Kadın

Gebelikte Meme Kanseri: Tanı ve Tedavi Süreci Nasıl Yönetiliyor?

Gebelikte Meme Kanserinde Erken Tanı ve Doğru Tedavi Planlaması Önemli

Gebelik, kadınların yaşamında fiziksel ve hormonal değişimlerin yoğun yaşandığı bir dönem. Bu süreçte nadiren de olsa meme kanseri tanısıyla karşılaşılabiliyor. Böyle bir tanı, anne adaylarında hem kendi sağlıkları hem de bebeklerinin durumu konusunda kaygı yaratabiliyor. Ancak gebelik sırasında meme kanseri tanısı almak, gebeliğin mutlaka sonlandırılması veya kanser tedavisinin yapılamaması anlamına gelmiyor. Uygun şekilde planlanan tedaviyle annenin sağlığının korunması ve bebeğin mümkün olduğunca güvenli bir şekilde dünyaya gelmesi birçok hastada mümkün olabiliyor.

Memorial Bahçelievler Hastanesi Meme Merkezi’nden Prof. Dr. Yeliz Emine Ersoy, gebelikte meme kanserinin tanı ve tedavi sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulunuyor. Bu süreçte temel yaklaşım; kanserin özelliklerini, gebeliğin hangi döneminde olunduğunu, annenin ihtiyaçlarını ve tedavi seçeneklerini birlikte ele alarak kişiye özel bir plan oluşturmak.

Annelik yaşının ilerlemesi gebelikle ilişkili meme kanserini gündeme getiriyor

Prof. Dr. Yeliz Emine Ersoy

Gebelikle ilişkili meme kanseri, gebelik sırasında veya doğumdan sonraki ilk yıl içinde ortaya çıkan meme kanserini tanımlamak için kullanılan bir kavram. Emzirme döneminde ortaya çıkan vakalar da bu süreç içerisinde değerlendirilebiliyor.

Gebelikte meme kanserinin yaklaşık 3.000 gebelikte bir görüldüğü ve sıklıkla 32-38 yaş arasında ortaya çıktığı belirtiliyor. İlk doğum yaşının ilerlemesiyle birlikte gebelikle ilişkili meme kanserinin klinik açıdan daha fazla gündeme gelmesi bekleniyor.

Bu dönemde tedavinin temel amacı annenin yaşamını korumak. Bunun yanında fetüsün güvenliğinin gözetilmesi ve mümkün olduğunca kadının gelecekteki doğurganlığının korunması da tedavi planlamasında dikkate alınması gereken unsurlar arasında yer alıyor.

Gebelikte meme kanserinde tanı neden gecikebiliyor?

Gebelik sırasında memelerde büyüme, hassasiyet ve yoğunluk artışı gibi doğal değişiklikler meydana geliyor. Emzirme döneminde de meme dokusunun yapısı değişebiliyor. Bu nedenle memede fark edilen bir kitlenin gebeliğe bağlı değişikliklerle veya süt birikimiyle ilişkilendirilmesi, sağlık kuruluşuna başvurunun gecikmesine neden olabiliyor.

Gebelik ve emzirme döneminde meme dokusunda meydana gelen değişiklikler, muayene ve görüntüleme bulgularının değerlendirilmesini de güçleştirebiliyor. Bu durum, bazı hastalarda tanının gecikmesine yol açabiliyor.

Gebelikte meme kanserinin belirtileri, gebe olmayan kadınlarda görülen belirtilerden çok farklı olmayabiliyor. En sık karşılaşılan bulgu, çoğunlukla ağrısız bir meme kitlesi. Meme başı akıntısı, memede ödem ve ciltte çekinti gibi değişiklikler de görülebiliyor.

Bu nedenle gebelik veya emzirme döneminde memede fark edilen her değişiklik kendi özellikleri doğrultusunda değerlendirilmeli. Özellikle geçmeyen bir kitle veya olağan dışı ve kalıcı bir değişiklik, yalnızca gebeliğe bağlanarak göz ardı edilmemeli. Gebelik planlayan kadınların hamilelik öncesinde meme muayenesi yaptırması da uygun bir yaklaşım olarak değerlendiriliyor.

Gebelikte meme ultrasonu ve gerekli durumlarda mamografi yapılabiliyor

gebelikte meme kanseriAnne adaylarının tanı sürecinde en fazla kaygı duyduğu konulardan biri, görüntüleme yöntemlerinin bebeğe zarar verip vermeyeceği. Oysa gebelik sırasında memede şüpheli bir bulgu saptandığında gerekli değerlendirmeler, gebeliğin durumu dikkate alınarak planlanabiliyor.

