Bilim & Araştırma

Her 7 Yetişkinden 1’ini Etkiliyor: Böbrek Hastalığında Erken Tanı Neden Önemli?

Türkiye'de her 7 yetişkinden 1'ini etkileyen kronik böbrek hastalığı, yıllarca belirgin bir şikâyete yol açmadan ilerleyebiliyor. Özellikle diyabet ve yüksek tansiyonu olan kişiler için erken tanı büyük önem taşıyor. Uzmanlar, böbrek fonksiyonları ciddi ölçüde azalmadan hastalığın fark edilmesinin, ilerleyen dönemlerde diyaliz ihtiyacına kadar uzanabilen süreci değiştirebileceğine dikkat çekiyor.

Türkiye’de önemli bir halk sağlığı sorunu olan kronik böbrek hastalığı, çoğu zaman sessiz ilerlemesi nedeniyle geç fark edilebiliyor. Hastalığın ileri evrelerinde diyaliz gibi yaşamı önemli ölçüde etkileyen tedavilere ihtiyaç duyulabiliyor. Bu nedenle erken tanı ve hastalığın ilerlemesinin yavaşlatılması, hem hastaların yaşam kalitesinin korunması hem de sağlık hizmetlerinin sürdürülebilirliği açısından önem taşıyor.

AstraZeneca Türkiye’nin bağımsız sağlık araştırma şirketi Maverex ile gerçekleştirdiği “Türkiye’de Kronik Böbrek Hastalığının Çevresel Etkisi” çalışması, düzenlenen basın toplantısıyla kamuoyuna açıklandı. Çalışmada kronik böbrek hastalığının sağlık sistemi üzerindeki yükünün yanı sıra çevresel etkileri de değerlendirildi.

Prof. Dr. Hilmi Erdem Sümbül – Adana Şehir Hastanesi İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Münevver Gönenç – AstraZeneca Türkiye Ülke Başkanı Prof. Dr. Mustafa Arıcı – Hacettepe Üniversitesi Hastaneleri İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı ve Nefroloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi

“Hastalığı diyaliz aşamasına gelmeden fark etmek hayati önem taşıyor”

Hacettepe Üniversitesi Hastaneleri İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı ve Nefroloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Arıcı, kronik böbrek hastalığının özellikle erken evrelerde belirti vermeden ilerleyebildiğine dikkat çekerek “Kronik böbrek hastalığının en zorlayıcı yanlarından biri, özellikle erken evrelerde kişi kendini tamamen iyi hissederken bile sessizce ilerleyebilmesidir. Böbrek fonksiyonları azaldıkça yorgunluk, iştah kaybı ve uyku düzeninde değişiklikler gibi sorunlar ortaya çıkabilir. İleri evrelerde ise diyaliz gibi, haftada birkaç kez saatler süren seanslar gerektirebilen tedavilere ihtiyaç duyulması kişinin işini, sosyal yaşamını ve günlük bağımsızlığını derinden etkileyebilir. Türkiye’de diyabet ve hipertansiyonun yaygınlığı da böbrek sağlığı açısından önemli bir uyarıdır. Bu nedenle hedefimiz hastalığı böbrek fonksiyonları ciddi ölçüde azaldıktan sonra yönetmek değil, özellikle risk altındaki bireylerde erken fark etmek, ilerlemesini yavaşlatmak ve insanların yaşam kalitesini mümkün olduğunca uzun süre korumak olmalıdır” diye konuştu.

Böbrek hastalığının yıllık karbon ayak izi 2,84 milyon ton

Kronik böbrek hastalığının çevresel etkilerini inceleyen araştırmada, yaşam döngüsü değerlendirmesi (LCA) yöntemi kullanıldı. Çalışmaya göre Türkiye’de kronik böbrek hastalığının yıllık toplam karbon ayak izi 2,84 milyon ton karbondioksit eş değeri (CO₂e) olarak hesaplandı. Araştırmada bu miktarın, bir uçağın dünyanın etrafında 4.717 kez dolaşmasına veya bir araçla 8,35 milyar kilometre yolculuk yapılmasına eş değer bir karbon ayak izini temsil ettiği belirtildi. Karbon emisyonlarının başlıca kaynakları arasında hastaların sağlık kuruluşlarına ulaşımı, hastanede yatışlar ve özellikle ileri evrelerde uygulanan hemodiyaliz tedavisi yer aldı.

