Gıdalardaki pestisit nasıl temizlenir?

Son günlerde gıda piyasası Türkiye’nin yurtdışına gönderdiği sebze ve meyvelerdeki pestisit kalıntılarıyla çalkalanıyor. Gümrüklerde pestisit, belirlenen oranın üzerinde tespit edilen gıda maddeleri ülkelere alınmıyor ve geri gönderiliyor. Peki o ürünlere ne oluyor? İç piyasaya mı sürülüyor? İşte bu iddiaları ve pestisitlerden nasıl korunacağımızı Editörün Gözünden’de Gıda Mühendisi Nurten Sırma ile konuştuk.
Pestisit nedir?
Pestisitle ilgili çok fazla bilgi kirliliği olduğunu belirten Gıda Mühendisi Nurten Sırma, “Pestisit aslında kelime anlamı olarak zararlıları yok eden demek. Ama ne için zararlı, kim için zararlı? Belki ona bakmak lazım. Tarımsal üretimi aslında üstü açık bir fabrika gibi düşünün. Bu insanlar için ne kadar cazip ise diğer canlılar için de cazip. Dolayısıyla bu canlılar bazen zararlı nitelikte olabiliyor hem üretilen ürünün rekoltesini, miktarını azaltıyor hem de orada ürediği zaman gerek kendisi gerekse oraya bıraktığı kötü bir miras nedeniyle insanlar için zararlı bir forma dönüşüyor ve miktarını da azaltıyor. Dolayısıyla pestisit tarımsal üretimde bazen kimyasal bazen de biyolojik olarak kullanılıyor ve tarladaki gıdalardan zararlıları uzaklaştırıyor. Bu zararlılar bazen örümcek oluyor mesela Akdeniz örümceği veya bir sinek türü, beyaz sinek. Örneğin; bizim coğrafyadan örnekler verirsek bazen mantar grubu dediğimiz işte orada yaşayan, toprakta yaşayan küfler gibi mikroorganizmalar gibi, yabani otlar gibi tarladaki bitkilere musallat olan çeşitli canlılar var. Bunlarla mücadele anlamında bütün dünyada kullanılan bazen kimyasal bazen biyolojik mücadele araçları var. Bunlara büyük başlık olarak pestisit diyoruz” ifadelerini kullandı.

Pestisit limiti neden önemli?
Pestisitlerin netice itibariyle ilaç aktif maddesi olduğunu söyleyen Gıda Mühendisi Nurten Sırma, ” Bütün dünyada aslında pestisit ilk keşfedildiği zaman bir mucize gibi bakıldı. Yeşil devrim olarak ifade edildi. 1940 ile 1970’li yıllar arasında tarımsal üretimde rekolte kaybı olmaması müthiş bir keşif gibiydi. Ama sonra insana ve çevreye olan zararları ortaya çıkmaya başladığında bu işin bir dozu olduğu, hatta bazı ilaç aktif maddelerinin yasaklanması gerektiği ortaya çıktı. Dolayısıyla şuna karar verdi dünya ki “aslında pestisit gerekli ama kimyasal formda olanlarının hem insan bedeninde hem de çevreye, toprağa vereceği zararlar çerçevesinde bir limit konuldu. Buna MRL değeri denilir. Hem insan hem de bitkide kalıntıya neden olmayacak şekilde belirlenen güvenli limit, dozdur. Bu limitin üzerine çıkıldığında problem başlar” dedi.
Tarım alanlarında tarım değil, başka işler yapıyoruz
Dünya tarafında bir yandan artan nüfus, bir yandan açlıkla mücadeleyi ve bir yandan azalan tarım alanlarının düşünüldüğünde pestisitlerle tarımsal üretiminde desteklendiğini ifade eden Nurten Sırma, “2030 yılında 10 milyar nüfus olacak. Bu kadar insan ne ile beslenecek? Dolayısıyla hem tarımsal arazilerin miktarı yüzeysel olarak daralıyor. Çünkü biz çok verimli topraklara otomotiv fabrikaları kurduk, residence kurduk. Aslında tarıma elverişli alanlarda başka şeyler yapıyoruz. Dolayısıyla o elimizde kalan dar alanlarda da birim alandan yüksek verim elde etmek adına her şeyi yapmak zorundayız. Ama şu var şimdi rekolte düşmesin diye kontrolsüzce, bilinçsizce, limit üstü kullanılan pestisitler de hem suya zarar veriyor, hem yeraltı kaynak sularına zarar veriyor, hem insan bedeninde yaratacağı hasarlar ve önemlisi de önümüzdeki dönemde topraktan alacağımız verimi de etkiliyor” diye konuştu.
RASFF sistemi ülkelerin tarım güvenliği karnesi mi?
