

Geceleri omuzda hissedilen hafif bir ağrıyla başlayan ve zamanla kolu kaldırmayı bile zorlaştıran donuk omuz, sanıldığı kadar basit bir kas sorunu olmayabilir. Uzmanlara göre “nasıl olsa geçer” denilerek ertelenen omuz ağrıları, tedavi geciktiğinde kalıcı hareket kısıtlılığına ve uzun süren fonksiyon kaybına yol açabiliyor. Özellikle son yıllarda 30’lu yaşlardan itibaren daha sık görülmeye başlayan bu tablo, günlük yaşam kalitesini ciddi biçimde etkileyebiliyor.
Tıbbi adıyla adeziv kapsülit olarak tanımlanan donuk omuz, omuz eklemini çevreleyen kapsülün kalınlaşıp sertleşmesiyle ortaya çıkıyor. Bu süreçte eklem içi hareket açıklığı giderek azalıyor; araba kullanmak, giyinmek, saç taramak ya da yukarı uzanmak gibi basit hareketler bile zorlayıcı hâle geliyor.
“Basit Omuz Ağrısı” Değil, İlerleyici Bir Sendrom
Acıbadem Kartal Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Gökşen Gökşenoğlu, donuk omuzun genellikle yavaş ilerleyen ancak ihmal edildiğinde iyileşmesi zorlaşan bir tablo olduğuna dikkat çekiyor. Uzman görüşüne göre hastalık hayatı tehdit etmese de, geç kalınan vakalarda ağrı kronikleşebiliyor ve omuz hareketlerinde kalıcı kısıtlılık gelişebiliyor. Bu nedenle iki–üç haftadan uzun süren omuz ağrısı ve hareket kaybının mutlaka hekim tarafından değerlendirilmesi gerekiyor.
30’lu Yaşlardan İtibaren Görülme Sıklığı Artıyor
Donuk omuz sendromunun dünya genelinde toplumun yaklaşık yüzde 2–5’ini etkilediği biliniyor. Eskiden daha çok 40 yaş üzeri bireylerde görülürken, günümüzde hareketsiz yaşam tarzının yaygınlaşması, masa başı çalışma süresinin artması ve metabolik hastalıkların çoğalması nedeniyle 30’lu yaşlarda da daha sık karşımıza çıkıyor.
Kadınlarda riskin erkeklere göre daha yüksek olduğu; özellikle menopoz dönemindeki hormonal değişimlerin ve otoimmün hastalıkların bu durumu tetikleyebildiği belirtiliyor. Uzmanlar, 40 yaş üstü kadınlarda donuk omuz görülme riskinin erkeklere kıyasla 2–4 kat artabildiğini vurguluyor.
Omuzun Uzun Süre Hareketsiz Kalması Riski Artırıyor
Donuk omuzun en sık görülen formu nedeni tam olarak bilinmeyen “idiopatik” tip olsa da, bazı risk faktörleri hastalığın gelişimini kolaylaştırıyor. Omuz yaralanmaları, ameliyat sonrası uzun süre kolun kullanılmaması ve koruyucu refleksle omzun hareketsiz bırakılması bu risklerin başında geliyor.
Diyabet hastalarında ise tablo daha belirgin seyrediyor. Yüksek kan şekeri, dolaşım bozukluğu ve bağ dokusunda meydana gelen yapısal değişiklikler omuz kapsülünde sertleşmeye zemin hazırlıyor. Bu nedenle diyabeti olan bireylerde donuk omuz görülme olasılığı normal popülasyona göre birkaç kat daha fazla olabiliyor. Tiroit hastalıkları, Parkinson ve bazı kardiyovasküler hastalıklar da risk faktörleri arasında yer alıyor.

İlk Belirti Çoğu Zaman Gece Ağrısı
Donuk omuz genellikle sinsi bir şekilde başlıyor. Hastalığın erken döneminde özellikle geceleri artan omuz ağrısı ön planda oluyor. Bu ağrı zamanla uykuyu bölerek kronik yorgunluğa ve günlük hayatta tahammülün azalmasına neden olabiliyor.
İlerleyen aşamalarda omuz kapsülündeki sertlik arttıkça hareket açıklığı belirgin şekilde kısıtlanıyor. Kolun yukarı kaldırılması zorlaşıyor; ceket giymek, kemer takmak, saç taramak gibi günlük işler bile ciddi efor gerektiriyor. Bu aşamada hastalar çoğu zaman “kolum kilitlendi” hissi yaşadıklarını ifade ediyor.
Tam İyileşme Aylar Sürebiliyor
Donuk omuz tedavisinde temel hedef; ağrıyı azaltmak, hareket açıklığını korumak ve omuz fonksiyonlarını geri kazandırmak. Tedaviye erken başlanması iyileşme süresini belirgin şekilde kısaltıyor. Çoğu hastada 3–6 ay içinde günlük yaşama dönüş mümkün olsa da, bazı vakalarda tam iyileşme bir yıla kadar uzayabiliyor.
Uzmanlara göre erken tanı ve doğru tedaviyle hastaların büyük bölümünde omuz fonksiyonları tamamen ya da büyük ölçüde geri kazanılabiliyor.
Tedavide İlk Basamak: Fizik Tedavi
Donuk omuzda genellikle ilaç tedavisiyle birlikte uygulanan fizik tedavi programları ilk basamak olarak tercih ediliyor. Germe ve güçlendirme egzersizleriyle omuz hareket açıklığı artırılmaya çalışılırken, ağrının kontrol altına alınması için antiinflamatuar ilaçlar ve bazı hastalarda eklem içi enjeksiyonlar uygulanabiliyor.
İleri vakalarda ya da tedaviye yanıtın sınırlı olduğu durumlarda farklı yöntemler gündeme gelebiliyor.
Bu Yöntem Cerrahi İhtiyacını Azaltabiliyor
Son yıllarda donuk omuz tedavisinde öne çıkan yöntemlerden biri hidrodilatasyon. Bu minimal invaziv işlemde omuz eklemi içine steril sıvı verilerek kapsülün kontrollü biçimde genişletilmesi hedefleniyor. Görüntüleme eşliğinde yapılan hidrodilatasyonun, özellikle fizyoterapiyle birlikte uygulandığında ağrıyı hızla azalttığı ve hareket açıklığını artırdığı bildiriliyor.
Uzmanlar, bu yöntemin en önemli avantajının iyileşme sürecini hızlandırması ve cerrahi müdahale ihtiyacını önemli ölçüde azaltması olduğunu vurguluyor.



