Öfkeli anne toksik anne mi?

Geçmişimiz o kadar çok travma dolu ki… Terlikle kovalandık, hırpalandık belki de hor görüldük. Hiçbirimizin ebeveyni öfkelenirken bizde bir travma oluşturacağının bilincinde değildi. Bu nedenle travmalarda dolu çocukluk, ergenlik ve hatta gençlik yıllarımız oldu. Sonra bizler büyüdük. Bu kez kendi çocuklarımızı bizim yollarımızdan geçirmemek için sevincimizi uç noktalarda yaşarken öfkemizi içimize gömmeyi tercih ettik. Bu tercih bizim için doğru mu? Öfke kötü bir duygu mu? Öfkemiz çocuğumuzda travmaya neden olur mu? Ve çok daha fazla sorunun cevabı bu programda… Editörün Gözünden’de konuğumuz Klinik Psikolog Ceren Kurtay…
Öfke bir stop tuşu!

Annelik sürekli bir vicdan azabı yaşamak gibi… Hem çok kızdığınız, bazen bu kızgınlığınızı yansıttığınız ve pişman olduğunuz, bazen de kızgınlığınızı yansıtamadığınızdan dolayı kendinize kızdığınız farklı bir süreç. Bunun doğal bir yansıması da öfke duygusu… Peki öfke duygusu yanlış bir duygu mu? Travmaya neden olur mu?
Uzman Klinik Psikolog Ceren Kurtay öfkenin bir stop tuşu olduğunu belirtiyor ve ekliyor; “Hangi koşulların artık sizin için tolerans seviyenizin üstünde ve uygun olmadığına dair bir bilgi verir öfke, bir rehberdir, bir öğretmendir, size sınırlarınızı gösterir, anlatır ve biz öfkenin duygusal durumunu bir problem olarak almayız. Yani öfkeyi bir duygu olarak hissetmek bir problem değildir, gayet insani bir duygudur. Öfke mutlaka bir şekilde kendini gösterir. “Ben hiç öfkelenmem” demek daha büyük bir sorundur aslında çünkü burada kişi öfkeyi nereye bastırıyor incelemek gerekir. O noktada bilinç dışına ya da bedene gider. Yani siz öfkelenmezsiniz ama midenizde ülser olur, fibromiyalji atakları olur, migren atakları olur” dedi.
Öfkelenmemek değil, öfkeyi doğru yönlendirmek önemli!
Annelerin pek çok sebeple öfkelenebileceğini belirten Klinik Psikolog Ceren Kurtay, “Günlük sebeplere baktığımızda bir kere çocuğa eşlik etmek, oradaki kontrol edilemeyen durumlar çok sık öfkelenmenin sebebi olabilir. Ancak biz öfkenin davranış boyutuyla ilgileniyoruz. Yani öfkelendiğinde annenin ne yaptığı ve ne yapmadığı ile ilgileniyoruz. Çocuğu yaralayan, travmatize eden durumlar burada çok önemlidir. Dolayısıyla annelerle çalışırken biz “öfkenizi hangi koşullar altında yıkıcı şekilde ifade etmemeyi başarabilirsiniz” diye bir soru sorup bu sorunun cevabını araştırıyoruz. Bu sorunun cevabı “çok yorgun olmadığımda” olabilir, “aç olmadığımda” olabilir, “yeterince sosyalleştiğimde” olabilir, “partnerimle ilişkimde sorunlar olmadığında” olabilir. Yani sorun öfkelenmemek değil, öfkeyi sağlıklı yönlendirebiliyor olmak aslında önemli. Çünkü kontrol etmek yok saymak gibi bir anlama geliyor. Biz öfkeyi yok saymak, bastırmak istemiyoruz. Bunun yerine onu sağlıklı yönlendirmek, gerekirse çıkıp koşmak, yüksek sesle kulaklığı takıp müzik dinlemek, belki sessiz bir yere gidip bağırmak, yumuşak bir şeyleri yumruklamak gibi. Yani öfkeyi yönlendirmek… Dolayısıyla anneler tabii ki öfkelenecek” diye konuştu.
Çok bilgiden anneler sezgilerini kaybediyor!
Günümüzde yeni nesil ebeveynlerin çok kitap okuduğuna dikkat çeken Uzman Klinik Psikolog Ceren Kurtay, “Anneler kendilerindeki eksiklikleri kitaplarla tamamlamaya çalışıyorlar. Sürekli yeni kaynaklar okuyan, yeni içerikleri izleyen, doğrusunun ne olduğunu sürekli araştıran anneler çok bilgiden sezgi aşamasına geçemiyor. Çocuklara da bu duyguyu geçirememek onların duygusal gelişimi açısından oldukça maliyetli. O yüzden bütün duygular bizim. Anneler ve babalar için “şu an çok öfkeli hissediyorum, biraz mola vermeye ihtiyacım var, biraz iletişim kurmamaya ihtiyacım var, biraz yalnız kalmaya ihtiyacım var” diyebilirsiniz çocuğunuza. Bu noktada önemli olan çocuğunuzun davranışını duygunuzun sorumluluğuyla ilişkilendirmemenizdir” dedi.
