Genel Sağlık

Yutkunma Güçlüğü, Nefes Darlığı… Bu Belirtileri Hafife Almayın!

İyi huylu olsa bile nefes darlığı, yutma güçlüğü ve ses kısıklığına yol açabilen tiroit nodüllerinde ameliyatsız tedaviler öne çıkıyor

Prof. Dr. Melih Kara

Tiroit nodülü, tiroit bezi içerisinde gelişen ve çevre dokudan farklı yapıda bulunan oluşumlar olarak tanımlanıyor. Tiroit nodülleri günümüzde hem dünyada hem de Türkiye’de en sık görülen endokrin sorunlardan biri olarak dikkat çekerken, uzmanlar özellikle kadınlarda çok daha yaygın görüldüğüne dikkat çekiyor. Çoğu zaman hiçbir belirti vermeden yıllarca sessiz şekilde büyüyebilen bu nodüller, bazı kişilerde nefes darlığı, yutma güçlüğü ve ses kısıklığı gibi yaşam kalitesini düşüren sorunlara neden olabiliyor.

Acıbadem Kadıköy (Dr. Şinasi Can) Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Melih Kara, günümüzde ultrason teknolojilerinin yaygınlaşmasıyla birlikte tiroit nodüllerinin daha sık tespit edildiğini belirtirken, geçmişte cerrahi tedavinin ön planda olduğu birçok vakada artık ameliyatsız yöntemlerin tercih edilebildiğini ifade ediyor.

Tiroit nodülleri neden bu kadar sık görülüyor?

Son yıllarda yapılan taramalarda yetişkin nüfusun önemli bir bölümünde tiroit nodülü saptanıyor. Özellikle rutin ultrason incelemeleri sırasında tesadüfen ortaya çıkan nodüllerin büyük kısmı iyi huylu özellik taşıyor.

Prof. Dr. Melih Kara’ya göre bu artışın en önemli nedenlerinden biri görüntüleme yöntemlerinin gelişmesi. Ancak tek sebep bu değil. İyot eksikliği, genetik yatkınlık, otoimmün hastalıklar ve çevresel faktörler de nodül oluşumunda etkili olabiliyor.

Prof. Dr. Melih Kara, uzun yıllar devam eden iyot eksikliğinin tiroit bezini daha fazla çalışmaya zorlayabildiğini ve bunun zaman içerisinde nodül gelişimine zemin hazırlayabildiğini belirtirken; sigara kullanımı, boyun bölgesine maruz kalınan radyasyon ve Hashimoto gibi tiroit hastalıklarının da risk faktörleri arasında yer aldığını vurguluyor.

Kadınlarda neden daha fazla görülüyor?

Tiroit nodülleri kadınlarda erkeklere göre yaklaşık dört kat daha sık görülüyor. Uzmanlara göre bunun en önemli nedeni hormonal farklılıklar.

Prof. Dr. Melih Kara, östrojen hormonunun tiroit dokusu üzerinde uyarıcı etkileri bulunduğunu, ayrıca otoimmün tiroit hastalıklarının kadınlarda daha yaygın görülmesinin de bu tabloyu desteklediğini ifade ediyor. Gebelik süreçlerinde yaşanan hormonal değişikliklerin de tiroit dokusunu etkileyebildiğini belirten Kara, bu nedenle kadınların düzenli kontrollerini ihmal etmemesi gerektiğini dile getiriyor.

Tiroit nodülü hangi belirtilerle ortaya çıkıyor?

Birçok kişi tiroit nodülü olduğunu uzun yıllar boyunca fark etmeyebiliyor. Çünkü nodüllerin önemli bir bölümü belirti oluşturmadan sessiz şekilde büyüyor.

Ancak belirli bir boyuta ulaştığında bazı şikayetler ortaya çıkabiliyor. Boyunda ele gelen kitle hissi, boyun bölgesinde şişlik, yutkunurken takılma hissi ve boğazda baskı duygusu en sık görülen belirtiler arasında yer alıyor.

Prof. Dr. Melih Kara, büyük nodüllerin nefes alma yollarına baskı yaparak nefes darlığına neden olabileceğini belirtirken, ses tellerine yakın bölgelerde gelişen oluşumların ise ses kısıklığı oluşturabileceğini ifade ediyor.

tiroit nodülü,Bazı nodüller aşırı hormon üretimine de yol açabiliyor. Bu durumda çarpıntı, kilo kaybı, aşırı terleme, sinirlilik ve huzursuzluk gibi belirtiler görülebiliyor.

