Ünlü Profesörden Ailelere “Kaygı” Uyarısı

Haziran ayı çocuklar için zorlu bir ay olarak biliniyor. Çünkü hayatlarının önemli süreçlerini belirleyeceklerine inandıkları iki büyük sınav bulunuyor. Bunlardan biri liselere geçiş, diğeri üniversitenin kapısını açan sınav. Peki gerçekten bu sınavlar onların başarılarını belirleyebilir mi?
HAYAT BAŞARISI İLE AKADEMİK BAŞARIYI BİRBİRİNE KARIŞTIRMAYIN!
Editörün Gözünden mikrofonlarına konuşan ünlü psikiyatri uzmanı Prof. Dr. Nevzat Tarhan akademik başarı ile hayat başarısını birbirinden ayırmak gerektiğine dikkat çekti. “Başarı denildiği zaman hep akademik başarı düşünülüyor. Aslında iki başarı; biri akademik başarı, diğeri hayat başarısıdır. Burada şemsiye olan hayat başarısıdır, akademik başarının ikinci sırada olması gerekir. Ama akademik başarıya odaklandığı zaman aile bu sefer ne oluyor; bu küresel sistemin, rekabetçi sistemin, kapital sistemin kurbanı oluyor çocuklar. Böyle durumlarda akademik alanda başarılı olmak için at yarışı gibi yarışmalar içerisine giriyor. Başarısız olursa kendini kötü hissediyor. Başarılı olsa da mutsuz bir başarılılık durumu ortaya çıkıyor” dedi.
Kişinin hem mutlu hem de başarılı ve üretken olabilmesi için doğru bir yaşam felsefesi içerisinde olması gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Belki müzikte başarılı olacak, belki sanatta başarılı olacak. Hayatın sonuna geldiği zaman, başarı anlamlanır. Bir durum değil, bir süreçtir. Hayatın sonunda siz fark edersiniz başarılı olduğunuzu. Ama başarıyı bir durumla anlamlandırmaya çalışırsanız hem hayatınızın amacından sapmış olursunuz hem de mutsuz olursunuz. Hedefsiz kalırsınız. Ailelerin başarıyı bu şekilde tanımlaması ve çocuğa da bu şekilde anlatması gerekiyor” dedi.
MESLEK SEÇİMİNDE KARİYER TESTİNİN ÖNEMİ
Çoklu zeka teorisine dikkat çeken Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Öncelikle çocuğun kendine gerçekleştirilebilir hedefler seçmesi ve bunu da kendi gerçeklerini fark ederek yönetebilmesi gerekir. Herkesin kişilik özellikleri farklıdır. Yapabilecekleri farklıdır, algıları farklı çalışır. Güçlü ve zayıf yönleri vardır. Örneğin diyelim ki müziğe yatkın çocuk. Bu demek değil ki bu çocuk illa ki sanatçı olacak, müzikle ilgilenecek. Müziksel zekayı kullanabilirsiniz. Kimileri vardır ki kapı gıcırtısına oynar, nota bilmeden eserler üretir. Müziksel zekası çok güçlüdür. Beyinde müziği kullanarak öğrenmeyi artırabilirsiniz. Kiminin sosyal zekası vardır, kiminin içsel zekası yüksektir. İçsel zekası yüksek olan kişi derin düşüncelerle yani kimsenin düşünemediği bir şeyleri bularak keşfederek ortaya çıkarabilir. Sosyal zekası yüksek olan alanda sosyal networkü
çok kolay elde eder, çok kolay sonuçlar alır. Mesela kinestetik zekası olan kişiler de kıpır kıpır olur. Bu kişiler masa başında oturamazlar. Onlar için hareketli meslekler daha uygun olur. İşte bunun için kariyer testleri çok önemlidir” diye konuştu.
AMAÇ YOKSA MOTİVASYONDA YOKTUR
Günümüzde çocukların sıklıkla bir amacının olmadığı için başarısızlık yaşadığını söyleyen Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Amacı olmayan bir kişi rotasını çizmemiş gezgin gibidir. Nereye ve nasıl gideceğini bilemez. Oysa kendine bir amaç edinen kişi o amaca doğru hedeflerini belirler, nasıl gideceğini belirler. Motivasyon amaçla başlar. Amaçsızlık motivasyonsuzluğu getirir. Motive olmayan kişiler ya da çocuklar bir bilinçle hareket etmediğinden başarısızlık yaşarlar ya da başarılı olsalar dahi mutsuz olurlar” uyarısında bulundu.
AİLELER KAPTANLIK DEĞİL, KILAVUZLUK YAPMALI
Ailelerin çocukları motive etme noktasında sıklıkla hata yaptığını vurgulayan Prof. Dr. Tarhan,” Aileler kaptan olmamalı çocuğun hayatında, kılavuz kaptan olmalı. Çocuğu doğru yönlendirmeli sadece. Bizde anne baba çok şefkatli davrandığını söylüyor ve çocuğunun yapması gereken şeyleri de kendisi yapıyor. Çocuk burada tembelliği öğreniyor “Nasıl olsa annem-babam yapar” diyor. Oysa çocuk “nasıl olsa annem ve babam bana destek olur, hata yaparsam yanımda olurlar” düşüncesi ile yola çıkmalı, yeni adımlar atabilme cesaretini taşımalı, riski yönetebilmeli, kararını kendi verebilmeli. Bu yüzden aileler kaptan değil, kılavuz kaptan olmalı” dedi.
ÇOCUKLARDA KAYGI NASIL YÖNETİLMELİ?
Sorumluluk duygusu yüksek çocuklarda sınav kaygısı görülme sıklığının arttığını belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Çocuk sormadıkça sınavla ilgili konferans vermek, sınavı hatırlatmak çocuklarda kaygıyı daha da artırır. Bunun yerine sorduğu zaman “sen elinden geleni yaptın, yapmaya devam ediyorsun, bu sınavda etkin bir sonuç alma ihtimalin yükselecektir” şeklinde cevaplar vermek gereklidir. Çocuğa sürecin önemini anlatmalı, sonucu düşündürtmeli. Çünkü süreç yönetilebilir, sonuç ise yönetilemez olduğu için kaygıyı artırır. Bunun yerine ebeveyn olarak siz ona güvenli alan, sağlıklı bir ortam sağlamalısınız. Çünkü çocuk güvenli alanında daha başarılı oluyor” dedi.
Kaygılı çocukların fiziksel olarak da kaygılarını dışarıya yansıttığını belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Mesela tırnak yer, bir şey düştüğünde sıçrar, sınav yaklaştıkça mide bulantısı, baş dönmesi gibi belirtiler görülebilir. Bu belirtileri anne-babalar zaten fark ederler. Yapılması gereken ise destek olmaktır” dedi.




