Genel SağlıkGüncel

Alzheimer’da asıl sorun geçmişi değil, şimdiyi unutmak!

Prof. Dr. Başar Bilgiç: "Odaya gittim ne alacağımı unuttum, anahtarımı unuttum, buzdolabını açtım alacağımı unuttum" demek Alzheimer unutkanlığı değildir."

Alzheimer denildiğinde aklımıza ilk gelen kavram “unutmak”. Peki neyi unutmak? Odaya girdiğimizde alacağımızı unutmak, buzdolabını açtığımızda neyi alacağımızı unutmak, anahtarımızı unutmak ve daha bir çok şeyi unutmak bize dünyayı unutturacak bu hastalığın bir belirtisi olabilir mi? 21 Eylül Dünya Alzheimer Günü çerçevesinde Türkiye Alzheimer Derneği basın toplantısı düzenledi. Türkiye Alzheimer Derneği ve Abdi İbrahim Otsuka iş birliğiyle yürütülen “Bir Sebebi Varmış, Artık Biliyorum” kampanyası ile hastalık süresince yaşanan davranışsal belirtilere dikkat çekildi.

Toplantıda konuşan Türkiye Alzheimer Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Dilek Şahinöz Alzheimer hastalığında etkinliği kanıtlanmış ve hastalığın ilerleyişini yavaşlattığı belirlenen ilaca Türkiye’de halen erişilemediğini belirtirken, Türkiye Alzheimer Derneği Tıbbi Kurul Başkanı Prof. Dr. Başar Bilgiç Alzheimer’ın bir kan testi ile erken teşhisinin artık Türkiye’de de mümkün olabildiği müjdesini verdi. Peki bu testten herkes faydalanabilecek mi? Alzheimer‘ın hem dünyada hem de ülkemizde görülme sıklığı katlanarak artan hastalıkların başında geldiğine dikkat çeken Abdi İbrahim Otsuka Genel Müdürü Zeynep Alptekin Basa dünyada yaklaşık her 3 saniyede bir kişinin demans tanısı aldığını ve bunların yüzde 60 ile 70’inin Alzheimer’dan oluştuğunu belirtti.

Türkiye Alzheimer Derneği Yönetim Kurulu Üyesi ve hasta yakını Hatice Sertaç Süslü, Türkiye Alzheimer Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Dilek Şahinöz, Abdi İbrahim Otsuka Genel Müdürü Zeynep Alptekin Basa, Türkiye Alzheimer Derneği Tıbbi Kurul Başkanı Prof. Dr. Başar Bilgiç

Alzheimer’ı yavaşlatan ilaca Türkiye’de erişilemiyor

Toplantıda konuşan Türkiye Alzheimer Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Dilek Şahinöz, Alzheimer hastalığında beyinde “amiloid” maddesinin biriktiğini ve bu maddeyi temizleyerek Alzheimer hastalığının ilerleyişini yavaşlatan ilaçların yurtdışında kullanıldığını belirterek “Bu ilaçların etkinliği ve güvenliği yüzlerce hastanın katıldığı kontrollü çalışmalar ve takiplerle gösterildi. Yurtdışında hastalar bu ilaçlara erişebilirken bir Türkiye’de de hastaların bu ilaçlara erişebilmesini, geri ödeme düzenlemelerinin yapılmasını ve uygulama için gerekli sağlık altyapısının hızla hayata geçirilmesini bekliyoruz” dedi.

Alzheimer’da iki önemli bilimsel gelişme

Türkiye Alzheimer Derneği Tıbbi Kurul Başkanı Prof. Dr. Başar Bilgiç ise konuşmasında Alzheimer ile ilgili iki önemli gelişmeyi aktardı. Bunlardan birincisi Alzheimer’ın erken tanısında kullanılan kan testinin Türkiye’de de kullanılmaya başlanması. “pTau-217” isimli bu test ile Alzheimer’ın beyinde yaptığı hasarın görülebildiğini belirten Prof. Dr. Bilgiç, “Bu test hali hazırda Cerrahpaşa ve Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde yapılabiliyor. Ancak bu test bugün için herkes için kullanılabilecek rutin bir tarama testi değil. Bunun için nöroloji – geriatri ya da psikiyatri polikliniklerinden yönlendirme ve istem yapılması gerekiyor. Belirtilerin başlandığından şüphe edildiğinde bu test geri ödeme kapsamında olmaksızın yapılabiliyor” diye konuştu.

