Kadın

Genç Kadınlarda Kalp Krizi Riski Neden Artıyor?

Genç Kadınlarda Kalp Krizinin Artmasının Arkasında Neler Var?

Genç kadınlarda kalp krizi riski, son yıllarda kalp ve damar hastalıkları ile bu hastalıklara bağlı ölümlerde yaşanan artışla birlikte yeniden gündeme geliyor. Araştırmalara göre, bugün 20-44 yaş aralığında bulunan kadınların üçte birinin 2050 yılında ciddi bir kalp damar hastalığıyla karşılaşacağı öngörülüyor. İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Süha Çetin, özellikle 55 yaş altındaki kadınların kalp krizi açısından dikkat edilmesi gereken bir grupta bulunduğunu belirterek kadınlara özgü risk faktörlerine ve kalp sağlığının düzenli değerlendirilmesinin önemine dikkat çekiyor.

Genç kadınlarda kalp krizi riski neden artıyor?

Genç kadınlarda kalp ve damar hastalıklarının artışında obezite, yüksek tansiyon ve diyabet gibi etkenler öne çıkıyor. Prof. Dr. Süha Çetin, bu risklerin kadınların kalp ve damar sistemi üzerindeki etkilerine ilişkin şu değerlendirmelerde bulunuyor:

“Genç kadınlarda kalp hastalıklarının artmasında obezite, yüksek tansiyon ve şeker hastalığının daha sık görülmesi önemli rol oynuyor. Bu risk faktörlerinin kadınların kalp ve damar sistemi üzerindeki etkileri, aynı yaş grubundaki erkeklerle karşılaştırıldığında daha ağır sonuçlara yol açabiliyor.”

Kadınlarla erkekler arasında bazı risk faktörlerinin etkisi bakımından farklılıklar bulunduğunu belirten Prof. Dr. Çetin, sigara kullanımı ve diyabetin kadınların kalp sağlığı açısından taşıdığı öneme dikkat çekiyor.

“Aynı yaş grubundaki bir kadınla erkeği karşılaştırdığımızda, sigara kullanımı veya şeker hastalığı kadınların kalbinde daha ağır hasarlara neden olabiliyor. Kadınların tansiyon değerleri erkeklere kıyasla daha düşük görünse bile bu seviyeler de kalp damar hastalıkları açısından risk oluşturabiliyor.”

Kadınlara özgü hangi durumlar kalp sağlığını etkiliyor?

Kalp damar hastalıkları açısından değerlendirilmesi gereken etkenler yalnızca kilo, tansiyon ve kan şekeriyle sınırlı değil. Kadınların hormonal süreçleri, gebelik döneminde yaşadıkları bazı sağlık sorunları ve belirli romatizmal hastalıklar da kalp damar sağlığıyla ilişkilendiriliyor.

Prof. Dr. Süha Çetin, kadınlara özgü bu durumların da kalp sağlığı değerlendirmesinde dikkate alınması gerektiğini belirtiyor:

“Kadınların kalp sağlığını etkileyen faktörler arasında 40 yaşından önce gerçekleşen erken menopoz ve hormonal yumurtalık sendromları da bulunuyor. Bunun yanında gebelik sırasında ortaya çıkan gebelik şekeri ve gebelik zehirlenmesi gibi sorunlar da kalp damar sağlığı açısından önem taşıyor.”

Bağışıklık sistemini etkileyen bazı romatizmal hastalıkların da bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiğini aktaran Prof. Dr. Çetin, lupus ve romatoid artrit gibi hastalıkların kadınların kalp damar sağlığı üzerinde önemli etkileri olabildiğini ifade ediyor.

“Kalp damar hastalıkları açısından değerlendirme yapılırken yalnızca kilo, tansiyon veya kan şekeri gibi değerlerle sınırlı kalınmamalıdır. Erken menopoz, hormonal yumurtalık sendromları, gebelik döneminde yaşanan bazı sağlık sorunları ve lupus ile romatoid artrit gibi romatizmal hastalıklar da dikkate alınmalıdır.”

Genç kadınlar hangi kalp sağlığı değerlerini takip etmeli?

Özellikle 20-40 yaş aralığındaki kadınların genel sağlık kontrollerini ihmal edebildiğine dikkat çekilen açıklamada, yalnızca kadın doğum kontrolleriyle yetinilmemesi gerektiği belirtiliyor. Kalp sağlığının değerlendirilmesinde tansiyon, LDL kolesterol, vücut kitle indeksi ve kan şekeri gibi değerler de önem taşıyor.

Prof. Dr. Çetin’in paylaştığı ölçütler şöyle sıralanıyor:

“Kalp sağlığını korumak için bazı temel değerlerin düzenli olarak ölçülmesi ve belirli seviyelerde tutulması önemlidir. Tansiyon değerlerinin 120/80 mmHg’nin üzerine çıkmaması, kötü kolesterol olarak bilinen LDL değerinin 100 mg/dL’nin altında olması hedeflenmelidir. Kilo kontrolü açısından vücut kitle indeksinin 25’in altında tutulması, üç aylık ortalama kan şekeri olarak bilinen Hemoglobin A1c değerinin ise 5,6 veya daha düşük olması gerekir.”

