ÇocukGenel Sağlık

Süt Dişi Zamanında Düşmüyorsa Takip Şart!

Ağızda Kalan Süt Dişine Dikkat: Daimi Dişlerin Sürmesini Etkileyebilir

Süt dişi zamanında düşmediğinde, durumun yalnızca gecikmiş bir diş değişimi olarak değerlendirilmemesi gerekiyor. Çünkü ağızda uzun süre kalan süt dişleri, bazı durumlarda daimi dişlerin sürmesini, dişlerin dizilimini ve dişlerin birbirleriyle olan kapanış ilişkisini etkileyebiliyor. Ancak her ağızda kalan süt dişinin çekilmesi de gerekmiyor.

Üsküdar Üniversitesi Diş Hastanesi Çocuk Diş Hekimi Dr. Öğr. Üyesi Şebnem N. Koçan, süt dişlerinin zamanında düşmemesinin nedenleri, ağızda uzun süre kalmasının olası etkileri ve hangi durumlarda dişin korunabileceği ya da çekilmesi gerekebileceği hakkında değerlendirmelerde bulundu.

Ağızda kalan süt dişi dişlerin gelişimini etkileyebilir

Çocuk Diş Hekimi Dr. Öğr. Üyesi Şebnem N. Koçan

Süt dişinin uzun süre ağızda kalmasının tek başına çene gelişimini doğrudan bozduğu şeklinde bir değerlendirme yapmanın doğru olmadığını belirten Dr. Öğr. Üyesi Şebnem N. Koçan, buna karşın bu dişlerin çevresindeki dişlerin konumu ve daimi dişlerin sürme süreci üzerinde etkili olabileceğini söyledi.

Koçan, “Ancak uzun süre ağızda kalan süt dişi, dişlerin dizilimini, komşu dişlerin konumunu, daimi dişlerin sürmesini ve dişlerin birbirleriyle olan kapanış ilişkisini etkileyebilir.” dedi.

Özellikle süt dişinin altında bulunan daimi dişin sürmesini engellediği veya süt dişinin zaman içerisinde komşu dişlere göre daha aşağıda kaldığı durumlarda dişlerin normal konumlanma düzeninin etkilenebileceğine dikkat çeken Koçan, bu tür değişikliklerin dişlerin sıralanmasından kapanış ilişkisine kadar farklı sonuçlar doğurabileceğini ifade etti.

Dr. Öğr. Üyesi Koçan, “Komşu dişler süt dişinin bulunduğu boşluğa veya çevresine doğru eğilebilir, dişlerin sıralanması değişebilir ve kapanışta düzensizlikler ortaya çıkabilir. Alttaki daimi dişin sürme yolu da etkilenebilir; bazı durumlarda daimi dişin gecikmesine veya gömülü kalmasına neden olabilir. Bu nedenle yetişkin bir bireyde süt dişinin ağızda kalması yalnızca ‘düşmemiş bir diş’ olarak değerlendirilmemeli. Dişin konumu, komşu dişlerle ilişkisi, kapanış üzerindeki etkisi ve alttaki daimi dişin durumu birlikte değerlendirilmeli. Özellikle uzun yıllar ağızda kalan süt dişlerinde düzenli klinik ve gerektiğinde radyografik takip önem taşır.” şeklinde konuştu.

Düşmeyen süt dişinin altında farklı bir neden olabilir

süt dişiSüt dişinin zamanında düşmemesi, bazı durumlarda alttaki daimi dişin sürme sürecindeki bir probleme işaret edebiliyor. Ancak burada neden-sonuç ilişkisinin her hasta için aynı olmadığını belirten Koçan, düşmeyen her süt dişinin daimi dişin gömülü kalmasına neden olmadığını vurguladı.

Bu durumun tersinin de mümkün olduğunu ifade eden Koçan, bazı hastalarda daimi dişin gelişimsel olarak hiç bulunmaması veya sürme sürecindeki bir bozukluğun süt dişinin ağızda kalmasına yol açabileceğini belirtti.

Dr. Öğr. Üyesi Koçan, “Ancak burada neden-sonuç ilişkisini tek yönlü düşünmemek gerekir. Her düşmeyen süt dişi alttaki daimi dişin gömülü kalmasına neden olmaz. Hatta bazı vakalarda asıl problem, daimi dişin gelişimsel olarak hiç bulunmaması veya sürme sürecindeki bozukluk nedeniyle süt dişinin ağızda kalmasıdır. Bu nedenle böyle bir durumda mutlaka klinik ve radyografik değerlendirme yapılmalıdır.” ifadelerini kullandı.

Bu nedenle ağızda beklenenden daha uzun süre kalan bir süt dişi görüldüğünde, yalnızca dişin kendisine bakılması yeterli olmayabiliyor. Dişin altında daimi dişin bulunup bulunmadığı, gelişimi ve sürme yönünün değerlendirilmesi gerekiyor.

Süt dişi çekildikten sonra boşluk kendiliğinden kapanmayabilir

Süt dişinin çekilmesine karar verilen durumlarda yalnızca çekim işleminin düşünülmemesi gerektiğine dikkat çeken Koçan, çekim sonrasında oluşacak boşluğun nasıl yönetileceğinin de ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

“Süt dişi çekildikten sonra oluşan boşluğun kendiliğinden kapanıp kapanmayacağı her hasta için farklıdır.” diyen Dr. Öğr. Üyesi Koçan, hastanın yaşı, dişin bulunduğu bölge, komşu dişlerin konumu, mevcut diş dizilimi ve altta daimi dişin bulunup bulunmaması gibi faktörlerin karar sürecinde dikkate alındığını belirtti.

