“Komşusunun Kullandığı Dozla Hormon Tedavisine Başlayan Kadınlar Var!”
Prof. Dr. Pınar Yalçın Bahat'tan menopozda kontrolsüz hormon kullanımına uyarı: “Hormonu veriyoruz, hastayı bir daha göremiyoruz. ‘Ben zaten tedavimi aldım ve çok iyiyim’ diye düşünüyor.”

18 Ekim Dünya Menopoz Günü kapsamında kliniğinde basın mensuplarıyla bir araya gelen Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Pınar Yalçın Bahat, menopoz döneminde hormon tedavilerine artan ilginin beraberinde kontrolsüz kullanımı da getirdiğini söyledi. Kadınların arkadaşlarının ve komşularının kullandığı hormonları aynı dozlarda kullanmaya başlayabildiğine dikkat çeken Bahat, özellikle tedavi sonrasında doktor kontrollerinin aksatılmasından duyduğu endişeyi dile getirdi.

Prof. Dr. Bahat, “Şu an yaşadığımız ana sorunlardan biri o. Hormonu veriyoruz, hastayı bir daha göremiyoruz. ‘Ben zaten tedavimi aldım ve çok iyiyim’ diye düşünüyor. Rahim duvarına bakılması gerekiyor. Ama şu anda sağlıkçı olmayan kişi bile hormon kullanıp dozlamasını yapıp başlatabiliyor. Hormon sarkaç gibidir. Biz sarkacın şu an sağındayız ama hızla sol tarafa, zarar kısmına doğru ilerliyoruz. Çünkü çok kontrolsüz kullanılıyor. Cildine sürebiliyor, çok farklı şekillerde kullanıyor ama hormonun bu konuda şakası yok. Bir yandan kanser yapmasından bu kadar korkuyoruz, bir yandan da bu kadar cesurca kullanabiliyoruz” dedi.
“Biz konuşmazsak yanlış insanlar konuşuyor”
Menopozda hormon tedavisinin son dönemde daha fazla konuşulmasının, bazı kadınlarda hormon kullanmak zorundaymış gibi bir algı oluşturduğunu belirten Prof. Dr. Bahat, her kadının hormon tedavisine ihtiyaç duymadığını vurguladı. Sağlık profesyonellerinin doğru mesajı vermesinin önemine değinen Prof. Dr. Pınar Yalçın Bahat, “Çünkü biz konuşmazsak bu sefer yanlış insanlar konuşuyor. Şu anda biraz daha zorlama boyutuna geçmiş durumda. ‘Sen hormon kullanmıyor musun? Nasıl olabilir?’ deniliyor. Evet, hormon kullanılabilir. Ama hasta geliyor, ‘Ben kullanmadım, daha mı kötü yaşayacağım?’ diyor. Hastayı dinliyoruz, hiçbir şikâyeti yok. Hakikaten hiç kullanmasına da ihtiyacı yok” diye konuştu.
Hormon kullanımında sosyal çevreden gelen önerilerin de önemli bir sorun olduğunu belirten Prof. Dr. Bahat, kadınların bazen herhangi bir hekim değerlendirmesi olmadan tedaviye başladığını söyleyerek “Özellikle yurt dışından arkadaşına sipariş edip getirtenler var. Tamamen kendi isteğine ve genellikle komşusunun, arkadaşının kullandığı dozlara göre kendisi kullanmaya başlayabiliyor. Bu şekilde geliyorlar” ifadelerini kullandı.
“Gıdaların besin değeri 40’ta 1’e düşmüş”
Menopoz döneminde gıda takviyelerinin kullanımına değinen Prof. Dr. Bahat, günümüzde beslenme alışkanlıklarının değiştiğini ve takviyelere yönelik ihtiyacın daha fazla tartışıldığını söyledi. Kendisine son yıllarda gelen en çok sorunun takviyelerden oluştuğunu belirten Bahat, “‘Annem babam kullanmadı, ben bunu kullansam ne gerek var? Niye bu kadar kullanmak zorundayım?’ Ama şu an hiçbir şekilde eskiden yediğimizi yiyip içmiyoruz maalesef. Almanya’nın çalışması var. En son 40’ta 1’e düşmüş oranda. Bu hakikaten çok korkutucu.”
