyabet gibi metabolik sorunlar da ortaya çıkabilir. Bu rahatsızlıklar ilerleyen dönemde cinsel işlev bozuklukları açısından risk oluşturabilir.”

Cinsel istekte azalma yaşayan erkeklerde yalnızca psikolojik faktörlere odaklanılmaması gerektiğini belirten Prof. Dr. Reşorlu, hormonal durumun da değerlendirilmesi gerekebileceğini aktarıyor.

“Cinsel isteksizlik şikâyeti tek başına testosteron eksikliği tanısı koymak için yeterli değildir. Cinsel fonksiyonlarda meydana gelen değişikliklerin nedeni, kişinin şikâyetleri ve sağlık durumu birlikte ele alınarak araştırılmalıdır.”

40 yaşından sonra sertleşme sorunları artıyor mu?

Yaş ilerledikçe sertleşme bozukluğunun görülme sıklığında artış yaşanabiliyor. Bu durum, damar fonksiyonlarında meydana gelebilen değişiklikler ve kronik hastalıkların daha yaygın hale gelmesiyle ilişkilendiriliyor.

40–70 yaş arasındaki erkekleri kapsayan Massachusetts Male Aging Study araştırmasında, farklı derecelerde sertleşme bozukluğu görülme oranı yaklaşık yüzde 52 olarak bildirilmişti. Bu oranın hafif, orta ve ağır düzeydeki sorunların toplamını ifade ettiğini belirten Prof. Dr. Berkan Reşorlu, araştırma sonucunun bütün erkek toplumları için aynı sıklığın geçerli olduğu anlamına gelmediğine dikkat çekiyor.

“Yüksek tansiyon, diyabet, kolesterol yüksekliği, obezite ve sigara kullanımı sertleşme bozukluğu açısından önemli risk faktörleri arasında yer alır. Sertleşme fonksiyonunun gerçekleşebilmesi için gerekli kan akışının yeterli düzeyde sağlanamaması, damarsal kaynaklı sertleşme sorunlarına neden olabilir.”

Bu nedenle 40 yaşından sonra ilk kez ortaya çıkan sertleşme sorunlarının yalnızca cinsel fonksiyonlar açısından ele alınmaması gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Reşorlu, kalp ve damar sağlığının da değerlendirilmesinin önemini vurguluyor.

50 yaşından sonra cinsel isteksizlik normal mi?

50 yaşından sonra hormonal düzeylerde ve cinsel fonksiyonlarda bazı değişiklikler görülebiliyor. Ancak cinsel isteğin azalmasının her erkek için yaşlanmanın kaçınılmaz bir sonucu olmadığını belirten Prof. Dr. Berkan Reşorlu, bu şikâyetin farklı nedenlerle ilişkili olabileceğini aktarıyor.

“Testosteron düzeyleri bazı erkeklerde yaşla birlikte azalabilir. Bununla birlikte cinsel isteksizlik yalnızca testosteron eksikliğiyle açıklanamaz. Depresyon, stres, uyku bozuklukları, kronik hastalıklar, kullanılan ilaçlar ve partner ilişkileri de cinsel isteği etkileyebilir.”

Testosteron eksikliğinden şüphelenilen kişilerde değerlendirmenin klinik belirtilerle birlikte yapılması gerektiğini kaydeden Prof. Dr. Reşorlu, tanı sürecinde laboratuvar sonuçlarının tek başına yeterli olmadığını belirtiyor.

“Gerekli durumlarda sabah saatlerinde yapılan testosteron ölçümlerinin tekrarlanması gerekebilir. Testosteron tedavisi ise yalnızca uygun tanı kriterlerini karşılayan hastalarda, olası yarar ve riskler değerlendirilerek planlanmalıdır. Çocuk sahibi olmayı planlayan erkeklerde dışarıdan testosteron kullanımının sperm üretimini baskılayabileceği de dikkate alınmalıdır.”

60 yaşından sonra cinsel yaşam devam edebilir mi?

İleri yaş, cinsel yaşamın sona ermesi gerektiği anlamına gelmiyor. Yaşlanmayla birlikte sertleşmenin oluşma süresi, sertleşme kalitesi ve boşalma sonrasındaki toparlanma süresi değişebiliyor. Ancak bu değişikliklerin tamamı cinsel işlev bozukluğu olarak değerlendirilmiyor.

Prof. Dr. Berkan Reşorlu, ileri yaşlarda cinsel fonksiyonları etkileyebilen sağlık sorunlarına ve tedavi yaklaşımına ilişkin şu bilgileri paylaşıyor:

“60 yaşından sonra diyabet, kalp ve damar hastalıkları, nörolojik rahatsızlıklar, hormonal değişiklikler ve bazı ilaçların yan etkileri cinsel fonksiyonları etkileyebilir. Kronik hastalıkların kontrol altında tutulması, düzenli fiziksel aktivite ve sağlıklı yaşam alışkanlıkları cinsel fonksiyonların korunmasına katkı sağlayabilir.”

