Türk Bilim İnsanı Prof. Dr. Erhan Ayşan’dan Önemli Keşif! Tiroid bezinde yeni hücre
Tiroid bezinde 150 yıl sonra yeni bir hücre türü keşfedildi. Türk bilim insanlarının uluslararası bilim dergisi Surgery Open Science’ta yayımlanan araştırması, bugüne kadar yalnızca paratiroid bezlerinden salgılandığı kabul edilen parathormonun (PTH), tiroid dokusundaki bazı hücreler tarafından da üretilebildiğini ortaya koydu. Yeditepe Üniversitesi Endokrin Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Erhan Ayşan, yaklaşık 15 yıllık çalışmalarının sonucunda ulaştıkları bulguyu ilk başta bir laboratuvar hatası sandıklarını belirterek, “Yaptığımız tekrarlar sonrasında gördük ki bir hata yok. Tiroid bezi gerçekten de parathormon üretiyor” dedi. Keşfin gelecekte paratiroid ameliyatlarından tiroid hastalıklarına kadar pek çok alanda yeni araştırmaların önünü açması bekleniyor.

Türk bilim insanları, tiroid bezinin hormon üretimine ilişkin uzun yıllardır kabul edilen bilgileri yeniden değerlendirmeye açan önemli bir keşfe imza attı. Prof. Dr. Erhan Ayşan‘ın da aralarında bulunduğu Türk araştırmacılar, tiroid bezinde parathormon salgılayabilen yeni hücreler tespit etti. Uluslararası Surgery Open Science dergisinde yayımlanan araştırma, tiroid ve paratiroid bezlerinin hormon üretimine ilişkin mevcut bilgilere yeni bir boyut kazandırdı.
Araştırma, uluslararası hakemli bilim dergisi Surgery Open Science’ın 2026 yılı 33. cildinde yayımlandı.

Yeditepe Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi’nde düzenlenen basın toplantısında araştırmanın ayrıntılarını anlatan Yeditepe Üniversitesi Endokrin Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Erhan Ayşan, keşfin yaklaşık 15 yıllık bilimsel çalışmaların sonucunda ortaya çıktığını söyledi.
“Önce Bir Hata Yaptığımızı Düşündük”
Araştırmanın başlangıç amacının tiroid bezinde yeni bir hücre keşfetmek olmadığını belirten Prof. Dr. Erhan Ayşan, bilimsel çalışmalar sırasında beklenmedik bir bulguyla karşılaştıklarını anlattı.
“Yaklaşık 15 yıllık bir çalışmanın ürünü. Biz 15 yıldır tiroid ve paratiroid konusunda çalışıyoruz. Bizim yola çıkışımız aslında bir paratiroid organoidiydi. Yani paratiroidin mikroskobik görüntüsünü, hücresel yapısını ortaya koymaktı. Fakat bu yolda çalışırken önümüze tiroid bezinin parathormon salgıladığı gibi bir gerçek çıktı.”
Tiroid bezinin parathormon üretmesinin o güne kadarki bilgilerle örtüşmediğini belirten Ayşan, ilk aşamada deneysel bir hata olabileceğini düşündüklerini söyledi:
“Biz öncelikle bir hata yaptık diye düşündük. Bir yerde bir sıkıntı var diye düşündük. Fakat yaptığımız tekrarlar sonrasında gördük ki bir hata yok. Tiroid bezi gerçekten de parathormon üretiyor.”
Araştırmacılar, bulguyu yalnızca hormon ölçümleriyle sınırlı bırakmadı. Tiroid dokusundan parathormon salgılanabildiğini biyokimyasal yöntemlerle gösterdikten sonra, bu hormonu içeren hücreleri mikroskobik incelemelerle de tespit etti.
Ayşan, “Biz bunu önce biyokimyasal olarak kanıtladık. Arkasından da bu hücrelerin fotoğraflarını çektik” dedi.
“150 Yıl Önce Tiroid Bezinde Bir Hücre Keşfedilmişti”
Keşfin bilimsel açıdan önemini anlatan Ayşan, tiroid bezindeki hücrelerin tanımlanma geçmişine dikkat çekti.