Bahat, söz konusu değişimin etkilerinin çocukluk döneminden itibaren görüldüğünü savunarak, vitamin ve mineral yetersizliklerine dikkat çekti. Bununla birlikte takviye kullanımında aşırıya kaçılmaması gerektiğini de belirtti: “Günde 5-10 tane takviye kullanmaktan bahsetmiyoruz. Öyle bir şeye ihtiyacımız yok. Takviyeler konusunda inanılmaz bir kirlilik var. İçeriğinde gerçekten var mı? Ölçümler yapılıyor, farklı firmalar da birbirini denetliyor. İçinden hiçbir şey çıkmayan onlarca takviye var şu an piyasada.”
Takviye ürünlerinin seçimi konusunda sağlık okuryazarlığının önemine işaret eden Bahat, tüketicilerin ürünlerin içeriklerini ve gerçekten ihtiyaç duyup duymadıklarını sorgulaması gerektiğini söyledi: “Hakikaten öncelikle sağlık okuryazarlığına ihtiyacımız var. Yani bu nedir? Benim buna ihtiyacım var mı? Biz bunu talep edince o çöp olanlar kendiliğinden elenmiş olacaklar.”
“D vitamini çok düşük bir toplumda yaşıyoruz”
Menopoz döneminde D vitamini, magnezyum ve çinko gibi vitamin ve minerallerin önemine dikkat çeken Prof. Dr. Pınar Yalçın Bahat, özellikle D vitamini eksikliğinin Türkiye’de yaygın görüldüğünü belirterek, güneşli bölgelerde yaşayan kişilerde bile düşük değerlere rastlanabildiğini söyledi ve “D vitamini çok düşük bir toplumda yaşıyoruz. Ben zorunlu hizmetimi Tatvan’da yapmış biriyim. Ortalama gördüğüm değer sekizdi. İlk önce herkesin aklına giyim koşullarından mı diye geliyor. Ama bence Türkiye’de D vitamininin en düşük olduğu yerin Bursa çıkması daha korkunç bir gerçek. Bursa gibi güneş gören, normal yaşam koşullarında insanların yaşadığı bir yerde bile D vitaminini uygun şekilde sentezleyemiyoruz” dedi.
Güneş ışığından yeterince yararlanamamanın nedenleri arasında giyim alışkanlıklarının ve güneşten korunma davranışlarının da bulunduğunu belirten Bahat, özellikle kozmetik kaygılarla güneşten kaçınma eğiliminin arttığına dikkat çekerek “Birincisi kıyafetimiz bunu etkiliyor. Biz çoğunlukla güneşten kaçınmak için yazın bile üstümüze bir şeyler giyiyoruz. Bir yandan bunun kozmetik kısmı da var. Çok ciddi güneş kremleri kullanıyoruz. Hakikaten sentez aşaması ilerlemiyor” ifadelerini kullandı.
Bahat, güneş ışığıyla D vitamini sentezinin gerçekleşmesi konusunda toplumda yeterli farkındalık bulunmadığını belirterek, D vitamini düzeylerinin değerlendirilmesinin önemini vurguladı.
“Çok ciddi ateş basması var, ‘Ben bununla idare edebilirim’ dememeli”
Menopozda şiddetli sıcak basmalarının kadınların yaşam kalitesini olumsuz etkileyebildiğini belirten Prof. Dr. Pınar Yalçın Bahat, bu belirtilerin tedavisi edilmesinin önemine dikkat çekerek “Çok ciddi ateş basması var. ‘Ben bununla idare edebilirim’ gibi bir cevap olmaması gerekiyor. Hakikaten bizim bunu hormonla ya da hormonsuz tedavi etmemiz gerekiyor” diye konuştu.
Sıcak basmalarının uyku ve gündüz yaşamını da etkilediğini anlatan Bahat, sözlerini şöyle sürdürdü: “Özellikle menopozda ateş basmasını tedavi ettiğimizde kadın en çok gece niçin uyanıyor? Ateş basmasından. Ateş basmasını tedavi ettiğimizde uyku semptomu da düzeliyor. Gündüz ruh hali de çok iyi oluyor. Çünkü bir gece uykusuzluğun ne olduğunu hepimiz çok iyi biliyoruz.”
