Yediğimiz ne varsa pestisitli!

Pestisit ve başta aflatoksin olmak üzere okratoksin, salmonella gibi hastalık, bakteri, zirai ilaç kalıntıları son günlerde oldukça tartışılıyor. Bunun önemli bir nedeni yurtdışına gönderilen pek çok gıda maddesinin yüksek oranda pestisitli ya da sağlığa zararlı bakterili olduğunun belirlenmesi nedeniyle ülkeye geri gönderiliyor olması.
En son 20 bin 220 kilogram kabuklu Antep Fıstığı bekletilmeyecek eşya statüsünde 10 Aralık’ta Ticaret Bakanlığı tarafından 2,320,98 TL satış başlangıç bedeliyle Mersin Limanı gümrüğünden ihaleye açıldı. İhaleye söz konusu Antep fıstığının Avrupa Birliği’nden “aflatoksin” yani küf nedeniyle geri gönderilen ürünlerden olduğu iddia ediliyor.
Pestisit ve Aflatoksin nedir?
Pestisit, tarım ürünleri yetiştirilirken bu ürünlere ve toprağa zarar vermemesi için haşerelerin, istenmeyen yabani otların, böceklerin yok edilmesini ya da kontrol altında tutulmasını sağlayan kimyasal ürünlerdir. Tarım, Orman ve Hayvancılık Bakanlığı pestisit türlerinden bazılarını yasaklamış olsa da denetimsizlik hem yasak pestisitlerin kullanımını hem de kullanılan pestisitlerin oranının belirsizliğine yol açıyor. Denetimsiz yetiştirilen ürünler özellikle dış ticarete açıldığında denetimli ülkeler tarafından geri çevriliyor.
Aflatoksin ise zirai ilaç kalıntısı değil ama özellikle kuru kayısı, kuru incir gibi ürünlerde bulunan zehirli, kanserojen maddeler. Aflatoksin, sadece UV lamba altında yeşilimsi sarı renkte floresans renk veren incirlerin ayıklanması ile temizlenebilmekte olup normal ortamda gözle görülmesi mümkün değildir. Aflatoksin maddenin en çok görüldüğü kuru meyve incir. Bunun sebebi kuru incirin içerisinde yer alan nem ve karbonhidratla beraber üretiminin aşamalı olması küf gelişimine uygun hale getiriyor. Aflatoksin özellikle hasat ve kurutma aşamasında daha çok gelişebildiği için her aşamasında dikkat edilmesi gerekiyor. Bu sebeple hasat zamanında kuruyan incirlerin toprağa temas etmemesi aflatoksin oluşumunun büyük oranda önüne geçmiş oluyor. Tabi sadece hasat sırasında değil hasat sonrası depolanmada da incirleri rüzgar, yağmur ve nemden uzak tutulması şart.
Pestisitler vücutta birikiyor, hasta ediyor.
Pestisitlerin anlık etkileri olabileceği gibi uzun vadede de etki gösterebilir. Ancak anlık etkilere dikkat etmekte fayda var. Pestisitin anlık etkileri;
- Burunda yanma, batma ve kaşıntı,
- Boğaz ve cilt tahrişi,
- Döküntü,
- Bulantı,
- Baş dönmesi de yaygın olarak görülmektedir. Pestisit zehirlenmesi soğuk algınlığına benzer semptomlar da gösterebilir.
Pestisitlerin uzun vadeli sağlığa zararları ve neden olabileceği hastalıklarda şöyle sıralanabilir;
- Beyin hasarı,
- doğum kusurları,
- kısırlık,
- böbrek,
- akciğer hasarları.
Bunlar aylar, yıllar sonra bile ortaya çıkabilen hastalıklardır.
Aflatoksin ise daha çok karaciğeri etkileyen zehir. Aflatoksine maruz kalındıktan sonra karaciğer hasarına neden oluyor. Özellikle öncesinde çok fazla alkol tüketimi olduysa bu aflatoksinin etkisini artırabiliyor. Uzun vadeli risk ise karaciğer kanserine neden olması.
