Özel İçerikler

Modern dünyanın hastalığı yalnızlık!

Modern bir dünyada yaşıyoruz ama yalnızlık ile. Hayatımızı eski zamanlara göre çok daha kolay sürdürüyor, yaşamsal ihtiyaçlarımıza kısa sürede ulaşabiliyoruz. Ancak ihtiyaçlarımıza kısa sürede ulaşabilme imkanı insanı öyle bir noktaya getirdi ki ilişkileri sürdürmeye gücümüz ve vaktimiz kalmadı. Süreç bizi artık yalnızlıkla imtihan ediyor. Teknolojiye olan bağımlılığımız artıyor, ilişkilerimiz gerçeklikten uzaklaşıyor, yapaylaşıyor. Editörün Gözünden programında Elif Nur Güder‘in konuğu olan Yeşilay Başkanı Doç. Dr. Mehmet Dinç, günümüz insanının bir ilişkiyi sürdürme becerisini günden güne kaybettiğine dikkat çekti ve bu sürecin insanın sevgi, aidiyet gibi ihtiyaçlarını giderememesi dolayısıyla uzun vadede pek çok ruhsal problemi beraberinde getireceği uyarısında bulundu.

Konforumuzu kaybetmemek uğruna ilişki sürdürme becerisinden yoksunlaşıyoruz

Yeşilay Başkanı Doç. Dr. Mehmet Dinç

Günümüzde konuşulması gereken önemli kelimelerden birinin “konfor” olduğunu belirten Doç. Dr. Mehmet Dinç, ” İnsanlar yapay zekayı da çoklu kullanmak noktasında tercihte bulunurken yalnızlık noktasında da problem yaşarken genelde konfordan dolayı yaşıyorlar. Niçin? Çünkü çok ciddi bir şekilde modern dünya insanının “zahmetsiz rahmet” ya da her şeyin çok iyi gitmesi, hiç eziyet, sıkıntı, problem olmadan her şeyin yürümesi ile alakalı beklentileri var. O yüzden bir ilişkinin yükünü kaldırmak, problemleriyle başa çıkmak, zorluklarının üstesinden gelmeye çalışmak ya da bazen her şeye rağmen ilişkinin geleceği için sabretmek, hatır gözetmek zor gelebiliyor, bitirmek daha kolay geliyor. Bu sefer de başka insanları suçlamak söz konusu oluyor; insanlar bencil, insanlar düşüncesiz, insanlar şöyle, insanlar böyle; “ben yalnız kalayım, beni anlamıyor insanlar” deyip teknolojiye yönelmeleri söz konusu olabiliyor. Bu konforlu bir şey gibi görünüyor ama neticede esasında bize çok yalnız hissettiren, bizim sevgi ihtiyacımızı, aidiyet ihtiyacımızı karşılamayan bir durumla bizi baş başa bırakmış oluyor. Bundan da uzun vadeli olarak çok ciddi psikolojik anlamda yıpranmalar, yaralar ortaya çıkıyor. O yüzden bu konfor meselesini tekrar düşünmemiz lazım. İnsan yaralanacak bu dünyada. Yaralanmaktan korkmamak lazım, yaralanmaktan kaçmamak lazım. Peyami Safa’nın öyle bir sözü vardır; ‘Yaşamak, yaralamak ve yaralanmaktır; ama insanca.’ diye konuştu.

YAPAY ZEKA BU KEZ ÖLDÜRDÜ

Dikkatimiz çalınıyor, öğrenemiyoruz!

Günümüzde yapay zeka gibi, sosyal medya gibi platformlarda sürdürdüğümüz ilişkilerin gerçek ilişki olmadığını, çünkü bu ilişkilerde kişilerin oldukları gibi değil, olmak istedikleri gibi göründüğüne dikkat çeken Doç. Dr. Mehmet Dinç, geçtiğimiz günlerde 52 yaşındaki ünlü aktrist Julia Roberts’ın sosyal medyasına koyduğu bir fotoğraf üzerine çok acımasız yorumlar aldığını belirtti ve Roberts’ın bunun üzerine “3 gün kendime gelemedim” dediğini hatırlattı. Kişilerin sosyal medyadaki ilişkilerden beslendiğinde çok ciddi zarar görebileceği uyarısında bulunan Mehmet Dinç, ayrıca dikkatimizin çalındığını belirtti. Bir insanın sosyal medyaya, oyunlara, bilgisayar ürünlerine maruz kala kala dikkatinin azaldığını söyleyen Mehmet Dinç, “Bu şekilde hiç bir şey öğrenemez hale geliyoruz. Balık hafızası diye bir şeyden bahsedilir. Çünkü balık hafızası 9 saniyedir. Öğrenmenin gerçekleşmesi için ise en az 9 saniye dikkatini oraya vermesi gerekir. Kanada’da yapılan bir araştırma var; gençlerin dikkatinin 8 saniyeye düştüğünü bulmuşlar, balık hafızasından daha kötü.” dedi.