Bilgiç ayrıca bu testlerin klinikte yaygınlaşabilmesi için geri ödeme kapsamına alınması ve erişimin adil şekilde sağlanması gerektiğini belirterek hekimlere, laboratuvarlara ve karar vericilere bu ilk uygulama döneminde dikkatli, hedefe yönelik ve hasta odaklı yaklaşım çağrısında bulundu.

Zona aşısı Alzheimer- Demans riskini yüzde 20 azaltıyor

Zona aşısı demans riskini azaltıyor!

Prof. Dr. Başar Bilgiç’in toplantıda paylaştığı Alzheimer ile ilgili diğer önemli gelişme ise zona aşısının kullanım alanıydı. Zona’nın vücutta bulunan Herpes virüsünden kaynaklanan ve yaşam kalitesini düşüren bir deri hastalığını olduğunu ancak yapılan araştırmalar kapsamında bu virüsün beyni de etkilediğini ifade eden Prof. Dr. Bilgiç, “Galler, Avustralya ve ABD’de de yapılan çalışmalarda zona aşısı olan kişilerde Alzheimer ve demans riskinin yüzde 20 azaldığı belirlendi. Dolayısıyla zona aşısının yaşlılıkta yapılması gereken rutin aşılar kapsamına alınması mutlaka değerlendirilmeli” dedi.

editörün gözünden nedir, sağlık editörü kimdir, sağlık editörü elif nur güder, editörün gözünden sağlık haberleri

Hangi Unutkanlık Alzheimer’ı düşündürmeli? 

Alzheimer hastalığında unutkanlık en bilinen göstergelerden biri. Bu noktada her unutkanlık Alzheimer belirtisi sayılabiliyor. Toplantıda unutkanlıkla ilgili önemli bir ayrıma dikkat çeken Prof. Dr. Bilgiç, “”Odaya gittim ne alacağımı unuttum, anahtarımı unuttum, buzdolabını açtım alacağımı unuttum” demek Alzheimer unutkanlığı değildir. Bu toplumda sık görülen bir unutkanlıktır. Beynimizde anıları kodlayan ve kaydeden bir bölge vardır. Şimdiyi kaydeder ve anılara ekler. Ancak Alzheimer’da bu bölge etkilendiği için kişi yeni anı kaydedemez. Bu durumda şu belirti ortaya çıkar; az önce sorduğu soruyu cevabını almasına rağmen hiç sormamış gibi yeniden sorar. Çünkü o an o bilgiyi kaydetmemiştir. Ya da az önce anlattığını sanki hiç anlatmamış gibi yeniden anlatmaya başlar. Bu çok sık karşılaşılan bir durumdur. Genellikle hasta yakınları şunu söyler: “Ama hocam geçmişi çok iyi hatırlıyor”. Geçmişi hatırlamakta bir sorun yoktur. Çünkü onu beyin kaydetmiştir, artık yeni anı kaydedemiyordur. Bu nedenle şimdiki zamanı kaybetmekle başlar” uyarısında bulundu.

Alzhimer olmamak için beyninizi zorlayın!

Yaşam süresinin uzamasına Göbeklitepe örneğini veren Prof. Dr. Bilgiç, “Göbeklitepe’de ortalama yaşam süresi 40’tı. Ancak sanayi devrimi ile birlikte refah artmaya başladı, temiz suya ulaşım sağlandı, hijyen sağlandı ve insan ömrü 80’li yaşlara çıktı. Son 200 yılda insan, ömrünü 2 katı uzattı. Dolayısıyla bizde yaşlılık kavramını yeni yeni tanımaya başladık. Peki madem uzun yaşıyoruz, o zaman bizim özellikle 45-65’i sağlıklı geçirmemiz lazım. Egzersiz, beslenme, tansiyonu kontrol altında tutmak, şekeri kontrol altında tutmak önemli. Sosyal bağlar çok önemli. Sosyal bağlarınız ne kadar güçlü ise riskiniz o kadar düşük. Ancak en önemli etken entelektüel faaliyetlerdir. Yani beyninizi zorlamaktır. 50 yaşında dil öğrenmek çok zordur mesela, ya da 60 yaşında enstrüman öğrenmek çok zordur ama beyninizi korur” dedi.

