Dünyanın İklimi Değişince Ne Olacak?

Her geçen yıl bir öncekinden daha sıcak geçiyor. Kar yağışını artık daha nadir görüyor, yağmurlarımızı olağandışı yaşıyoruz. Ülkemizin dört bir yanından aşırı yağışların sele neden olduğu haberleri geliyor. Sonra soruyoruz “Neden?”. Aslında nedeni çok açık. Bilim insanlarının yıllardır uyardığı iklim krizi artık kendini iyiden iyiye hissettirmeye başladı. Orman örtüsünün az, beton yığınlarının her geçen gün arttığı dünyamızı koruyacak ve kurtaracak önlem planları mevcut olsa da bunu uygulayacak bilince sahip olmayan insanoğlu, kendisiyle birlikte tek evini, dünyasını da bitirecek. Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Levent Kurnaz ile konuştuk.
YATIRIM İÇİN İSTANBUL’U DÜŞÜNMEYİN
Dünyanın bir geleceği olmadığını belirten Prof. Dr. Levent Kurnaz;” İstanbul yanlış bir yere yapılmış çok büyük bir şehir ve hani hepimiz
biliyoruz ki İstanbul’da bir deprem olacak ve o olacak depremden sonra bu şehirde zaten yaşamak artık çok mümkün olmayacak. Akıllı olanlarımız bu şehri bırakıp o cehennem olmadan buradan giderler çünkü İstanbul’un geleceği yok artık. Yani bundan 20 sene sonra İstanbul’da belki 1 milyon kişi yaşıyor olacak. Dolayısıyla kim yatırım yapmak istiyorsa kim ev almak istiyorsa İstanbul’u pek fazla
düşünmeyip biraz daha Anadolu’yu düşünse iyi olur. Özellikle de suyu olan yerleri çünkü İstanbul’un su kaynakları her şey mükemmel olsa 6-7 milyon kişiye yetiyor. Yani bugün İstanbul dışarıdan gelen suyla dönmeye çalışıyor, kendi yağışını da almayacak olursa işte böyle problemlerle karşılaşıyoruz” dedi.
BUNDAN SONRA HER GÜN DAHA KÖTÜYE GİDECEK
Türkiye’de iklim krizi konusunda ciddi kafa karışıklığının yaşandığını belirten Prof. Kurnaz; ” yani şu anda Türkiye’de halka
sorduğumuzda iklim değişikliği var mı diye % 80’in üstü var diyor. Ama ondan sonra “peki nereden geliyor bu iklim değişikliği” dediğimiz zaman orada iş karışıyor. Biz yaklaşık 1700’lerin başından bu yana artan şekilde kömür, petrol, doğalgaz yakıyoruz. Kömür, petrol, doğalgazdan yaktığımız zaman çıkan karbondioksit gazı bu problemin % 64’ü yani üçte ikisi. Daha büyük bir 3’te 1 var mesela.
O 1/3 birin bir üçte biri tarımdan kaynaklanıyor, orman yangınlarından kaynaklanıyor. Onun için bugün gördüğümüz en iyisi dünyanın. Bundan sonra her gün daha kötüye gidecek” uyarısında bulundu.
İKLİM KRİZİ YAVAŞ YAVAŞ GELİYOR
Atmosferdeki karbondioksit miktarının bir noktası olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Levent Kurnaz; ” O noktaya kadar doğa hepsini tolere edebiliyor. Bu milyonda 350 diye bir seviye. Mesela biz kömür yakmaya başlamadan önce milyonda 280’di karbondioksit seviyesi. 280 ile 350 arasını doğa gene de kabul eder dedik ama 350’lik düz bir çizgiyle aşağı indik değil yumuşak bir şekilde aşağı iniyoruz ve her gün biraz daha kötü biraz daha kötü biraz daha kötü oluyor bu iş. Mesela kurbağayı alıyorsunuz, soğuk suyun içine koyuyorsunuz gayet mutlu. Suyu hafif ısıtmaya başlıyorsunuz pişiyor içinde ama kurbağayı sıcak suya atarsanız direkt fırlıyor dışarı. Şimdi ani bir değişiklik olsa insanlık da görüp “aman abi korkunç bir şey var diyecek” ama değişiklik çok yavaş yavaş geldiği için insanlık da daha yavaş hareket ediyor. Ama vaktimiz yok. Hiçbir noktanın geri dönüşü yok artık” diye konuştu.