Gebelikte ilk tercih edilen görüntüleme yöntemlerinden biri meme ultrasonografisi. Radyasyon içermeyen ultrason, memedeki kitlenin özelliklerinin ve lenf bezlerinin değerlendirilmesine yardımcı oluyor. Gerekli durumlarda biyopsiye rehberlik etmek için de kullanılabiliyor.

Mamografi konusunda da yalnızca gebelik nedeniyle bütün görüntüleme seçeneklerinden vazgeçilmesi gerekmiyor. Klinik açıdan gerekli görülen durumlarda, uygun koruyucu önlemler ve uzman değerlendirmesiyle mamografi yapılabiliyor. Gebelikte meme dokusunun yoğunlaşması görüntülerin yorumlanmasını güçleştirebilse de mamografi, gerekli hastalarda tanı sürecinin bir parçası olabiliyor.

Bu nedenle gebelik sırasında görüntüleme yapılamayacağı düşüncesiyle şüpheli bir meme bulgusunun araştırılması ertelenmemeli. Hangi yöntemin kullanılacağı, hastanın klinik durumu ve gebelik haftası dikkate alınarak belirlenmeli.

Gebelik, gerekli meme biyopsisinin yapılmasına engel değil

Memede şüpheli bir lezyon saptandığında kesin tanının konulabilmesi için biyopsi yapılması gerekebiliyor. Biyopsi, yalnızca kanser tanısının doğrulanması açısından değil, tümörün özelliklerinin belirlenmesi ve uygun tedavinin seçilmesi bakımından da önem taşıyor.

Gebelik sırasında gerekli görülen meme biyopsisinin yapılması mümkün olabiliyor. Bu nedenle bebeğe zarar geleceği endişesiyle tanı sürecinin ertelenmesi, hastalığın değerlendirilmesini geciktirebiliyor.

Biyopsinin gerekliliği ve uygulanma yöntemi, hastanın klinik durumu dikkate alınarak hekimler tarafından belirlenmeli. Şüpheli bulguların zamanında değerlendirilmesi, tedavi seçeneklerinin uygun şekilde planlanabilmesi açısından önem taşıyor.

Tedavi planı multidisipliner ekiple oluşturuluyor

Gebelik sırasında meme kanseri tedavisi, gebe olmayan hastalardaki tedavi sürecinden bazı yönleriyle ayrılıyor. Tedavi planı oluşturulurken kanserin evresi, tümörün biyolojik özellikleri, gebelik haftası ve hastanın tercihleri birlikte değerlendiriliyor.

Bu nedenle tedavi kararının tek bir uzmanlık alanıyla sınırlı kalmaması gerekiyor. Meme cerrahisi, medikal onkoloji, kadın hastalıkları ve doğum, perinatoloji, radyoloji ve patoloji uzmanlarının birlikte çalışması tedavi seçeneklerinin bütüncül biçimde ele alınmasına yardımcı oluyor. Gerektiğinde diğer uzmanlık alanları da sürece dahil edilebiliyor.

Her hastanın klinik durumu farklı olduğu için gebelikte meme kanseri tedavisinde herkese uygulanabilecek tek bir yöntem bulunmuyor. Tedavi planının hastalığın özellikleri ve gebeliğin seyri doğrultusunda kişiselleştirilmesi gerekiyor.

Gebelikte meme kanseri cerrahisi uygulanabiliyor

Gebelik sırasında meme kanseri tanısı alan hastalarda cerrahi tedavi seçenekleri değerlendirilebiliyor. Hastanın durumuna ve gebeliğin dönemine göre meme koruyucu cerrahi veya mastektomi, yani meme dokusunun tamamının alınması gündeme gelebiliyor.

Hangi ameliyatın uygun olacağına karar verilirken tümörün özellikleri, gebelik haftası ve cerrahi sonrasında gerekli olabilecek diğer tedaviler birlikte ele alınıyor. Her hastada doğrudan cerrahi uygulanması gerekmeyebiliyor; bazı durumlarda tedavi sıralamasının farklı şekilde planlanması mümkün olabiliyor.

Cerrahi tedavinin zamanlaması ve uygulanacak yöntem, anne adayının ve fetüsün durumu dikkate alınarak ilgili uzmanlar tarafından belirleniyor.

Kemoterapide gebeliğin hangi döneminde olunduğu önemli

Gebelikte meme kanseri tedavisinde kemoterapi gereksinimi ortaya çıktığında, gebeliğin hangi döneminde olunduğu belirleyici bir unsur haline geliyor.

