Vücudunuzdaki Ağrısız Şişlikler Neyin Belirtisi Olabilir?
Lenfoma nasıl bir hastalıktır? Neden tek bir hastalık olarak kabul edilmiyor?


Lenfoma, bağışıklık sisteminin önemli hücrelerinden lenfositlerden kaynaklanan ve her yaşta görülebilen bir kanser grubudur. Tek bir hastalık olarak değerlendirilmeyen lenfoma, 70’ten fazla alt tipi nedeniyle kişiden kişiye farklı seyredebilir ve farklı tedavi yaklaşımları gerektirebilir. Boyun, koltuk altı veya kasıkta küçülmeyen lenf bezi şişlikleri, açıklanamayan ateş, yoğun gece terlemeleri ve kilo kaybı ise hastalığın dikkat edilmesi gereken belirtileri arasında yer alıyor. Memorial Ataşehir Hastanesi Hematoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Hakan İsmail Sarı, 15 Eylül Dünya Lenfoma Farkındalık Günü kapsamında lenfomayı işaret edebilen belirtiler ve güncel tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi.
Lenfoma nedir, kaç farklı türü bulunuyor?
Lenfomanın tek bir hastalık olmadığını belirten Prof. Dr. Hakan İsmail Sarı, hastalığın çok sayıda alt tipinin bulunduğuna dikkat çekti.
“Lenfoma, bağışıklık sisteminin önemli hücrelerinden olan lenfositlerden kaynaklanan bir kanser grubudur. Tek bir hastalık değildir. Farklı seyir gösteren ve farklı tedaviler gerektiren çok sayıda alt tipi bulunmaktadır. Lenfomalar Hodgkin lenfoma ve Hodgkin dışı lenfoma olmak üzere iki ana grupta incelenir. Ancak bu iki grubun altında birbirinden farklı seyreden 70’ten fazla alt tip yer almaktadır.”
Lenfoma alt tiplerinin aynı şekilde ilerlemediğini ifade eden Prof. Dr. Hakan İsmail Sarı, bazı hastalıklarda hızlı, bazılarında ise yavaş bir seyir görülebildiğini söyledi.
“Bazı lenfoma alt tipleri hızlı ilerleyerek kısa sürede tedavi gerektirebilirken, bazıları yıllarca belirti vermeden yavaş seyredebilir. Bu nedenle yalnızca ‘lenfoma’ tanısını duymak, hastalığın seyri veya uygulanacak tedavi hakkında tek başına fikir vermez. Mutlaka hastalığın alt tipinin belirlenmesi gerekir.”
Genç yaşta lenfoma görülür mü?
Lenfomanın yalnızca ileri yaşlarda görülen bir hastalık olmadığını aktaran Prof. Dr. Hakan İsmail Sarı, özellikle Hodgkin lenfoma açısından genç yaş grubuna dikkat çekti.
“Lenfoma yalnızca ileri yaşlarda görülen bir hastalık değildir. Hodgkin lenfoma en sık 20-39 yaş arasında görülür. Bu nedenle ‘Bu yaşta kanser olmaz’ düşüncesi tanıda gecikmelere yol açabilir.”
Lenf bezlerinin enfeksiyonlar sırasında da büyüyebildiğini belirten Prof. Dr. Sarı, küçülmeyen veya büyümeye devam eden şişliklerin değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
“Lenf bezleri enfeksiyonlar sırasında büyüyebilir ve genellikle birkaç hafta içinde kendiliğinden küçülür. Ancak küçülmeyen, giderek büyüyen veya ağrısız olan şişlikler, kişinin yaşı kaç olursa olsun mutlaka değerlendirilmelidir. Boyun, koltuk altı veya kasıktaki ağrısız bir şişlik birkaç hafta içinde küçülmüyor, giderek büyüyorsa ya da ateş, gece terlemesi, kilo kaybı veya halsizlik eşlik ediyorsa bir hekime başvurulmalıdır.”