“Tam 150 yıl önce tiroid bezinde bir hücre keşfedilmişti. Bu, 150 yıl sonra keşfedilen yeni bir hücre. Bunu da burada paylaşmak istedik.”
Araştırmada tanımlanan hücrelerin en dikkat çekici özelliği, kandaki kalsiyum dengesinin düzenlenmesinde önemli rol oynayan parathormonu salgılayabilmeleri.
Bugüne kadar tıp eğitiminde parathormonun, tiroid bezinin arkasında bulunan ve genellikle dört adet olan paratiroid bezlerinden salgılandığı öğretiliyordu.
Ayşan, bu bilginin yeni araştırmayla genişlediğini belirterek şunları söyledi:
“Bugüne kadar bizim temel kitaplarımızda, histoloji kitaplarımızda parathormonun sadece paratiroid bezinden salgılandığı biliniyordu. Fakat bizim bu buluşumuzla artık paratiroid bezinden değil, tiroid bezinden de parathormon salgılandığını kanıtlamış olduk.”
Dört Paratiroid Bezi Alındığında Hormon Neden Tamamen Kaybolmuyordu?
Yeni keşfin önemini ortaya koyan sorulardan biri de paratiroid ameliyatlarıyla ilgili.
Bazı hastalıklarda dört paratiroid bezinin tamamının cerrahi olarak çıkarılması gerekebiliyor. Bu durumda parathormon düzeyinin çok ciddi şekilde düşmesi beklenirken, bazı hastalarda hormonun tamamen sıfırlanmadığı görülebiliyor.
Prof. Dr. Erhan Ayşan, cerrahların uzun yıllardır karşılaştığı bu durumu şöyle anlattı:
“Mesela biz cerrahlar bazı hastalarda tüm paratiroid bezlerini almamız gerekiyor. Dört tane paratiroid bezi var. Biz ameliyatta dört paratiroid bezini çıkartıyoruz. Parathormon sıfırlanmıyor. Bu, on yıllardır soru işareti kalmış bir durumdu.”
Bu durumun geçmişte cerrahi açıdan da sorgulandığını belirten Ayşan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Şimdiye kadar hep biz kendimizi, özeleştiri yapıp eksik ameliyat yapmakla suçladık. Fakat orada tiroid bezi duruyor. Hiç kimsenin aklına gelmedi, acaba bu hormon tiroid bezinden salgılanıyor mu diye. Şimdi bunu görmüş olduk.”
Tiroid dokusunda parathormon salgılayabilen hücrelerin saptanması, ameliyat sonrasında hormonun neden tamamen kaybolmadığına ilişkin olası bir açıklama sunuyor. Ancak bu hücrelerin vücuttaki toplam hormon üretimine ne ölçüde katkıda bulunduğunun belirlenmesi için yeni çalışmalara ihtiyaç var.
Parathormon Neden Bu Kadar Önemli?
Parathormon, kandaki kalsiyum düzeyini düzenleyen temel hormonlardan biri.
Kalsiyum yalnızca kemiklerin sağlıklı kalması için değil; kasların kasılması, kalbin çalışması ve sinirlerin görevlerini yerine getirmesi için de hayati önem taşıyor.
Prof. Dr. Erhan Ayşan, hormonun vücuttaki rolünü şöyle anlattı:
“Parathormon kanımızdaki kalsiyumu düzenleyen bir hormon. Eğer parathormonumuz yoksa kanda kalsiyumumuz yükselmez. Kalsiyum çok değerli. Bütün kas hareketleri, kalbimiz de bir kas, kalsiyumla gerçekleşiyor.”
Bu nedenle parathormonun hangi dokularda üretildiğinin ve vücudun kalsiyum dengesine nasıl katkıda bulunduğunun anlaşılması, endokrinoloji ve cerrahi açısından önem taşıyor.
“Artık Agresif Paratiroid Ameliyatlarına Gerek Kalmayabilir”
Keşfin gelecekte cerrahi yaklaşımları da etkileyebileceğini belirten Prof. Dr. Erhan Ayşan, özellikle paratiroid ameliyatlarında daha koruyucu yöntemlerin gündeme gelebileceğini söyledi.
