Meme Kanserine Karşı Önlem Mutfakta Başlıyor!
Meme kanseri riskini yönetmede mutfağımızın rolü ne?


Meme kanseri riskini yönetme konusunda beslenme alışkanlıkları da gündeme geliyor. Daviva Avcılar Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Dyt. Gözde Ateş Teke, alkol tüketiminden etin pişirilme yöntemine, karbonhidrat seçiminden sebze ve meyve çeşitliliğine kadar mutfakta dikkat edilmesi gereken noktaları anlattı. Teke, beslenme düzeninde yapılan seçimlerin önemine dikkat çekerek bazı alışkanlıkların gözden geçirilmesi gerektiğini belirtti.
Meme kanseri riskinde beslenme alışkanlıkları neden önemli?
Beslenme ve yaşam tarzı, meme kanseriyle ilgili değerlendirmelerde ele alınan başlıklar arasında yer alıyor. Dyt. Gözde Ateş Teke, besin seçimlerinin vücuttaki süreçlerle ilişkisine dikkat çekerek şöyle konuştu:
“Genetik mirasımızın ötesinde, yaşam tarzımız ve beslenme alışkanlıklarımız da meme kanseri denkleminde önemli bir yere sahip. Bir diyetisyen olarak danışanlarıma her zaman söylediğim bir şey var: Yediğimiz her besin, vücudumuza gönderdiğimiz bir biyokimyasal mesajdır. Bu nedenle beslenme alışkanlıklarımızı gözden geçirerek risk yönetimi konusunda hangi seçimlere dikkat edebileceğimizi değerlendirmemiz gerekiyor.”
Alkol tüketimi meme kanseri riskini nasıl etkiliyor?
Alkolün türüne göre riskin değiştiği düşüncesinin doğru bir yaklaşım olmadığını belirten Dyt. Gözde Ateş Teke, değerlendirmede içkinin türünden çok alınan saf alkol miktarının önem taşıdığını ifade etti.
“Alkol tüketiminde yalnızca bira, şarap veya likör gibi içki türlerine odaklanmak doğru değildir. Burada belirleyici olan, alınan net etanol, yani saf alkol miktarıdır.
“Etanol vücutta metabolize edilirken adrenal androjenlerin östrojene dönüşümünü sağlayan aromataz enziminin aktivitesini artırır. Dolaşımdaki serbest östrojen düzeyinin yükselmesi, özellikle östrojen reseptörü pozitif (ER⁺) meme kanseri hücrelerinde büyümeyi tetikleyebilir.
“Biyoepidemiyolojik veriler, günlük beslenme düzenine eklenen her 10 gramlık net alkol artışının meme kanseri riskini yüzde 7 ila 10 oranında yükselttiğini göstermektedir. Ayrıca alkol, DNA onarımı ve genomik kararlılık açısından önemli olan folatın, yani B9 vitamininin emilimini de olumsuz etkiler. Bu nedenle değerlendirmede içkinin türünden çok toplam etanol miktarına dikkat edilmelidir.”
Şekerli ve rafine karbonhidratlar konusunda nelere dikkat edilmeli?
Beslenmede karbonhidratların tamamen çıkarılması yerine türlerinin ve kan şekeri üzerindeki etkilerinin dikkate alınması gerektiğini belirten Dyt. Gözde Ateş Teke, glisemik indeks ile glisemik yük arasındaki ayrıma dikkat çekti.
“Kanser hücrelerinin enerji metabolizması sağlıklı hücrelerden farklıdır. Oksijen bulunduğunda bile glukozu hızlı tüketerek enerji üretmeyi tercih edebilirler. Warburg Etkisi olarak bilinen bu süreç, tümör dokusunda laktik asit üretiminin artmasına yol açar. Oluşan asidik mikroçevre, kanserli hücrelerin doku istilasını ve bağışıklık sisteminden kaçışını kolaylaştırabilir.
“Beslenme açısından glisemik indeks ve glisemik yük kavramlarını birbirinden ayırmak gerekir. Basit şekerler ve beyaz unlu gıdalar gibi yüksek glisemik indeksli besinlerle kan şekerinde ani dalgalanmalara yol açan beslenme modelleri, meme kanseri riski açısından önem taşımaktadır. Buna karşılık toplam karbonhidrat miktarını yansıtan glisemik yük tek başına bağımsız bir risk faktörü değildir.
“Burada amaç karbonhidratları tamamen beslenmeden çıkarmak değil, kan şekerini aniden yükseltmeyen, lifli ve kaliteli karbonhidratları tercih etmektir.”
Kırmızı et nasıl pişirilmeli?
Kırmızı etin pişirilme yönteminin de beslenme düzeninde dikkate alınması gerektiğini aktaran Dyt. Gözde Ateş Teke, yüksek ısıda pişirme sırasında oluşabilen bileşiklere ve işlenmiş et ürünlerine ilişkin şu bilgileri paylaştı:
“Kırmızı et besleyici bir protein kaynağıdır. Ancak etin ızgara, kızartma veya tütsüleme gibi yöntemlerle yüksek ısıda pişirilmesi sırasında heterosiklik aminler (HA) ve polisiklik aromatik hidrokarbonlar (PAH) gibi mutajenik bileşikler ortaya çıkabilir.
“İşlenmiş etlerde bulunan nitrit ve nitrat tuzları ile kırmızı ette bol miktarda bulunan hem demiri de hücre içinde kimyasal süreçleri etkileyebilir. Serbest kalan hem demirinin hidrojen peroksitle reaksiyona girmesi sonucunda hidroksil radikali oluşabilir. Bu radikaller hücre zarlarındaki yağların oksidasyonuna ve DNA’da zincir kırılmalarına yol açabilir.