“Hareketi hayatımızdan tamamen çıkartmış durumdayız”
Menopoz döneminde sağlıklı yaş almanın yalnızca hormon ve takviye kullanımına bağlı olmadığını belirten Bahat, hareketsizliğin kas ve kemik sağlığı üzerindeki etkisine dikkat çekti.
Hareketi hayatımızdan tamamen çıkarttığımızın altını çizen Prof. Dr. Pınar Yalçın Bahat, “‘Menopoza girdim, kemiklerim eriyor’ ama kemik erimesinin en büyük sebeplerinden biri hareket etmememiz. Kaslarımız eriyor. Kasların erimesinin sonucunda da kemik erimesi geliyor. Artık uzun yaşam eşittir ne kadar kasınız olduğu. Kas kuvvetiniz ne kadar iyiyse iyi yaş almanız da o kadar iyi olacak.”
Bahat, sağlıklı yaşlanmada günlük yaşam alışkanlıklarının önemini de şu sözlerle anlattı:
“Beslenmemiz çok önemli ama belki de duygu durumunu iyi tuttuğumuzda, hayatımızda hareket olduğunda aslında yapabileceğimiz çok şey var. O yüzden insanları biraz da yanlış yönlendirmemek, hayatlarının kontrolünü kendi ellerine almaları için hepimizin sorumluluğu olduğunu düşünüyorum. Biz doğru mesajı vermeliyiz ki yanlış mesajı verenlerin verdiği mesajlar biraz ortadan silinsin.”
“İki pazar var: Zayıflama ve menopoz pazarı”
Menopoz ve sağlıklı yaşlanmaya yönelik ürün pazarının büyümesine de dikkat çeken Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Pınar Yalçın Bahat, özellikle takviyelerin ve protein ürünlerinin pazarlanma biçimini eleştirdi. “Şu an nasıl korkunç bir protein pazarı var? Yediğimiz içtiğimiz her şeyin içine protein katılıyor. Protein açığımız çok fazla, çok doğru. Gerekli proteini almamız gerekiyor ama bunun ilk başlangıç dozu protein tozu değil. Basit değişimler yapmamız gerekiyor. Pazar inanılmaz.”
Kadınların menopoz döneminde yaşam kalitesini korumak istemesinin anlaşılır olduğunu belirten Bahat, ticari ürünlere yönelirken ruh sağlığının ve temel yaşam alışkanlıklarının göz ardı edilmemesi gerektiğini söyledi: “En verimli zamanımızda menopoza geliyoruz. Bu dönemi de çok iyi sürdürmek istiyoruz. O yüzden iki pazar var. Şu anda gördüğümüz zayıflama pazarı, ikincisi menopoz pazarı. Uzun yaşayacağız, en iyi versiyonumuzda yaşayacağız ama belki orada en çok kaçırdığımız, benim gördüğüm ruh sağlığı.”
“Biz hep hastalanınca hekime gidiyoruz”
Kadınların menopoz döneminde düzenli sağlık kontrollerini ihmal etmemesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Pınar Yalçın Bahat, yalnızca belirti ortaya çıktığında hekime başvurulmasını da eleştirdi. “Biz hep hastalanınca hekime gidiyoruz. Menopoza giren ya da belirtiler gösteren kadın geliyor, ‘Ben en son beş yıl önce gitmiştim’ diyor.”
Bahat, menopozda sağlık hizmetlerinin farklı uzmanlık alanlarının iş birliğiyle yürütülmesinin önemine değinerek, aile hekimlerinin bu süreçteki rolüne de dikkat çekerek “Bir kişinin doğru aile hekiminin olması çok kıymetli. Gerçekten sizi çok doğru yönlendirebiliyor” ifadelerini kullandı.
Menopozun hekimler arasında da daha fazla konuşulmaya başlandığını belirten Bahat, bu alandaki eğitimlerin artmasını olumlu karşıladığını ifade etti ve “Kadın doğumda bile hâlâ bunun eğitimi devam ediyor. Eskiden kongrelerde en küçük yapılan sunum menopoz oturumuydu. Ama şimdi kongrenin neredeyse yarısı menopoz olmuş durumda. Bu çok sevindirici” dedi.




