271 Gündür Domuz Böbreğiyle Yaşıyor!
Genetiği değiştirilmiş domuz böbreğini ilk kez insan vücudu reddetmedi

Bir böbrek nakli, son dönem böbrek yetmezliği yaşayan bir hasta için hayatını değiştirebilir. Ancak bunun önündeki en büyük sorunlardan biri, nakil bekleyen hasta sayısının kullanılabilir insan organlarından çok daha fazla olması. Bu nedenle bilim dünyası yıllardır, insanlardan alınan organların yetersiz kaldığı noktada başka seçenekler arıyor.
Bu arayışın en dikkat çekici alanlarından biri ise hayvan organlarının insanlara nakledilmesi. “Ksenotransplantasyon” adı verilen bu yöntemde, bir hayvandan alınan organın insan vücudunda çalışması hedefleniyor.
Fakat bunun önünde çok büyük bir engel var: İnsan bağışıklık sistemi, hayvan organını yabancı olarak algılıyor ve ona saldırabiliyor.
Nitekim bu alandaki ilk önemli insan denemelerinden biri beklenenden çok daha kısa sürmüştü. Genetiği değiştirilmiş domuz böbreği nakledilen ilk canlı insan olan 62 yaşındaki Richard “Rick” Slayman, Mart 2024’te Massachusetts General Hospital’da ameliyat edilmiş ve yaklaşık iki ay sonra hayatını kaybetmişti. Hastane, ölümünün nakledilen böbrekle bağlantılı olduğuna dair bir bulgu bulunmadığını açıklamıştı.
Şimdi ise aynı alandan gelen yeni bir gelişme, önceki denemelerin çok ötesine geçti.
ABD’de bir hastaya nakledilen genetik olarak değiştirilmiş domuz böbreği 271 gün boyunca işlev gördü. Üstelik bu süreç yalnızca bir deney olarak kalmadı; hasta, domuz böbreği çıkarıldıktan sonra bir insan donörden böbrek nakli olana kadar geçen dönemde yeniden diyalize döndü ve ardından insan böbreğine kavuştu.
Bu dikkat çekici vaka, The Lancet tıp dergisinde yayımlanan bir makalede ayrıntılı olarak ele alındı.
Böbrek naklinde neden yeni çözümlere ihtiyaç var?
Böbrekler vücudun kanını süzerek atık maddelerin ve fazla sıvının uzaklaştırılmasına yardımcı oluyor. Böbrekler görevini ciddi ölçüde kaybettiğinde ise hastaların yaşamını sürdürebilmesi için diyaliz veya böbrek nakli gerekiyor.
Diyaliz, böbreklerin bazı görevlerini makineler aracılığıyla yerine getiriyor ancak hastaların düzenli olarak tedaviye gitmesini gerektiriyor. Böbrek nakli ise uygun hastalarda daha kalıcı bir çözüm sunuyor.
Sorun ise uygun bir insan böbreği bulabilmek.
Dünyanın farklı bölgelerinde organ bekleyen çok sayıda hasta bulunurken bağışlanan organların sayısı ihtiyacı karşılamıyor. Dünya Sağlık Örgütü de organ yetersizliğinin nakil sistemlerinin önündeki önemli sorunlardan biri olduğunu ve hayvan organları gibi alternatiflerin bu nedenle araştırıldığını belirtiyor.
İşte domuz böbreği araştırmalarının temel amacı da burada ortaya çıkıyor: İnsan donör bulunamadığında hastaya başka bir seçenek sağlayabilmek.
İnsan vücudu neden domuz böbreğini reddediyor?
Bir domuzdan böbreği alıp doğrudan insana nakletmek mümkün değil.
Çünkü insan bağışıklık sistemi, domuz hücrelerini yabancı olarak tanıyor. Bu durumda bağışıklık sistemi nakledilen organa saldırabiliyor ve organ çok kısa sürede işlevini kaybedebiliyor.
Bilim insanları bu nedenle domuzların genetik yapısında değişiklikler yapıyor. Amaç, insan bağışıklık sisteminin organa saldırmasını azaltmak ve domuz böbreğinin insan vücudunda daha uzun süre çalışmasını sağlamak.
Dosyada aktarılan çalışmada kullanılan Yucatan minyatür domuzlarının organları da bu amaçla çok sayıda genetik değişiklikten geçirilmişti. Bu değişikliklerin bir kısmı insan bağışıklık sisteminin tanıyıp saldırdığı domuz özelliklerini ortadan kaldırmayı, bir kısmı ise organın insan vücudunda daha uyumlu çalışmasını sağlamayı hedefliyordu.
271 gün boyunca çalışan böbrek kime nakledildi?
Bu kez nakil yapılan kişi Tim Andrews oldu.
Andrews, tip 2 diyabete bağlı son dönem böbrek yetmezliği yaşıyordu. Daha önce insan böbreği nakli bekleyen ve diyaliz tedavisine ihtiyaç duyan hasta, 25 Ocak 2025’te 66 yaşındayken genetik olarak değiştirilmiş bir domuzdan alınan böbreğin nakledildiği ameliyatı geçirdi.
Nakledilen böbreğin önemli özelliği ise kısa süre içinde çalışmaya başlamasıydı.
