Bilim & Araştırma

Sosyal Medyanın Toplum Üzerindeki Etkileri: “Beğeni Bağımlılığı Yaşamın Kendisine Engel Oluyor”

Acıbadem Üniversitesi’nden Doç. Dr. Alper Bilgili, sosyal medyanın bireyler ve toplum üzerindeki olumsuz ve olumlu etkilerini anlattı

Doç. Dr. Alper Bilgili

Sosyal medyanın toplum üzerindeki etkileri, son yıllarda hem akademik araştırmaların hem de kamuoyunun en çok tartıştığı konular arasında. Beğenilme ve onay alma ihtiyacı insan doğasının bir parçası olsa da, sosyal medya bu doğal eğilimi farklı bir boyuta taşıyarak bireylerin psikolojisini, ilişkilerini ve tüketim alışkanlıklarını derinden etkiliyor.

Acıbadem Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Alper Bilgili, sosyal medyanın yarattığı bağımlılıktan tüketim kültürünü şekillendirmesine, minimalizmin bile gösteriş aracına dönüşmesine kadar çarpıcı tespitlerde bulundu.

Beğeni Kültürü ve Dopamin Bağımlılığı

“Paylaşmaya odaklanırken, yaşamın kendisini kaçırıyoruz” diyen Doç. Dr. Bilgili, beğeni kültürünün bireyler üzerindeki etkisini şu sözlerle anlattı:

“Beğenilme ve onay alma isteği doğamızda var, ama sosyal medya bunu başka bir boyuta taşıyarak insan psikolojisi için zararlı bir hale getiriyor. Beğeninin karşılığını hemen ‘like’larla alıyoruz. Bu kısa vadede dopamin olarak bize dönse de, uzun vadede bağımlılık, kıskançlık ve tüketim baskısı gibi olumsuz etkiler yaratıyor.”

Gallup araştırmasına göre kullanıcıların %41’i saatte birkaç kez, %11’i ise birkaç dakikada bir bildirimlerini kontrol ediyor. Doç. Dr. Bilgili, bu tabloya dikkat çekerek, “Bu bağımlılık tesadüf değil; sosyal medya insan psikolojisinin zaaflarına göre bilinçli olarak tasarlanıyor” dedi.

sosyal medya,Kıyaslama ve Kıskançlık Tuzağı

Araştırmalar, sosyal medyanın en güçlü olumsuz etkilerinden birinin kıyaslama kültürü olduğunu ortaya koyuyor.

Doç. Dr. Bilgili, Utah Valley Üniversitesi’nin Facebook kullanıcıları üzerinde yaptığı bir çalışmaya değinerek, “Katılımcıların önemli bir kısmı diğer insanların kendilerinden daha mutlu bir hayat yaşadığına inanıyor” bilgisini verdi. Missouri Üniversitesi’nin araştırmasına göreyse sosyal medya, kullanıcıların kıskançlık seviyelerini artırıyor.

Bilgili, “İki sonuç birbirinden bağımsız değil. İnsanlar, başkalarının abartılı ve idealize edilmiş hayatlarını gerçek sanıyor, bu da kıskançlık ve tatminsizlik duygusunu besliyor” dedi.

Sosyal Medya ve Tüketim Kültürü

Sosyal medyanın sadece ilişkileri değil, tüketim alışkanlıklarını da yönlendirdiğini belirten Doç. Dr. Bilgili, “Orada gördüğümüz paylaşımlar, tüketim kültürünü sürekli olumlayan bir etki yaratıyor. İhtiyacımız olmasa da oradakiler gibi tüketmek istiyoruz” dedi.

Örnek olarak TikTok’un “TikTok Shop” platformunu gösteren Bilgili, şu bilgiyi paylaştı:

“Geçen yıl ‘Kara Cuma’ döneminde TikTok, sadece kendi uygulaması üzerinden günde 100 milyon dolarlık satış yaptı. Sponsorlu içerikler ve influencer paylaşımları, tüketim baskısını sürekli canlı tutuyor.”

Minimalizm Bile Gösterişe Dönüştü

Sosyal medyada popüler hale gelen minimalist yaşam tarzına da değinen Doç. Dr. Bilgili, bu akımların samimiyetini sorguluyor:

“Minimalizm tüketim kültürüne karşı bir duruş gibi görünüyor. Ama sosyal medyada minimalist yaşamakla övünmek, yeni bir statü aracı haline geldi. Bazıları sahip olduklarını azaltmak yerine minimalist yaşam videolarında gördüklerini edinmeye başladı. Amaç yine beğeni almak oldu.”

Doğru Kullanılırsa Faydalı Bir Araç

Tüm bu olumsuzluklara rağmen sosyal medyanın faydaları da yok değil. Doç. Dr. Bilgili, sosyal medyanın doğru kullanıldığında iyi bir network aracı olabileceğini, bilgiye erişimi kolaylaştırdığını ve sesini duyurmak isteyenlere güçlü bir mecra sunduğunu belirtti:

“Memnuniyetsizlik halinde sosyal medya etkili bir ceza aracı olarak kullanılabiliyor. Ancak tüm bunlar doğru kullanıma bağlı.”

Sosyal Medyanın Olumsuz Etkilerinden Nasıl Korunabiliriz?

Doç. Dr. Bilgili’ye göre sosyal medyanın olumsuz etkilerinden korunmak için farkındalık ve irade şart:

  • Sosyal medyayı neden kullandığımızı sorgulamak,

  • Kullanım sınırlarını belirlemek,

  • Ara ara “dijital şabat” günleri ilan etmek,

  • Paylaşımların gerçeği temsil etmediğini kendimize hatırlatmak,

  • Bildirim bağımlılığını azaltacak adımlar atmak.

Doç. Dr. Bilgili, son sözlerinde şu uyarıyı yaptı:

“Sosyal medyada paylaşmaya odaklanırken yaşamın kendisini kaçırıyoruz. Olumsuz etkilerden kaçınmak sadece ciddi bir irade değil, aynı zamanda zamanımızı, enerjimizi ve dikkatimizi paraya çevirmek için tasarlanmış platformlara karşı bilinçli bir farkındalık gerektiriyor.”

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu

Reklam Engelleyici Algılandı

Lütfen reklam engelleyiciyi devre dışı bırakarak bizi desteklemeyi düşünün