Türkiye’nin pek çok gıda ürününde lider olduğunun altını çizen Gıda Mühendisi Nurten Sırma, “Gönderdiğimiz ürün karşı ülkede gerek gümrük ve sınırlarda veya market raflarında bir denetime tabii tutulursa ve limit üstü bir uygunsuzluk bulunursa bu bir bildirim sistemi üzerinden yayınlanıyor. Buna RASFF sistemi deniliyor. Örneğin Fransa’dan Almanya’ya bir ürün gitti ve Almanya’da uygunsuzluk tespit edilince bu RASFF sistemi üzerinden o uygunsuzluk bildiriliyor. Yani hangi ülkede hangi uygunsuzluk var, menşei neresi bildiriliyor. Şimdi Türkiye’de de ticaretimizde bildirilen ürünler var. Bunlar yine RASFF sisteminde yayınlanıyor. Dolayısıyla Türkiye’den yapılan bildirimlerde örneğin limon gittiği zaman, antep fıstığı, kuru incir, mandalina, portakal bu bildirimi yapılan ve medyaya yansıyanlar” dedi.
Pestisitli gıdaları Türk insanı mı tüketiyor?
Bu bildirimler yayınlandıktan sonra neler olduğunu anlatan Gıda Mühendisi Nurten Sırma,” Uluslararası ticarette nakliye masraflı bir durumdur. Dolayısıyla basına yansıdığı gibi her bildirime konu olan ürün Türkiye’ye geri de gönderilmiyor. Bu sene antep fıstığında 57 tane bildirim aldı Türkiye. Bu 57 tane bildirimin 17 tanesi aslında Amerika menşeili olan ama Türkiye’de paketlenen, sanki görüntüde Türkiye kökenli gibi görünen ama aslında Amerika Birleşik Devletleri’nin antep fıstığı olan ürünler bildirim aldı. Buradan şunu görüyoruz; aslında ticaret iç içe geçmiş durumda. Geri gönderilen ürünler Tarım ve Orman Bakanlığı’nın yaptığı açıklama üzerinden konuşuyorum iç piyasaya dağılmıyor. Bunu biz sanki dışarıdan yeni ithal edilen bir ürün gibi analize alıyoruz, analiz sonucunda eğer ülkemizin yasal sınırlarına uygunsa iç piyasaya dağılıyor veya sınırlara uygun değilse bunu bioyakıt tesislerinde imha ederek veya yem imalatında yani hayvan yemi imalatında kullanılabilecek nitelikte olanları oraya sevk ediyoruz ama iç piyasada pazarda satışı yok” ifadelerini kullandı.
Gıda sektörünün ticaret savaşlarıyla ekoloji arasında sıkışıp kaldığını belirten Gıda Mühendisi Nurten Sırma, “Bazen art niyetle kullanıyorlar. Türkiye dünyada çok dev bir üretici. Antep fıstığı ihtiyacının tamamını neredeyse Türkiye karşılar dünyanın. Kuru incir de öyle önemli bir üretici. Şimdi dünya pazarındaki antep fıstığının tamamını neredeyse biz yolluyorsak bütün bildirimlerde bize yapılır. Yani sayısal değerler ülkede çok kötü bir tablo olduğunu göstermiyor. Ancak kusursuz bir sistemde yok ülkemizde. İhmal edilen alanlarda var tabii ki” diye konuştu.
Yapılan bildirimlerde yasaklı ilaç aktif maddelerinin de bulunduğunu belirten Nurten Sırma, “Demek ki aksıyan, içeride bir takım ihmal edilen durumlar da var. Bazı çiftçiler eski alışkanlıklarını maalesef bırakamıyor. Tarım ve Orman Bakanlığı normalde çiftçilere eğitim de veriyor ama bu ilaçları bir de satın aldıkları yerler var. İlaç bayileri var. Bu bayiler ne yazık ki merdiven altı dediğimiz yerler de olabiliyor ve çiftçi her ne kadar yasaklı madde almadığını düşünse de içerisine yasaklı maddeler ilave edilebiliyor” uyarısında bulundu.
Pestisitleri en iyi karbonat temizler
Bir gıda mühendisi olarak pestisit kalıntılarına yönelik en iyi temizleme yönteminin karbonat olduğunu belirten Nurten Sırma, “Sebze ve meyvelerin akan suyun altında yıkanması gerekiyor. Kabuk olanlar belki sebze fırçasıyla yıkanabilir. Daha sonra da 10 dakika karbonatlı suda bekletilebilir. Biz genelde yaygın olarak sirke kullanırız ama sirke mikroorganizmalara yöneliktir. Karbonat ise pestisit kalıntılarını nispeten temizleyebilir” dedi.
Meselenin en başından güvenli tarım için önce sahada daha fazla gıda kontrolörünün bulunması gerektiğine dikkat çeken Nurten Sırma, “Bazen çiftçiye danışmanlık anlamında bazen de işin denetim tarafında, yani ne tarafında olursa olsunlar, bu işin okulunu okuyan insanlar sahada olmalılar” diye konuştu.