İleri yaştaki erkeklerde ortaya çıkan sertleşme bozukluklarının yalnızca yaşlanmaya bağlanarak değerlendirme dışında bırakılmaması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Reşorlu, bu kişiler için de uygun tedavi seçeneklerinin bulunduğunu ifade ediyor.

“Uygulanacak tedavi yaklaşımı kişinin genel sağlık durumuna, kullandığı ilaçlara ve cinsel fonksiyon beklentilerine göre belirlenir. İleri yaşlarda ortaya çıkan sertleşme sorunlarının değerlendirme yapılmadan yaşlanmanın doğal bir sonucu olarak kabul edilmesi doğru değildir.”

Erken boşalma hangi yaşlarda görülür?

Erken boşalma farklı yaş gruplarında karşılaşılabilen cinsel fonksiyon sorunları arasında bulunuyor. Yaşam boyu devam eden erken boşalma ile sonradan gelişen erken boşalma birbirinden ayrılıyor.

Prof. Dr. Berkan Reşorlu, bu iki durumun farklı başlangıç özelliklerine sahip olduğunu belirterek şöyle konuşuyor:

“Yaşam boyu devam eden erken boşalma, kişinin ilk cinsel deneyimlerinden itibaren mevcut olabilir. Sonradan gelişen erken boşalma ise daha önce normal boşalma kontrolü bulunan kişilerde farklı yaşlarda ortaya çıkabilir.”

Genç erkeklerde cinsel deneyim eksikliği ve performans kaygısının boşalma kontrolünü etkileyebileceğini aktaran Prof. Dr. Reşorlu, sonradan gelişen erken boşalma durumunda farklı etkenlerin de değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.

“Her erken boşalma şikâyetinin psikolojik nedenlerden kaynaklandığı söylenemez. Sonradan gelişen erken boşalmada sertleşme bozukluğu, bazı ürogenital hastalıklar, tiroit fonksiyon bozuklukları ve psikolojik faktörler değerlendirilmesi gereken nedenler arasındadır. Yaşam boyu devam eden ve sonradan gelişen erken boşalma türlerinin birbirinden ayrılması, tanı ve tedavi yaklaşımı açısından önem taşır.”

Erkeklerde testosteron azalması kaç yaşında başlar?

Testosteron düzeyleri yetişkinlik boyunca değişkenlik gösterebiliyor. Bazı erkeklerde yaşla birlikte kademeli azalma görülse de bu sürecin her bireyde aynı hızda ilerlemediğini belirten Prof. Dr. Berkan Reşorlu, farklı etkenlerin de hormon düzeyleri üzerinde etkili olabileceğini kaydediyor.

“Fazla kilo, kronik hastalıklar, uyku bozuklukları ve bazı ilaçlar testosteron düzeylerini etkileyebilir. Testosteron eksikliği bulunan erkeklerde cinsel istekte azalma, sabah sertleşmelerinde azalma, enerji düşüklüğü ve bazı fiziksel değişiklikler görülebilir. Ancak bu belirtiler başka sağlık problemlerinde de ortaya çıkabilir.”

Bu nedenle testosteron eksikliğinin belirli bir yaşa ulaşan bütün erkeklerde gelişeceği düşüncesinin doğru olmadığını ifade eden Prof. Dr. Reşorlu, hormonal değerlendirmenin klinik belirtiler ve bireysel risk faktörleri dikkate alınarak yapılması gerektiğini belirtiyor.

Cinsel işlev bozukluğu kalp hastalıklarının ilk belirtisi olabilir mi?

Sertleşme bozukluğu bazı erkeklerde kalp ve damar sağlığıyla ilişkili sorunların erken göstergelerinden biri olabiliyor. Sertleşme için gerekli kan akışının yeterli düzeyde sağlanamaması, damar yapısı veya fonksiyonlarındaki değişikliklerle ilişkili olabiliyor.

Prof. Dr. Berkan Reşorlu, diyabet, hipertansiyon, yüksek kolesterol ve sigara kullanımının hem kalp ve damar hastalıkları hem de sertleşme bozukluğu açısından ortak risk faktörleri arasında bulunduğunu belirtiyor.

“Damarsal nedenlere bağlı sertleşme bozukluğu bulunan bazı erkeklerde, belirgin kardiyovasküler belirtiler ortaya çıkmadan önce cinsel fonksiyon sorunları gelişebilir. Bununla birlikte her sertleşme bozukluğu doğrudan kalp hastalığının göstergesi değildir. Psikolojik, hormonal, nörolojik ve ilaçlarla ilişkili nedenler de değerlendirilmelidir.”

Özellikle orta yaş ve üzerindeki erkeklerde yeni başlayan sertleşme bozukluğunun kapsamlı şekilde ele alınmasının, eşlik edebilecek kardiyovasküler risk faktörlerinin belirlenmesine yardımcı olabileceğini kaydeden Prof. Dr. Reşorlu, değerlendirmede farklı olasılıkların birlikte incelenmesi gerektiğini vurguluyor.

Cinsel işlev bozukluklarında hangi tedaviler uygulanabilir?

