Hepatit ve HIV! İki gizli salgına dikkat

Dünyada iki büyük salgın tehlikesi altında. Bunlar son yıllarda aklımıza kazınan solunum yoluyla bulaşan hastalıklardan değil. Kan yoluyla bulaşan Hepatit ve HIV virüslerinden bahsediyoruz. Öyle ki Hepatit dünyada 350 milyon kişiyi tehdit ediyor. HIV ise AIDS hastalığı teşhisi konulana dek farkına varmadığımız, önemsemediğimiz bir başka bulaşıcı hastalıkların başında geliyor. Uzmanlar bu iki hastalığı gizli salgın olarak nitelendiriyor. Çünkü insanlığı korkutmasa da, hızlı hızlı yayılmasa da bir şekilde varlığını sürdürüyor ve bedenin bağışıklığının en düşük olduğu dönemde gün yüzüne çıkıveriyor. Kocaeli Üniversitesi Klinik Mikrobiyoloji ve Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Sıla Akhan katıldığı Editörün Gözünden programında Hepatit ve HIV virüsü ile ilgili önemli noktalara dikkat çekti.
Hepatitler nasıl bulaşıyor?
Hepatit virüslerinin A’dan E’ye kadar 5 tane hepatit virüsü olduğunu belirten Prof. Dr. Sıla Akhan,” Bu virüslerin ana hedefi aslında karaciğer. Hepatit A, Hepatit B, Hepatit C, Hepatit D ve Hepatit E olarak sınıflandırdığımız bu virüsler direkt karaciğer hücresini enfekte ediyor. Karaciğeri enfekte ederek işlevsizleştiriyorlar. Hepatit A ve E sindirim sistemiyle bulaşırken, Hepatit B,C ve D kan ve kan ürünleriyle, cinsel temasla ya da anneden bebeğine geçebiliyor. Ancak bulaştıktan sonra da en önemli özellikleri kronikleşiyor olmaları. Kronik viral enfeksiyon olarak adlandırılıyorlar bu yüzden” dedi.
Viral hepatitin 6 evresi

Hepatit virüslerinin vücuda girdikten sonra 6 evresinin olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Sıla Akhan, “Eğer tedavi etmezseniz ya da takip etmezsiniz ve ilerleyebilir. 6.evre dediğimiz son evre halk arasında siroz olarak bilinen hastalık. Bu noktada karaciğer nakline kadar götürebilir kişiyi. Ancak bunun yanı sıra virüsler onkojenik etkili de olabilir. Yani kanser açısından da takip edilmeleri gerekir. Burada en kilit nokta hastalar siroz aşamasına yani sarılık aşamasına gelene kadar hepatitin farkında olmuyorlar. “Bana zarar vermiyor” denilerek hekime başvuruda bulunmuyorlar. Ya da ben taşıyıcıyım şeklinde bir hatalı düşünceleri oluyor. İnaktif taşıcıyıcılık durumu her 6 ayda bir değişebilir. 6 ayda bir doktor kontrolü takip bu aşamada önemli. Biz nasıl takip ediyoruz hastaları? Virüs yüküyle takip edebiliyoruz. Ultrason, MR gibi görüntülemeler, karaciğerden alınan biopsiler bize yol gösteriyor bu aşamada. Hastalığı erken aşamada yakalarsak ilerleyişini durdurabiliyoruz. Ancak siroz aşamasından sonra yapabilecek çok olanağımız kalmıyor” diye konuştu.
Virüsü aldıktan sonra 30 yılınız var!
Hepatit B için aslında 1998’den bu yana ülkemizde de Dünya Sağlık Örgütü’nün de önerisiyle doğar doğmaz bütün bebeklere daha doğdukları anda aşı yapıldığına dikkat çeken Prof. Dr. Sıla Akhan, “Bu çok önemli bir şey çünkü eğer bebek anneden aldıysa yüzde 90 oranında kronikleşiyor. Bu süreç hemen olmuyor. 30 yılda kronikleşiyor. 50 yaşında virüsü alan biri için bu süre 80’li yaşlarına denk geliyor. Ancak doğar doğmaz alındıysa virüs kişi 30 yaşına geldiğinde siroz aşamasına gelmiş oluyor” uyarısında bulundu.
10 yıl boyunca HIV’den habersiz yaşamak
Belirtisiz ilerlediği için HIV virüsünün de gizli salgın olarak nitelendirildiğini belirten Prof. Dr. Sıla Akhan, “10 yılı aslında hiç farkında olmadan geçiyor. Ne zaman ki AIDS aşamasına geliyor ki bu aşama artık hastalık aşaması. Semptomlar başlıyor, fırsatçı kanserler başlıyor. Yani vücudun mücadele edemeyeceği bir dönem başlamış oluyor. Bu dönemde artık virüs kontrolsüz olarak çoğalıyor. Çünkü ilaç alınmıyor. Üstelik bilinmediği için kişi bu süreçte cinsel yolla ya da kan yoluyla etkeni farklı kişilere de bulaştırabiliyor. Ancak ne zaman ki tedaviye başlarsanız ve bu tedaviye olabilecek en erken dönemde başlarsanız biz hastalığı baskılayabiliyoruz. Bu sayede kişinin yaşam süresine bir etkisi olmuyor. Kronik bir enfeksiyon gibi geçirebiliyor bu süreyi” dedi.
Dünyada 40 milyon kişinin HIV’den enfekte olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Sıla Akhan, “Burada kilit nokta tabi ki bulaş yollarına dikkat etmek. İnsanlar neye dikkat etmeli? Tükürük, kusmuk gibi vücut salgınlarında bulunan bir virüs değil. Ancak kan ürünlerinde ve cinsel temasla bulaşıyor. Partnerde bir enfeksiyon varsa bunun kontrol altında olup olmadığına dikkat etmek ve şüpheli cinsel ilişkilerden sonra kendinizi de takip etmek, etken varsa da erken dönemde baskılama tedavisine başlamak” diye konuştu.




