Horlama Yalnızca Bir Ses Değil
“Gece nefesin duruyor” deniyorsa dikkat! Horlama ve uyku apnesi arasındaki fark

Gece boyunca düzenli ve yüksek sesle horlamak, özellikle uykuda nefes duraklamaları ve gündüz belirgin uyku haliyle birlikte görülüyorsa dikkate alınması gereken bir durum olabilir. Batıgöz Sağlık Grubu Balçova Cerrahi Tıp Merkezi KBB Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Muhittin Dadaş, horlamanın tek başına bir hastalık olmadığını ancak altında yatan nedenlerin değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
Horlama sandığınız kadar masum olmayabilir! Gece nefes duraklamalarına dikkat

Horlama, gece boyunca ortaya çıktığında çoğu zaman yalnızca çevresindekileri rahatsız eden bir ses olarak değerlendiriliyor. Oysa düzenli ve yüksek sesli horlama; uykuda nefesin duraklaması, boğulur gibi olma veya gün içinde belirgin uyku hali gibi belirtilerle birlikte görülüyorsa altında yatan nedenlerin araştırılması gerekebiliyor.
Batıgöz Sağlık Grubu Balçova Cerrahi Tıp Merkezi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Muhittin Dadaş, horlamanın tek başına bir hastalık olmadığını ve farklı nedenlerle ortaya çıkabileceğini belirterek özellikle sürekli hale gelen horlamanın yalnızca yorgunluğa bağlanmaması gerektiğine dikkat çekti.
Horlama neden olur?
Horlama, uyku sırasında üst solunum yolundan geçen havanın çevredeki yumuşak dokularda titreşime neden olmasıyla ortaya çıkıyor. Uyku sırasında kasların gevşemesiyle hava yolunun daralması da bu titreşimin artmasına neden olabiliyor.
Ancak horlamanın ortaya çıkmasında tek bir neden bulunmuyor. Burun içerisindeki yapısal problemler, burun tıkanıklığı, bademciklerin veya üst hava yolundaki bazı dokuların yapısı, kilo artışı, uyku pozisyonu ve alkol kullanımı gibi farklı faktörler horlamaya katkıda bulunabiliyor.
Horlama mekanizmasının kişiden kişiye değişebildiğini belirten Op. Dr. Muhittin Dadaş, bu nedenle öncelikle hava yolunun hangi bölümünde sorun bulunduğunun değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Dadaş, “Horlama her kişide aynı mekanizmayla ortaya çıkmaz. Bazı kişilerde burun solunumunu etkileyen bir problem ön plandayken bazı kişilerde daralma daha farklı bir bölgede olabilir. Bu nedenle öncelikle hava yolunun hangi düzeyde etkilendiğinin değerlendirilmesi gerekir.” diyor.
Bu nedenle sürekli horlayan kişilerde yalnızca sesin kendisine odaklanmak yerine, horlamaya yol açabilecek nedenlerin araştırılması önem taşıyor.
Burun tıkanıklığı horlamayı artırabilir
Burundan rahat nefes alınamaması da horlamayla ilişkili olabilecek faktörler arasında yer alıyor. Burun septumundaki eğrilikler yani deviasyon, konka olarak adlandırılan burun etlerinin büyümesi, alerjik rinit veya burun polipleri burun hava yolunun daralmasına neden olabiliyor.
Gün içerisinde de burundan nefes almakta zorlanan, geceleri ağzı açık uyuyan veya sürekli burun tıkanıklığı yaşayan kişilerin bu şikâyetleri horlamayla birlikte değerlendirmesi gerekiyor. Ancak burun tıkanıklığının bulunması, horlamanın kaynağının mutlaka yalnızca burun olduğu anlamına gelmiyor.
Üst solunum yolunun bir bütün olarak ele alınması gerektiğini vurgulayan Op. Dr. Muhittin Dadaş, “Burun tıkanıklığının bulunması, horlamanın mutlaka yalnızca burundan kaynaklandığı anlamına gelmez. Üst solunum yolunun bir bütün olarak değerlendirilmesi önemlidir. Çünkü horlamanın kaynağı kişiden kişiye değişebilir ve birden fazla faktör aynı anda etkili olabilir.” ifadelerini kullanıyor.
“Gece nefesin duruyor” deniyorsa dikkat
Horlama değerlendirilirken en önemli ayrımlardan biri, basit horlama ile tıkayıcı uyku apnesi arasındaki farkı ortaya koymak. Uyku apnesinde uyku sırasında üst hava yolunun tekrarlayan şekilde daralması veya kapanması nedeniyle solunumda duraklamalar meydana gelebiliyor.
Kişinin gece yaşadığı bu solunum değişikliklerini çoğu zaman kendisinin fark etmeyebileceğini belirten uzmanlar, aynı odada uyuyan kişinin gözlemlerinin önemli bir ipucu oluşturabileceğine dikkat çekiyor.
Özellikle yüksek sesli horlamanın ardından bir süre sessizlik olması ve ardından kişinin nefes nefese veya boğulur gibi yeniden nefes almaya başlaması, uyku apnesi açısından değerlendirilmesi gereken belirtiler arasında yer alıyor.
