Çocuğum üstün zekalı mı?

Üstün zeka kavramı son yıllarda sıkça duyduğumuz kavramlardan biri. Süreci bilinçli ebeveynlikle birlikte ailelerde çocukları üzerinden bir zeka yarışına başlanmasına yormak sanırız yanlış olmaz. Zeka kavramının insanın zihninde yarattığı tatlı duygunun yaşanmasının ebeveynler tarafından sevildiğine dikkat çeken üstün zeka danışmanı Dr. Uğur Zat, üstün zeka kavramının toplum içerisinde doğru anlamında kullanılmadığını ve çocuk üstün zekalı olsa dahi doğru yönlendirilmediğini anlattı.
Üstün zekaya dair her şeyi Editörün Gözünden programında konuştuk.
Üstün zeka aslında ne demek?

Zeka ve zeki kelimelerinin pozitif yönde bir ayrıcalığı olduğunu belirten Üstün Zeka Eğitim Danışmanı Dr. Uğur Zat, “Fakat üstün zeka kavramı çok da bilinçli kullanılan bir kavram değil” dedi. Üstün zekanın bu konuda psikologlar ve psikiyatristler tarafından uygulanan testlerle tanındığını belirten Zat, “Eğer ki raporda “çocuğunuz üstün zekalı yazıyorsa” bu durum akranları arasındaki bilişsel düzeyi gösteriyor. Yani kendi yaşıtları arasında popülasyonun % 3’ü, maksimum 5’ine kadar çıkabiliyor. Bu bir anomali. Bu bir farklılık. Bu bir dezavantaj. Bu destek isteyen durum” diye konuştu.
Aileler üstün zekayı apolet gibi kullanmamalı
Üstün zeka kavramının karşımızdakine söyleyeceğimiz harikalar dünyasından bir kavram olmadığını vurgulayan Dr. Uğur Zat, “Dolayısıyla aileler burada dikkatli olmalı. Çünkü üstün zeka bir apolet değil. Üstün zeka kendi iç dinamiklerinde ciddi sancıları olan, farklılıkları olan ve kabul edilmesi zor olan bir grup. Aileler burada çok zorlanıyorlar” dedi.
Her üstün zekalı akademik olarak başarılı olamaz!
Üstün zekalı tanısı alan kişilerden beklentilerin çoğunlukla akademik olarak başarı olduğunu söyleyen Dr. Uğur Zat, “Ancak bu her zaman böyle olmaz. Üstün zeka kendi içinde 6 tipe ayrılır ve bahsettiğimiz akademik başarılı olan üstün zekalı grup çok küçük bir popülasyonu işaret eder. Üstün zekalı denildiğinde sanki bu çocuklar bir bilgisayar, verileri gireceğiz ve dataları çıkartacağız gibi algılanıyor ama bunlar insan. Büyüyorlar ve büyüme sancıları oluyor. Danışmanlıklarda gördüğümüz sıklıkla ebeveynlerin sonuç odaklı olması. Yani deniyor ki “tanı kondu ama bakın matematik böyle, kimya böyle, iki lafı bir araya getiremiyor” vs. Oysa üstün zekalıların geri kalan 5 tipi sosyal duygusal yaşantıda problem yaşayan gruptur ve belki de çoğuna doğru tanınmadığı için ulaşamıyoruz” diye konuştu.
Her Bilsem Genel Yetenek öğrencisi üstün zekalı kabul edilir ama…
Bilim Sanat Eğitim Merkezi taramalarında genel yetenek öğrencisi olmaya hak kazanan öğrencilerin üstün zekalı kabul edildiğini ancak üstün zekalı olup da Bilsem’e giremeyen pek çok üstün zekalı öğrencinin olduğunu belirten Dr. Uğur Zat, “Birinci yol ilk 3 sene bilsem, ikinci yol kamu kuruluşu olarak rehberlik araştırma merkezleri, üçüncü yol üniversite hastaneleri çocuk psikiyatri uzmanlarıdır. Dördüncüsü de daha maliyetli olarak özel kurum ve kişilerdir.
Üstün zekalı çocukların duygusal olarak yaşıtlarından daha hassas ve sorgulayıcı olduklarını belirten Dr. Uğur Zat, “Diyelim ki parka götürdünüz ve salıncak sırasında bekliyorsunuz. Sırada siz varken salıncağa başka çocuk bindi. Üstün zekalı çocukların tepkileri aşırı olabilir. Adaletsizliğe karşı tepkilidir ya da bir grup işte taşlarla oynuyor ama bizim çocuğumuz karıncaların izlediği yolu fark etti ve bağırmaya başlıyor “ama karıncaları ezeceksiniz orası onların evi” gibi. Yani duygularını büyük ve yoğun yaşıyorlar. Kimisi için tene değen kıyafet etiketleri rahatsız edici olabilir, dokunulmasından hoşlanmayabilir, algıları ve sezgileri çok güçlü olabilir vs. ” diye konuştu.
Üstün zeka belirtileri nelerdir?
Tüm bu belirtilerin zaman zaman DEHB ya da Otizm ile karıştırıldığına da dikkat çeken Dr. Uğur Zat, “Çünkü üstün zeka bir nöroçeşitlilik ve nöroçeşitlilik alanları birçok noktada birbirine teğet geçer ya da kesişim kümesi oluşur. Bu özelliklerle ilgili olarak Dehb ya da Otizm mi diye soranlar oluyor. Bu noktada psikiyatri uzmanları doğru yönlendirmeyi sağlayacaklardır” dedi.
Üstün zekalı çocukların sorduğu soruların çok yaratıcı ve varoluşla ilgili olduğunu belirten Dr. Uğur Zat, “Hayal dünyaları çok geniş olabilir. Eş zamanlı olarak duygularını da çok yoğun yaşıyorlar. Kaygı, korku gibi duyguları da daha hızlı aktif olabiliyor. Ödev direnci ortaya çıkabiliyor, ebeveynler kendilerini sürekli ikna etmeye çalışırken bulabiliyorlar. “Neden” sorularını çok fazla sorarlar. Sıklıkla da öğretmenlerden uyum sorunlarıyla ilgili şikayetler gelebilir. Öfke problemi şikayeti gelebilir. Eğer ailenin götürdüğü uzman konuya vakıfsa sizi doğru yönlendirecektir” diye konuştu.
Asıl yolun üstün zeka tanısı alındıktan sonra başladığını vurgulayan Dr. Uğur Zat, “Üstün zekalı, nokta” diyerek süreci bitirmek ya da kabul etmek yapılabilecek en büyük yanlış. Buraya kocaman bir noktalı virgül koymak lazım. Çünkü ailenin de yapması gereken, anlaması gereken, bilgilenmesi gereken noktalar var. “Bu çocuk burada ne demek istedi?”, “Bize ne anlatmaya çalışıyor”u anlayıp danışmanlıkta aileyi çocukla birlikte yürütmeye çalışıyoruz. Yol haritaları belirliyoruz. O zaman ebeveynler doğru öğretmeni de, doğru okulu da, okulla diyaloğu da biliyor hale geliyorlar. Varsa kardeşlerle iletişimi, aile içi ilişkileri, karı koca iletişimini, ekosistemi yönetmeyi öğreniyorlar.




