Migren Hastalarının En Sık Yaptığı Hata
Migren, Farkında Olmadan Başka Bir Baş Ağrısına Dönüşebilir


Migren, ağrı kesiciyle bastırılabilecek sıradan bir baş ağrısı değildir; kontrolsüz ilaç kullanımı ise migreni zamanla “aşırı ilaç kullanımına bağlı baş ağrısı” adı verilen daha karmaşık bir tabloya dönüştürebilir. Nöroloji uzmanları, sık ve düzensiz ağrı kesici kullanımının baş ağrısını azaltmak yerine kalıcı hâle getirebildiğine dikkat çekiyor.
Migren ataklarının saatlerce, hatta günlerce sürebildiğini belirten Dr. Celal Şalçini, migrenin doğru tanı ve düzenli tedaviyle kontrol altına alınabilen bir hastalık olduğunu vurguluyor. Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Şalçini’ye göre, migreni hafife almak ve yalnızca ağrı kesicilere güvenmek, sorunu daha da içinden çıkılmaz hâle getirebiliyor.
Migren Atakları Saatler Değil, Günler Sürebiliyor
Migren, primer baş ağrıları grubunda yer alan ve kendine özgü klinik özellikleri bulunan bir hastalık. Dr. Celal Şalçini, migren ağrısının çoğunlukla tek taraflı, zonklayıcı ve nabız atışı şeklinde hissedildiğini ifade ediyor. Bu ağrıya çoğu zaman ışık ve ses hassasiyeti, bulantı ve kusma eşlik ediyor.
Migren atağı sırasında fiziksel hareketle ağrının artması tipik bir özellik. Merdiven çıkmak, eğilmek, öksürmek ya da zorlanmak ağrıyı şiddetlendiriyor. Bu nedenle hastalar genellikle karanlık ve sessiz ortamlarda hareketsiz kalmayı tercih ediyor. Atakların süresi kişiden kişiye değişmekle birlikte 3 saatten 3 güne kadar uzayabiliyor ve ağrı şiddeti çoğu hastada 7–8 seviyesine ulaşabiliyor.
Auralı Migren, Baş Ağrısından Önce Sinyal Veriyor
Migren kendi içinde farklı alt tiplere ayrılıyor. En sık karşılaşılan ayrım, auralı ve aurasız migren arasında yapılıyor. Auralı migrende, baş ağrısından önce ortaya çıkan bazı nörolojik belirtiler tabloya eşlik ediyor.
Dr. Şalçini, aura döneminin çoğunlukla görsel belirtilerle kendini gösterdiğini söylüyor. Baş ağrısından yaklaşık yarım saat önce başlayan bu süreçte; görme alanında zikzaklı çizgiler, ışık çakmaları, parlamalar, bulanık görme ya da buzlu camın arkasından bakıyormuş hissi oluşabiliyor. Bu belirtiler geçtikten sonra baş ağrısı başlıyor.
İlk kez aura yaşayan hastalar için bu durum endişe verici olabiliyor. Ancak aura, migrenin tanımlanmış ve bilinen evrelerinden biri olarak kabul ediliyor. Hastanın bu süreci tanıması, atak yönetiminde önemli bir avantaj sağlıyor.
Migreni Tetikleyen Faktörler Kişiye Özel
Migren ataklarının ortaya çıkmasında birçok tetikleyici rol oynuyor. Parlak ışıklar, keskin ve yoğun kokular, mayalı içecekler, lodos, aromatik yiyecekler ve çikolata en sık karşılaşılan tetikleyiciler arasında yer alıyor. Bazı kişilerde çilek gibi masum görünen besinler bile atağı başlatabiliyor.
Bunun yanı sıra deterjan ve parfüm kokuları, klima ortamları, barometrik basınç değişiklikleri, uzun yolculuklar ve uyku düzensizlikleri de migreni tetikleyebiliyor. Dr. Şalçini, migren yönetiminde en kritik noktanın hastanın kendi tetikleyicilerini fark etmesi olduğunu belirtiyor. Bir faktörün atakları başlattığı fark edildiğinde, mümkün olduğunca bu etkenden uzak durmak atak sıklığını azaltabiliyor.
Sık Ağrı Kesici Kullanımı Yeni Bir Baş Ağrısına Yol Açabiliyor
Migrenle mücadelede yapılan en yaygın hatalardan biri, ağrı kesicilerin kontrolsüz ve sık kullanılması. Dr. Celal Şalçini, bu durumun doğrudan migreni tetiklemese de “aşırı ilaç kullanımına bağlı baş ağrısı” adı verilen ayrı bir baş ağrısı tablosuna neden olabildiğini söylüyor.
Ayda 10–15 günden fazla ağrı kesici kullanılması ve baş ağrısının süreklilik kazanması hâlinde bu tablo ortaya çıkabiliyor. Bu durumda hem tanı zorlaşıyor hem de tedavi süreci karmaşıklaşıyor. Tedavinin ilk adımı ise çoğu zaman aşırı ilaç kullanımının kesilmesi oluyor; ardından asıl baş ağrısına yönelik planlama yapılıyor.
Migren Kalıcı mı, Geçici mi?
Migrenin tamamen geçip geçmeyeceği kişiden kişiye değişiyor. Bazı bireylerde migren ömür boyu sürebilirken, bazı kişilerde zamanla atakların tamamen kaybolabildiği görülüyor.
Tedavide iki temel yaklaşım bulunuyor. Seyrek ve hafif atakları olan kişilerde yalnızca atak sırasında ilaç kullanımı yeterli olabiliyor. Ancak haftada birden sık, günlerce süren ve yaşam kalitesini ciddi biçimde bozan ataklarda koruyucu tedavi gündeme geliyor. Bu tedavinin amacı, atakların sıklığını ve şiddetini azaltmak.
Ne Zaman Mutlaka Doktora Başvurulmalı?
Ayda üç-dört kereden fazla, şiddetli ve günlük yaşamı aksatan baş ağrıları mutlaka değerlendirilmesi gereken bir durum. Bunun yanı sıra hayatında ilk kez ortaya çıkan baş ağrısı, 50 yaş sonrası başlayan ağrılar, baş ağrısına eşlik eden duyusal veya motor belirtiler ve ilaçlara yanıt vermeyen ağrılar alarm bulguları arasında yer alıyor.
Dr. Celal Şalçini, günümüzde migrenin tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu vurguluyor. Klasik ilaçların yanı sıra yeni nesil enjeksiyonlar, ağızdan kullanılan akıllı ilaçlar ve botulinum toksini gibi farklı seçenekler bulunuyor. Tedavinin başarısında ise hastanın bilinçlenmesi, tetikleyicilerini tanıması ve hekimiyle iş birliği içinde olması belirleyici rol oynuyor.