Kimsenin umursamadığı hastalık: Alzheimer

Türkiye Alzheimer Derneği Yönetim Kurulu Üyesi ve hasta yakını Hatice Sertaç Süslü, Alzheimer hastalarında görülen hırçınlık ve huzursuzluğun hem hasta hem de bakım verenler için yıpratıcı bir sorun olduğunu vurgulayarak “Bu durum günlük yaşamı, uyku düzenini ve sosyal ilişkileri bozuyor, bakım yükünü ve sağlık harcamalarını artırıyor ve hastalığın seyrini olumsuz etkiliyor. Ancak bu çaresiz bir süreç değil. Buna “ajitasyon” deniyor ve aileler bu belirtileri tanımalı, gözlemlemeli. Öncelikle ilaç dışı yaklaşımlar denenmeli ancak çaresiz kalındığında ilaç tedavileri de mutlaka göz ardı edilmemeli. Son yıllarda Alzheimer hastalığında görülen bu hırçınlıklara özel olarak iki onaylı ilaç geliştirildi ve bunlardan biri Türkiye’de mevcut” diye konuştu.

Alzheimer’da korkutan rakamlar

Toplantıda konuşan Abdi İbrahim Otsuka Genel Müdürü Zeynep Alptekin Basa, “Ne yazık ki Alzheimer hem dünyada hem de ülkemizde görülme sıklığı katlanarak artan hastalıkların başında geliyor. Rakamlar bize tablonun ciddiyetini açıkça gösteriyor: Dünya genelinde her yıl yaklaşık 10 milyon yeni demans vakası tanı alıyor. Bir başka çarpıcı ifadeyle, dünyada yaklaşık her 3 saniyede bir kişide yeni bir demans vakasının ortaya çıktığı tahmin ediliyor. Demansın en yaygın formu olan Alzheimer ise, tüm demans vakalarının yaklaşık %60 ila 70’ini oluşturmakta. Bugün sadece ülkemizde 700 bin civarında Alzheimer hastası olduğu tahmin ediliyor. Türkiye’de 60 yaş ve üzerindeki bireylerde Alzheimer hastalığı prevalansının ise yaklaşık %3,8 olduğu bildiriliyor. Önümüzdeki yıllara ilişkin projeksiyonlar da dikkat çekici: Türkiye’de demansla yaşayan kişi sayısının 2050 yılına kadar 2,5 kattan fazla artması bekleniyor. Daha da çarpıcı olanı, Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, 2050 yılında Türkiye’nin dünyada 4. en fazla Alzheimer hastasına sahip ülke olacağı düşünülmektedir” dedi.

Dünya Sağlık Örgütü’nün sağlığı, yalnızca hastalık veya sakatlığın olmaması değil; “bedensel, ruhsal ve sosyal yönden tam bir iyilik hali” olarak tanımladığına dikkat çeken Basa, “Bu tam iyilik haline ulaşmak; ancak hastalarımızla birlikte, onlara bakım veren kıymetli yakınlarının da ruhsal ve sosyal yönden güçlü bir şekilde desteklenmesiyle mümkündür. İşte bu sebeple Alzheimer, etkileri günlük yaşamdan iş dünyasına kadar uzanan ve toplumsal yapımızı derinden etkileyen bir konudur. Bu noktada hepimize düşen görev, hastalıkla ilgili farkındalığımızı artırmaktır. Hastalığın yalnızca hafıza kaybından ibaret olmadığını; ajitasyon, huysuzluk ve huzursuzluk gibi doğasında var olan diğer önemli belirtileri de iyi tanımamız gerekiyor. Tam da bu ihtiyaçtan hareketle, Türkiye Alzheimer Derneği ile birlikte “Bir Sebebi Varmış, Artık Biliyorum” kampanyasını hayata geçirdik. Kampanyamızın odağında, Alzheimer hastalığında görülebilen davranışsal belirtiler ve özellikle ajitasyon yer alıyor. Ajitasyon; huzursuzluk, sözel ya da fiziksel tepkiler, sürekli hareket etme veya tekrarlayan davranışlar gibi farklı şekillerde kendini gösterebiliyor. Hasta yakınları ve bakım verenler için bu davranışların ne anlama geldiğini anlamak ise her zaman kolay olmayabiliyor. Bazen kişinin karakterinin değiştiği, huysuzlaştığı ya da bilinçli olarak böyle davrandığı düşünülebiliyor. “Bir Sebebi Varmış, Artık Biliyorum” derken tam da bu bakış açısındaki değişimi anlatmak istiyoruz. İlk bakışta anlam verilemeyen bazı davranışların ardında hastalıkla ilişkili nedenler olabileceğini bilmenin, hastayı anlamak ve bakım sürecini yönetmek açısından önemli olduğuna dikkat çekiyoruz” ifadelerini kullandı.

 

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu

Reklam Engelleyici Algılandı

Lütfen reklam engelleyiciyi devre dışı bırakarak bizi desteklemeyi düşünün