Öfkeyi kontrol etme, yönet!

Öfke günümüz insanının adeta doğal bir tepkisi. Yaşam koşullarının günden güne zorlaştığı, ekonomik zorlukların her geçen gün arttığı, iş yükü ve mükemmel eş-ebeveyn olma baskısının etkisiyle insanların tolere edebilme kapasitesi günden güne azalıyor. Hal böyle olunca öfkeli olunan anlar artıyor, mutlu olunan anlar azalıyor. Peki öfke kontrol edilmesi gereken bir davranış mı yoksa yönetilmesi gereken bir davranış mı? Bu sorunun cevabını Prof. Dr. Nevzat Tarhan veriyor; “Çocuklarda bile öfke doğal bir şekilde ortaya çıkar. Öfke genellikle kişinin kendini savunma ihtiyacı hissettiği, tehdit altında olduğu, korku yaşadığı veya güvende hissetmediği durumlarda oluşur. Bu süreçte kişi bir his yaşar, ardından bu hisse bir tepki verir ve en son düşünme aşaması devreye girer. Genellikle önce his, ardından davranış ve son olarak düşünme süreci işlediği için kişi hata yapabilir” ifadesini kullandı.

Öfke sırasında neler yapıyoruz?
Öfke sırasında küsme, surat asma, bağırma, çağırma veya azarlama gibi davranışların yer aldığını ifade eden Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Bunlar öfkenin dışa vurum şekilleri olarak değerlendirilebilir. Öfke kontrolü eğitiminde, kişilere öfkenin doğal ve insani bir duygu olduğunu, ancak bu duyguyla nasıl başa çıkılması gerektiğini öğretmeye çalışıyoruz” dedi.
Atom bombasından daha tehlikeli bir icat! – Editörün Gözünden
Kişi engellendiğinde, psikolojik bütünlüğü tehdit altında hissettiğinde veya bazı ilkeleri ve kuralları zedelendiğinde öfke ve gerilim yaşayabileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Bu gibi durumlarda kişinin hızlı bir şekilde analiz yapmayı öğrenmesi önemlidir. Öfke kontrolünde başarılı olmak için bu yeteneği geliştirmek gerekir.” diye konuştu. Öfke anında öncelikle hislerin başladığını, bir sonraki adımda tepkinin ortaya çıktığını ve son olarak düşünme aşamasına geçildiğini hatırlatan Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Bu durumda soğuk kanlı kalınmalı. Biz öfke ile mücadelede itfaiyeci modelini öneriyoruz” diye konuştu.
Öfke yönetiminde itfaiyeci modeli: Önce söndür, sonra sebebine bak!
Öfke için itfaiyeci modelini önerdiklerini belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Önce söndür, sonra sebebini araştır. Kişi öfkesinin farkına vardıktan sonra çözüm mümkündür. Ancak depresyon, öfkelilik şeklinde kendini gösterebiliyor. Bu, aslında öfkenin bir hastalık gibi olduğunu gösteriyor” ifadesini kullandı.
Kişide duygu durum bozukluğu eğiliminin öfkeyi artırabildiğine dikkat çeken Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “2000’li yıllarda Türkiye’ye manyetik uyarım tedavisini ilk getirdiğimiz dönemde depresyonda olan, kimseyle konuşmayan, gülmeyen ve hiçbir ilaç tedavisine yanıt vermeyen bir hasta gelmişti. Bu hastaya nöromodülasyon tedavisi, yani manyetik uyarım tedavisi uyguladık. Tedavi sonrasında birden canlandı ancak bu sefer eşine bağırıp çağırmaya başladı. Kadın kendini iyi hissederken, eşi bize kızarak şunları söyledi: ‘Eski halinden daha memnundum. Şimdi bana bağırıp çağırıyor.’ Bu durumda tedaviyi değiştirmek zorunda kaldık. Uyku düzenleyici bir tedavi uyguladık ve yaklaşık 7-10 seans sonunda sonuç aldık. Ancak bu süreçte, duygular canlandığında öfke de ortaya çıkmıştı. Özellikle eşine karşı öfkesi belirginleşmişti. Bu tür öfke, hastalık düzeyindeki öfkedir” şeklinde konuştu.
Öfkenizi tanıyor musunuz?
Öfkenin çoğunlukla çözümü olan bir durum olduğunu belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Burada önemli olan, kişinin şu soruyu sorabilmesidir: ‘Hangi ilkem ya da prensibim zedelendi?’ Kişi öfkesini analiz edebiliyor ve bu öfkeye neden olan otomatik düşüncesini fark edebiliyorsa, duygularını daha sağlıklı bir şekilde yönetebilir. Öfke, nükleer enerji gibidir; doğru yönlendirilirse kişiyi kötü alışkanlıklardan korur ve kendini geliştirmesine vesile olur. Öfkesini tanıyan bir kişi, aslında kendisini tanıma yolunda önemli bir adım atmış demektir.” dedi.
Öfkenizi yönetin!
Öfkenin bir enerji olduğunu ve bu enerjinin yönetilmesi gerektiğine dikkat çeken Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Öfke, cinsellik ve akıl gibi insandaki temel yaşam enerjilerindendir. Ancak bu enerjilerin iki uç noktada olması zararlıdır; ne aşırılığı ne de tamamen yokluğu sağlıklı bir durumdur. Önemli olan, bu enerjileri dengeli bir şekilde kullanabilmektir” diye konuştu.
Öfke ve kırılganlık gibi durumların kişinin kendini tanıması ve geliştirmesi için fırsat olduğunu da belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Öfkelendiğimiz her olay, bir anlamda kabuk değiştirmek gibidir; bir kazanım ve değişim fırsatıdır. Bu nedenle, öfke anlarında kişilere çift yönlü bir bakış açısı geliştirmelerini öneriyoruz” ifadelerini kullandı.
Öfkeli toplum!
Toplumumuzun öfkeli hale geldiğini belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Oysa bu sorunların çözümü oldukça basit; ancak bu konulara biraz yatırım yapmak ve zaman ayırmak gerekiyor. Kendine yatırım yapmak, mal, mülk ve paraya yatırımdan daha mı önemsiz? Kesinlikle hayır. Kendimize yaptığımız yatırım, hem bireysel hem de toplumsal olarak en değerli yatırım olacaktır” dedi.