İKLİM KRİZİ KİMSENİN UMRUNDA DEĞİL
İklim krizini yavaşlatmak için önce devletlerin, iş insanlarının ve vatandaşların yapabileceklerini sıralayan Prof. Dr. Levent Kurnaz; “En başta söylememiz gereken şey oy vermemiz gerekiyor ve biz bugün Türkiye’de, Amerika’da, Almanya’da her nerede oy veriliyorsa biz bu konuştuğumuz şeyler üstünden oy vermiyoruz. 2024 yerel seçimlerini geride bıraktık ve hiçbirimiz belediye başkanı adayına gidip “peki sen belediye başkanı olduğun zaman benim karbondioksit salınımımı azaltmak için ne ortaya koyacaksın” sorusunu sormadık. Dünya Ekonomik Forumu her sene bir anket yapıyor; her ülkedeki iş insanlarına gidiyor diyor ki “sizin için iş dünyasının karşısındaki en büyük sorun nedir”. Kısa vadede en önemli sorun yanlış bilgilendirme olarak görülürken ikinci en büyük sorun iklim krizi. Orta vadeye bakacak olursak yani önümüzdeki 2 ile 10 sene arası kesinlikle iklim krizinin getireceği felaketler, yüksek sıcaklık artışları, biyoçeşitlilik kaybı sayılmaya başlanıyor. Şimdi geri dönüp Türkiye’ye baktığımızda Türkiye’deki iş adamlarına da bu soruluyor. Buradaki cevaplarda iklim değişikliği ilk 5’te yok. Çevre sorunlarının hiçbiri ilk beşte yok. Yani enflasyon var, hayat standardı var, şu var, bu var ama çevre ile ilgili hiçbir sorunu bizim ne devletimiz, ne iş dünyamız, ne halkımız ilk beşe koymuyor. Türkiye’yi bırakın pek çok başka ülkeye gittiğinizde de hayat kavgası insanları bunalttıkça çevresel problemler aşağıya düşüyor” dedi.
HEPİMİZİN ÜZERİNE DÜŞEN GÖREVLER VAR
Seçimlerimizi de sorgulamamız gerektiğini belirten Prof. Dr. Levent Kurnaz; “Şimdi burada hem devletin hem iş dünyasının doğru yaptığı işleri desteklememiz gerekiyor. En basit Göktürk’te metro var. Metro olduğu halde siz kendi aracınızla trafiğe keyfi olarak çıkıyorsanız orayı sorgulamak gerekiyor. Özel araba kullanmayacağız, zorunluluk dışında hiçbir yere uçmayacağız. Mümkün olduğu kadar üstünüze ikinci gömleği almayacaksınız. İhtiyacınız olduğu kadar alışveriş yapacaksınız. Ondan sonra bol miktarda geri dönüşüm yapacağız ve yediğimize içtiğimize çok dikkat edeceğiz. Çünkü önemli bir ayak izi bizim yiyip içtiğimizden geliyor. Burada da mümkün olduğu kadar hayvansal gıdayı azaltmamız gerekiyor. Bu dünyadaki herkes vegan olsun demek değil ama günde 3 öğün et yemeyeceğiz. Kısacası 50 yıl önceki gibi yaşamaya gayret edeceğiz” dedi.
YAĞIŞ ÖLDÜRÜR MÜ?
Türkiye’nin iklim krizinden çok etkilenmeyecek olsa da çevreden aldığı göçlerle zorluklar yaşayacağı uyarısında bulunan Prof. Dr. Levent Kurnaz; ” Türkiye’nin esas belası çevre ülkelerde o sandalyeyi dışarı çıkartıp oturamayacaksınız. Yani Suriye’de, Irak’ta, İran’da ve doğuya gittiğimizde Pakistan’da, Hindistan’da, Bangladeş’te güneye gittiğinizde Mısır’da, Etiyopya’da bunları yapamıyor olacaksınız. Dolayısıyla insanlar hayatlarını kaybetmeye başladıkları zaman hayatlarını kaybetmeyecekleri yerlere göçecekler. Burası da Türkiye olacak. Bir gece kalktığımızda 85 milyon Türkiye nüfusunun bir anda 120 milyona çıktığını görebiliriz. Esas dertlerimiz bunlar olacak. Bunun üzerine ülkemizde de hava sıcaklıkları 3 derece 4 derece ısınacak. Aslında burada ortalamalarda önemli değil. Bakın yağış % 20 azalacak diyelim ama yağdığı her gün yavaş yavaş ığıl ığıl yağacak % 20 azalması hiçbir şey yapmaz mükemmel yaşarsınız. Fakat yağış bugünkü gibi kalacak, uçlar değişecek; yani yağdığı zaman sel götürecek, ondan sonra 2 ay kurak olacak, sonra tekrar sel götürecek, bu öldürür” diye konuştu.
Prof. Dr. Levent Kurnaz tüm bu uyarıları çocuklarımızın geleceği için yaptığını söyledi ve ekledi; “85 milyonuz ve gidecek başka evimiz, vatanımız yok. Bu nedenle topraklarımızı, gezegenimizi korumak zorundayız” diye konuştu.




