Bu Belirtileri Yaşlılıkla Karıştırmayın!
Kalp kapağı hastalığı yaşlılık zannedilen belirtilerle ortaya çıkabiliyor


Kalp kapağı hastalığı, özellikle nefes darlığı, çabuk yorulma, çarpıntı, göğüs ağrısı, baş dönmesi ve bacaklarda şişlik gibi şikayetlerle kendini gösterebiliyor. Yaşlı nüfusun artması ve modern yaşamın getirdiği bazı alışkanlıklar nedeniyle kalp kapağı hastalıklarının görülme sıklığının arttığı belirtilirken, geçmişte daha çok ileri yaşlarda ihtiyaç duyulan kalp kapağı değişiminin artık daha genç yaşlarda da gündeme gelebildiği aktarılıyor.
Acıbadem Bakırköy Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Onur Taşar, kalp kapağı hastalıklarının ortaya çıkmasında yaşam süresinin uzaması ve yaşlı nüfusun artmasının yanı sıra bazı alışkanlıkların da etkili olduğunu belirtiyor.
“Dünya genelinde ve ülkemizde kalp kapağı hastalıklarının görülme sıklığının artmasında en temel faktörler, modern tıp teknolojileri sayesinde yaşam süresinin uzaması ve yaşlı nüfusun artmasının yanı sıra modern yaşamın getirdiği bazı zararlı alışkanlıklardır. Bu zararlı alışkanlıklar kalp kapaklarının yapısını doğrudan olumsuz etkilemektedir.”
Kalp kapağı hastalığının belirtileri nelerdir?
Kalp kapağı hastalıklarında ortaya çıkabilecek belirtilerin özellikle fiziksel aktivite sırasında fark edilebildiğini aktaran Doç. Dr. Onur Taşar, şikayetlerin dinlenmeyle geçebildiğine dikkat çekiyor:
“Kalp kapağı hastalığında en sık görülen belirtiler; özellikle yürürken, merdiven çıkarken veya bir fiziksel aktivite esnasında başlayıp dinlenince geçen nefes darlığı, çabuk yorulma, halsizlik, kalp çarpıntısı, fiziksel aktivite sırasında eforla gelen ve dinlenmekle geçen göğüs ağrısı, baş dönmesi, bayılma ve bacaklarda ödem yani şişliktir.”
Bu tür şikayetlerin görülmesi halinde kardiyoloji uzmanına başvurulması gerektiğini vurgulayan Taşar, belirtilerin dikkate alınmasının önemine işaret ediyor.
Kalp kapaklarına zarar veren alışkanlıklar neler?
Kalp kapağı hastalıklarının yalnızca yaşla ilişkilendirilmemesi gerektiğini belirten Doç. Dr. Onur Taşar, modern yaşam içerisinde yer alan bazı alışkanlıkların da kalp kapaklarının yapısını olumsuz etkileyebildiğini ifade ediyor. Bu alışkanlıkları altı başlıkta sıralıyor.
1. Sigara
Sigaranın damar duvarları üzerindeki etkisine dikkat çeken Taşar, özellikle aort kapağı açısından ortaya çıkabilecek etkiyi şöyle açıklıyor:
“Sigara, damar duvarlarına zarar vererek kireçlenmeyi hızlandırır. Özellikle aort kapağının daralmasında ve sertleşmesinde en büyük tetikleyicilerden biridir.”
2. Yetersiz ağız ve diş hijyeni
Ağız ve diş sağlığının da kalp kapakları açısından önem taşıdığını belirten Taşar, diş ve diş eti enfeksiyonlarının oluşturabileceği tabloyu şöyle aktarıyor:
“Düzenli fırçalanmayan dişler ve diş eti enfeksiyonları, bakterilerin kana karışmasına yol açar. Bu bakteriler doğrudan kalp kapakçıklarına yapışarak ölümcül olabilen enfektif endokardit, yani kalp kapağı iltihabı hastalığına neden olabilir.”
3. Kötü beslenme ve yüksek kolesterol
Beslenme alışkanlıklarının da kalp kapakları üzerindeki etkisine dikkat çeken Doç. Dr. Onur Taşar, özellikle doymuş yağ ve işlenmiş gıdaların ağırlıklı olduğu beslenme düzenine işaret ediyor:
“Doymuş yağ ve işlenmiş gıdalardan zengin beslenmek, damarlarda olduğu gibi kalp kapaklarında da lipid yani yağ birikimine ve erken kireçlenmeye yol açar.”
4. Hareketsiz yaşam
Hareketsiz yaşamın obezite, diyabet ve yüksek tansiyon gibi kronik hastalıklara zemin hazırlayabildiğini belirten Taşar, bu durumların kalp kapakları üzerindeki etkisini şöyle açıklıyor:
“Düzenli egzersiz yapmamak; obezite, diyabet ve yüksek tansiyona zemin hazırlar. Bu kronik hastalıklar kalp kapaklarına binen mekanik yükü ve stresi artırarak yapılarını bozar.”
5. Boğaz enfeksiyonlarını ihmal etmek
Özellikle çocukluk ve gençlik döneminde yaşanan bazı boğaz enfeksiyonlarının da ihmal edilmemesi gerektiğini ifade eden Taşar, beta mikrobu olarak belirtilen A grubu streptokok enfeksiyonlarına dikkat çekiyor:
“Özellikle çocukluk ve gençlik döneminde gelişen beta mikrobu, yani A grubu streptokok enfeksiyonlarının hekim kontrolünde antibiyotikle tedavi edilmemesi, ilerleyen yıllarda romatizmal kalp kapağı hastalığına dönüşür.”
