Bilim & AraştırmaRuh Sağlığı

Doğum Sonrası Psikoz ve Depresyon Riski Artıyor

Karolinska Enstitüsü’nden bilim insanları doğum sonrası haftalarda kadınların ruh sağlığının en kırılgan dönemlerinden birine girdiğini ortaya koydu

Doğum sonrası depresyon ve psikoz riski, yeni annelerin karşı karşıya kaldığı en önemli sağlık sorunlarından biri. Molecular Psychiatry dergisinde yayımlanan yeni bir araştırmaya göre, doğumdan sonraki haftalar, kadınların ruh sağlığı açısından kritik bir dönemi oluşturuyor. Çalışma, doğum sonrası ilk 5 haftada psikoz riskinin 6 ila 7 kat arttığını, depresyon riskinin ise doğum öncesine kıyasla yüzde 20 yükseldiğini ortaya koyuyor.

Karolinska Enstitüsü’nden araştırmacı Emma Brann, “Doğum sonrası gözlemlenen dramatik zirve, yeni annelerin kırılganlığını açıkça vurguluyor” diyerek bu dönemde erken teşhisin önemine dikkat çekiyor.

psikoz,Depresyon Riski İlk 15 Haftada Yükseliyor

Araştırmaya göre, kadınların doğumdan sonraki 5 ila 15 hafta arasında depresyon yaşama olasılığı, hamilelik öncesine kıyasla yaklaşık yüzde 20 daha yüksek. Uzmanlar bu artışın hormonal değişimlerin yanı sıra yeni doğan bebekle birlikte gelen sorumlulukların yarattığı psikolojik baskıyla da ilişkili olduğunu belirtiyor.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre de dünya genelinde hamile kadınların %10’u, doğum sonrası kadınların ise %13’ü depresyonla mücadele ediyor.

Psikoz Riski İlk 5 Haftada Zirve Yapıyor

Depresyonun yanı sıra doğum sonrası dönemde en ciddi tehlikelerden biri de psikoz. Araştırma, doğumdan sonraki ilk 5 haftada psikoz riskinin 6–7 kat arttığını, 20. haftaya kadar ise bu riskin iki kat daha yüksek kaldığını gösteriyor.

Doğum sonrası psikoz belirtileri arasında sanrılar, halüsinasyonlar, mani, kafa karışıklığı ve ağır ruh hali değişimleri bulunuyor. Ancak uzmanlara göre doğru tedaviyle tamamen iyileşmek mümkün.

Hamilelikte Risk Düşüyor, Doğumdan Sonra Artıyor

2003–2019 yılları arasında İsveç’te gerçekleşen yaklaşık 1,8 milyon doğumun incelendiği çalışmada ilginç bir bulgu daha ortaya çıktı: Hamilelik sırasında yeni ruh sağlığı tanıları daha az konulurken, doğumdan sonra bu oran tekrar yükseliyor.

Araştırmacılar, bunun nedenlerinden birinin hamilelik süresince kadınların doktorlarını daha sık görmesi olduğunu belirtiyor. Bu da sorunların erken fark edilmesi için daha fazla fırsat anlamına geliyor.

İntihar Riski Düşük Ama İzleme Şart

Karolinska Enstitüsü’nden Yihui Yang, doğum sonrası dönemde intihar girişimlerine ilişkin yeni bir çalışmayı da değerlendirdi. Bulgulara göre, İsveç’te yeni ebeveynlerin intihar girişiminde bulunma olasılığı genel nüfusa göre daha düşük. Özellikle annelerin, hamilelik sırasında veya sonrasında babalara kıyasla daha az intihar girişiminde bulunduğu tespit edildi.

Ancak Yang, yine de dikkatli olunması gerektiğini vurguluyor:

“Hamilelik sırasında ve sonrasında intihar girişimleri nadir olsa da, yıkıcı sonuçları olabilir ve genellikle önlenebilir. Bu nedenle doktorların, kadınları bu dönemde intihar riski belirtileri açısından yakından izlemesi gerekiyor.”

Doğum Sonrası Ruh Sağlığı Neden Önemli?

Uzmanlara göre doğum sonrası ruhsal problemler yalnızca anneyi değil, aynı zamanda bebeğin gelişimini ve aile içi ilişkileri de doğrudan etkileyebiliyor. Psikoz gibi ağır tablolar erken dönemde fark edilmediğinde anne ve bebek için ciddi riskler doğurabiliyor.

Doç. Dr. Emma Brann, erken teşhisin hayati önemine dikkat çekiyor:

“Daha fazla insanın teşhis edildiğini görmüyoruz, ancak doğum sonrası tarama sistemleri kadınların sorunlarını daha erken tespit etmemize olanak sağlıyor. Bu da onların ihtiyaç duydukları desteği almadan önce uzun süre acı çekmelerini engelleyebilir.”

Düzenli Takip Hayat Kurtarıyor

Araştırmacılar, doğum sonrası haftaların kadınların ruh sağlığı açısından en kırılgan dönem olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor. Uzmanlar, bu süreçte depresyon ve psikoz risklerinin göz ardı edilmemesi, düzenli takiplerin yapılması ve kadınların yalnız bırakılmaması gerektiği konusunda hemfikir.

Yeni annelerin duygusal dalgalanmalarının sadece “lohusa hüznü” olarak görülmemesi gerektiğini belirten araştırmacılar, belirtilerin şiddetli olması durumunda profesyonel destek alınmasının kritik olduğuna dikkat çekiyor.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu

Reklam Engelleyici Algılandı

Lütfen reklam engelleyiciyi devre dışı bırakarak bizi desteklemeyi düşünün