Prof. Dr. Hakan İsmail Sarı, tanı sürecinde kişilerin kendi kendine ilaç kullanmaması gerektiğini de sözlerine ekledi:
“Doktora danışmadan antibiyotik veya kortizon kullanılmamalı, önerilen biyopsi geciktirilmemelidir.”
Kan tahlili normal çıkarsa lenfoma elenir mi?
Lenfoma değerlendirmesinde farklı incelemelerden yararlanıldığını aktaran Prof. Dr. Hakan İsmail Sarı, kan tahlilinin tek başına kesin tanı anlamına gelmediğini belirtti.
“Kan tahlili, ultrason veya PET-BT değerlendirmeleri lenfoma açısından önemli bilgiler sağlar. Ancak kesin tanı için şüpheli lenf bezinden biyopsi alınması ve doğru alt tipin belirlenmesi gerekir. Kan tahlilinin normal çıkması da lenfoma olmadığı anlamına gelmez.”
Bazı durumlarda hastalığın herhangi bir belirti vermeden başka bir nedenle gerçekleştirilen görüntüleme sırasında fark edilebildiğini de aktaran Prof. Dr. Sarı, bu durumun değerlendirme sürecinde dikkate alınması gerektiğini ifade etti.
“Lenfoma bazen herhangi bir belirti vermeden, başka bir nedenle yapılan görüntüleme sırasında fark edilebilir.”
Lenfomayı işaret eden 11 belirti nelerdir?
Lenfomanın her zaman belirti vermeyebileceğini vurgulayan Prof. Dr. Hakan İsmail Sarı, bazı bulguların uzun sürmesi, giderek artması veya başka bir nedenle açıklanamaması halinde hekim değerlendirmesinin önem taşıdığını söyledi.
“Lenfomayı işaret edebilen belirtiler arasında boyun, koltuk altı veya kasıkta ağrısız lenf bezi şişlikleri; haftalar içinde küçülmeyen veya giderek büyüyen lenf bezleri; nedeni açıklanamayan ve uzun süren ateş; gece kıyafet veya çarşafları değiştirecek kadar yoğun gece terlemeleri; beslenme veya yaşam tarzında değişiklik olmaksızın ortaya çıkan açıklanamayan kilo kaybı; uzun süren öksürük, göğüste baskı veya nefes darlığı; karında şişlik, dolgunluk veya erken doyma hissi; belirgin ve açıklanamayan halsizlik ve yorgunluk; kolay morarma veya tekrarlayan kanamalar; vücutta yaygın ve nedeni açıklanamayan kaşıntı ile ciltte nedeni açıklanamayan kızarıklık, döküntü veya lezyonlar yer almaktadır.”
Lenfomada her hastaya hemen tedavi uygulanır mı?
Lenfomada hastalığın evresinin diğer kanserlerden farklı şekilde değerlendirilmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Hakan İsmail Sarı, ileri evrede tanı konulmasının tedavi şansının kaybedildiği anlamına gelmediğini ifade etti.
“Lenfomada evre kavramı diğer kanserlerden farklıdır. İleri evrede tanı konulması, tedavi şansının kaybedildiği anlamına gelmez. Lenfoma bulaşıcı bir hastalık değildir.”
Günümüzde lenfomanın bazı alt tiplerinde tamamen iyileşmenin mümkün olduğunu, bazı alt tiplerin ise uzun yıllar kontrol altında tutulabildiğini aktaran Prof. Dr. Sarı, tedavi yaklaşımının hastalığın seyrine göre değiştiğini söyledi.
“Günümüzde birçok lenfoma alt tipi tamamen tedavi edilebilirken, bazıları modern tedavilerle uzun yıllar kontrol altında tutulabilmektedir. Bazı hastalar tamamen iyileşirken, yavaş seyirli bazı lenfomalar yıllarca kontrol altında tutulabilir. Hızlı ilerleyen lenfomalarda tedavi gecikmeden planlanır.”