Bu konuda eşlerin gözlemlerinin klinik değerlendirmeye katkı sağlayabileceğini belirten Op. Dr. Muhittin Dadaş, “Bize bazen hasta değil, eşi ilk bilgiyi veriyor” diyerek şu ifadeleri kullanıyor: “Kişi gece boyunca horladığını veya nefesinde duraklama olduğunu fark etmeyebilir. Ancak eşi ‘Bir süre nefes almıyorsun, sonra aniden derin bir nefes alıyorsun’ şeklinde bir gözlem aktarıyorsa bu bilgi hekim değerlendirmesinde önemlidir.” şeklinde konuşuyor.
Bu nedenle kişinin kendi horlama sesini fark etmemesi, yakınlarının yaptığı gözlemlerin önemsiz olduğu anlamına gelmiyor.
Sabah yorgun uyanmak da göz ardı edilmemeli
Uyku sırasında yaşanan solunum problemleri yalnızca geceyi etkilemeyebiliyor. Uykunun sık sık kesintiye uğraması, kişi yeterli süre uyuduğunu düşünse bile sabah dinlenmemiş hissetmesine neden olabiliyor.
Sabah baş ağrısı, ağız kuruluğu, gün içerisinde belirgin uyku hali, dikkat ve konsantrasyon güçlüğü gibi yakınmalar da uyku kalitesinin bozulduğuna işaret edebiliyor. Özellikle araç kullanırken veya dikkat gerektiren işlerde ortaya çıkan aşırı uyku hali ise ayrıca önem taşıyor.
Bu nedenle yalnızca gece horlama sesine değil, ertesi gün ortaya çıkan belirtilere de dikkat etmek gerekiyor. Düzenli horlamaya gündüz aşırı uykululuk veya gece solunum duraklamaları eşlik ediyorsa tıbbi değerlendirme gündeme gelebiliyor.
Her horlayan kişide uyku apnesi bulunmuyor
Horlama ile uyku apnesinin aynı durum olmadığına dikkat çekiliyor. Her horlayan kişide uyku apnesi bulunmadığı gibi, her horlama da aynı şiddette veya aynı mekanizmayla ortaya çıkmıyor.
Bununla birlikte horlamanın çok yüksek sesli ve düzenli olması; uykuda nefes duraklamalarının gözlenmesi, boğulur gibi uyanma, sabah baş ağrısı veya belirgin gündüz uykululuğunun eşlik etmesi durumunda uyku apnesi olasılığının değerlendirilmesi önem taşıyor.
Kişinin şikâyetleri ve muayene bulguları doğrultusunda gerekli görülen durumlarda uyku sırasında solunum, oksijen düzeyi ve diğer fizyolojik parametrelerin değerlendirildiği uyku testlerinden yararlanılabiliyor. Böylece horlamanın basit bir üst solunum yolu probleminden mi yoksa uyku sırasında ortaya çıkan daha farklı bir tablodan mı kaynaklandığı araştırılabiliyor.
Horlamanın tedavisi nedenine göre belirleniyor
Horlama konusunda herkese uygulanabilecek tek bir tedavi yönteminden söz etmek mümkün değil. Tedavi yaklaşımı, horlamaya neden olan faktörlere ve uyku apnesinin bulunup bulunmadığına göre değişiyor.
Uyku pozisyonunun düzenlenmesi, kilo kontrolü, alkol ve sigara kullanımının değerlendirilmesi gibi yaşam tarzı düzenlemeleri bazı kişilerde tedavi sürecinin bir parçası olabiliyor. Burun tıkanıklığına yol açan alerjik veya yapısal problemlerde ise öncelikle nedenin belirlenmesine yönelik KBB değerlendirmesi yapılıyor.
Uyku apnesi saptanan kişilerde ise hastalığın derecesi ve kişinin özelliklerine göre pozitif hava yolu basıncı (PAP/CPAP) uygulamaları, ağız içi araçlar veya uygun hastalarda farklı cerrahi yaklaşımlar değerlendirilebiliyor.
Tedavinin kişiye göre belirlenmesi gerektiğinin altını çizen Op. Dr. Muhittin Dadaş, “Horlama için tek bir neden olmadığı gibi tek bir çözümden de söz edemeyiz. Burun ve üst solunum yolunun değerlendirilmesi, eşlik eden belirtilerin sorgulanması ve gerekli durumlarda uyku apnesi açısından ileri incelemelerin yapılması, yaklaşımın belirlenmesinde önemlidir.” diyerek sözlerini tamamlıyor.
Sürekli ve yüksek sesli horlamanın yanı sıra gece nefes duraklamaları, boğulur gibi uyanma, sabah baş ağrısı veya gün içerisinde belirgin uyku hali yaşayan kişilerin şikâyetlerini yalnızca yorgunluğa bağlamaması önem taşıyor. Horlamanın nedeninin belirlenmesi, uygun takip ve tedavi yaklaşımının oluşturulabilmesi açısından ilk adımı oluşturuyor.