Böbrek, çıkarıldığı Ekim 2025’e kadar 271 gün boyunca işlevini sürdürdü. Bu süre, canlı bir insana nakledilen domuz böbreği açısından şimdiye kadar bildirilen en uzun işlev süresi oldu.
Andrews neden domuz böbreği naklini kabul etti?
Andrews açısından bu operasyonun arkasında yalnızca bilimsel bir deney yoktu.
Diyaliz tedavisi hayatının önemli bir bölümünü etkiliyordu ve uygun bir insan böbreği bulabilmek için uzun süre beklemesi gerekebilirdi. Dosyada aktarıldığı üzere kendisine insan böbreği bekleme listesinin en üst sıralarına ulaşmasının yıllar sürebileceği söylenmişti.
Bu nedenle domuz böbreği onun için bir anlamda insan donör bulunana kadar zaman kazanma fırsatı oldu.
Andrews, naklin kendisine umut verdiğini ve aylar boyunca diyaliz makinesinden uzak kalabilmesinin hayatını değiştirdiğini söyledi.
271 günün sonunda ne oldu?
Ancak bu hikâyenin önemli bir ayrıntısı var: Domuz böbreği sonsuza kadar çalışmadı.
Yaklaşık altı ay sonra böbreğin damarlarında hasar ve iltihaplanma gelişmeye başladı. Daha sonra organın işlevi bozuldu ve böbreğin çıkarılması gerekti.
Araştırmacılar, bunun nedenini tamamen açıklayabilmiş değil. Özellikle domuz böbreğine saldıran antikorların bulunmaması, olayın klasik bir organ reddinden daha karmaşık olabileceğini düşündürüyor.
Böbrek çıkarıldıktan sonra Andrews 82 gün boyunca yeniden diyaliz tedavisi gördü. Ardından 2026 yılının ocak ayında bir insan donörden böbrek nakli gerçekleştirildi ve bu böbreğin iyi çalıştığı bildirildi.
Asıl hedef domuz böbreğinin kalıcı olması mı?
Şimdilik asıl hedefin bu olduğunu söylemek doğru olmaz.
Bu çalışmanın en dikkat çekici taraflarından biri, domuz böbreğinin insan böbreğinin tamamen yerine geçmesinden ziyade insan donör bulunana kadar bir köprü görevi görebileceğini göstermesi.
Mass General Brigham’daki organ nakli bilimleri merkezinden Dr. Leonardo Riella da organ yetersizliğinin ciddi bir sorun olduğunu belirterek, ksenotransplantasyonun uygun insan donörü bulunmayan hastaların diyalizi atlayarak nakle ulaşmasına yardımcı olabilecek bir alternatif olabileceğini ifade etti.
Bu açıdan Tim Andrews’in yaşadığı süreç oldukça önemli:
Diyaliz → domuz böbreği → 271 gün böbrek fonksiyonu → yeniden diyaliz → insan böbreği nakli.
Yani burada amaç, insan böbreği bulunana kadar hastaya mümkün olduğunca fazla zaman kazandırmak olabilir.
Bu gelişme organ naklinin geleceğini değiştirebilir mi?
Henüz bunun için erken.
Çünkü ortada tek bir hastanın deneyimi var ve domuz böbreğinin uzun vadede neden işlevini kaybettiği de tamamen açıklanmış değil. Bağışıklık sistemiyle ilgili sorunlar, damar hasarı, enfeksiyon riski ve genetik olarak değiştirilmiş hayvan organlarının insanlarda uzun süreli kullanımının güvenliği gibi pek çok konu daha fazla araştırılmak zorunda.
Ancak 271 günlük süre, önceki denemelerle karşılaştırıldığında önemli bir ilerlemeye işaret ediyor.
Daha önce genetiği değiştirilmiş domuz böbreği nakledilen ilk canlı insanın yaklaşık iki ay sonra hayatını kaybetmesi, bu yöntemin önündeki zorlukları açıkça göstermişti.
Şimdi ise başka bir hasta, aynı türden deneysel bir organla dokuz aya yakın süre boyunca diyalizden uzak kalabildi ve sonrasında insan böbreği nakline ulaşabildi.
The Lancet’te yayımlanan bu vaka raporu da tam olarak bu nedenle önem taşıyor: Domuz böbreğinin artık yalnızca laboratuvarda ya da kısa süreli deneylerde değil, insan hayatında aylar boyunca işlev görebileceğine dair yeni bir kanıt ortaya koyuyor.
Belki de gelecekte soru değişecek
Bugün bilim insanlarının sorduğu soru, yalnızca “Bir domuz böbreği insanda çalışabilir mi?” değil.
Asıl soru giderek şuna dönüşüyor:
“Bu böbrek, insan donörü bekleyen bir hastayı ne kadar uzun süre diyalizden uzak tutabilir?”
Tim Andrews’in 271 günlük deneyimi, bu soruya şimdilik oldukça dikkat çekici bir cevap veriyor. Ancak bunun rutin bir tedaviye dönüşüp dönüşmeyeceğini, önümüzdeki yıllarda yapılacak daha geniş çalışmalar belirleyecek.



