Fazla Kilonun Kaçınılmaz Sonucu…
Karaciğer yağlanması fazla kilolu insanların %70'inde görülüyor


Karaciğer, vücudun besinleri ve metabolitleri işleyen, detoksifiye eden ve vücuda yararlı hale getirerek kan dolaşımına kazandıran önemli organlarından biri. Ancak karaciğer hücrelerinde normalden fazla yağ birikmesiyle ortaya çıkan karaciğer yağlanması, uzun yıllar boyunca belirgin bir şikâyete neden olmadan ilerleyebiliyor. Hastalık ilerlediğinde ise karaciğer hücrelerinde hasar ve buna bağlı fibrozis yani tamir dokusu oluşabiliyor. Bu süreç karaciğerde küçülme ve sertleşmeye, ilerleyen aşamalarda ise portal hipertansiyon ve siroza kadar uzanabiliyor.
Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Zülfikar Polat, özellikle ileri siroz gelişmemiş hastalarda karaciğer yağlanmasının yaşam tarzı değişiklikleri ve destek tedavilerle büyük oranda geriletilebildiğini belirtiyor. Ancak bunun için doğru beslenme ve düzenli egzersizin tedavinin temelini oluşturduğuna dikkat çekiyor.
Karaciğer yağlanması nedir?
Karaciğer yağlanması, karaciğer hücrelerinin içinde yağ damlacıklarının birikmesiyle ortaya çıkıyor. Basit yağlanmada hücrelerde izole yağ birikimi görülürken, metabolik yağlı karaciğer hastalığında yağ birikimine hücreler arası inflamasyon ve buna bağlı hücre hasarı da eşlik edebiliyor.
Hastalığın önemli özelliklerinden biri ise uzun süre fazla belirti vermeden ilerleyebilmesi.
Prof. Dr. Zülfikar Polat, yıllar içerisinde karaciğer hücrelerinde oluşan hasarın ilerleyebileceğini belirterek şöyle diyor:
“Yıllar içinde karaciğer hücrelerinde meydana gelen hasar ve bunun sonucunda oluşan fibrozis yani tamir dokusu, karaciğerde küçülme ve sertleşmeye neden olabiliyor. Bu süreç portal hipertansiyon ve siroza kadar ilerleyebiliyor. Siroz oluştuktan sonra da nedeni ne olursa olsun karaciğer kanseri gelişme riski artıyor.”
Fazla kilolu kişilerin yüzde 70’inde karaciğer yağlanması görülüyor
Hareketsiz yaşam, masa başı çalışma ve sağlıksız beslenme alışkanlıklarıyla birlikte obezite, diyabet ve insülin direncinin toplumda daha sık görüldüğüne dikkat çekiliyor. Karaciğer yağlanması da özellikle kilo fazlası ve diyabetle birlikte sık görülüyor.
Prof. Dr. Zülfikar Polat, fazla kilolu kişiler ve diyabetlilerdeki oranı şöyle açıklıyor:
“Kilo fazlası olan veya obezite sınırına giren kişilerin yüzde 70’inde, diyabetlilerin ise yüzde 90’ında karaciğer yağlanması görülüyor.”
Metabolik yağlı karaciğer hastalığının metabolik sendromun bir bileşeni olduğunu belirten Prof. Dr. Polat, şöyle devam ediyor:
“Özellikle MASH olarak adlandırılan metabolik yağlı karaciğer hastalığı; obezite, insülin direnci, hipertansiyon ve ürik asit yüksekliğiyle seyreden metabolik sendromun bir bileşeni. Bu tablo aynı zamanda kalp ve damar hastalıkları açısından da risk oluşturuyor.”
Karaciğer yağlanması nasıl geriletilebilir?
İleri siroz gelişmemiş hastalarda karaciğer yağlanmasının büyük oranda geriletilebildiğini belirten Prof. Dr. Zülfikar Polat, tedavinin temelinde yaşam tarzı değişikliklerinin bulunduğunu vurguluyor.
“Tedavinin olmazsa olmaz koşulları yaşam tarzı değişikliği, doğru beslenme ve düzenli egzersiz.”
Karaciğer yağlanmasının kökeninde insülin direncinin bulunduğunu ifade eden Prof. Dr. Polat, egzersizin neden önemli olduğunu da şöyle açıklıyor:
“Yağlanmanın kökeninde insülin direnci bulunuyor. İnsülin direncini azaltabilmek için insülini en çok kullanan dokulardan olan çizgili kasları çalıştırmak gerekiyor.”
Vücuttaki çizgili kasların önemli bir bölümünün bacaklarda bulunduğunu belirten Prof. Dr. Polat, düzenli yürüyüş ve bisiklete binmenin önemine dikkat çekiyor:
“Vücudumuzdaki çizgili kasların önemli bir bölümü bacaklarımızda bulunduğu için düzenli yürüyüş veya bisiklete binmek önemli.”
