Ruh Sağlığı

Egzama ruh sağlığını bozabilir mi?

Egzamanın vücutta yarattığı semptomlar sadece deri üstünden ibaret değil...

Klinik Psikolog İpek Erol

Egzama, yalnızca ciltte görülen belirtilerle sınırlı kalmayarak kişinin sosyal ilişkilerini, günlük yaşamını ve psikolojik iyi oluşunu da etkileyebiliyor. Özellikle yüz, boyun ve eller gibi görünür bölgelerde ortaya çıkan belirtiler, kişinin sosyal ortamlarda başkaları tarafından yargılanacağı endişesini artırabiliyor. Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog İpek Erol, egzamayla birlikte yaşanan kaygının sosyal hayata etkilerini ve psikolojik desteğin önemini değerlendirdi.

Egzama psikolojiyi nasıl etkiliyor?

Egzama çoğunlukla kaşıntı, kuruluk ve ciltte meydana gelen görünür değişimlerle tanımlanıyor. Ancak hastalığın etkileri yalnızca fiziksel belirtilerle sınırlı kalmayabiliyor. Özellikle ciltteki değişimlerin başkaları tarafından kolayca fark edilebildiği durumlarda, kişinin kendisini sosyal ortamlarda nasıl hissettiği de bu süreçten etkilenebiliyor.

Hastalığın görünür belirtilerinin sosyal ilişkiler üzerindeki etkisine dikkat çeken Klinik Psikolog İpek Erol, şu ifadeleri kullandı:

“Bir hastalığın etkisi, yalnızca bedende ortaya çıkan belirtilerle sınırlı değildir. Özellikle yüz, boyun ve eller gibi kolay fark edilen bölgelerdeki belirtiler, kişinin sosyal ortamlarda kendisini nasıl hissettiğini etkileyebilir.

Bir arkadaş buluşmasına giderken, iş toplantısında söz alırken ya da yeni biriyle tanışırken kişinin aklından, insanların cildine baktığı yönünde düşünceler geçebilir. Bu düşünceler zamanla yorucu bir döngüye dönüşebilir.”

Egzama sosyal kaygıya neden olabilir mi?

Egzaması olan kişiler, sosyal ortamlarda yalnızca karşılarındaki kişiyle iletişim kurmaya değil, aynı zamanda kendi ciltlerine ve diğer kişinin tepkilerine de odaklanabiliyor. Belirsiz bakışlar veya yüz ifadeleri, kişinin kendisi hakkında olumsuz düşünüldüğü şeklinde yorumlanabiliyor.

Bu durumun kaygıyı artırarak sosyal ortamlardan uzaklaşma eğilimini güçlendirebildiğini belirten Klinik Psikolog İpek Erol, süreci şöyle anlattı:

“Kişi karşısındakiyle konuşurken dikkatinin bir bölümünü sürekli kendi cildinde ve diğer kişinin tepkilerinde tutabilir. Kısa bir bakış, yüz ifadesindeki belirsiz bir değişim veya konuşmadaki duraksama, egzamanın dikkat çektiği ve karşı tarafın kendisiyle ilgili olumsuz düşündüğü şeklinde yorumlanabilir.

Kaygı arttıkça cildi saklama, göz temasından kaçınma ya da ortamdan erken ayrılma isteği de artabilir. Kaçınma o an için rahatlama sağlasa da sonraki sosyal karşılaşmayı daha zor hale getirebilir.”

Egzama bulaşıcı mı? Yanlış inanışlar psikolojik yükü artırabilir mi?

Egzama hakkındaki yanlış inanışlar, hastalıkla yaşayan kişilerin sosyal ortamlardaki kaygısını artırabiliyor. Hastalığın bulaşıcı olmadığı ve bakımsızlık göstergesi sayılmadığı yönündeki farkındalığın önemine işaret eden Erol, damgalanma korkusunun kişinin kendisine bakışını da etkileyebildiğini ifade etti.

“Bu kaygıyı yalnızca kişinin düşünce biçimiyle açıklamak eksik olur. Görünür cilt hastalıkları hakkında yanlış inanışlar da vardır. Egzama bulaşıcı olmadığı ve bakımsızlık göstergesi sayılmadığı halde kişi, başkalarının böyle düşüneceğinden endişe edebilir.