6. Aşırı tuz tüketimi
Aşırı tuz tüketiminin yüksek tansiyona neden olabildiğini belirten Doç. Dr. Onur Taşar, kontrolsüz yüksek tansiyonun kalp kapakları üzerindeki etkisini ise şöyle anlatıyor:
“Yüksek tansiyona, yani hipertansiyona neden olur. Kontrolsüz yüksek tansiyon, sol karıncık içindeki basıncı artırarak aort kapağını ve mitral kapağı sürekli zorlar, erken yıpranmalarına ve kaçırmalarına yol açar.”
Kalp kapağı değişiminde ameliyatsız dönem başladı mı?
Kalp kapağı tedavisinde açık kalp ameliyatına alternatif olarak göğüs kafesinin açılmadığı girişimsel yöntemlerin uygulanabildiğini aktaran Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Onur Taşar, bu yöntemlerin tedavi sonrasındaki sürece de katkı sağladığını belirtiyor:
“Günümüzde açık kalp ameliyatına alternatif olarak, göğüs kafesi açılmadan ve genellikle kasık damarlarından girilerek gerçekleştirilen modern tedavi yöntemleri bulunuyor. Bu yöntemler, hastaların komplikasyon riski düşük, konforlu ve hızlı iyileşme süreci geçirmelerini sağlıyor.”
İşlem sonrasındaki hastane sürecine ilişkin de bilgi veren Taşar, hastaların genellikle kısa süre içerisinde taburcu olabildiğini ifade ediyor:
“İşlemden sonra genellikle tedbir amaçlı bir-iki gece gözlem altında tutulan hasta, iki veya üçüncü gün yürüyerek taburcu olabiliyor. Açık ameliyatlardaki gibi aylarca sırtüstü yatma veya korse takma zorunluluğu bulunmuyor.”
Evdeki iyileşme dönemine de değinen Taşar, hastaların kişisel ihtiyaçlarını karşılayabildiğini ve bu süreçte doktor önerilerinin uygulanmasının önem taşıdığını kaydediyor:
“Evde bir-iki hafta süren iyileşme döneminde kişiler kişisel ihtiyaçlarını rahatça karşılayabiliyor. Bu süreçte doktorun önerilerinin uygulanmasına dikkat edilmesi gerekiyor.”
Kalp kapağı tedavisinde hangi girişimsel yöntemler kullanılıyor?
Kalp kapağı hastalıklarının tedavisinde kullanılan girişimsel yöntemleri de açıklayan Doç. Dr. Onur Taşar, uygulamaları şöyle sıralıyor:
“TAVI, kasık atardamarından girilerek daralmış aort kapağına biyoprotez kapak yerleştirilmesidir.”
“MitraClip, ciddi mitral kapak yetmezliğinde, kasık toplardamarından girilerek kapakçıkların klipsle birbirine tutturulmasıdır.”
“TMVR, yani Transkateter Mitral Kapak Replasmanı, mitral kapağın kateterle değiştirilmesidir. Daha önce biyolojik kapak takılmış hastalarda, yeni kapağın eski kapağın içine yerleştirilmesi şeklinde uygulanabilir.”
“Balon Valvüloplasti, daralmış kapağın, özellikle mitral kapağın, kasıktan gönderilen balonun şişirilmesiyle genişletilmesidir.”
Taşar, triküspit kapakla ilgili girişimsel yöntemleri de şöyle açıklıyor:
“Transkateter Bicaval Kapak Replasmanı, Tricvalve, ileri derecede triküspit kapak yetmezliğinde, üst ve alt ana toplardamarların kalbe girişine biyoprotez kapak yerleştirilmesidir.”
“TriClip ise ciddi triküspit kapak yetmezliğinde, kasık toplardamarından girilerek kapakçıkların birbirine bir mandal yardımıyla tutturulmasıdır.”
Kalp kapağı hastalığında şikayetler neden dikkate alınmalı?
Kalp kapağı hastalıklarında özellikle fiziksel aktivite sırasında ortaya çıkan ve dinlenmeyle geçen nefes darlığı, çabuk yorulma, çarpıntı, göğüs ağrısı, baş dönmesi, bayılma ve bacaklarda şişlik gibi şikayetlerin önem taşıdığı belirtiliyor.
Doç. Dr. Onur Taşar, modern tedavi yöntemlerinin açık kalp ameliyatına alternatif oluşturabildiğini ve göğüs kafesi açılmadan, çoğunlukla kasık damarları üzerinden gerçekleştirilen girişimsel uygulamaların kullanılabildiğini aktarıyor. Bu yöntemlerde hastaların işlem sonrasında genellikle kısa süreli gözlem altında tutulduğu ve ardından yürüyerek taburcu olabildiği belirtiliyor.
Kalp kapağı hastalıklarında yaşam süresinin uzaması ve yaşlı nüfusun artmasının yanı sıra sigara, yetersiz ağız ve diş hijyeni, kötü beslenme, hareketsiz yaşam, boğaz enfeksiyonlarının ihmal edilmesi ve aşırı tuz tüketimi gibi kaynakta belirtilen altı alışkanlığın da kapakların yapısını olumsuz etkileyebileceği aktarılıyor.