“Peki bunun ne faydası var? Artık agresif paratiroid ameliyatları yapmaya gerek yok. Paratiroid ameliyatlarını agresif yaptığımızda ses kısıklığı, kanama, organ hasarı gibi komplikasyonlar ortaya çıkıyor.”
Ayşan’ın bu değerlendirmesi, keşfin gelecekteki olası klinik etkilerine işaret ediyor. Bununla birlikte yeni hücrelerin hormon üretimindeki payı ve ameliyat sonrası hasta sonuçlarına etkisi henüz bilinmediğinden, mevcut cerrahi uygulamaların değişmesi için ileri araştırmalar gerekiyor.
Tiroid Kanseri, Hashimoto ve Graves Hastalığıyla İlişkisi Olabilir mi?
Araştırmacıların bundan sonraki hedefi, keşfedilen hücrelerin tiroid dokusundaki dağılımını, sayısını ve farklı hastalıklarla olası ilişkilerini incelemek.
Prof. Dr. Erhan Ayşan, hücrelerin tiroid bezinin belirli bir bölgesinde toplanmadığını, doku içinde dağınık şekilde bulunduğunu belirtti:
“Şimdi bu hücre tiroid bezi içinde dağılıyor. Belli bir noktada hayal etmeyin bunu. Yeni bulduğumuz parathormon salgılayan hücre dağınık bir şekilde bulunuyor. Tek bir odakta değil.”
Henüz hücrelerin sayısını ve biyolojik önemini bilmediklerini belirten Ayşan, yeni araştırmalarla yanıtlanması gereken sorular olduğunu söyledi:
“Belki sizde çok fazla var, bende çok az var ve bunun anlamını da bilmiyoruz. Bundan sonra yapacağımız çalışmalar bunlardan bir anlam çıkaracak.”
Keşfin farklı tiroid hastalıklarıyla ilişkili olup olmadığı da araştırılacak.
“Belki tiroid kanseriyle ilişkili, belki sebebini bilmediğimiz Hashimoto hastalığıyla, belki Graves hastalığıyla ilişkili. Zaman içinde bunları yaşayarak, araştırarak bulacağız.”
Ayşan’ın sözünü ettiği bu olasılıkların henüz kanıtlanmış bir hastalık ilişkisi olmadığını, gelecekte araştırılması gereken bilimsel sorular olduğunu belirtmek gerekiyor.
Yeni Keşfedilen Hücreye Henüz İsim Verilmedi
Basın toplantısında yeni hücreye bir isim verilip verilmediği de soruldu.
Prof. Dr. Erhan Ayşan, hücreyi isimlendirmekten önce varlığını bilimsel olarak ortaya koymaya odaklandıklarını belirterek şöyle konuştu:
“Bu hücreye bir isim vermedik. Yani biz bilim insanlarıyız, biz bulmakla yükümlüyüz. İsim verilebilir, o çok kolay bir iş. Önemli olan bulmak. Doğrusu isterseniz şimdiye kadar isim konusunu düşünmedik.”
“Endokrin Cerrahisi Literatüründe Birçok Şeyi Değiştirebilir”
Araştırmanın henüz çok yeni olduğunu belirten Ayşan, makalenin yayımlanmasının üzerinden yaklaşık iki ay geçtiğini ve bilim dünyasındaki etkilerinin zaman içerisinde daha net görüleceğini söyledi.
“Şimdi çok yeni. İki ay oldu makale yayımlanalı. Bu tür makalelerin oturması ve gündem olması zaman alacaktır.”
Çalışmanın meslektaşları arasında heyecan yarattığını ve yeni araştırma projeleri hazırladıklarını anlatan Ayşan, sözlerini şöyle tamamladı:
“Çok erken ama zaman içinde bu ciddi şekilde yayılacak ve hem endokrin literatüründe hem de endokrin cerrahisi literatüründe birçok şeyi değiştirecektir diye ümit ediyoruz.”