Özellikle geçmişte incitici bir yorumla ya da mesafeli bir tepkiyle karşılaştıysa bu endişe daha anlaşılır hale gelir. Zaman içinde ‘Başkaları beni yargılayacak’ düşüncesi, kişinin kendisine yönelttiği ‘Görünüşümde utanılacak bir şey var’ yargısına dönüşebilir. Damgalanmanın psikolojik yükü, kişinin o sözü tekrar duyma beklentisiyle yaşamaya başlamasında da görülür.”

Egzama nedeniyle ne zaman psikolojik destek alınmalı?

Egzaması bulunan herkesin sosyal kaygı yaşamadığını vurgulayan Klinik Psikolog İpek Erol, hastalığın görünürlüğünün de kişinin ne ölçüde zorlanacağını tek başına belirlemediğini kaydetti. Ona göre dikkat edilmesi gereken nokta, kaygının kişinin günlük yaşamını ve sosyal ilişkilerini giderek sınırlandırıp sınırlandırmadığı.

Erol, psikolojik destek ihtiyacına işaret edebilecek durumları şöyle açıkladı:

“Cildi görünecek diye buluşmaları sürekli iptal etmek, işte geri planda kalmak, yakınlık kurmak istediği halde romantik ilişkilerden uzak durmak veya günün önemli bir bölümünü başkalarının ne düşündüğünü hesaplayarak geçirmek, psikolojik destek ihtiyacına işaret edebilir.

Burada önemli olan, kaygının kişinin yaşam alanını giderek daraltıp daraltmadığıdır. Egzaması olan herkes sosyal kaygı yaşamaz; hastalığın görünürlüğü de tek başına kişinin ne kadar zorlanacağını belirlemez.”

Egzama ile yaşarken sosyal hayat nasıl sürdürülebilir?

Egzama nedeniyle sosyal ortamlarda kaygı yaşayan kişilere yönelik psikolojik desteğin amacı, yaşadıkları güçlüğü önemsizleştirmek değil; kaygıyı artıran düşünceleri fark etmelerine ve kaçındıkları durumlara kendi hızlarında yeniden yaklaşmalarına yardımcı olmak.

Klinik Psikolog İpek Erol, psikolojik desteğin yaklaşımını şu sözlerle anlattı:

“Psikolojik destekte amaç, kişiye ‘Kimse cildine bakmıyor’ diyerek yaşadığı güçlüğü geçersiz kılmak değildir. Amaç, hangi düşüncelerin kaygıyı artırdığını fark etmek, belirsiz sosyal işaretlere yüklenen anlamları değerlendirmek ve kaçınılan durumlara kişinin kendi hızında yeniden yaklaşabilmesini sağlamaktır.”

Erol, bilişsel davranışçı terapinin bu döngü üzerinde çalışmak için yararlı bir çerçeve sunabileceğini belirtti. Kabul ve kararlılık terapisinin ise ciltle ilgili zorlayıcı düşüncelerin tamamen ortadan kalkmasını beklemeden, kişinin değer verdiği ilişkilere ve deneyimlere yeniden yer açmasına yardımcı olabileceğini ifade etti.

Egzama farkındalığında psikolojik iyi oluş neden önemli?

Egzama ile yaşarken sosyal hayatı sürdürmenin, kişinin her zaman rahat hissetmesi gerektiği anlamına gelmediğini vurgulayan Erol, bazen ilerlemenin kaygıya rağmen günlük yaşama katılabilmek olduğunu belirtti.

“Bazen ilerleme, kaygı varken de bir buluşmaya gitmek, toplantıda fikrini söylemek veya biriyle yakınlık kurmaya izin vermektir. Dermatolojik tedavinin yanında duygusal yükün de dikkate alınması, kişinin yaşam kalitesi açısından önem taşır.

Egzama farkındalığı yalnızca cilt belirtilerini tanımayı değil, yanlış inanışları düzeltmeyi ve görünür bir hastalıkla yaşayan insanlara daha özenli yaklaşmayı da kapsamalıdır.”

editörün gözünden nedir, sağlık editörü kimdir, sağlık editörü elif nur güder, editörün gözünden sağlık haberleri

Egzama konusunda farkındalığın geliştirilmesi, hastalığın fiziksel belirtilerinin yanı sıra kişinin sosyal ilişkilerinde yaşayabildiği güçlüklerin de anlaşılmasını gerektiriyor. Klinik Psikolog İpek Erol’un değerlendirmesine göre, kaygının kişinin yaşam alanını daraltmaya başladığı durumlarda duygusal yükün de ele alınması, yaşam kalitesi açısından önem taşıyor.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu

Reklam Engelleyici Algılandı

Lütfen reklam engelleyiciyi devre dışı bırakarak bizi desteklemeyi düşünün