Boşluğun kendiliğinden kapanmasının her zaman ideal sonuç anlamına gelmediğini ifade eden Koçan, komşu dişlerin boşluğa doğru eğilmesi veya yer değiştirmesi gibi durumların ortaya çıkabileceğine dikkat çekti.

Dr. Öğr. Üyesi Koçan, “Komşu dişlerin boşluğa doğru eğilmesi veya yer değiştirmesi söz konusu olabilir. Eğer daimi diş mevcut değilse ve süt dişinin çekilmesi gerekiyorsa, boşluğun nasıl yönetileceği ayrıca planlanmalı. Hastanın durumuna göre ortodontik tedavi, protetik tedavi veya ilerleyen dönemde implant gibi seçenekler gündeme gelebilir. Dolayısıyla süt dişinin çekilmesi kararı ile boşluğun yönetimi birbirinden ayrı düşünülmemeli.” açıklamasını yaptı.

editörün gözünden nedir, sağlık editörü kimdir, sağlık editörü elif nur güder, editörün gözünden sağlık haberleri

“Nasıl olsa düşer” düşüncesi takip sürecini geciktirebilir

Süt dişlerinden birinin yaşıtlarına göre belirgin şekilde daha uzun süre ağızda kaldığının fark edilmesi halinde erken değerlendirme yapılmasının önemli olduğunu belirten Koçan, klinik muayene ve gerekli görülen durumlarda radyografik inceleme ile dişin durumunun daha ayrıntılı şekilde değerlendirilebileceğini söyledi.

Dr. Öğr. Üyesi Koçan, “Süt dişinin beklenen zamanda düşmemesi durumunda yapılacak klinik muayene ve gerekli görüldüğünde radyografik inceleme ile alttaki daimi dişin varlığı, gelişimi ve sürme yönü değerlendirilebilir.” dedi.

Erken değerlendirme sayesinde sürme problemi veya farklı bir gelişimsel sorunun daha erken fark edilebileceğini belirten Koçan, her durumda müdahale gerekmeyebileceğini ancak erken fark edilen problemlerde takip ve tedavi planlamasının daha kontrollü yapılabileceğini ifade etti.

Koçan, “Böylece daimi dişin sürmesinin desteklenmesi veya diş diziliminde oluşabilecek problemlerin önlenmesi mümkün olabilir. Her vaka için müdahale gerekmese de, erken fark edilen problemlerin takip ve tedavi planlaması çok daha kontrollü yapılabilir. Bu nedenle özellikle süt dişlerinden birinin yaşıtlarına göre belirgin şekilde daha uzun süre ağızda kaldığı durumlarda, ‘nasıl olsa düşer’ düşüncesiyle uzun süre beklemek yerine bir diş hekimine başvurulmasını öneriyorum.” diye konuştu.

Ağızda kalan her süt dişinin çekilmesi gerekmiyor

Uzun süre ağızda kalan süt dişlerinin de diğer dişler gibi çürük ve diş eti hastalıkları açısından değerlendirilmesi gerektiğini belirten Koçan, özellikle dişin temizlenmesinin zor olduğu veya çevresinde plak birikiminin bulunduğu durumlarda ağız ve diş sağlığı açısından sorunların ortaya çıkabileceğini söyledi.

Dr. Öğr. Üyesi Şebnem N. Koçan, “Özellikle dişin anatomik yapısı, temizlenmesinin zor olması veya çevresinde plak birikimi gibi durumlar varsa çürük ve diş eti problemleri gelişebilir.” dedi.

Bununla birlikte ağızda uzun süre kalan her süt dişinin mutlaka çekilmesi gereken bir diş olmadığını vurgulayan Koçan, kararın yalnızca hastanın yaşına göre verilmemesi gerektiğini belirtti.

Koçan sözlerini şöyle tamamladı:

“Eğer diş sağlıklıysa, fonksiyonunu sürdürüyor, çevre dokular açısından problem oluşturmuyor ve daimi dişin sürmesini ya da komşu dişlerin konumunu olumsuz etkilemiyorsa, bazı durumlarda uzun süre ağızda tutulabilir ve takip edilebilir.

Özellikle daimi dişin hiç bulunmadığı bazı hastalarda, sağlıklı bir süt dişinin mümkün olduğunca uzun süre ağızda tutulması tedavi açısından avantaj sağlayabilir. Bu nedenle karar yalnızca hastanın yaşına bakılarak değil; dişin klinik durumu, radyografik bulgular ve hastanın genel diş yapısı değerlendirilerek verilmelidir.”

Dolayısıyla süt dişinin zamanında düşmemesi, her zaman çekim gerektiren bir durum olmadığı gibi uzun süre beklenmesi gereken bir durum olarak da değerlendirilmemeli. Dişin ağızda kalma nedeni, daimi dişin durumu, komşu dişlerle ilişkisi ve ağız içindeki genel durum birlikte ele alınmalı. Özellikle yaşıtlarına göre belirgin şekilde uzun süre ağızda kalan süt dişlerinde erken diş hekimi değerlendirmesi, olası problemlerin zamanında fark edilmesine ve uygun takip ya da tedavi planının oluşturulmasına yardımcı olabilir.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu

Reklam Engelleyici Algılandı

Lütfen reklam engelleyiciyi devre dışı bırakarak bizi desteklemeyi düşünün