Yavaş seyirli bazı lenfomalarda ise hastanın herhangi bir şikâyeti bulunmadığında yalnızca takip yapılabildiğini belirten Prof. Dr. Hakan İsmail Sarı, “izle ve bekle” yaklaşımının ne anlama geldiğini şöyle açıkladı:
“Yavaş seyirli bazı lenfomalarda, hasta şikâyet yaşamıyorsa yıllarca yalnızca düzenli muayene ve tahlillerle izlem yapılabilir. Bu ‘izle ve bekle’ yaklaşımı hastalığı önemsememek anlamına gelmez. Tedavi, doğru zamanlama ile belirtiler başladığında veya tümör yükü arttığında planlanır.”
Lenfoma nasıl tedavi edilir?
Lenfoma tedavisinin hastalığın alt tipine göre şekillendirildiğini vurgulayan Prof. Dr. Hakan İsmail Sarı, günümüzde farklı tedavi seçeneklerinin bulunduğunu aktardı.
“Kemoterapi ve antikor tedavilerinin birlikte kullanıldığı kemoimmünoterapi, halen tedavinin temelini oluşturmaktadır. Bunun yanında lenfoma hücresini doğrudan hedef alan ilaçlar, ağızdan alınan hedefe yönelik tedaviler ve bağışıklık sisteminin kanser hücresini daha iyi tanımasını sağlayan tedaviler kullanılmaktadır.”
Özellikle önceki tedavilere yanıt vermeyen veya hastalığı tekrarlayan hastalarda kullanılan CAR-T tedavisine de değinen Prof. Dr. Sarı, şu ifadeleri kullandı:
“Hastanın kendi bağışıklık hücrelerinin laboratuvarda yeniden programlanıp geri verildiği CAR-T tedavisi gibi yöntemler, özellikle önceki tedavilere yanıt vermeyen veya hastalığı tekrarlayan hastalarda uzun süreli yanıt sağlayabilmektedir. Bazı hastalarda artık kemoterapisiz tedavi kombinasyonları da uygulanabilmektedir.”
Tedavi sürecinde kullanılan ilaçlarla etkileşebilecek ürünlere de dikkat çeken Prof. Dr. Hakan İsmail Sarı, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Tedaviyi yalnızca korku nedeniyle geciktirmek daha büyük risk oluşturabilir. Kemoterapi sırasında bitkisel ürün, vitamin veya gıda takviyeleri doktora danışılmadan kullanılmamalıdır; bu ürünler kullanılan ilaçlarla etkileşime girebilir.”
Lenfomadan korunmak için özel bir beslenme yöntemi var mı?
Lenfomaların çoğunda kesin nedenin bilinmediğini belirten Prof. Dr. Hakan İsmail Sarı, bu nedenle hastalığı önleyen özel bir beslenme veya yaşam tarzı yaklaşımının bulunmadığını ifade etti.
“Lenfomaların çoğunda kesin neden bilinmediği için hastalığı önleyen özel bir beslenme veya yaşam tarzı yaklaşımı bulunmamaktadır. En etkili yaklaşım, geçmeyen belirtileri zamanında değerlendirmek ve gerekli kontrolleri yaptırmaktır.”
Lenfoma, 70’ten fazla alt tipi bulunan ve her alt tipi farklı seyredebildiği için tanı sonrasında hastalığın doğru alt tipinin belirlenmesini gerektiren bir kanser grubu olarak öne çıkıyor. Özellikle haftalar içinde küçülmeyen veya büyüyen lenf bezi şişlikleri ile açıklanamayan ateş, yoğun gece terlemeleri, kilo kaybı ve uzun süren halsizlik gibi belirtilerin değerlendirilmesi önem taşıyor.
Prof. Dr. Hakan İsmail Sarı’nın aktardığı bilgiler doğrultusunda, lenfomada kesin tanının şüpheli lenf bezinden alınan biyopsiyle konulması ve tedavinin hastalığın alt tipine göre planlanması gerekiyor. Bazı hastalarda tamamen iyileşme sağlanabilirken, bazı yavaş seyirli lenfoma türleri uzun yıllar boyunca takip altında tutulabiliyor.