Çocuğunuz öfkelendiğinde ne yapıyorsa siz “o”sunuz!
Çocukların bizim birer aynamız olduğunu söyleyen Uzman Klinik Psikolog Ceren Kurtay, “Çocuklar duyguyu yönetme mekanizmasını da bizden öğreniyor. Burada annenin dönüp bir bakması gerekiyor “ben öfkelendiğimde ne yapıyorum”. Biz çocuklarla çalışırken de sistemin tamamını anlamaya çalışıyoruz. Çocuğun içinde yaşadığı sistemi değiştirdiğinizde çocukta da kalıcı değişiklikleri görmek, değerlendirmek mümkün oluyor. Bu noktada ebeveynlerin kendi aralarında anne ve baba olarak öfkelerini nasıl ifade ettiklerini fark etmeleri önemli” diye konuştu.
Öfkeli anlarınızda bunları yapın!
Pek çok annenin çaresizce “peki ben öfkelendiğimde ne yapacağım” diye çaresizce sorduğunu belirten Uzman Klinik Psikolog Ceren Kurtay, “Belki kolay gibi görünüyor, basit gibi görünüyor ama etkileri çok yüksek müdahaleler. O yüzden tekrar etmek istiyorum öfke çok primitif, çok ilkel bir duygu ve parmak uçlarımızda birikir. Dolayısıyla en ilkel haliyle insan zaten yumruklarını sıkar otomatik olarak. Fiziksel olarak öfkelendiğimizde biz de bazı değişiklikler gerçekleşir. Bu yumrukla ne yapacağımız, nereye vuracağımız işte bize kalmış. Bununla çok sert bir cisme vurup çok yüksek bir ses çıkartıp canımızı da acıtabiliriz ki o zaman kendimize şu mesajı vermiş oluyoruz “öfke kötü bir şey ve cezası da can acısı” ama bu yumruğu önümüze bir yastık alıp o yastığa vurarak hiç canımızı acıtmadan, öfkenin o ilkel ihtiyacını dışa vurarak da karşılayabiliriz. O yastığı ağzımıza kapatıp güzel, temiz, uzun bir çığlık atabiliriz, yüksek sesle şarkı söyleyebilir, bağırabilir, bir ortama geçip bunu yapabiliriz, çırpınmak ve sallanmak da bunun bir yoludur. Burada çocuklardan öğreneceğimiz çok şey var aslında. Tüm çocuklar doğal olarak duygularını yansıtırlar. Mesela alışveriş merkezlerinde kendilerini yere atıp balık gibi çırpınan çocuklar görürüz. Bu onların duygularının bir yansımasıdır. Annelerde bunu yapabilir. Yumuşak bir zemine sırt üstü uzanıp o çocuk gibi çırpındığında fiziksel olarak bedeninden öfkeyi atacaktır. Koşmak çok işe yarar, insanlar nefesle kolayca regüle olabilir. Sağlıklı, derin derin nefes almak işe yarar. Yani öfke ve beden ilişkisi oldukça kıymetlidir” ifadelerini kullandı.
Öfke seviyenizi numaralandırın
Annelere terapi sırasında öfkelerini 1 ila 10 arasında numaralandırmalarını söylediğini belirten Uzman Klinik Psikolog Ceren Kurtay, “Örneğin 5’i burada sınır olarak kabul edelim. Burada 5 sizin artık kendinize bakım vermeniz gerektiğini hatırlatan bir sınır olmalı. 5’in üzerindeyseniz hangi işle ilgileniyorsanız o an bırakmalı kendi ihtiyacınıza odaklanmanız gerekir. Çünkü bu sizin enerjinizin, bataryanızın bittiğini haber vermeli. Çünkü bizim de sonsuz bir yakıtımız yok, motivasyonumuz yok. Biz öfke ibremiz 10’a çıkmadan önce gerekiyorsa çevreden yardım alarak ya da öfkelenme nedenimizden uzaklaşarak önlem almalıyız. Örneğin “bugün çocuğun okula hazırlık sürecine ben eşlik edemeyeceğim çünkü puanım şu an 3 deyip babayı yedek kulübeden sahneye almak gerekiyor” dedi.
Yalnız ebeveynlerde durum daha zor
Çocuklarıyla tek başına ilgilenmek zorunda olan ebeveynlerin sayılarının da giderek arttığına dikkat çeken Uzmanı Klinik Psikolog Ceren Kurtay, “Anne çocuğuyla bunu paylaşmak zorunda. “Şu an gerçekten hiç iyi hissetmiyorum” dediğinde bir çocuk çok küçük de olsa bunu anlayabilir. “Seninle ilgili değil ama şu an seni giydirmeye çalışmak beni zorlamaya başladı. Bana biraz zaman verebilir misin” deyip farklı bir odaya geçmek bile öfkemizi bir kaç puan düşürmeye yetebilir. O gün çocuğunuzu okula göndermemeniz gerekebilir, işe gitmemeniz gerekebilir, neticede siz de insansınız. Bu sizi zayıf bir anne ya da zayıf bir baba yapmaz, sadece insan yapar” diye konuştu.