Karaciğer enzimi yüksekliği bulunan bazı hastalarda insülin direncinin azaltılması amacıyla ilaçlardan da yararlanılabildiğini ifade eden Prof. Dr. Polat, bazı hastalarda enginar, silymarin yani deve dikeni ve kolin içeren preparatlardan da yararlanılabildiğini belirtiyor.
Karaciğer yağlanmasında sadece yağlı yiyecekler mi etkili?
Karaciğer yağlanması denildiğinde akla yalnızca yağlı yiyecekler gelse de Prof. Dr. Zülfikar Polat, fazla tüketilen şekerli gıdaların da karaciğerde yağa dönüşebileceğini belirtiyor.
“Doğrudan yağlı beslenmesek bile fazla tüketilen şekerli gıdalar karaciğerde yağa dönüşebiliyor.”
Meyve tüketiminde de miktarın önemli olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Polat şöyle konuşuyor:
“Meyve bile fazla miktarda tüketildiğinde içeriğindeki fruktoz nedeniyle karaciğer yağlanmasına katkıda bulunabiliyor.”
Bu nedenle özellikle fazla miktarda hamur işi ve çok yağlı yemeklerden kaçınılması gerektiğini belirten Prof. Dr. Polat, beslenme tercihini de şöyle ifade ediyor:
“Bu nedenle özellikle fazla miktarda hamur işi ve çok yağlı yemeklerden kaçınmak, daha çok Akdeniz tipi beslenmeyi tercih etmek önemli.”
Zayıf kişilerde de karaciğer yağlanması görülebiliyor
Karaciğer yağlanmasının yalnızca fazla kilolu kişilerde görülmediğine de dikkat çeken Prof. Dr. Zülfikar Polat, obezite ve metabolik sendrom bulunmayan kişilerde de hastalığın ortaya çıkabileceğini belirtiyor:
“Obez kişilerde karaciğer yağlanması yüzde 70’in üzerinde görülürken, hastaların yaklaşık yüzde 10’unda obezite ve metabolik sendrom olmadan da yağlanma ortaya çıkabiliyor.”
Bu kişilerde yapılan araştırmalarda çeşitli mutasyonların saptanabildiğini aktaran Prof. Dr. Polat, şöyle diyor:
“Bu kişiler araştırıldığında karaciğer yağlanmasına neden olabilen çeşitli mutasyonlar saptanabiliyor.”
Karaciğer yağlanması nasıl takip ediliyor?
Karaciğer yağlanmasının tanı ve takibinde basit tetkiklerden yararlanılabiliyor. Prof. Dr. Zülfikar Polat, kullanılan yöntemleri şöyle sıralıyor:
“Karaciğer fonksiyon testleri, ultrasonografi ve insülin direnci ölçümlerinden yararlanıyoruz.”
Karaciğer enzimleri yüksek seyreden ve riskli grupta bulunan hastalarda ise FibroScan ile değerlendirme yapılabildiğini belirten Prof. Dr. Polat şöyle konuşuyor:
“Karaciğer enzimleri yüksek seyreden ve riskli grupta bulunan hastalarda ise FibroScan adı verilen cihazla karaciğerde hasar olup olmadığını ve yağlanmanın derecesini değerlendirebiliyoruz.”
Karaciğer neden vücudun “temizlik merkezi” olarak tanımlanıyor?
Karaciğerin vücuttaki işlevlerine dikkat çeken Prof. Dr. Zülfikar Polat, organın sürekli çalışan bir merkez olduğunu belirtiyor:
“Karaciğer yedi gün 24 saat durmaksızın çalışan bir organ. Vücudumuzun adeta temizlik merkezi ve fabrikası.”
Karaciğerin gastrointestinal sistemden gelen besinleri ve metabolitleri işlediğini belirten Prof. Dr. Polat, sözlerini şöyle sürdürüyor:
“Gastrointestinal sistemden gelen besinleri ve metabolitleri alıyor, işliyor, detoksifiye ediyor ve vücuda yararlı hale getirerek kan dolaşımına veriyor.”
Bu nedenle beslenme düzeni, kilo kontrolü ve egzersizin günlük yaşamın bir parçası olması gerektiğini vurguluyor:
“Bu nedenle beslenme düzeni, kilo kontrolü ve düzenli egzersiz yaşamımızın bir rutini haline gelmeli.”
Karaciğer yağlanması, uzun süre belirgin bir belirti vermeden ilerleyebilen bir durum. Fazla kilolu kişilerin yüzde 70’inde ve diyabetlilerin yüzde 90’ında görülebildiği belirtilen hastalık, ilerleyen süreçte karaciğer hücrelerinde hasara, fibrozise ve siroza kadar ulaşabiliyor.
Ancak ileri siroz gelişmemiş hastalarda yaşam tarzı değişiklikleri, doğru beslenme ve düzenli egzersizle karaciğer yağlanmasının büyük oranda geriletilebildiği ifade ediliyor. Bu nedenle kilo kontrolü, beslenme düzeni ve düzenli hareketin günlük yaşamın bir parçası haline gelmesi önem taşıyor.