Pestisitler hangi besinlerde bulunur?
Çevresel Çalışma Grubu’nun yaptığı araştırmaya göre; 2021’de Türkiye’de en fazla pestisit içeren gıdalar arasında çilek başı çekiyor. Onu ıspanak, karalahana, nektarin, elma, üzüm, kiraz, şeftali, armut takip ediyor. Domates, patates, dolmalık biber, salatalık yine çok fazla zehirlenen gıdalar arasında. Tabii ki bunlar sadece “fazla pestisit kullanılan” ürünler.
En az pestisit içeren ürünler ise avokado, mısır, ananas, soğan, papaya, patlıcan, kuşkonmaz, kivi, lahana, brokoli, kavun, tatlı patates ve bezelye.
Çare organik tarım mı?
“Organik ürün alıyorum” demek içinizi rahatlatsa da işin ucu öyle kolay olmuyor. Çünkü siz organik tarım yapsanız dahi yan tarlanızda pestisit kullanılıyorsa sizin ürünlerinizde de pestisit çıkma ihtimali bulunuyor. Pestisitler, rüzgar, arı veya polenlerle yayılabiliyor, böylece organik tarım yapılan alanlara bile pestisit bulaşması yaşanabiliyor. Bu tip bulaşmaların sorun haline gelmesini önlemek amacıyla ise pestisit kalıntı analizleri yapılabiliyor. Bir üreticinin “zehirsiz üretim yapıyorum” diyebilmesi için gerçekten ürünün detaylı analizlerden geçmesi gerekiyor. 
Biyoçeşitlilik kaybı da önemli bir doğa sorunu!
Pestisitlerin kullanım nedeni ekinleri zararlı böceklerden korumak ve dolayısıyla üreticinin alandan alacağı verimi artırmak. Ancak pestisitlerin kullanımı doğadaki biyoçeşitlilik kaybını artırıyor. Hiç önemsemediğimiz ve hatta rahatsız olduğumuz kara sineklerin, sivrisineklerin dahi doğa için önemli görevleri var. Dolayısıyla ekosistemde hayat bulan her canlının yokluğu başka bir canlının artmasına neden oluyor.
Çin’i felakete sürükleyen bir doğa dersi!
Mao Zedung Çin’in komünist lideriydi. Hayali Çin’in tarım toplumu olmasıydı. Bu yüzden 1958 yılında ekinlere zarar verdikleri için serçelere karşı seferberlik ilan etti. Öyle ki ülkede serçe katliamı yaşandı. Serçeleri kaçırmak için her yol denendi; kırmızı bayraklar çekildi, korkuluklar asıldı, yuvaları talan edildi, yumurtaları toplantı, serçeler uçtuğu yerlerde havada vuruldu. Ancak aradan geçen 2 yılın ardından ülkeyi böcekler istila ettiğinde Çinliler serçelerin aslında böcekleri yiyerek onları nasıl koruduğunu ancak anlayabildi. Ne var ki artık çok geçti.
Ekolojinin alt üst olması ve tarlaların zarar görmesiyle üç yıl sürecek Büyük Kıtlık başladı. Büyük kıtlık boyunca en az 20 milyon kişi açlıktan hayatını kaybetti. 
Yapılan bilimsel çalışmalarda bugün değil ama ekosistem gelecek 10 yıl içinde ciddi zararlar alabilir. Bunun önemli nedenlerinden sadece biri böcekler. Çalışmada önümüzdeki birkaç on yılda dünya böcek türlerinin % 40’ının yok olabileceği belirtildi.
Pestisitlerin insan sağlığına olan olumsuz etkileri yıllardır tartışma konusu ama görünen o ki pestisitlerin yol açtığı zarar sadece insan sağlığı ile sınırlı değil.