Erkeklerde cinsel işlev bozukluklarının tedavisi, sorunun türüne ve altta yatan nedenlere göre değişiyor. Sertleşme bozukluğu, erken boşalma, hormonal eksiklikler ve penis eğriliği gibi farklı durumlarda aynı tedavi yaklaşımı uygulanmıyor.

Prof. Dr. Berkan Reşorlu, tedavi seçeneklerinin kişiye ve mevcut probleme göre belirlendiğini ifade ederek şu bilgileri aktarıyor:

“Sertleşme bozukluğunda yaşam tarzı değişiklikleri, uygun ilaç tedavileri, vakum cihazları veya belirli hastalarda cerrahi yöntemler değerlendirilebilir. Erken boşalma tedavisinde davranışsal yaklaşımlar, psikoseksüel destek ve uygun ilaç tedavilerinden yararlanılabilir. Hormonal eksikliklerin bulunduğu hastalarda ise tedavi, ayrıntılı değerlendirme sonrasında bireysel olarak planlanır.”

Penis eğriliğine neden olan Peyronie hastalığında da tedavi yaklaşımının hastalığın evresine ve eğriliğin derecesine göre değişebildiğini belirten Prof. Dr. Reşorlu, takip, traksiyon uygulamaları veya uygun hastalarda cerrahi tedavinin gündeme gelebileceğini kaydediyor.

“Her cinsel fonksiyon sorununun aynı tedaviye yanıt vermesi beklenmez. Bu nedenle öncelikle doğru tanının konulması, ardından uygulanacak yöntemin kişinin durumuna göre belirlenmesi önem taşır.”

Cinsel işlev bozukluklarını önlemek için neler yapılabilir?

Erkek cinsel sağlığının korunmasında yaşam tarzı alışkanlıkları da önem taşıyor. Düzenli fiziksel aktivite, dengeli beslenme, sağlıklı vücut ağırlığının korunması ve sigaranın bırakılması, cinsel fonksiyonları etkileyebilen metabolik risk faktörlerinin azaltılmasına yardımcı olabiliyor.

Prof. Dr. Berkan Reşorlu, bu süreçte uyku düzeni, stres yönetimi ve kronik hastalıkların takibinin de dikkate alınması gerektiğini belirtiyor.

“Yeterli uyku ve stres yönetimi cinsel istek ve performans üzerinde olumlu etkiler sağlayabilir. Diyabet, hipertansiyon ve kolesterol yüksekliği gibi kronik hastalıkların düzenli takip edilmesi de önemlidir.”

İçeriği doğrulanmamış cinsel performans ürünlerinin bilinçsiz kullanımına da dikkat çeken Prof. Dr. Reşorlu, bazı ilaçların belirli sağlık koşullarında ciddi sonuçlara yol açabileceğini ifade ediyor.

“İnternet üzerinden satılan ve içeriği doğrulanmamış cinsel performans ürünlerinin bilinçsiz kullanılması sağlık açısından risk oluşturabilir. Özellikle kalp hastalığı nedeniyle nitrat içeren ilaç kullanan bireylerde bazı sertleşme bozukluğu ilaçları ciddi tansiyon düşüklüğüne neden olabilir. Bu nedenle cinsel sağlık sorunlarına yönelik ilaç veya takviye kullanımı öncesinde uzman değerlendirmesi yapılmalıdır.”

Erkeklerde cinsel işlev bozukluklarında yaş tek başına belirleyici değil

Erkeklerde cinsel işlev bozuklukları genç yaşlardan ileri yaşlara kadar farklı dönemlerde ortaya çıkabiliyor. Sertleşme bozukluğunun görülme sıklığı yaşla birlikte artarken, erken boşalma ve cinsel isteksizlik gibi sorunlar da farklı yaş gruplarında görülebiliyor.

Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Berkan Reşorlu, cinsel fonksiyonlardaki değişikliklerin yalnızca yaşa bağlanmaması gerektiğini vurguluyor. Genç erkeklerde sorunların sadece psikolojik nedenlerle ortaya çıktığını, ileri yaştaki erkeklerde ise cinsel işlev bozukluklarının kaçınılmaz olduğunu düşünmenin doğru olmadığını belirten Prof. Dr. Reşorlu, değerlendirmede kişinin şikâyetlerinin, genel sağlık durumunun ve eşlik eden hastalıklarının dikkate alınması gerektiğini ifade ediyor.

editörün gözünden nedir, sağlık editörü kimdir, sağlık editörü elif nur güder, editörün gözünden sağlık haberleri

Cinsel işlev bozukluklarının ortaya çıkması için belirli bir yaş sınırı bulunmuyor. Şikâyetlerin tekrarlaması veya uzun süre devam etmesi halinde altta yatan nedenlerin değerlendirilmesi, sorunun türüne uygun tedavi yaklaşımının belirlenmesi açısından önem taşıyor.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu

Reklam Engelleyici Algılandı

Lütfen reklam engelleyiciyi devre dışı bırakarak bizi desteklemeyi düşünün