Bebeğin organlarının oluştuğu ilk üç aylık dönemde kemoterapiden kaçınılması gerekiyor. Buna karşılık gerekli görülen hastalarda belirli kemoterapi rejimleri, ikinci ve üçüncü trimesterde uygulanabiliyor. Hangi ilacın hangi dönemde kullanılacağı, tümörün özellikleri ve hastanın klinik durumu dikkate alınarak belirleniyor.

Kemoterapinin doğuma çok yakın bir dönemde uygulanması, anne ve bebek açısından kanama ve enfeksiyon gibi sorunların ortaya çıkma riskini artırabiliyor. Bu nedenle tedavinin zamanlaması ve son kürün uygulanacağı tarih dikkatle planlanmalı.

Gebelikte kemoterapi kararı, yalnızca kanser tanısına göre değil; tedavi gereksinimi, gebelik haftası ve anne-bebek sağlığı birlikte değerlendirilerek verilmelidir.

Bazı meme kanseri tedavileri doğum sonrasına bırakılıyor

Meme kanseri tedavisi yalnızca cerrahi ve kemoterapiden oluşmuyor. Tümörün özelliklerine göre radyoterapi, hormon tedavileri, HER2’ye yönelik tedaviler ve immünoterapiler de tedavi planında yer alabiliyor.

Ancak bu yöntemlerin tamamı gebelik sırasında uygulanmaya uygun değil. Radyoterapi, hormon tedavileri ve hedefe yönelik bazı tedavilerin doğum sonrasına bırakılması gerekiyor. Bu nedenle tedavi planı oluşturulurken hangi yöntemin ne zaman uygulanabileceğinin belirlenmesi önem taşıyor.

Bir tedavinin doğum sonrasına bırakılması veya gebelik sırasında uygulanmaması kararı, hastalığın özellikleri ve tedavi gereksinimi dikkate alınarak uzman ekip tarafından verilmeli.

editörün gözünden nedir, sağlık editörü kimdir, sağlık editörü elif nur güder, editörün gözünden sağlık haberleri

Meme kanseri tanısı gebeliğin sonlandırılması gerektiği anlamına gelmiyor

Meme kanseri tanısı alan anne adaylarının ve ailelerinin en fazla kaygı duyduğu konulardan biri, gebeliğin devam edip edemeyeceği. Ancak meme kanseri tanısı tek başına gebeliğin sonlandırılması gerektiği anlamına gelmiyor.

Bu konuda yapılan araştırmalar, gebeliğin sonlandırılmasının meme kanserinin prognozunu, yani hastalığın seyrini iyileştirdiğini göstermiyor. Bununla birlikte ileri evre veya çok agresif hastalık gibi özel durumlarda, annenin ihtiyaç duyduğu tedavinin zamanlaması nedeniyle gebeliğin geleceğinin bireysel olarak değerlendirilmesi gerekebiliyor.

Böyle bir karar alınırken yalnızca kanserin özellikleri değil, gebelik haftası, uygulanması gereken tedaviler ve hastanın kendi tercihleri de dikkate alınmalı. Sürecin, ilgili uzmanların değerlendirmeleri ve anne adayının bilgilendirilmiş tercihleri doğrultusunda yönetilmesi önem taşıyor.

Gebelikte memede fark edilen değişiklikler ertelenmemeli

Gebelikte meme kanseri nadir görülse de bu dönemde ortaya çıkan her meme değişikliğinin gebeliğe bağlı olduğu varsayılmamalı. Memede fark edilen kitlelerin ve olağan dışı değişikliklerin büyük bölümü iyi huylu nedenlerle ilişkili olabilir. Ancak geçmeyen bir kitle, şüpheli meme başı akıntısı veya kalıcı cilt değişiklikleri değerlendirilmeden bırakılmamalı.

Gebelikle ilişkili meme kanserinde karşılaşılan temel sorunlardan biri, hastalığın mutlaka daha kötü seyretmesi değil, tanının gecikebilmesi. Yaş ve hastalığın evresi gibi faktörler dikkate alındığında gebe ve gebe olmayan kadınların yaşam sonuçları benzer olabiliyor. Bu nedenle gebeliğin kendisini kanserin kötü seyretmesinin doğrudan nedeni olarak değerlendirmek doğru değil.

Gebelikte meme kanseri tedavisinin temel hedefleri annenin yaşamını korumak, bebeğin sağlığını gözetmek ve mümkün olduğunda gelecekteki doğurganlığı korumak. Bu hedeflere ulaşabilmek için şüpheli bulguların zamanında değerlendirilmesi, tanı sürecinin geciktirilmemesi ve tedavinin kişiye özel şekilde planlanması gerekiyor.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu

Reklam Engelleyici Algılandı

Lütfen reklam engelleyiciyi devre dışı bırakarak bizi desteklemeyi düşünün