Misokinezi: Her Üç Kişiden Birini Etkileyen Gizemli Hastalık

Misokinezi, halk arasında pek bilinmeyen ancak her üç kişiden birini etkilediği düşünülen gizemli bir hastalık olarak tanımlanıyor. Kanada’daki British Columbia Üniversitesi (UBC) araştırmacılarının yürüttüğü bir çalışmaya göre, insanların yaklaşık üçte biri başkalarının tekrarlayan küçük hareketlerinden rahatsızlık duyuyor. Ayak sallamak, parmaklarla oynamak gibi basit görünen hareketler, bu rahatsızlığı yaşayan kişilerde yoğun bir huzursuzluk yaratabiliyor.
Hareket Nefreti Olarak Tanımlanıyor
Bilim dünyasında ilk kez 2021 yılında kapsamlı biçimde tanımlanan misokinezi, kelime anlamıyla “hareket nefreti” anlamına geliyor. Hakemli bilimsel dergi Scientific Reports’ta yayımlanan çalışmanın baş yazarı psikolog Sumeet Jaswal, durumu şöyle tanımlıyor:
Sumeet Jaswal: “Misokinezi, bir başkasının el ya da ayak gibi uzuvlarını amaçsızca, tekrarlayan şekilde hareket ettirmesini görmekle tetiklenen yoğun bir olumsuz duygusal tepkidir.”
Misokinezi, işitsel uyaranlara karşı gelişen ve “misofoni” olarak bilinen bozuklukla benzerlik taşıyor. Ancak burada tetikleyici olan şey ses değil, görüntü yani hareketler.
Araştırma Sonuçları Dikkat Çekiyor
UBC araştırmacıları, 4 bin 100’den fazla kişinin katıldığı bir dizi deneyle misokinezinin görülme oranlarını inceledi. Katılımcılar hem üniversite öğrencileri hem de genel toplumdan seçildi.
Sonuçlar, katılımcıların yaklaşık yüzde 33’ünün günlük yaşamda karşılaştıkları tekrarlayan hareketlerden rahatsızlık duyduğunu ortaya koydu.
Psikolog Todd Handy: “Misokinezi, insanların sosyal ilişkilerinde, iş ortamında ve eğitim hayatında huzursuzluk, öfke ve kaygı gibi tepkilerle karşılaşmasına neden oluyor.”
Bazı kişiler, bu rahatsızlık yüzünden sosyal ortamlardan uzak durmayı tercih ediyor.
Neden Rahatsız Oluyoruz?
Araştırmacılar, beyindeki ayna nöronların bu durumun oluşmasında önemli bir rol oynayabileceğini düşünüyor.
Sumeet Jaswal: “Ayna nöronlar, bir hareketi yaptığımızda aktifleştiği gibi, o hareketi başka birinde gördüğümüzde de devreye giriyor. Örneğin, birinin canı yandığında bizim de yüzümüzü buruşturmamız gibi…”
Bu nedenle, kıpırdanan birini gören misokinezi hastası, farkında olmadan o kişinin kaygı ya da huzursuzluk halini kendi beyninde yansıtıyor ve istemsizce rahatsızlık hissedebiliyor.
Dikkat Dağılması Değil, Dikkati Bırakamama
2024 yılında Jaswal’ın yürüttüğü ek bir çalışmada, misokinezi yaşayan kişilerin dikkatlerini tetikleyici hareketten koparmakta zorlandığı saptandı. Araştırma, esas sorunun dikkat dağılması değil, dikkati bırakamama olduğunu ortaya koydu.
Bu durum, rahatsızlığın yalnızca psikolojik değil, aynı zamanda nörolojik bir temeli olabileceğini düşündürüyor.
Misokinezi Ne Kadar Yaygın?
Her ne kadar bilimsel araştırmalar yeni başlamış olsa da, eldeki veriler misokinezinin düşündüğümüzden çok daha yaygın olduğunu gösteriyor.
Todd Handy: “Yalnız değilsiniz. Bu sorun sandığınızdan çok daha yaygın ve yaşadığınız şey gerçek.”
Misokinezi, sessizce yaşam kalitesini düşüren ve sosyal hayatı zorlaştıran bir durum olarak karşımıza çıkıyor.
Tedavi Mümkün mü?
Misokinezi henüz tam anlamıyla tanımlanmış ve standart bir tedavi protokolü oluşturulmuş bir rahatsızlık değil. Ancak uzmanlar, şu yöntemlerin bazı kişilerde etkili olabileceğini belirtiyor:
-
Bilişsel davranışçı terapi (BDT): Rahatsız edici uyaranlara karşı duygusal tepkileri kontrol etmeyi öğrenmek
-
Farkındalık (mindfulness) egzersizleri: Tetikleyici durumlarda zihni sakinleştirmek
-
Maruz bırakma terapisi: Kademeli olarak rahatsızlık veren hareketlere alışmak
Bu tedavi yöntemleri her bireyde farklı sonuçlar verebiliyor.
Gizemli Hastalık Üzerine Araştırmalar Devam Ediyor
Misokinezi, henüz toplumun büyük çoğunluğu tarafından bilinmeyen ancak her üç kişiden birini etkileyebilecek kadar yaygın bir gizemli hastalık. Araştırmacılar, bu durumun nedenlerini, beynin hangi bölgelerinin etkilendiğini ve hangi tedavi yöntemlerinin daha etkili olabileceğini anlamak için çalışmalarını sürdürüyor.
Farkındalık Artmalı
Misokinezi, basit bir huzursuzluk hissi gibi görünse de, yaşam kalitesini düşüren ve sosyal ilişkileri zorlaştıran bir rahatsızlık. Farkındalık yaratmak, bu durumu yaşayan kişilerin hem kendilerini anlamaları hem de çevrelerindeki insanlardan anlayış görmeleri açısından kritik önem taşıyor.




