

Kış aylarının gelmesiyle birlikte grip vakalarında dikkat çekici bir artış yaşanıyor. Özellikle bu sezon, kamuoyunda “süper grip” olarak anılan Influenza A’nın H3N2 tipi, çok hızlı yayılması ve ağır seyredebilmesi nedeniyle öne çıkıyor. Yüksek ateş, boğazda yanma, kas ve eklem ağrıları, burun tıkanıklığı, yoğun halsizlik gibi şikâyetlerle sağlık kuruluşlarına başvuranların sayısı son haftalarda belirgin şekilde arttı.
Acıbadem Altunizade Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Aslıhan Demirel, bu yıl grip deyip geçilmemesi gerektiğini vurgularken, H3N2’nin kısa süreli temasla bile kolayca bulaşabildiğine dikkat çekiyor. Demirel’e göre, “Ben güçlüyüm, bana bir şey olmaz” düşüncesi bu virüs söz konusu olduğunda yanıltıcı olabiliyor.
Bu yıl grip neden daha ağır seyrediyor?
Son yıllarda Covid-19 başta olmak üzere farklı solunum yolu virüslerinin toplumda dolaşımda olduğuna işaret eden Demirel, özellikle son haftalarda Influenza A H3N2 vakalarının belirgin şekilde arttığını söylüyor. Bu tip virüsün hem çocuklarda hem de yetişkinlerde hızlı yayılabildiğini belirten Demirel, bağışıklık sistemi güçlü bireylerde bile ağır belirtilerle seyredebileceğini ifade ediyor.
Virüsün damlacık yoluyla bulaşması, kalabalık ve kapalı ortamlarda riskin katlanarak artmasına neden oluyor. Toplu taşıma, ofisler, okullar ve alışveriş merkezleri gibi alanlar bu açıdan öne çıkıyor.
Kısa temas bile yeterli olabiliyor
H3N2’nin en dikkat çekici özelliklerinden biri, çok kısa süreli temasla bile bulaşabilmesi. Doç. Dr. Demirel, öksürme, hapşırma ya da konuşma sırasında havaya saçılan damlacıkların virüsü kolayca taşıyabildiğini belirtiyor. Özellikle hasta olduğu bilinen kişilerle yakın mesafede bulunmak, maske kullanılmayan kapalı alanlarda uzun süre kalmak bulaş riskini ciddi biçimde artırıyor.
Bu nedenle yalnızca hasta hissedildiğinde değil, salgının yoğun olduğu dönemlerde de korunma önlemlerine dikkat edilmesi gerekiyor.
‘Süper grip’ten korunmanın 6 etkili yolu
Uzmanlara göre, bazı basit ama etkili önlemlerle H3N2’ye yakalanma riskini azaltmak mümkün.
1. El hijyenini ihmal etmeyin
Kapı kolları, masa yüzeyleri, telefonlar ve toplu taşıma tutacakları virüsün yayılması için uygun ortam oluşturuyor. Eller, gün içinde sık sık sabun ve suyla yıkanmalı. El yıkama imkânı olmayan durumlarda alkol bazlı el antiseptikleri tercih edilmeli.
2. Bağışıklığı destekleyen beslenmeye önem verin
Düzensiz ve tek tip beslenme bağışıklık sistemini zayıflatıyor. Mevsim sebze ve meyveleri, yeterli protein alımı ve yeterli sıvı tüketimi bu dönemde kritik. C vitamini, çinko ve protein açısından zengin beslenmek bağışıklık yanıtını güçlendirebiliyor. Takviyelerin ise mutlaka doktor önerisiyle kullanılması gerekiyor.
3. Uyku düzenini ciddiye alın
Uyku, bağışıklık sisteminin en önemli destekçilerinden biri. Demirel, özellikle gece uykusunun kalitesinin enfeksiyonlara karşı dirençte belirleyici olduğunu ifade ediyor. Düzenli ve yeterli uyku, vücudun kendini onarmasına yardımcı oluyor.
4. Hasta kişilerle teması sınırlayın
Grip belirtileri olan kişilerle yakın temastan kaçınılmalı. Kalabalık ortamlarda maske kullanımı, özellikle risk grubundaki bireyler için önemli bir koruyucu önlem olarak öne çıkıyor.
5. Stresi yönetmeyi öğrenin
Uzun süreli stres bağışıklık sistemini baskılıyor. Kısa yürüyüşler, nefes egzersizleri ve açık havada vakit geçirmek hem ruh sağlığını destekliyor hem de hastalıklara karşı direnci artırabiliyor.
6. Kapalı alanları havalandırın
Kapalı ve kalabalık ortamlarda virüs yoğunluğu hızla artabiliyor. Ortamın düzenli aralıklarla havalandırılması, bulaş riskini azaltan en basit ama etkili yöntemlerden biri.
Grip hafife alınmamalı
Uzmanlar, grip belirtilerinin uzaması, yüksek ateşin düşmemesi, nefes darlığı ya da şiddetli halsizlik gibi durumlarda mutlaka doktora başvurulması gerektiğini vurguluyor. Özellikle yaşlılar, çocuklar, hamileler ve kronik hastalığı olanlar için grip, ciddi komplikasyonlara yol açabiliyor.
Doç. Dr. Aslıhan Demirel’e göre, doğru önlemlerle hem gripten korunmak hem de kışı daha sağlıklı geçirmek mümkün. Önemli olan, belirtileri hafife almamak ve korunma alışkanlıklarını günlük yaşamın bir parçası haline getirmek.