Bu değerlerin değerlendirilmesinin yanı sıra, gerekli değişikliklerin doktorla iş birliği içerisinde planlanması gerektiği belirtiliyor. Prof. Dr. Çetin, kalp sağlığının korunmasına yönelik yaklaşımda yaşam tarzının da önemli bir yer tuttuğunu vurguluyor.

Kadınlarda kalp krizi riskini azaltmak için neler yapılabilir?

Kalp sağlığını desteklemek amacıyla yaşam tarzında yapılacak değişiklikler, basın bülteninde öne çıkan başlıklar arasında yer alıyor. Kalp dostu beslenme, zararlı alışkanlıklardan uzak durma ve fiziksel aktivite bu kapsamda sıralanıyor.

Prof. Dr. Süha Çetin, fiziksel aktivitenin kadınlarda kalp krizi riskinin azaltılması açısından önemine dikkat çekerek şu ifadeleri kullanıyor:

“Kalp sağlığını korumak ve belirlenen değerleri normal seviyelere çekmek için doktorla iş birliği içerisinde yaşam tarzını değiştirmek, kalp dostu beslenmek, zararlı alışkanlıklardan uzak durmak, kardiyo ve ağırlık egzersizleri yapmak gerekiyor.”

Kadınların fiziksel aktiviteden elde edebileceği faydaya ilişkin dikkat çekici bir noktaya da değinen Prof. Dr. Çetin, sözlerini şöyle sürdürüyor:

“Kalp krizi riskini belirgin şekilde düşürmek için kadınların, erkeklere önerilen fiziksel aktivitenin yalnızca yarısını yapması bile yeterli bir fayda sağlıyor.”

Kalp damar hastalıklarının gizli riskleri nasıl belirlenebilir?

Kalp krizine yol açabilen damar tıkanıklıkları yıllar içerisinde yavaş ve sessiz biçimde gelişebiliyor. Bu nedenle Prof. Dr. Çetin, şikâyetler ortaya çıkmadan önce riskin değerlendirilmesinde standart kan tahlillerinin ötesinde bazı testlerin de gündeme gelebileceğini belirtiyor.

“Kalp krizine yol açan damar tıkanıklıkları uzun yıllar boyunca yavaş ve sessiz şekilde gelişebilir. Bu nedenle herhangi bir şikâyet ortaya çıkmadan önce riskin belirlenmesine yönelik değerlendirmeler önem taşıyor. Standart kan tahlillerinin yanında, kalp damar hastalıkları açısından farklı risk göstergelerini inceleyen testler de bulunuyor.”

Prof. Dr. Çetin’in dikkat çektiği tetkikler arasında damarlardaki kireçlenmenin erken belirlenmesinde kullanılan bilgisayarlı tomografi, genetik bir kolesterol türü olan Lipoprotein (a) testi ve vücuttaki gizli iltihapla ve kalp hastalığı riskiyle ilişkilendirilen CRP testi yer alıyor.

“Damarlardaki kireçlenmeyi erken dönemde belirlemek amacıyla bilgisayarlı tomografi kullanılabilir. Genetik bir kolesterol türü olan Lipoprotein (a) testinin özellikle menopozdan sonra yeniden ölçülmesi öneriliyor. CRP testi ise vücuttaki gizli iltihabın ve dolayısıyla kalp hastalığı riskinin değerlendirilmesinde kullanılan testler arasında bulunuyor.”

Bu tetkiklerin hekim kontrolünde değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Çetin, kadınların vücutlarından gelen sinyalleri dikkate almalarının önemini ifade ediyor.

editörün gözünden nedir, sağlık editörü kimdir, sağlık editörü elif nur güder, editörün gözünden sağlık haberleri

Genç kadınlarda kalp sağlığı neden ihmal edilmemeli?

Genç kadınlarda kalp ve damar hastalıklarına ilişkin risklerin değerlendirilmesinde sigara kullanımı, diyabet, obezite ve yüksek tansiyonun yanı sıra kadınlara özgü hormonal ve gebelikle ilişkili durumlar da öne çıkıyor. Düzenli kontrollerde temel sağlık değerlerinin izlenmesi ve gerekli görülen tetkiklerin hekim tarafından değerlendirilmesi, Prof. Dr. Süha Çetin’in açıklamalarında öne çıkan başlıkları oluşturuyor.

Prof. Dr. Çetin, genç kadınların kalp sağlığına ilişkin riskleri göz ardı etmemesi gerektiğini belirterek, gelişmiş tetkiklerin hekim kontrolünde değerlendirilmesinin hastalıkların kalıcı zarar vermeden durdurulabilmesi açısından önem taşıdığını vurguluyor.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu

Reklam Engelleyici Algılandı

Lütfen reklam engelleyiciyi devre dışı bırakarak bizi desteklemeyi düşünün