AstraZeneca Türkiye ve Maverex tarafından gerçekleştirilen “Türkiye’de Kronik Böbrek Hastalığının Çevresel Etkisi” araştırmasına göre, kronik böbrek hastalığının Türkiye’deki yıllık karbon ayak izi 2,84 milyon ton CO₂ eş değeri olarak hesaplandı. Araştırma, hastalığın ilerlemesinin önlenmesinin hem hastaların yaşam kalitesine hem de çevresel sürdürülebilirliğe katkı sağlayabileceğini ortaya koyuyor. Görseldeki emisyon tasarrufu rakamları, araştırmada modellenen olası senaryoları yansıtıyor. Kaynak: AstraZeneca Türkiye – Maverex, Türkiye’de Kronik Böbrek Hastalığının Çevresel Etkisi araştırması.

Hastalık ilerledikçe çevresel yük yaklaşık 15 kat artıyor

Araştırmanın dikkat çekici sonuçlarından biri de kronik böbrek hastalığının ilerlemesiyle hasta başına düşen karbon ayak izinin artması oldu. Çalışmada, hastalığın farklı evreleri karşılaştırıldığında hasta başına karbon ayak izinin yaklaşık 15 kat artabildiği hesaplandı. En yüksek karbon ayak izi, merkezde hemodiyaliz tedavisi gören Evre 5 kronik böbrek hastalarında görüldü. Bu grupta hasta başına yıllık karbon ayak izi 10,5 ton CO₂e olarak tahmin edildi. Araştırmada ayrıca hastalığın erken evrelerde ilerlemesinin önlenmesine yönelik senaryolar değerlendirildi. Evre 1–3 hastalarında ilerlemenin yüzde 80 oranında önlenebildiği varsayılan senaryoda, yılda yaklaşık 645 bin ton CO₂e emisyon tasarrufu sağlanabileceği hesaplandı.

Bu rakam, gerçekleşmiş bir emisyon azalmasını değil, araştırmanın varsayımlarına dayalı olası bir kazanımı ifade ediyor.

“Erken tanıyı sağlık sisteminin günlük işleyişinin parçası haline getirmeliyiz”

Adana Şehir Hastanesi İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hilmi Erdem Sümbül, kronik böbrek hastalığının erken tanınmasında risk gruplarının belirlenmesi ve sağlık hizmetleri arasında koordinasyon sağlanmasının önemini vurguladı.

Sümbül, “Dünya Sağlık Asamblesi’nin 2025 yılında kabul ettiği böbrek sağlığı kararı, hastalığı yalnızca ileri evrede tedavi edilmesi gereken bir klinik sorun olarak değil, önleme ve zamanında müdahale gerektiren bir halk sağlığı önceliği olarak ele alıyor. Türkiye’de TÜSEB tarafından gerçekleştirilen çalıştayda da diyabet, hipertansiyon, obezite ve kalp-damar hastalığı gibi risk gruplarında taramanın güçlendirilmesi, farklı branşların birlikte çalışması ve hastanın bakım basamakları arasında kesintisiz izlenmesi öne çıktı. Sağlık hizmetlerine daha eşit erişim için bu yaklaşımın günlük klinik uygulamalara yansıtılmasında, risk altındaki hastaların zamanında belirlenmesini ve gerekli testlere yönlendirilmesini kolaylaştıran dijital sağlık sistemleri de önemli bir rol oynuyor” dedi.

“Önceliğimiz hastalığın etkisini ölçerken aynı zamanda çözüm yollarını geliştirmek”

AstraZeneca Türkiye Ülke Başkanı Dr. Münevver Gönenç ise çalışmanın, kronik böbrek hastalığının sağlık sistemi ve çevre üzerindeki etkilerini ortaya koymanın yanı sıra çözüm yollarının geliştirilmesine de katkı sağlamayı amaçladığını belirtti.

Gönenç, “Erken tanı ile daha iyi hasta sonuçları elde etmekle birlikte, sağlık sistemlerinin üzerindeki yükü azaltmak, kaynakları daha verimli kullanmak ve hep birlikte daha sürdürülebilir bir gelecek inşa etmek mümkün. ‘Türkiye’de Kronik Böbrek Hastalığının Çevresel Etkisi’ çalışması, kronik böbrek hastalığının bireyden sağlık sistemine ve çevreye uzanan çok boyutlu etkisini ortaya koyuyor. Bununla birlikte, asıl önemli olan yalnızca etkiyi ölçmek değil; erken tanı, hastalık ilerlemesinin önlenmesi, entegre bakım ve daha verimli hizmet modelleri üzerinden çözüm alanlarını görünür kılmak. Bu nedenle önceliğimiz hastalığın etkisini ölçerken aynı zamanda çözüm yollarını geliştirmek. AstraZeneca olarak kamu, bilim dünyası ve sağlık profesyonelleriyle iş birliği içinde, sağlık sistemlerinin sürdürülebilirliğini güçlendiren çözümler için çalışmayı sürdüreceğiz” dedi.

 

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu

Reklam Engelleyici Algılandı

Lütfen reklam engelleyiciyi devre dışı bırakarak bizi desteklemeyi düşünün