“Bu nedenle eti yakmadan, uygun ısıda pişirmek ve yanında antioksidan içeren sebzelere yer vermek önemlidir.”
Meme kanserine karşı beslenmede hangi sebze ve meyveler öne çıkıyor?
Dyt. Gözde Ateş Teke, turpgil sebzeler, polifenoller ve karotenoidler içeren besinleri mutfakta değerlendirilebilecek seçenekler arasında sıraladı. Bu besinlerde bulunan bileşenlerin hücresel süreçlerle ilişkisine dikkat çekti.
“Brokoli, Brüksel lahanası ve karnabahar gibi turpgil sebzelerde bulunan sülforafan, hücrenin antioksidan savunma mekanizmasında görev alan NRF2 proteinini aktive eder. Bu süreçte vücudun detoksifikasyon enzimleri harekete geçerek karsinojenlerin etkisiz hale getirilmesine katkıda bulunur.
“Kırmızı üzüm kabuğu ve yaban mersininde bulunan resveratrol, hücre içi inflamasyon yollarından NF-κB üzerinde etkili olabilir. Tümör mikroçevresindeki kronik yangının baskılanması ve kanserli hücrelerin programlanmış ölümü olan apoptoz da bu bileşenle ilişkilendirilen süreçler arasındadır.
“Domates ve havuç gibi besinlerde bulunan likopen ve beta-karoten ise serbest radikallerle ilişkili süreçlerde rol oynar. Hücreler arası iletişimi güçlendirerek sağlıklı dokuların kanser öncesi hücreleri baskılamasına yardımcı olabilir.”
Meme kanserine karşı alışveriş sepetinde neler bulunmalı?
Besin çeşitliliğine ve doğru seçimlere dikkat çeken Dyt. Gözde Ateş Teke, mutfakta tercih edilebilecek gıdaları beş grupta ele aldı:
- Turpgil sebzeler: Brokoli, Brüksel lahanası, karnabahar, karalahana ve mor lahana. Bu sebzelerin haftada en az üç gün beslenmeye eklenmesi öneriliyor.
- Likopen ve beta-karoten kaynakları: Domates, havuç, bal kabağı ve tatlı patates. Domatesin zeytinyağıyla hafifçe pişirilmesi likopen emilimini artırmaya yardımcı olabilir.
- Polifenol içeren besinler: Kabuğuyla kırmızı üzüm, yaban mersini, böğürtlen, yüzde 80 ve üzeri kakao içeren bitter çikolata ve yeşil çay.
- Düşük glisemik indeksli karbonhidratlar: Karabuğday, kinoa, yulaf ezmesi, basmati pirinç, mercimek ve nohut.
- Sağlıklı yağ kaynakları: Soğuk sıkım sızma zeytinyağı, çiğ badem, ceviz ve keten tohumu.
Mutfakta uygulanabilecek 5 altın kural
Beslenme alışkanlıklarında dikkat edilmesi gereken noktaları sıralayan Dyt. Gözde Ateş Teke, günlük mutfak rutininde uygulanabilecek önerilerini şöyle aktardı:
1. Eti yakmadan pişirin.
“Kırmızı eti doğrudan ateşe maruz bırakarak veya çok yüksek ısıda kızartarak pişirmekten kaçının. Fırında pişirme, haşlama ve buğulama yöntemlerini tercih edin. Mangal yapılacaksa etle ateş arasında en az 15 santimetre mesafe bırakın ve eti kömürleştirmeyin.”
2. Brokoliyi doğradıktan sonra bekletin.
“Brokolideki sülforafan bileşiğinin aktive olması için ‘kes ve bekle’ kuralı uygulanabilir. Brokoliyi doğradıktan sonra pişirmeden önce oda sıcaklığında 30-40 dakika bekletmek, içerdiği yararlı enzimlerin en yüksek seviyeye ulaşmasına yardımcı olur.”
3. Kan şekerini aniden yükselten seçimleri azaltın.
“Beyaz un, rafine şeker, paketli gıdalar ve şekerli ya da asitli içecekleri sınırlandırın. Tatlı isteğini yönetmek için tarçın eklenmiş çiğ kuruyemişler veya az miktarda taze ya da kuru meyve tercih edilebilir.”
4. Baharatları birlikte kullanın.
“Yemeklere ve salatalara zerdeçal eklenebilir. Zerdeçalın emilimini ve biyoyararlanımını artırmak amacıyla yanında bir tutam karabiber ve zeytinyağı gibi sağlıklı bir yağ kullanılabilir.”
5. Ürün etiketlerini okuyun.
“Sucuk, salam ve sosis gibi işlenmiş et ürünlerinden uzak durun. Alışveriş sırasında ürün etiketlerini inceleyerek koruyucu olarak kullanılan sodyum nitrit veya nitrat bileşiklerine dikkat edin.”
Meme kanseri riskini yönetirken beslenme alışkanlıkları
Dyt. Gözde Ateş Teke’nin paylaştığı öneriler; alkol miktarına dikkat edilmesi, karbonhidrat seçimlerinin gözden geçirilmesi, etin uygun yöntemlerle pişirilmesi, işlenmiş et ürünlerinden kaçınılması ve sebze, meyve, kaliteli karbonhidratlar ile sağlıklı yağlara beslenmede yer verilmesi üzerinde yoğunlaşıyor. Mutfaktaki günlük seçimlerin değerlendirilmesi, meme kanseri riskiyle ilgili beslenme yaklaşımının temel başlıkları arasında bulunuyor.