 

Akıllı saat ihtiyaç mı, değil mi?

Günümüzde ebeveynlerin kendi kaygı yönetimsizliklerini çocuklarına da yansıttığını belirten Doç. Dr. Mehmet Dinç, ” Ben teknolojik araçlarla ilgili kullanım için öncelikle acil ihtiyaç mı yoksa değil mi ona göre değerlendiriyorum. Bazen ihtiyaç olabiliyor ancak burada anne babanın kaygısından dolayı, kontrol etme arzusundan dolayı, kendi korkularıyla başa çıkamadığından dolayı teknoloji, yalnızlık, mehmet dinç, örneğin çocuğa akıllı saat kullandırılıyorsa orada bir problem var demektir. O yüzden anne babanın yaptığı işi temellendirmesi ve bu temellendirmeye serin kanlı, makul bakan birisiyle paylaşması, ondan onay alması bu anlamda çok önemli. Öbür türlü kendi korkularımızı, problemlerimizi, kaygılarımızı çocuğun üzerinden yaşayıp onun hayatını daraltıp ona zarar verir hale gelebiliyor” diye konuştu.

Dünyanın daha güvensiz bir yer olmadığını belirten Doç. Dr. Mehmet Dinç, ” Aslında daha çok kontrol ettiğimiz bir dünyadayız, her yerde kamera var, her yerde insan var ama daha çok korktuğumuz bir dünyadayız. Niçin? Çünkü kötülük haberleri çok hızlı yayılıyor ve insanların birbirine karşı güveni çok azalmış durumda. O yüzden diyorum kendi korkumuzu çocuğa yansıtıp çocuğun hayatını daraltmayın” uyarısında bulundu.

“Kaygıyı bulaştırıyoruz”

Ebeveynlerin birbirinden çok etkilendiğine dikkat çeken Doç. Dr. Mehmet Dinç, “Birbirimizden çok etkileniyoruz ve kaygıyı, yanlış uygulamaları da bulaştırıyoruz. Yani herkes akıllı saat kullanıyor diyelim veya başka bir şeyse zararlı bu şekilde çocukları da bir şekilde etkilemiş oluyoruz. Çocukları çok etkiliyor, onların hayatını daraltıyoruz ve bunun bedelini onlar ödüyorlar. Çocuklar anne baba kontrolünde, kendi kararlarını veremez, risk alamaz ve kendi işlerini yapamaz hale geliyorlar. Kendi ayakları üzerlerinde durmaya başladıklarında ya aşırı risk alır ya da hiç risk alamaz hale geliyorlar. İkisi de ağır bedel ödenmesine neden oluyor” diye konuştu.

Anne babalıkla ilgili 2 önemli madde

Ebeveynlerin anne babalıkla ilgili iki önemli noktaya dikkat etmeleri gerektiğini söyleyen Doç. Dr. Mehmet Dinç, “Bunların birincisi sezgileridir. Sağ duyularına, kalplerine güvenmeliler. Moda diye, akım diye herkes her şeyi yapmak zorunda değildir. İkincisi de kendileri gibi çocuklarıyla dertli, yani çocuklarının geleceğini önemseyen anne babalarla bir araya gelsinler, oturup konuşsunlar, fikir paylaşsınlar, sorunları-çözümleri masaya yatırsınlar” önerisinde bulundu.

Çocuk yetiştirmek istiyorsan önce köy kur

Günümüzde önemli kavramlardan birinin aile kavramı olduğunu belirten Doç. Dr. Mehmet Dinç, “Önceden aile dostumuz diyorduk, şimdi “aile dostu” diye bir şey kalmadı. Aile dostlarımız çok olacak. Afrikalıların çok güzel bir sözü var, diyor ki “bir çocuk yetiştirmek istiyorsan önce bir köy kur, çocuk köyün içinde yetişecek, anne baba yetmez, o ortamı oluşturmak lazım. O ortamı biz oluşturursak sağlıklı bir ortam oluşturma imkanımız çok daha fazla, kendi kendine oluşursa çok istemediğimiz bir ortamın oluşma ihtimali var. O riski almayalım” dedi.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu

Reklam Engelleyici Algılandı

Lütfen reklam engelleyiciyi devre dışı bırakarak bizi desteklemeyi düşünün