

Çocuklarda diş çürüğü özellikle 4-6 yaş arasında sık görülen ağız ve diş sağlığı sorunları arasında yer alıyor. Çocuk Diş Hekimi Nurgül Demir ise çocuklarda diş çürüklerinin arka planında erken doğum ve düşük doğum ağırlığının etkili olabileceğine dikkat çekiyor. Dt. Demir, “Erken doğum veya düşük doğum ağırlığı, çocuğun ilerleyen dönemde mutlaka diş çürüğü yaşayacağı anlamına gelmez. Ancak bu çocuklarda diş minesinin gelişiminde bazı bozukluklarla karşılaşma ihtimali artabilir. Mine yapısındaki değişiklikler, dişlerin dış etkenlere karşı daha hassas hale gelmesine neden olabilir. Bu nedenle çocuğun ağız ve diş sağlığının erken dönemden itibaren takip edilmesi oldukça önemlidir” dedi.
ERKEN DOĞUM DİŞ ÇÜRÜKLERİ ÜZERİNDE ETKİLİ Mİ?
Erken çocukluk çağı çürükleri, okul öncesi dönemde çocuklarda sık karşılaşılan ağız ve diş sağlığı sorunlarının başında geliyor. Çürük oluşumunda ağız hijyeni ve beslenme alışkanlıklarının yanı sıra çocuğun doğum özellikleri ve erken dönemde yaşadığı sağlık sorunları da değerlendirilmesi gereken faktörler arasında bulunuyor. Bu konuda değerlendirmede bulunan Çocuk Diş Hekimi Nurgül Demir, “Özellikle diş minesinin gelişiminde görülebilen bozukluklar, dişlerin dış etkenlere karşı daha hassas hale gelmesine zemin hazırlayabiliyor” dedi.
Çocuk Diş Hekimi Dt. Nurgül Demir, erken doğum ve düşük doğum ağırlığı ile diş gelişimi arasındaki ilişkiye dikkat çekerek, “Erken doğum veya düşük doğum ağırlığı, çocuğun ilerleyen dönemde mutlaka diş çürüğü yaşayacağı anlamına gelmez. Ancak bu çocuklarda diş minesinin gelişiminde bazı bozukluklarla karşılaşma ihtimali artabilir. Mine yapısındaki değişiklikler, dişlerin dış etkenlere karşı daha hassas hale gelmesine neden olabilir. Bu nedenle çocuğun ağız ve diş sağlığının erken dönemden itibaren takip edilmesi oldukça önemlidir” ifadelerini kullandı.
Diş minesindeki gelişim bozuklukları neden önem taşıyor?
Diş minesinin dişin dış yüzeyini oluşturan ve ağız ortamındaki etkenlere karşı koruyucu görev üstlenen önemli bir yapı olduğuna dikkat çeken Dt. Demir, “Erken doğan bebeklerde doğum öncesi ve sonrasında yaşanan bazı sistemik sorunların yanı sıra mineral ve kalsiyum metabolizmasındaki değişiklikler de mine gelişimini etkileyebilir” dedi.
Mine gelişiminde meydana gelen değişiklikler, diş yüzeyinin daha düzensiz veya hassas olmasına neden olabiliyor. Bu tür yapısal farklılıklar, ağız bakımının yeterli olmadığı durumlarda plak birikimini kolaylaştırarak çürük oluşumunda rol oynayabilecek faktörlerden biri haline gelebiliyor.
Ancak burada yalnızca doğum öyküsüne odaklanmak yeterli olmuyor. Çocuğun günlük ağız bakımının nasıl yapıldığı, beslenme düzeni ve özellikle şeker içeren gıdaların veya içeceklerin tüketim sıklığı da diş sağlığının korunmasında önem taşıyor.
