Anoreksiyada Tedaviyi Reddetmek Pasif Bir İntihar Davranışı
Prof. Dr. Nevzat Tarhan Beynin Gerçeklerini Anlattı


Anoreksiya nervoza, yalnızca kilo verme takıntısı değil, beynin beden algısını bozan ciddi bir nöropsikiyatrik hastalık.
Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, anoreksiyanın psikolojik bir tercih değil, biyolojik bir bozulma olduğuna dikkat çekerek, “Anoreksiyada tedaviyi reddetmek aslında pasif bir intihar davranışıdır” diyor.
“Anoreksiya Beynin Beden Algısını Bozuyor”
Prof. Dr. Tarhan, anoreksiyanın beynin beden imajıyla ilgili sinir ağlarında (network) meydana gelen bir bozulmanın sonucu olduğunu belirtiyor.
Bu nedenle yalnızca psikolojik değil, nöropsikolojik bir süreç yaşandığını ifade eden Tarhan, geçmişte hastaların “isterlerse iyileşir” düşüncesiyle ele alındığını hatırlatıyor:
“Artık biliyoruz ki bu bireylerin nöral ağları bozulmuş durumda. SW-LORETA gibi beyin haritalama yöntemleri sayesinde, yeme bozukluğu yaşayan kişilerin beyin bölgelerindeki işlevsel bozulmalar açıkça görülebiliyor. Beyin görüntüsünü hastaya göstermek, tedavi sürecini kabul etmesini kolaylaştırıyor.”
“Bu Bir Pasif İntihar Davranışı”
Eskiden “Kişi isterse tedavi edilir, istemezse edilmez” anlayışının yaygın olduğunu hatırlatan Tarhan, bu yaklaşımın artık geçersiz olduğunu vurguluyor.
“Anoreksiya gibi durumlarda tedaviyi reddetmek, aslında pasif bir intihar davranışıdır. Çünkü kişi, yaşamını sürdürecek temel ihtiyacını bilinçli bir şekilde reddediyor. Bu noktada gerekirse mahkeme kararıyla zorunlu tedavi uygulanmalıdır.”
Ailelerin bu süreçte aşırı duygusal davranmasının da tedaviyi zorlaştırdığını belirten Tarhan, “Gerçek şefkat bazen doğru olanı yapabilme cesaretini göstermektir” diyor.
Beyin, Kişinin Kilosunu Yanlış Algılıyor
Anoreksiya nervozada kişi 29 kiloya kadar düşse bile kendisini kilolu olarak algılayabiliyor.
Tarhan, “Beynin oynadığı bu oyun, artık patolojik bir hal alıyor. Beyin, bu yanlış imajı normal kabul ediyor. O yüzden nasihat ya da ikna çabası işe yaramıyor” diyor.
Hastalığın başlangıçta basit bir yeme bozukluğu gibi göründüğünü, ancak ilerledikçe beynin nöroplastisitesinin bozulduğunu belirten Tarhan, “Nöral yollar patikadan otobana dönüşüyor ve bu yanlış inanç kalıcı hale geliyor” ifadelerini kullanıyor.
Anoreksiyada Ölüm Riski Yüksek
Kilo alma korkusunun, hastaların beynini adeta kilitlediğini anlatan Tarhan, “Bazı vakalarda hastalar nazogastrik sonda veya gastrostomi yoluyla besleniyor. Çünkü anoreksiyada ölüm oranı yüksek; her 100 vakadan 15’i kaybediliyor” diyor.
Ağır anoreksiya vakalarında adet düzensizlikleri, kalp ritim bozuklukları ve kan değerlerinde düşüş görüldüğünü belirten Tarhan, bu bozuklukların bile hastalar tarafından inkâr edilebildiğini söylüyor:
“Kişi ‘kiloluyum’ algısını sürdürmeye devam eder. Bu, bilinçli bir tercih değil; bozulmuş beyin biyolojisinin sonucudur.”
“Madde Bağımlıları ile Anoreksiya Hastalarının Beyinleri Benzer”
Prof. Dr. Tarhan, anoreksiya hastalarında genetik polimorfizmlerin de rol oynadığını açıklıyor.
Beyinde serotonin ve dopamin genlerindeki değişikliklerin, kişiyi strese ve haz arayışına daha duyarlı hale getirdiğini belirten Tarhan, “Madde bağımlılarının beyinleriyle anoreksiya hastalarının beyinleri büyük ölçüde benzerlik gösteriyor” diyor.
“Birey, dopamini hızla tüketen bir genetik yapıya sahipse, haz arayışını beden üzerinden yaşamaya başlıyor. Böyle bir kültürde yetişen kişi, fiziksel görünümünü kutsallaştırabiliyor.”
VR Gözlüklerle Gerçeği Görmek
Tarhan, tedavide sanal gerçeklik (VR) gözlüklerinin de kullanıldığını belirtiyor.
“Hastaya kendi bedeninin üç boyutlu görüntüsü gösteriliyor. Bu görüntü ilk başta yoğun anksiyeteye neden oluyor ama maruz kalma terapisiyle kişi yavaş yavaş duyarsızlaşıyor. Beyin, bu korkuya karşı yeni bir algı geliştirmeye başlıyor.”
Tedavinin yalnızca psikoterapiyle değil, nöropsikiyatrik müdahalelerle yürütülmesi gerektiğini vurgulayan Tarhan, hastaya “beden nötralitesi” kazandırmanın önemine değiniyor:
“Kişi ‘bedenimle değil, bedenimin işleviyle varım’ anlayışını benimsemeli.”
İllegal Zayıflama İğneleri Büyük Tehdit
Son dönemde sosyal medyada popüler hale gelen illegal zayıflama iğnelerine de dikkat çeken Tarhan, bu maddelerin beynin açlık-tokluk merkezine zarar vererek erken yaşta demans ve Alzheimer riskini artırdığını belirtiyor.
“Kişi bu ilaçları alırken kendini iyi hissettiği için doğru karar verdiğini sanıyor ama aslında beyin, o anda sahte bir ödül hissiyle kandırılıyor.”
Tarhan’a göre sosyal medyada parlatılan beden imgeleri, bireylerin gerçeklik algısını bozuyor. “Kişi duygularını yönetmeyi öğrendiğinde, bu dijital vitrinlere karşı ‘hayır’ deme becerisi kazanır” diyor.