35 yaşından sonra kontrol yaptırmak neden önemli?

Tiroit nodüllerinde erken teşhis, tedavi planlamasının en önemli aşamalarından biri olarak kabul ediliyor.

Prof. Dr. Melih Kara, herhangi bir şikayet bulunmasa bile özellikle 35 yaş sonrasında en az bir kez tiroit muayenesi ve ultrason değerlendirmesi yapılmasının faydalı olabileceğini belirtiyor.

Ailesinde tiroit hastalığı bulunan kişiler, kadınlar, iyot eksikliği görülen bölgelerde yaşayanlar ve boyun bölgesine radyasyon öyküsü bulunan bireyler ise daha yakından takip edilmesi gereken gruplar arasında yer alıyor.

Boyunda büyüyen bir kitle, kalıcı ses kısıklığı, yutma güçlüğü veya hızlı büyüme gösteren nodüller görüldüğünde vakit kaybetmeden uzman değerlendirmesine başvurulması gerektiği ifade ediliyor.

Ameliyatsız tiroit nodülü tedavileri öne çıkıyor

Geçmiş yıllarda büyük nodüllerde en sık tercih edilen yöntem cerrahi operasyonlardı. Ancak günümüzde teknolojik gelişmeler sayesinde birçok iyi huylu nodül ameliyatsız yöntemlerle tedavi edilebiliyor.

Prof. Dr. Melih Kara, son dönemde özellikle ablasyon yöntemlerinin ön plana çıktığını belirtiyor. Radyofrekans ablasyon, mikrodalga ablasyon ve lazer ablasyon gibi tekniklerin biyopsi ile iyi huylu olduğu doğrulanmış ancak büyümeye devam eden nodüllerde başarılı sonuçlar verdiğini ifade ediyor.

Bu yöntemlerde hedef yalnızca nodülün küçültülmesi oluyor. Böylece tiroit bezinin sağlıklı kısmı korunabiliyor.

Hormon ilacı kullanma ihtiyacını azaltabiliyor

Ameliyatsız ablasyon yöntemlerinin en önemli avantajlarından biri, tiroit bezinin büyük ölçüde korunabilmesi.

Prof. Dr. Melih Kara, klasik ameliyatlarda bazen tiroit bezinin tamamının veya önemli bir bölümünün alınabildiğini, bunun da bazı hastalarda ömür boyu hormon ilacı kullanımını zorunlu hale getirebildiğini belirtiyor.

Ablasyon yöntemlerinde ise yalnızca hedef dokunun tedavi edilmesi sayesinde birçok hastada hormon üretiminin korunabildiğini ifade eden Kara, bu durumun uzun vadede ilaç ihtiyacını azaltabildiğini hatta bazı hastalarda tamamen ortadan kaldırabildiğini söylüyor.

Hastalar günlük yaşamına kısa sürede dönebiliyor

Lokal anestezi altında ve ultrason eşliğinde gerçekleştirilen ablasyon işlemleri genellikle 20 ila 45 dakika arasında tamamlanıyor. Hastanede yatış gerektirmeyen bu yöntem sonrasında kişiler çoğu zaman aynı gün evlerine dönebiliyor.

Youtube Editörün Gözünden LinkProf. Dr. Melih Kara, boyunda kesi izi oluşmaması, genel anestezi gerektirmemesi ve iyileşme süresinin oldukça kısa olması nedeniyle ablasyon yöntemlerinin giderek daha fazla tercih edildiğini belirtiyor.

Uzmanlara göre tiroit nodülleri çoğu zaman iyi huylu olsa da düzenli takip edilmesi gereken bir sağlık sorunu. Özellikle nefes alma, konuşma ve yutma fonksiyonlarını etkilemeye başlayan nodüllerde erken değerlendirme yapılması hem yaşam kalitesini koruyor hem de daha konforlu tedavi seçeneklerinden yararlanma imkanı sunuyor.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu

Reklam Engelleyici Algılandı

Lütfen reklam engelleyiciyi devre dışı bırakarak bizi desteklemeyi düşünün