Gece biberonu çürük riskini artırabiliyor
Erken doğan bebeklerde yaşanan beslenme güçlükleri nedeniyle biberon kullanımının daha uzun süre devam etmesinin de ağız ve diş sağlığı açısından ayrıca dikkat edilmesi gereken bir konu olduğunu belirten Diş Hekimi Nurgül Demir, “Özellikle bebeğin biberonla uyuması ve şeker içeren sıvıların gece boyunca dişlerle temas etmesi, erken çocukluk çağı çürükleri açısından risk oluşturabiliyor. Bu nedenle ebeveynlerin yalnızca çocuğun ne tükettiğine değil, beslenmenin hangi sıklıkta ve hangi zamanlarda gerçekleştiğine de dikkat etmesi gerekiyor” diye konuştu.
Gece beslenmesinin yanı sıra sonrasında ağız bakımının nasıl yapıldığının da önemli olduğunu belirten Dt. Nurgül Demir, “Bebeğin biberonla uyuması ve özellikle şeker içeren sıvıların gece boyunca dişlerle temas etmesi, erken çocukluk çağı çürükleri açısından önemli bir risk oluşturabilir. Bu nedenle yalnızca ne tüketildiğine değil, beslenmenin sıklığına, zamanlamasına ve sonrasında ağız bakımının nasıl yapıldığına da dikkat edilmelidir” dedi.
İlk süt dişi çıktığında koruyucu bakım başlamalı
Çocukluk döneminde diş çürüklerinin ortaya çıkmasını tek bir nedene bağlamak mümkün değil. Doğum özelliklerinin yanında genetik yatkınlık, beslenme alışkanlıkları, ağız hijyeni ve çocuğun genel sağlık durumu da birlikte değerlendiriliyor.
Bu nedenle erken doğan veya düşük doğum ağırlığıyla dünyaya gelen çocuklarda ağız ve diş sağlığı takibinin çocuğun özelliklerine göre planlanması önem taşıyor. Özellikle ilk süt dişlerinin sürmesiyle birlikte ağız bakımının düzenli hale getirilmesi, sağlıklı beslenme alışkanlıklarının oluşturulması ve çürük riskinin değerlendirilmesi koruyucu diş hekimliğinin temel adımlarını oluşturuyor.
Dt. Nurgül Demir, erken doğum veya düşük doğum ağırlığı öyküsü bulunan çocuklarda takip sürecinin kişiselleştirilmesi gerektiğini vurgulayarak, “Özellikle erken doğan veya düşük doğum ağırlığıyla dünyaya gelen çocuklarda ağız ve diş sağlığı takibi bireyselleştirilmelidir. İlk süt dişlerinin sürmesiyle birlikte düzenli ve doğru ağız bakımının başlatılması, sağlıklı beslenme alışkanlıklarının kazandırılması ve çürük riskinin değerlendirilmesi koruyucu diş hekimliğinin temel adımlarındandır. İlk diş hekimi ziyaretinin de ilk dişin sürmesiyle birlikte gerçekleştirilmesini öneriyoruz” ifadelerini kullandı.
Çocuklarda hedef çürüğü beklemek değil, önlemek
Erken doğum veya düşük doğum ağırlığı öyküsü bulunan çocuklarda ebeveynlerin yalnızca ileride ortaya çıkabilecek çürüklerden endişe etmek yerine, erken dönemde koruyucu adımlara odaklanması önem taşıyor. Düzenli diş hekimi kontrolleri, doğru ağız hijyeni ve sağlıklı beslenme alışkanlıklarının erken yaşta kazandırılması, çocuğun ağız ve diş sağlığının korunmasına yardımcı oluyor.
Özellikle ilk dişlerin sürmesiyle birlikte oluşturulacak düzenli bakım alışkanlığı, ilerleyen yıllarda ortaya çıkabilecek ağız ve diş sağlığı sorunlarının önlenmesinde önemli bir başlangıç noktası oluşturuyor.
Çocuk Diş Hekimi Dt. Nurgül Demir, koruyucu yaklaşımın önemini şu sözlerle vurguladı: “Ebeveynlerin burada temel hedefi, herhangi bir sorun ortaya çıktıktan sonra müdahale etmek yerine, çocuğun ilk dişlerinden itibaren koruyucu bir ağız sağlığı rutini oluşturmak olmalı.”




