Genel Sağlık

El ve kollarda uyuşma her zaman masum mu?

El ve kollarda uyuşma, karıncalanma, yanma ve nedeni belirlenemeyen ağrılar, sinir sıkışmalarının belirtisi olabilir.

Prof. Dr. Egemen Ayhan

El ve kollarda uyuşma, karıncalanma, yanma veya nedeni belirlenemeyen ağrı, günlük yaşamı ve gece uykusunu etkileyebiliyor. Özellikle tekrarlayan ve giderek artan yakınmalar, sinir sıkışmasıyla ilişkili olabiliyor. Bazı hastalarda sinir ileti testi olarak bilinen EMG’de belirgin bir sorun saptanmasa da şikâyetler devam edebiliyor. Acıbadem Altunizade Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji, El Cerrahisi Uzmanı, belirtilerin değerlendirilmesinde muayene bulgularının ve şikâyetlerin özelliklerinin önem taşıdığını vurguluyor.

Sinir sıkışması hangi belirtilerle ortaya çıkar?

Bilgisayar başında uzun süre çalışmak, akıllı telefonu uzun süre kullanmak, mouse ve klavyeyle aynı el hareketlerini tekrarlamak ve ergonomik olmayan çalışma koşulları sinir sıkışmasına bağlı yakınmalara neden olabiliyor. Prof. Dr. Egemen Ayhan, günlük yaşamda ortaya çıkabilen belirtileri şöyle sıralıyor:

“Bilgisayar kullanırken veya telefonu uzun süre tutarken ellerde artan uyuşma, gece uykudan uyandıran karıncalanma, dirsek büküldüğünde küçük ve yüzük parmağında uyuşma, belirli bir noktaya dokunulduğunda elektriklenme hissi ya da açıklanamayan el güçsüzlüğü sinir sıkışmasının ipuçları olabilir.”

Belirtilerin yalnızca ağrıyla sınırlı kalmadığını belirten Prof. Dr. Ayhan, hastaların yaşadıkları sorunları çoğu zaman günlük hayattan örneklerle anlattığını ifade ediyor.

Gece uyuşması ve el güçsüzlüğü ne anlama geliyor?

Sinir sıkışmasına bağlı şikâyetler, hastaların uyku düzenini, iş yaşamını ve el becerilerini etkileyebiliyor. Gece uyuşma nedeniyle uyanmak, rahatlamak için eli sallamak, parmak uçlarında iğnelenme hissetmek veya elde elektrik dolaşıyormuş gibi bir duyum yaşamak hastaların dile getirdiği yakınmalar arasında bulunuyor.

Prof. Dr. Egemen Ayhan, hastaların başvurularında kullandıkları ifadelerin belirtilerin günlük yaşamdaki etkisini gösterdiğini belirterek şu bilgileri paylaşıyor:

“‘Gece uyanıp elimi sallamadan rahatlayamıyorum’, ‘Parmak uçlarımda sanki iğneler batıyor’, ‘Elimde elektrik dolaşıyor’, ‘Telefonu tutarken iki parmağım uyuşuyor’, ‘Anahtarı çevirmekte zorlanıyorum’ ya da ‘Bardak elimden düşüyor’ gibi ifadelerle karşılaşıyoruz. Bu anlatımlar, yakınmanın yalnızca ağrıdan ibaret olmadığını; uykuyu, iş yaşamını ve ince el becerilerini de etkileyebildiğini gösteriyor.”

Bazı hastaların ellerini kendilerine ait değilmiş gibi hissettiklerini aktardığını söyleyen Prof. Dr. Ayhan, belirtilerdeki değişimin önemine dikkat çekiyor:

“Gece ortaya çıkan uyuşmanın gündüz de devam etmeye başlaması, bir şeyleri sık düşürmek veya düğme iliklemekte zorlanmak bizim için önemli işaretlerdir.”

EMG normal çıkarsa sinir sıkışması olmadığı anlamına mı gelir?

Sinir sıkışmalarının değerlendirilmesinde kullanılan EMG, önemli incelemelerden biri olarak öne çıkıyor. Ancak bazı hastalarda test sonucu normal olmasına rağmen uyuşma ve ağrı gibi şikâyetler sürebiliyor.

Prof. Dr. Egemen Ayhan, bu durumla karşılaştıklarını belirterek şu değerlendirmede bulunuyor:

“Bize ‘EMG sonucum normal ama elim hâlâ uyuşuyor’ veya ‘Uzun zamandır ağrım var, ancak nedeni bulunamadı’ diyerek başvuran hastalar oluyor. EMG, sinir sıkışmalarının değerlendirilmesinde önemli bir incelemedir. Ancak bazı durumlarda test normal sonuçlansa da hastanın yakınmaları sinir sıkışmasını düşündürebilir.”

Bu nedenle değerlendirme yalnızca test sonucuna dayandırılmıyor. Prof. Dr. Ayhan, şikâyetlerin ne zaman ortaya çıktığının, hangi bölgelerde hissedildiğinin ve hangi hareketlerle arttığının da incelendiğini vurguluyor.

Sinir sıkışması gençlerde de görülür mü?

Sinir sıkışmalarının ortaya çıktığı yaş, etkilenen sinire ve altta yatan nedenlere göre değişebiliyor. Diyabet, bazı hormonal ve romatizmal hastalıklar, gebelik, tekrarlayan zorlayıcı hareketler ve kişisel anatomik özellikler de riski etkileyebiliyor.

Sinir sıkışmasının yalnızca ileri yaşlarda görülen bir sorun olmadığını belirten Prof. Dr. Egemen Ayhan, belirtilerin farklı yaş gruplarında farklı şekillerde ortaya çıkabildiğini aktarıyor:

“Sinir sıkışması yalnızca ileri yaşın sorunu değil. Genç bir hastada gece uyuşması, orta yaşlı bir hastada el becerisinde azalma ya da başka bir hastada dirseği bükünce parmaklarda elektriklenme ile karşımıza çıkabiliyor. Şikâyetin yaştan çok dağılımına, süresine ve muayene bulgularına bakıyoruz.”

Uyuşma ve ağrının başladığı bölge neden önemli?

Uyuşmanın hangi parmaklarda hissedildiği, ağrının nerede başladığı ve belirli hareketlerle artıp artmadığı, sinir sıkışmasının değerlendirilmesinde önemli ipuçları sunuyor.

Prof. Dr. Egemen Ayhan, özellikle dirsek hareketiyle ortaya çıkan belirtilerin ve eldeki güç kaybının ayrıntılı biçimde değerlendirilmesi gerektiğini belirtiyor:

“Dirsek büküldüğünde küçük parmak ve yüzük parmağında ortaya çıkan uyuşma, belirli bir noktaya dokunulduğunda hissedilen elektriklenme veya elde güç kaybı, sinirlerin ayrıntılı biçimde değerlendirilmesini gerektirebiliyor.”

Muayene sırasında belirtilerin dağılımının, ortaya çıkış zamanının ve hareketlerle ilişkisinin incelendiğini aktaran Prof. Dr. Ayhan, sinirin anatomik seyri boyunca yapılan değerlendirmenin de yol gösterdiğini ifade ediyor.

“Muayenede hastanın yakınmalarının dağılımını, belirtilerin ne zaman ortaya çıktığını, hangi pozisyonlarla arttığını ve kas gücünü dikkatle değerlendiriyoruz. Sinirin anatomik seyri boyunca yapılan inceleme, sorunun hangi bölgede olabileceği konusunda yol gösteriyor. Gerektiğinde ilk incelemeye ek olarak daha hedefli sinir ileti testleri de planlanabiliyor.”

Sinir sıkışması tedavi edilmezse ne olabilir?

Başlangıçta gelip geçen uyuşma ve karıncalanma, sinir üzerindeki baskının devam etmesi durumunda zamanla sürekli hale gelebiliyor. İleri vakalarda parmaklarda his azalması, kavrama ve çimdikleme gücünde kayıp, ince işlerde zorlanma ve el kaslarında erime görülebiliyor.

Prof. Dr. Egemen Ayhan, uzun süreli ve ağır sinir hasarında bazı kayıpların tedavi sonrasında bile tamamen düzelmeyebileceğini belirtiyor:

“Her uyuşma kalıcı hasara ilerlemez; önemli olan ilerleyici belirtileri zamanında fark etmek. Bazen yıllarca gece uyuşmasını önemsememiş, ancak elindeki kuvvet azaldığında başvurmuş hastalarla karşılaşıyoruz. Oysa kaslarda belirgin erime oluşmuşsa siniri rahatlatmak her zaman kaybedilen kas gücünü geri getirmeyebilir. Tedavide amacımız yalnızca ağrıyı geçirmek değil, elin gelecekteki işlevini de korumak.”

Her uyuşma sinir sıkışmasından mı kaynaklanır?

El ve kollarda ortaya çıkan uyuşma, ağrı ve güçsüzlük her zaman sinir sıkışması anlamına gelmiyor. Boyun kaynaklı sinir kökü sorunları, yaygın sinir hastalıkları, diyabet, eklem ve tendon rahatsızlıkları da benzer yakınmalara neden olabiliyor.

Prof. Dr. Ayhan, bu nedenle tanı sürecinde hem hastanın şikâyetlerinin hem de muayene ve gerekli incelemelerin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirtiyor. Yalnızca belirtilerin varlığına veya tek başına EMG sonucuna bakılarak kesin tanı konulmuyor.

Sinir sıkışması nasıl tedavi edilir?

Sinir sıkışmasında tedavi planı, sinirin nerede sıkıştığına, belirtilerin ne kadar süredir devam ettiğine, muayene bulgularına ve varsa sinir hasarının derecesine göre değişiyor.

Prof. Dr. Egemen Ayhan, hafif vakalarda zorlayıcı hareketlerin düzenlenmesi, uygun pozisyonda atel kullanımı ve seçilmiş hastalarda diğer cerrahi dışı yöntemlerin tercih edilebildiğini aktarıyor. İlerleyici güç kaybı, belirgin sinir hasarı veya uygun tedaviye rağmen devam eden yakınmalarda ise cerrahi değerlendirme gündeme gelebiliyor.

editörün gözünden nedir, sağlık editörü kimdir, sağlık editörü elif nur güder, editörün gözünden sağlık haberleri

Tedavinin her hasta için aynı şekilde planlanmadığını vurgulayan Prof. Dr. Ayhan, sözlerini şöyle tamamlıyor:

“Her uyuşma sinir sıkışması değildir; her sinir sıkışması da ameliyat gerektirmez. Ama gece uykudan uyandıran, tekrarlayan, giderek artan veya güçsüzlüğün eşlik ettiği şikâyetleri ‘geçer’ diye beklemeyin. Normal bir test sonucu, devam eden yakınmaların göz ardı edilmesi anlamına gelmemeli. Erken ve doğru değerlendirme, kalıcı fonksiyon kaybını önlemek açısından önemlidir.”

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu

Reklam Engelleyici Algılandı

Lütfen reklam engelleyiciyi devre dışı bırakarak bizi desteklemeyi düşünün